Sosyallik karşıtı cezalandırma!

Bazı terimleri ilk kez Türkçe’ye çeviriyorsanız her söylediğinizde ağzınızda bir küf tadı varmış hissine kapılırsınız, çünkü kulağınız alışmamıştır. İşte “sosyallik karşıtı cezalandırma” da benim için böyle bir çeviri, henüz fırın(ım)dan yeni çıktı. Literatüre “anti-social punishment” olarak geçen bu kavram, en güzel örneğiyle Simon Gaechter’in, Benedikt Hermann’ın birgün kendisini ziyarete gelip “daha önce yaptığınız çalışmanın Rusya’da benzer sonuçlar vereceğine inanmıyorum” iddiası ile hayat geçirdiği “Antisocial Punishment Across Societies“de karşımıza çıkıyor. Merak buyurmayın, Türkiye de “boyunun ölçüsünü” alanlar listesinde İstanbul’da yapılmış bir deneyle yerini almış!

Deneyin içeriği sıradan bir kamusal mal deneyinden farksız. (Ama nedir bu deneylerin detayları diyenler şuraya!) Kısaca: Varsayalım ki biz 4 kişiyiz ve birbirimizi ne tanıyoruz ne de görüyoruz. Herkesin önüne bir anda gökten 20TL düşüyor. Bu parayı kullanmanın da şöyle basit bir kuralı olsun: düşen 20TL’den herkes istediği miktarı ortaya koyacak (bu 0TL ile 20TL arasında bir mebla olabilir), ortadaki miktar 2 ile çarpılıp geri dağıtılacak. Dağıtım gerçekleştikten sonra isteyenler ellerindeki paradan bir miktar ödeyerek (yani fedakarlık ederek) istedikleri kişiyi (ki makul olan ortaya para koymayanları) cezalandırabilecekler. Örneğimizde de bu, verdiğinizin 3 katı kadar cezalandırma hakkınızın olması şeklinde olsun. Örneğin 2TL vererek, herhangi bir kişiyi bunun 3 katı ile yani 6TL ile cezalandırabilirsiniz. Cezalandırma, ellerine geçenden bu değerin düşülmesi olarak algılanmalıdır. İşte buraya kadar her şey normal! En “makul” davranış herkesin elindeki tüm parayı ortaya koyması ve sonra ortaya konan 80TL’nin (4*20) 2 ile çarpılıp 160TL’ye dönüşmesi ve nihayette geri dağıtımla herkesin 40TL kazanmasıdır. Yani herkes birbirine güvenir ve tüm parasını ortaya koyarsa herkes kazanır! Hermann ve diğerleri bu deneyi İstanbul’un da aralarında bulunduğu 16 ülkenin şehirlerinde gerçekleştirmişler, sonuçlar ilginç! En çok katkı yapan şehirler Boston(18/20), Kopenhag(17.7/20), St.Gallen(16.7/20ve Zürih(16.2/20). Buna karşılık en az katkı yapanlar İstanbul(7.1/20), Riyad(6.9/20) ve Atina(5.7/20). Ege’nin iki yakası yine komşuluğunu göstermiş desenize! Sosyallik karşıtı cezalandırma ise, sıkı durun, ortaya katkı yapmayanların katkı yapanları cezalandırması demektir. Biz Türkler bu durumu “hem suçlu hem güçlü” diyerek nesilden nesile izah ediyoruz zaten! Bu izah etkili olmuşa benziyor ki katkıda bulunanaları cezalandırma sıralamasında en iyi 5. ülke olarak yerimizi almışız! “İyi de bunu niye yapıyorsunuz kardeşim?”  diye sormamız gerektiğini söyleyen Simon Gaechter, bunun konuyla ilgili arkadaşlar için üzerinde düşünülmesi gereken güzel ve ilginç bir alan olduğunu belirtip 1. Türkiye Deneysel İktisat Yaz Okulu‘nda reklamını da yapmıştı diyerek topu atayım bırakayım. Sizce neden Türkiye’deki katılım oranları Kopenhag’dakinden böylesine düşük? Alın size bir ipucu.

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+