Deneysel ve Davranışsal İktisada Giriş 2; Tahmin Oyunu

Söz verdiğimiz gibi yazımızın ikinci kısmında tahmin oyunundan bahsedeceğiz. Literatürdeki adı “guessing game” ya da “p-beauty contest game” olarak geçen bu oyun adını Keynes’in Genel Teori kitabındaki şu benzetmesinden almaktadır;

“…professional investment may be likened to those newspaper competitions in which the competitors have to pick out the six prettiest faces from a hundred photographs, the prize being awarded to the competitor whose choice most nearly corresponds to the average preferences of the competitors as a whole; so that each competitor has to pick, not those faces which he himself finds prettiest, but those which he thinks likeliest to catch the fancy of the other competitors, all of whom are looking at the problem from the same point of view. It is not a case of choosing those which, to the best of one’s judgment, are really the prettiest, nor even those which average opinion genuinely thinks the prettiest. We have reached the third degree where we devote our intelligences to anticipating what average opinion expects the average opinion to be. And there are some, I believe, who practise the fourth, fifth and higher degrees.”

Oyun, deneysel iktisatta bu zamana kadar birçok farklı hipotezi test etmek için kullanılmış popüler bir oyundur.
Oyunun asıl amacı insanların belli bir topluluk içerisindeki stratejik karar verme sürecinde ne ölçüde ve derinlikte tahmin yapabildiğini; diğer insanların karar süreçlerini ne derinlikte tahmin edip ona göre bir strateji ile karar verebildiklerini incelemektedir.Konuyla ilgili, deneysel iktisat hakkında hiçbir fikri olmayanların da anlayabileceği detaylı bir çalışma üzerinde çalışmaktayım. Sanırım 1 hafta içerisinde onu da sizlerle paylaşabilirim. Şu aşamada kısaca oyundan ve belli başlı sonuçlarından bahsedeceğim.

Oyunun en basit formunda 2 veya 2’den fazla denek, [0,100] aralığından birer sayı seçerler. Bu sayıların ortalaması daha önceden belirtilen bir katsayı ile çarpılır ve sonuçta çıkan sayıya en yakın sayıyı tahmin eden ödülü kazanır. Diğerlerine de bir sonraki turu beklemek kalır :)

Örnek;
Oyunumuz [0,100] arasında seçilecek sayıların ortalamasının 2/3 ile çarpımına en yakın sayıyı tutanın kazanacağı bir oyun olsun.
Ali, Ayşe ve Hasan sırasıyla 24,36,68 sayılarını seçmiş olsunlar. Bakalım sonuç ne olacak?

Hedef Sayı = [ (24+36+68) /3 ] * 2/3
H.S. = 28.4

Kazanan, en yakın sayıyı yani 24’ü seçen Ali’dir.

Oyun teorisinin çözümü böyle bir oyunda “zayıf tercihlerin baskın tercihler tarafından elimine edilmesi (iterated elimination of weakly dominated strategies -IESDS-)” kuralına göre sıfırın rasyonel bireyin çözümü olacağı ve bu sonuca gidilene kadar sonsuz sayıda eliminasyon yapılacağı yönündedir. Oysa yapılan deneyler bu sürecin oyun teorisinin söylediği gibi sonsuz sayıda olmak yerine 2 ya da 3. dereceden bir eliminasyon düzeyinde olduğunu ve sıfırın da neredeyse hiç seçilmediğini göstermektedir. Ayrıca rasyonalitenin yerine özellikle kısıtlı rasyonelliğin (bounded rationality) daha açıklayıcı olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu oyunlardaki ilginçliklerden bir tanesi örnek oyunda olduğu gibi insanların 66’nın üzerinde sayılar seçmesi. Bunun, ortalamayı yükseltmek dışında hiçbir anlamı yoktur. Çünkü;

Eğer herkes en yüksek sayı olan 100’ü seçseydi;

H.S. = [ (100+100+100)/3 ] * 2/3
H.S. = 66.6

olurdu. Çünkü 66.6’nın üzerindeki her sayı, altındaki sayılar tarafından baskın tercih olarak elimine edilmiştir. Öyleyse Hasan neden 68’i seçmiştir?

– Oyunu mu anlamadı?
– Oyunu ciddiye mi almadı? (Ama yüksek miktarda para kazanabilirdi bu deneyde.)
– Hesap yapabilecek kabiliyeti mi yoktu?
– Yanlış mı hesapladı?

… vb. birçok sorunun cevabını vermeye ve insan davranışlarını anlamaya çalışıyor deneysel iktisat.

Tahmin oyunları konusunda şu anda 18 tane deneysel makale hakemli dergilerde yayınlamış ve 1 kitapta da bölüm olarak bahsi geçmiştir. Konunun uzmanı (ya da daha doğru bir ifade ile adı en çok anılan kişi) bu deneyi ilk kez 1995 yılında (Vol. 85) American Economic Review’daki makalesiyle duyuran Rosemarie Nagel’dir. Kendisi University of Pompeu Fabra -Barcelona’da hocalık yapmaktadır.

Ü.Barış URHAN

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+