Schumpeter’den Özdeyişler

1707BK1

Sonunda Thomas K. McCraw’ın “Prophet of Innovation” adlı 700 küsur sayfalık Schumpeter biyografisini bitirdim. Kitabın kolay okunan, sıkmayıcı bir üslubu var.

Kapitalizmin işleyişini anlamaya çalışanlardan sola eğilenler Marx’ı, ortaya eğilenler Keynes’i, sağa eğilenler de Hayek’i okurlar. Bu iktisatçıların her biri piyasa ekonomisini sınırları gayet belli bir bakış açısıyla ele alır. Dolayısıyla, örneğin, Hayek’in fikirlerini beğendiğini söyleyen birinin piyasa ekonomisiyle ilgili düşünceleri de aşikârdır. Schumpeter ise bu iktisatçılar kadar tanınmaz, ama kanaatimce Marx’tan sonraki en özgün kapitalizm açıklamasını yapmıştır.

“The Theory of Economic Development” kitabında Schumpeter kapitalizmin itici gücü olarak gördüğü girişimciden ve onun yaptığı yeniliklerden bahseder. En tanınmış eseri olan “Capitalism, Socialism and Democracy” kitabında da kapitalizmi evrimsel bir süreç olarak ele alır. Kapitalizm doğası itibariyle bir “iktisadî değişim biçimi ya da yöntemidir.”

Kapitalizmin motorunu harekete geçiren ve işleten şey, girişimcilerin ortaya koyduğu yeni tüketim malları, üretim ve ulaşım teknikleri, yine girişimcilerin yarattığı yeni piyasalar ve endüstriyel örgütlerdir. Tüm bunlar Schumpeter’in deyimiyle “yeniliklerdir” ve iktisadî yapıyı içeriden devrimci bir şekilde dönüştürürler; eski yapıyı yok edip sürekli olarak yenisini yaratırlar. Schumpeter bu sürece “yaratıcı yıkım” adını verir.

Marx gibi Schumpeter de kapitalizmin bir gün ortadan kalkacağını savunur, zira kapitalizmin özünde kendini yok etmeye yönelik bir eğilim vardır. “Capitalism, Socialism and Democracy” kitabının en bilinen yerlerinden biri şöyledir: “Kapitalizm yaşamını sürdürebilir mi? Hayır. Sürdürebileceğini sanmıyorum.” Marx’ın aksine, Schumpeter’de kapitalizmi yıkan şey kapitalist zihniyet ya da burjuva rasyonelliğidir.

Ancak Schumpeter’in bu son kitabını biraz dikkatli okumak gerekir. Nitekim Marx ve kapitalizmden bahsedilen bölümlerde ciddi bir analiz varken, sosyalizmin olduğu bölüme geçildiğinde Schumpeter’in üslubu değişir ve alaycılaşır. Kimi zaman cümleler zannedilen anlamı ifade etmez ve tam tersini ima eder. Bu tavır, Schumpeter’in Avusturya’da kafelerde tartışmalar yaptığı günlerden kalma bir özelliğidir. Kendisi kitapta hoş betimlemeler de kullanır. Örneğin:

Bazı sosyalistler, ellerini kavuşturmuş hâlde ve dudaklarında kutsanmışların gülümsemesiyle, adalet, eşitlik, genel anlamda özgürlük ve özelde “insanın insan tarafından sömürüsünden” kurtuluşu, barış ve aşk, kırılan zincirler ve zincirlerinden boşalan kültürel güçler, açılan yeni ufuklar, açığa çıkan yeni değerler hakkında ilâhiler söyleyecek kadar istekliler. Fakat bu, içine bir parça Bentham katılmış Rousseau’dan ibarettir.

Yukarıda bahsettiğim biyografisinde yazdığına göre, Schumpeter öğrencileri tarafından sevilen, bir anlattığı dersi ikinci defa anlatmayıp her defasında yenileyen, derslerinde kendi fikirlerinden bahsetmeyen, çalışmalarına atıfta bulunmayan ve gösteriş yapmaya düşkün biriymiş. Öğrencilerine ağır okuma ödevleri vermekle birlikte, kendisinden yardım isteyenlere daima açıkmış. Hatta bir tren yolculuğunda karşılaştığı sıradan bir öğrencinin tezinin ana hatlarını neredeyse yedi saat boyunca elden geçirmiş. (Bizim için fazlasıyla yabancı olan şeyler, değil mi?)

Schumpeter’e göre bir öğrencinin en üretken yılları kendisinin “kutsal üçüncü on yıl” dediği 20 ile 30 yaşları arasındaymış. O yüzden öğrencilerini ve meslektaşlarını dikkatlerini dağıtacağı için genç yaşta evlenmemeleri için uyarıyor, beyinlerini taze fikirler için boşaltarak çalışmaları üzerinde yoğunlaşmalarını öğütlüyormuş. Keynes bir defasında Schumpeter’e dünya üzerinde para teorisini anlayan en fazla beş kişinin olduğunu söylemiş. Tabii, Schumpeter bunların arasında kendini de sayıyormuş.

Schumpeter’in Türkçeye sadece “Capitalism, Socialism and Democracy” adlı kitabı – o da 60’lı yıllarda – çevrildi. Varlık Yayınları’ndan çıkan, küçük boy ve iki cilt olarak yayınlanan kitap (özellikle de ilk cilt) maalesef hem kötü hem de “kırpılarak” çevrilmiş. Kimi dipnotlar ya çevrilmemiş ya da eksik çevrilmiş, paragrafların önemli bir bölümü cümleler atlanarak çevrilmiş (arada atlanan paragraflar da var), Schumpeter’in ilk baskıya ve diğer baskılara yazdığı önsözler ve İngilizce kitabın sonundan 100 sayfalık bir bölüm Türkçe baskıya alınmamış. Böylece kitap âdeta kuşa dönmüş. İnternette kitabın yeni bir baskısının satıldığını gördüm, ama aynı çeviri olup olmadığını bilmiyorum. (Burada bir güncellemede bulunayım. Kitapyurdu sitesinden yeni baskıyı kontrol ettim. Sitenin linki şurada. “İç sayfalar” bölümünde kitabın ilk altı sayfası görülebiliyor. Bunu Varlık Yayınları’ndan çıkan baskıyla karşılaştırınca iki çevirinin de aynı olduğunu, yeni baskıda sadece bazı kelimelerin değiştirildiğini gördüm. Bunun dışında hiçbir değişiklik yok. Sitede yeni çevirinin kime ait olduğu yazmıyor.)

Son olarak özdeyişlere gelirsek, II. Dünya Savaşı’nın yaşandığı yıllarda Schumpeter’in ruhsal dengesi bozulmuş, bu da günlüğüne yazdıklarına yansımış. Biyografisinde bunların bir kısmı yazıyor. İlginç bulduklarımı aşağıda yazdım (soldaki italikler günlük tarihini gösteriyor):

10.9.1942 – İnsanlık gerçeğin dışında her şeye inanmaya hazırdır.

5.29.1943 – İnsanlık özgürlükle ilgilenmiyor. İnsanların çoğu özgürlüğün sorumluluğunu üzerlerine alamayacaklarının farkında: tek istedikleri şey doyurulmak, yönlendirilmek, eğlendirilmek, ve her şeyden çok, eğitilmek. Fakat [özgürlük] deyimiyle ilgilenmiyorlar.

11.11.1943 – Roma İmparatorluğu, yönetimi zalimleştiği, verimsizleştiği, yozlaştığı zaman çökmedi; dünyanın kültürel merkezi olmak için bir nedene sahip olduktan sonra çöktü.

11.19.1943 – Kadınlar ve yiyecek için avlanmak ve düşmanlarını öldürmek – insanların istediği ve şimdiye dek hep istemiş olduğu ve onlara uygun düşen şey budur. En büyük sayıda kişinin en büyük mutluluğunu oluşturan da budur.

12.12.1943 – Nefret iyi bir şeydir, hatta zehirli bir hançer de iyidir; fakat bir dua kitabının arasına saklanmamalıdır bu.

12.21.1943 – İki tür insana güvenmem: ucuza inşaat yapacağını iddia eden mimarlar ve basit cevaplar vereceğini iddia eden iktisatçılar.

12.21.1943 – Hayatta iki değer vardır: ilki zafer, ikincisi de intikamdır.

1.2.1944 – Günler ve yaşam neyin nesidir? Bir sanat eseri meydana getirmen için tanrının sana verdiği bir mermer parçasıdır.

2.28.1944

Yaşamak, sevmek demektir

Ama aynı zamanda nefret etmektir

Yaşamak, mücadele etmektir

Ama aynı zamanda yalan söylemektir

6.?.1944 – Politikacılar kötü at binicilerine benzerler. At sırtında kalmaya çalışmakla o kadar meşgullerdir ki, nereye gittikleriyle ilgilenemezler.

1944 – Bu ülke [Amerika] gerçekleri hiçbir zaman görmüyor. Onun için sloganlar dışında hiçbir şey yok.

8.?.1944 – Modern insanlık hakkında ne kadar çok şey öğrenirsem, Cengiz Han’ın nispi kibarlığından da o kadar çok etkileniyorum.

11.?.1944 – Zafer – intikam – nefret – aşk: yaşamın dört ana noktası.

2.?.1945 – Devlet adamı, hırsız levyesi yerine cümleleri kullanan bir suçludur.

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Can Madenci

Yazar Hakkında Can Madenci

Can Madenci lisans, yüksek lisans ve doktorasını Marmara Üniversitesi iktisat bölümünde yaptı. Madenci doktora tezinde iktisadi hesaplama tartışması ve Friedrich Hayek’in görüşlerini çalıştı. ABD, Alabama'da bulunan Mises Enstitüsü’nde burslu araştırmacı olarak çalışmalar yürüttü. Halihazırda ilgi alanları Marksist ve evrimsel iktisattır.