Son Eklenen Yazılar

Maruziyetin İktisadi ve Coğrafi Dağılımı: Kim Daha Kırılgan?

gorsel_2

Afetler her gün dünyanın kapsını farklı farklı coğrafyalarda çalmaya devam ediyor.

En güncel örnek, İtalya Deprem(ler)i…
En sonuncusu 31 Ekim 2016 Pazar günü yaşandı. Büyüklüğü önce 6,1 açıklanan ve sonrasında 6,5 olarak revize edilen Deprem, Avrupa’yı tedirgin etmeye devam ediyor. Güney İtalya’nın, turist yoğunluğu çok yüksek olan Roma, Floransa gibi şehirlerde de hissedilen ve paniğe sebep olan depremde ölen olduğu bilgisi gelmedi. Geçtiğimiz yaz (24 Ağustos’ta) yaşanan 6 büyüklüğündeki deprem 300 kişinin hayatını kaybetmesine sebep olmuştu. Bu süre sonrasında, bölgede yaşanan depremlerin bu depremle ilişkili olduğu düşünülüyor.

6.2 magnitude earthquake hits central Italy - at least 21 dead

Merkez İtalya Depremi-Ağustos-2016 Kaynak: NY Times

gorsel_1_1

 

 

 

 

 

 

 

Öte yandan dünyanın çeşitli yerlerinde de sel, kuraklık vb. doğal afetler yaşanmaya devam ediyor. Bunlara insan kaynaklı afetler eşlik ediyor. İklim değişikliği sebebiyle tetiklenen afetler her geçen gün hem toplumsal yaşamı hem de iktisadi kalkınmayı tehdit etmeye, iktisadi faaliyetleri aksatmaya devam ediyor.… Yazının Devamını Oku

Yeni Kitap: “Aynılığın Tekrarından Biricikliğin Büyüsüne”

onur_kitap

Sitemiz yazarlarından A. Onur Aktaş’ın yeni kitabı “Aynılığın Tekrarından Biricikliğin Büyüsüne” Yeni İnsan Yayınevi’nden çıktı ve raflardaki yerini aldı!

Tanıtım Bülteni’nden:

Nietzsche çağları aşan bir perspektifi, insan yaşamına dair vurgularla yazmış ve yaşamıştır. Onu anlamak zor, yanlış anlamak ise çok kolaydır. A. Onur Aktaş, Nietzsche’nin en önemli kavram ve anlatılarını, yaşadığımız toprağın kültürüne dair söylemleri de katarak o kadar berrak anlatıyor ki geçmişte okuduğunuz herhangi bir Nietzsche kitabını belki dönüp yeniden yorumlamanızı yeni çıkarımlar sağlamanızı olanaklı kılıyor. Ancak Aktaş’ın kitabında sadece Nietzsche ile beraber değiliz. Schopenhauer’un müziği, Aristoteles’in mutluluğu, Smith’in duyguları da bizlerle…

Ölümün farkında olan tarafımız soruyor, “Aciz bir varlık olduğunu biliyorsun, peki yaşadığının farkında olarak mı yaşıyorsun? Bu senin hayatın mı? Yoksa büyüklerinin, öğretmenlerinin, din insanlarının, politikacılarının, reklamcılarının, medyanın sana biçtiği rolü oynayan ruhsuz, kuru bir aktör müsün?

Yazının Devamını Oku

İbn-i Haldun’un İktisat Tarihi Görüşü Versus Praksiyoloji

???????????????????????????????????????????????????????????????

“Devletler de insanlar gibi doğar, yaşar, büyür ve ölürler.”
İbn-i Haldun, Mukaddime, s.188.

İslam medeniyetinin arka bahçesinde güçlü entelektüeller bulmak kolay değildir. İbn-i Haldun bunlardan birisidir. İbn-i Haldun kitaplarında birçok konuya değinmişse de konumuz olan iktisat ve mali kurumlar hakkında bölük pörçük yazmış ve fikir belirtmiştir.

Özgürlükçü düşünce içinde yazıp, okuyan ve düşünen birçok kimse İbn-i Haldun’u takdir eder. Ortaçağ da yaşamış bir aydın olarak İbn-i Haldun övgüye değer birçok yeni fikri hayatımıza kazandırdığı gibi eski fikirleri de yaldızlayıp, aydınlatıp teoriye büründürmüştür. Şöyle ki; İbn-i Haldun insanın ortak gelişimini karşılıklı yardımlaşma da görmüş bunun yanında emeğin işbölümünü onaylayıp, devletlerin zararları hakkında konuşmuştur. Özel mülkiyete, %100 altın (tek maden sistemine) standardına ve piyasalara değer vermiştir. Barışı ve çeşitliliği insanlığın başarısı saymıştır. İbn-i Haldun Ortaçağ da dini verileri en az kullanan filozoftur.… Yazının Devamını Oku

Tüketimci Tüketici (Consumerist Consumer)

consumerist-consumer-1

Zor zamanların hiç bitmediği bir toplumda dingin bir ruhla okumak ve yazmak da çok zor. Fakat özellikle ekonomik zorluklardaki büyümeye karşın işlemeye devam eden bir alan var. Niceliksel ve niteliksel boyutlarıyla çoğu zaman bilinçsizce deneyimimizden geçirdiğimiz bu alan, tüketim dünyası…

Gündelik yaşamdaki alışveriş pratiklerimize ilişkin olarak medyadaki tüketim haberleri, birer işlenmemiş bilgi (information) niteliğindedir. Ayrıca kapitalizm ya da piyasa sistemi karşıtlığı bağlamında ortaya çıkan, tüketicilerin sömürüldüğü söylemi de söz konusudur ve bilimsellik bağlantısı olsa da, bu söylem bireylerin ya da sosyal grupların daha çok gündelik yaşam pratikleri düzeyinde kalmaktadır. Kavram ve kuramların geliştirildiği akademik çalışmalar ise tüketim dünyasına ilişkin daha iyi yol gösterici olarak bize işlenmiş bilgi (knowledge) sunmaktadır. Bu noktada kavram ve kuramlar gündelik yaşamın tüketim boyutunu anlamada etkin bir kılavuzluk sağlamaktadır.… Yazının Devamını Oku

Bu Kez ’’Kapsayıcı’’ Kapitalizm

gorsel-1-one-cikan

İktisadın geçerliliğini ispatlama ihtiyacını en çok duyduğu dönemlerden birinde yaşayan bizlere serbest piyasa ekonomisi ve iktisadi insan verili olarak sunuldu ve yeterli refah seviyesine ulaşmış, daha fazlasına ulaşma kapasitesine de sahip azınlıklar için su götürmez bir gerçek haline geldi. Öte yandan, yine bizlerin bildiği gerçek, belki arka mahallemizde, belki alt sokakta belki diğer muhitte belki de sitemizin az ötesinde farklı iktisadi/yaşamsal gerçekliklerin yaşandığı. Hal böyleyken, kalkıp piyasa ekonomisini savunmak bence çok da mümkün değil. Hele hele kapitalizmin kapsayıcılığından söz etmek…

Piyasacı iktisadın öne eğilen başını gerçek dünya ile tanıştırma gayretindeki davranışsal iktisat, bize farklı ufukların kapısını aralayabilmekte. Sadece bireylerin kar güdüsü ve faydasını maksimize eden ekonomik ajanlar olmadığını, aksine yanılan, yanlış hesaplayan, itibarını göz önünde bulunduran, karşılık bekleyen ve nihayetinde diğerlerini düşünen aktörler olduğunu ortaya koymakta.… Yazının Devamını Oku

Dani Rodrik ve İktisadı Anlamak (2)

foto

Kaldığımız yerden devam edelim.

III

Rodrik (ss. 171-180) iktisadın değer yargılarıyla dolu olduğu ve iktisatta bilimsel olarak kabul edilen şeylerin çoğunun aslında piyasalara dayalı topluma yönelik normatif tercihleri yansıttığı eleştirisini, iktisat modellerindeki bencil davranış varsayımından hareketle yanıtlıyor. Bencillik varsayımının pek çok yapısal koşulda yeterli derecede gerçekçi olduğunu, ama bu varsayımı yapan modellerdeki analizlerin değer yargısı içermediğini ileri sürüyor. İktisatçılar inceledikleri meseleleri ahlâki değil ampirik meseleler olarak görüyor ve bunları temel itibariyle etkinlikten hareketle ele alıyorlar. Gerçi piyasa etkinliği tek tek iktisatçıların piyasalara ilâve değerler atfetmesini engellemiyor ve iktisatçılar kimi zaman dikkatsiz davranıp yetkilerinin ötesine geçen iddialarda bulunabiliyor. Ama söz konusu değerler iktisadın dışından kaynaklanıyor ve iktisatçıların savunması bunlara özel bir güvenilirlik kazandırmıyor.

iktisadi_anlamak_rodrik

Burada Rodrik’le aynı düşünmüyorum. Değer yargılarının olmadığı bir iktisattan bahsetmek mümkün değil.… Yazının Devamını Oku

Dani Rodrik ve İktisadı Anlamak (1)

iktisadi_anlamak_rodrik

Dani Rodrik’in geçen ekim ayında yayınlanan Economics Rules adlı son kitabı bizde bu mayıs ayında İktisadı Anlamak adıyla yayınlandı. Böyle olunca, kitabın çevirmeni olarak bir yazı yazmak farz oldu. İktisadı Anlamak akademik bir kitap değil. Bizim popüler bilim dediğimiz türe yakın, basit dille ve iktisatçı olmayanların anlayabileceği üslupla yazılmış. Nitekim Rodrik’in hedef kitlesinin yarısını iktisatçı olmayanlar oluşturuyor.

Kitabın akademik olmadığını belirten bir şekilde, Economics Rules argo kaçan bir başlık ve “iktisat süper bir şeydir” gibi bir anlama sahip. Rodrik’in iktisadı eleştirenlere yanıt vermesini ifade ediyor. Bu nedenle Türkçede tam bir karşılık bulmak mümkün değil. Ancak, Türkçe başlığın Rodrik’ten onaylı olduğunu söyleyelim. Alt başlık olarak da, daha açıklayıcı olduğu için yayınevi kitabın İngiliz baskınının alt başlığını tercih etti.

Bu yazıda Rodrik’in ana fikrinden biraz bahsedeceğim, ama kitabın özetini vermeyeceğim.… Yazının Devamını Oku

Cambridge Sermaye Tartışmalarına Tanıklık Etmek – 4/4

photo 1

Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Bu soruyu ben değil, 2003 yılında Journal of Economic Perspectives adlı akademik dergide yayımlanan makalelerinde A. J. Cohen ve G. C. Harcourt birlikte soruyorlar. Sahiden de, Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Şimdi de ben soruyorum. Cohen ve Harcourt’a göre, tartışmalara katılan birçok kişi artık hayatta olmadığından bu sorular geçmișin tozlu, karanlık, ıșıksız odalarının unutulmuş, örümcek ağlarıyla kaplanmış kitap raflarında kaldı. Aslında tam olarak böyle söylemiyorlar, ben biraz dramatikleștirdim. Onların açıklamalarından anlașılan tartıșmaların durduğu. Oysa bana sanki bu tartıșmalar hala devam ediyormuș gibi geldi. Bu yazıda, neden Cohen ve Harcourt ile aynı fikirde olmadığımı anlatmaya çalıșacağım. Bunu yapabilmek için birçok konuya değinmem gerekti. O yüzden de yazı uzadıkça uzadı. Sanal dünyanın alan genișliğinin hissettirdiği sanal özgürlük duygusuyla, kimi zaman konu dıșına çıkmayı da göze alarak, yazdıkça yazdım.… Yazının Devamını Oku

Cambridge Sermaye Tartışmalarına Tanıklık Etmek – 3/4

photo 1

Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Bu soruyu ben değil, 2003 yılında Journal of Economic Perspectives adlı akademik dergide yayımlanan makalelerinde A. J. Cohen ve G. C. Harcourt birlikte soruyorlar. Sahiden de, Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Şimdi de ben soruyorum. Cohen ve Harcourt’a göre, tartışmalara katılan birçok kişi artık hayatta olmadığından bu sorular geçmișin tozlu, karanlık, ıșıksız odalarının unutulmuş, örümcek ağlarıyla kaplanmış kitap raflarında kaldı. Aslında tam olarak böyle söylemiyorlar, ben biraz dramatikleștirdim. Onların açıklamalarından anlașılan tartıșmaların durduğu. Oysa bana sanki bu tartıșmalar hala devam ediyormuș gibi geldi. Bu yazıda, neden Cohen ve Harcourt ile aynı fikirde olmadığımı anlatmaya çalıșacağım. Bunu yapabilmek için birçok konuya değinmem gerekti. O yüzden de yazı uzadıkça uzadı. Sanal dünyanın alan genișliğinin hissettirdiği sanal özgürlük duygusuyla, kimi zaman konu dıșına çıkmayı da göze alarak, yazdıkça yazdım.… Yazının Devamını Oku

Cambridge Sermaye Tartışmalarına Tanıklık Etmek – 2/4

photo 1

Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Bu soruyu ben değil, 2003 yılında Journal of Economic Perspectives adlı akademik dergide yayımlanan makalelerinde A. J. Cohen ve G. C. Harcourt birlikte soruyorlar. Sahiden de, Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Şimdi de ben soruyorum. Cohen ve Harcourt’a göre, tartışmalara katılan birçok kişi artık hayatta olmadığından bu sorular geçmișin tozlu, karanlık, ıșıksız odalarının unutulmuş, örümcek ağlarıyla kaplanmış kitap raflarında kaldı. Aslında tam olarak böyle söylemiyorlar, ben biraz dramatikleștirdim. Onların açıklamalarından anlașılan tartıșmaların durduğu. Oysa bana sanki bu tartıșmalar hala devam ediyormuș gibi geldi. Bu yazıda, neden Cohen ve Harcourt ile aynı fikirde olmadığımı anlatmaya çalıșacağım. Bunu yapabilmek için birçok konuya değinmem gerekti. O yüzden de yazı uzadıkça uzadı. Sanal dünyanın alan genișliğinin hissettirdiği sanal özgürlük duygusuyla, kimi zaman konu dıșına çıkmayı da göze alarak, yazdıkça yazdım.… Yazının Devamını Oku