Teknoloji Edinimi: Kaynaklar

Teknoloji edinimi Araştırma ve Geliştirme (Ar&Ge) ve Teknoloji Transferi gibi iki temel belirleyiciye bağlı olarak gerçekleştirilmektedir. Bunları ilki içsel ikincisi dışsal kaynaklar olmak üzere sınıflandırmak mümkün. Ancak bu iki kaynak da aslında birbirini belirliyor ve besliyor.

Ar&Ge faaliyetleri teknoloji üretmenin esasını oluşturmaktadır. Ancak özellikle gelişmekte olan ülkeler için bu (içsel) kaynağın kullanımı çok kolay değildir.  Zira Ar&Ge yapabilmenin ön koşullarını sağlamak sözkonusu ülkeler için zahmetli ve maliyetli bir süreçtir. Bilgi üretilmesi, bu bilginin araştırma projeleri ile ticarileştirilmesi, araştırmalarının yapılması ve dahi bu süreçte çalışacak yetişmiş Ar&Ge personelinin temini, beşeri sermaye birikimi, finansman gibi konular gelişmekte olan ülkelerin önünde ayrı ayrı ve olabildiğince büyük engeller, çıkmazlar oluşturmaktadır. Bu süreçlerin tamamı özünde ‘insan’a ve ‘insan eylemi’ne dayanmaktadır.

Öte yandan teknoloji transferi kolay bir yol gibi gözükmekle birlikte maliyetsiz ya da Ar&Ge faaliyetlerine göre daha az maliyetli değildir. Aksine oldukça karmaşık ve maliyetli bir süreç olarak teknoloji transferi teknolojiye kısa vadede sahip olmayı sağlayacak bir kaynak olmakla birlikte içinde hem fırsatları hem de tehditleri barındırdığını gözden kaçırmamak gerek. Tehditten başlamak gerekirse, bir bilgiyi almak onu iyi kullanma garantisini vermez. Bu tamamen alan tarafın mevcut beşeri, sosyal, kültürel ve ekonomik kaynaklarına bağlıdır. Şöyle ki eğer bir teknolojiyi (üretim bilgisini) transfer eden taraf bu bilgiyi, yeni bilgilerin (teknolojilerin) üretimi için kullanamıyorsa, bu süreç ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda üretilen her yeni teknolojinin legâl veya illegâl yollardan -yüksek maliyetli bir biçimde- transferini sürekli ve zorunlu kılacaktır. Bu süreç teknolojik, mali politik bağımlılık gibi bir riski içermektedir. Özetle sadece teknolojiyi (bilgiyi) kullanabilmekle sınırlı kalan bir transfer süreci teknolojik gelişmeyi sağlamak bir yana temelde teknolojik olmak üzere pek çok bağımlılığı beraberinde getirecektir.

Bu iki kaynak birbirii belirler ve besler…

Eğer gelişmekte olan ülke(ler) teknolojiyi içsel kaynakları aracılığıyla üretemiyor ya da üretimleri ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa teknoloji transferi sürecini tercih etmekten başka bir alternatifleri olmayacaktır. Teknoloji transferinin ilk aşaması olan seçimin gerçekçi olarak yapılabilmesi içsel kaynaklara bağlıdır. Ev sahibi ülkenin transfer edilecek teknolojiye uyum sağlayabilme ve onu özümseyebilme kapasitesinin tespitinden teknolojik yeteneklerin bu süreçte geliştirilmesine kadar pek çok stratejik karar ülkenin mevcut bilim ve teknoloji teknokratları, stratejistleri ve politika yapıcıları tarafından verilmezse işte o zaman bağımlılık ve çıkmaz çanlarını duymaları çok gecikmeyecektir.

İlgilenenlere: Bu konu ile ilgili kapsamlı bir sorgulamayı içeren bir çalışmanın revizyonu tamamlandı ve yayım sürecine girmek üzere. Kapsamlı bir okuma (kısa) bir süre sonra bu sayfalarda sizinle olacak.

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Murad Tiryakioğlu

Yazar Hakkında Murad Tiryakioğlu

fyon Kocatepe Üniversitesi, İktisat bölümünden lisans; İşletme ve İktisat alanlarında yüksek lisans derecesi bulunan Tiryakioğlu, 2013 yılında teknoloji transferinin teknolojik yetenek edinimi için stratejik bir kaynak olduğunu ve bu kaynağın Türkiye için nasıl kullanılabileceğini araştıran tezi ile doktor ünvanını almıştır. Ağustos-2001’den bu yana Afyon Kocatepe Üniversitesi İktisat Bölümünde çalışan Tiryakioğlu, afet planlamasına ilişkin sosyal sorumluluk projeleri konusunda tecrübe sahibidir. Acil-afet gönüllüsü olarak Afyonkarahisar İl Afet Acil durum Müdürlüğü ve 2013 yılında kurduğu Afet Bilinci Derneği çatısı altında çalışmalarını sürdüren Tiryakioğlu’nun akademik çalışma alanları kalkınma iktisadı, sanayi, teknoloji ve yenilik ekonomisi ve sosyal yenilikçilik konularında odaklanmaktadır.