Tarihin Dönüşü

David Brooks, egemen iktisadi görüşün kalelerinden Şikago Üniversitesi’nde tarih okumuş bir gazeteci. Gençliğinde kendisini “liberal” (Amerika’da sol eğilimli olmak liberal olmak olarak tanımlanır. Burda liberallikten kastedilen sosyal liberalliktir.) biri olarak tanımlasa da görüşleri kendi ifadesiyle, “Milton Friedman ile bir televizyon programında karşılaşıp, kendi liberal argümanlarının Milton Friedman tarafından iki cümleyle çökertilmesi” sonucu değişmiştir.

David Brooks şimdilerde New York Times’ta yazarlık yapmakta ve çeşitli kanallarda yorumcu olarak da yer almaktadır. Her ne kadar son zamanlarda Obama’ya hayranlığını çeşitli vesilelerle dile getirmiş de olsa, seçimlerde McCain’i desteklemiş ve kamuoyu genelinde muhafazakar olarak tanınan biridir Brooks.

Brooks’un 25 Mart 2010 tarihli New York Times Gazetesi’nde “Tarihin Dönüşü” [The Return of History] başlıklı bir makalesi yayınlandı.[1]

Makale iktisat camiasında oldukça ses getirdi. Harvard Üniversitesiden Gregory Mankiw [2], Notre Dame Üniversitesi’nden David Ruccio, West of England Üniversitesi’nden Edward Fullbrook[4] konuyla ilgili görüşlerini bildiren yorumlar kaleme aldılar.

Peki, Brooks bu ses getiren yazısında ne diyordu? Yazı, iktisat bilimi tarihinin çeşitli aşamalardan geçtiğini iddia ediyor ve bu aşamaları içerikleriyle birlikte şu şekilde sıralıyor:

Aşama 1: Bu aşama, iktisadı bilim olarak görenlerin aşamasıdır diyor Brooks. Aynı zamanda bu aşama, Brooks’a göre, insanların tamamen rasyonel ve fayda maksimizasyonu problemi çözdüğünü varsayan ve bu varsayımlar üzerine süslü modeller kuran bir zihniyetin ürünüdür.

Aşama 2: Bir sonraki aşamada ise birileri ilk aşamadaki basit varsayımların ötesine geçmeye çalışıyor. Örneğin, Gary Becker, diğerkamlığı(altruizm) iktisada sokuyor, Herbert Simon, insanların rasyonal olmayabileceğini ifade ediyor, Kahneman ve Tversky ise objektif karar alma aşamasında insanların bazı ortak önyargıları ve eğilimleri olabileceğini savunuyor.

Aşama 3: Üçüncü aşama 2008 sonunda başlayan ekonomik krize denk geliyor. Matematiksel açıdan oldukça gelişmiş modeller kuran iktisatçılar, finansal krizi öngörememekle kalmıyor, üstüne üstlük krizin daha derin olmasına neden olabilecek davranışları tetikliyor ve insanlığa 50 trilyon dolarlık bir zarar veriyorlar.

Aşama 4: Bu aşama kriz sonrasında günümüzde geçiyor ve iktisatçılar kendi aralarında bir nevi “soul searching” (vicdan muhasebesi) yapıyorlar. Ancak krizin başlangıçı üzerinden 1 seneyi aşkın bir zaman geçmesine rağmen halen nerede yanlış yapıldığı üzerine bir oydaşmaya varmış görünmüyorlar. Bu aşamada tartışmalar olanca hızıyla devam ediyor. Brooks, bu noktada, çeşitli iktisatçıların kriz üzerine görüşlerine yer verdikten sonra, klasik libertaryan Avusturya iktisadının ABD’deki kalesi olan George Mason Üniversitesi’nden Russ Roberts ile ortak bir görüşü paylaşıyor. Şöyle diyor Roberts: “Gerçek bilimler zamanla ilerleme kaydederler. Oysa iktisatta, eski düşünürlerin görüşleri zaman zaman moda olup zaman zaman gözden düşer. Gerçek bilimlerde kanıtlar soruları ve sorunları çözer. Oysa iktisatta, bir sorunun üzerindeki tartışmayı ortadan kaldıran hiçbir ekonometrik çalışma yoktur.”

İktisadın içinde bulunduğu bu iç açıcı olmayan durumda çıkış yolunu da yine eski iktisatçıların görüşleriyle bulmaya çalışıyor Brooks. Örneğin, Keynes’in hiçbir zaman (şimdiki iktisatçılardan farklı olarak) realizmi matematiğe kurban etmediğini söylüyor ve Keynes’e göre iktisadın aslında bir “ahlak bilimi” olduğunu vurguluyor. Çıkış yolunun da felsefeyle, sosyolojiyle, tarihle ve psikolojiyle daha çok “ortak” olmaktan geçtiğini ifade ediyor ve “İnsanoğlunun, genel-geçer yasalarla çalışan fizik biliminin araçlarıyla anlaşılamayacağı ortadadır.” diyor.[5]
Ve işte tam bu noktada da beşinci aşamaya geçiyoruz.

Aşama 5: Bu aşamda Brooks “İktisatçılar kendi alanlarını havaya uçuracaklar…” ve sonuçta “…iktisat daha gerçekçi olacak ama artık bir bilim değil sanat ve yöntem[6] olacaktır”  diyor.

[1] http://www.nytimes.com/2010/03/26/opinion/26brooks.html

[2] http://gregmankiw.blogspot.com/2010/03/david-brooks-on-state-of-economics.html

[3] http://anticap.wordpress.com/2010/03/26/economics%e2%80%94in-5-acts/

[4] http://rwer.wordpress.com/2010/03/26/5-acts-in-the-history-of-modern-economics/

[5] Bu noktada, Brooks’un yazısını motamot değil, serbest çeviri ile Türkçe’ye çevirdiğimin altını çizmek isterim.

[6] İfadenin orjinali “…economics will be realistic, but it will be an art, not a science.” Burda kullanılan “art” ifadesinin Türkçe kelime karşılığı “sanat” olsa da burdaki karşılığı “sanat-yöntem” ya da belki de “zanaat” daha güzel ifade ediyor

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
barisurhan

Yazar Hakkında Barış Urhan

Lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü’nde tamamlayan Urhan, yüksek lisans çalışmaları için Kopenhag Üniversitesi İktisat Bölümü’ne başlamıştır. Kopenhag Üniversitesi’nde Prof. Dr. Jean Robert-Tyran’dan Deneysel ve Davranışsal İktisat dersini ve seminerini alarak bu alanla tanışan Urhan, aynı zamanda Deneysel ve Davranışsal İktisat Laboratuvarı’nda ve Danimarka Teknik Üniversitesi Ulaştırma Bölümü, Ulaştırma Ekonomisi Grubu’nda asistan öğrenci olarak çalışmıştır. Türkiye’ye dönüşünü takiben TEPAV’da araştırmacı ve ODTÜ’de doktora düzeyi araştırmacı olarak çalışan Urhan halen bir sivil toplum kuruluşunda uzman olarak çalışmakta ve ODTÜ İktisat Bölümü’nde doktora çalışmalarına devam etmektedir. Urhan’ın başlıca ilgi alanları deneysel ve davranışsal iktisat, oyun teorisi, tüketici davranışları, nöropazarlama ve nöroiktisattır.