Türkiye'de İktisat Eğitimi: Bir Öneri

Sevgili Barış Urhan’ın Türkiye’de iktisat eğitimi ile ilgili iki yazısını ve bu yazılardaki atıflardaki kimi makaleleri büyük bir ilgiyle okudum. Bu yazı yazıldığı sıralarda serinin üçüncü yazısı henüz yayınlanmamıştı, ancak ben de konuya kısa bir öneri yazısı ile katkıda bulunmak istedim.

Malum, Türkiye’de iktisat eğitimi, ne lisans ne de yüksek lisans derecelerinde, henüz istenen seviyede değil. Bu yetersizliğin nedenleri üzerine sayfalarca uzunlukta yazılar yazılabilir. Ama, benim üzerinde durmak istediğim şey, ne yapılabileceği ile ilgili. Hatta bu konuda, aslında çok da orjinal olmayan küçük bir-iki önerim olacak.

Önerim kısaca şu: Öncelikle İstanbul ve Ankara’da, belki daha sonra birden çok üniversiteye sahip İzmir’de sadece yüksek lisans eğitimi veren araştırma enstitüleri kurulması. Örneğin, İstanbul’da Boğaziçi, Koç, Sabancı, Marmara ve İstanbul Üniversiteleri biraraya gelseler ve İstanbul İktisat Enstitüsü veya benzer başka bir adla bir enstitü kursalar. Ya da Ankara’da ODTÜ, Bilkent ve Ankara Üniversitesi’nce bir Ankara İktisat Ensitüsü kurulsa. Bu enstitülerde, bu üniversitelerin öğretim görevlilerinin ortak katılımıyla yüksek lisans ve doktora programları açılsa. Ciddi bir kaynak tasarrufu ve sinerji sağlanmaz mı?

Bu yukarda da dediğim gibi, aslında çok orjinal bir öneri değil. Bir örneği, Barselona’da uygulandı ve Barselona’daki en önde gelen üç devlet üniversitesi, Pompeu Fabra, Barselona Üniversitesi ve Autonoma Üniversitesi biraraya gelerek, Barcelona Graduate School of Economics’i (BGSE) kurdular. Amsterdam’daki Tinbergen Enstitüsü ve Paris’teki Paris School of Economics ve Roma’daki Einaudi Enstitüsü de benzer mantıkla kuruldu.

Bu kurumlardan örneğin, BGSE, ekonomi ile ilgili 6 farklı yüksek lisans ve 2 tane de doktora eğitimi veriyor. Bu eğitimlere bu okulu kuran 3 farklı üniversitelerin hocaları ortak olarak katılıyor. 3 kurum bir araya geldiği ve güçlerini birleştirdiği için, okula kaynak bulmak daha kolay oluyor, okulun uluslararası itibarı artıyor ve bu sayede oldukça yüksek miktarda yabancı öğrenci de okula çekiliyor.

Benzer bir uygulama Türkiye’de de hayata geçirilemez mi? İstanbul Graduate School of Economics ya da Ankara Graduate School of Economics kurulamaz mı? Ve ek bir öneriyle, bu okulların açılmasıyla Türkiye’de daha da gelişecek olan iktisat bilimine bir de Türkiye Ekonomi Kurumu’nca kurulacak bir “Turkish Economic Review” eşlik etse?

Bu öneriler sizleri de heyecanlandırmıyor mu?

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
barisurhan

Yazar Hakkında Barış Urhan

Lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü’nde tamamlayan Urhan, yüksek lisans çalışmaları için Kopenhag Üniversitesi İktisat Bölümü’ne başlamıştır. Kopenhag Üniversitesi’nde Prof. Dr. Jean Robert-Tyran’dan Deneysel ve Davranışsal İktisat dersini ve seminerini alarak bu alanla tanışan Urhan, aynı zamanda Deneysel ve Davranışsal İktisat Laboratuvarı’nda ve Danimarka Teknik Üniversitesi Ulaştırma Bölümü, Ulaştırma Ekonomisi Grubu’nda asistan öğrenci olarak çalışmıştır. Türkiye’ye dönüşünü takiben TEPAV’da araştırmacı ve ODTÜ’de doktora düzeyi araştırmacı olarak çalışan Urhan halen bir sivil toplum kuruluşunda uzman olarak çalışmakta ve ODTÜ İktisat Bölümü’nde doktora çalışmalarına devam etmektedir. Urhan’ın başlıca ilgi alanları deneysel ve davranışsal iktisat, oyun teorisi, tüketici davranışları, nöropazarlama ve nöroiktisattır.