Neden Nöropazarlama? (NPYD-3)

Neden Nöropazarlama?

Şu ana kadar nöropazarlama’nın ne olduğu ve kullanılan teknikler üzerinde durduk. Bu yazıda ise, önceki yazımı okuyan bazı arkadaşlarım ve okurlarım tarafından gelen bazı eleştiriler üzerinde durmak ve nöropazarlama alanının bilimsel anlamdaki gerekliliği ve önemi üzerinde durmaya çalışacağım. Her yazının kendi içindeki anlamsal bütünlüğü sağlamak adına nöropazarlamanın ne demek olduğuna ve toplum açısından önemine de kısaca değineceğim. NP nedir? Nöropazarlama en yalın tanımıyla pazarlamanın etki alanında olan insan beyninin nasıl çalıştığı ve nasıl karar verdiği konusunda araştırma yapan bilim alanıdır.

NP’ye dair gelen tepki ve gerekçelerini şu şekilde özetleyebilirim:
(1) NP şirketlerin karını ve insanların/tüketicilerin kararını etkilemekten (daha kötüsü manipüle etmekten) başka bir işe yaramaz.
(2) İnsan doğasına olan güvensizliğim nedeniyle bu tür araştırmaların (kötü emellere alet olacağını düşündüğüm için) yasaklanması gerektiğini düşünüyorum.
(3) NP ile reklamcılık sektörüne büyük bir silah vermiş oluyoruz.

Öncelikle katılayım ya da katılmayayım bu tür eleştiriler/görüşler almak beni oldukça mutlu etti. Bunun bir nedeni, yazanın okunduğunu ve kale alındığını hissederek tatmin olması olabilir :-) Diğer ve daha önemli bir sebepse, insanların düşündüklerini ifade etmekten çekinmemesi, sorgulayıcı-irdeleyici yaklaşarak gerçeği arayış konusunda arzulu olmaları diye özetleyebilirim. Gelen tepkiler konusundaki görüşlerimiyse şu şekilde özetleyebilirim:

Bahsi geçen görüşlerde belirtilen insan doğası yerine kapitalist sisteme güvenmediğimi açıkça söyleyebilirim. Özellikle firmaların şu anki düzen üzerindeki en büyük hakimiyetinin medya ve reklamcılık üzerinden olduğunu düşünüyorum. Burada vurgu yapılması gereken bu etki alanı nasıl sınırlandırılabilir sorusudur bence. Daha önce belirttiğim gibi bu ve benzeri alanda yapılan birçok çalışma insan zihninin nasıl çalıştığı konusunda önemli bir pencere açar. Dolayısıyla araştırmalara “yasak getirmek” daha çıkış noktasında karşı çıkacağım bir görüş olur. Buradaki temel sorun noktalarından ilki yasak getirilse bile özellikle çok uluslu şirketler bu araştırmalara devam etmenin bir yolunu illa ki bulur. En basit mantıkla, yasak gelen genetik mühendisliği projelerinde olduğu gibi yasal sınırlamaların gevşek olduğu adalarda araştırmalarına devam edebilirler. Yani, yasak getirerek bir yerlere varma şansımız zor hatta yok bence. Zaten sorun bilginin doğası ve paylaşımı ile ilgili bu noktada. Bilimsel olarak ortaya konan bir bilgiyi şirketlerin kullanması ve bundan kar etmeyi amaçlaması kadar doğal olan ve olması gereken tüketici bilincinin gelişmesi ve kurulacak sivil toplum örgütleriyle bu bilginin kullanımı konusunda çeşitli sınırlamalar ve hatta yaptırımlar getirilmesi izlenebilecek en tutarlı yoldur bence. Diğer bir deyişle, beynin A bölgesinin veya sisteminin satın alma konusunda zaafa yol açtığı bulundu (buna beyin ödül sistemi diyebiliriz aslında, örneğimize gerçekçilik katma açısında); bu A sistemine etki edecek bir reklam yönetmi bulundu buna bağlı olarak (bir nevi hipnotize etme yöntemi olabilir). Bu bilginin elde edilme sürecini yasaklamamız, yasaklamaya çalışmamız özellikle içinde bulunduğumuz bilgi çağında ve bilgi toplumu olma yolunda bana oldukça tuhaf geliyor. “Bilgi özgür olmak ister” diye bir deyiş kullanır yakın bir arkadaşım, ben de aynen bu şekilde düşünüyorum. Yapılması gereken bu bilginin kullanılmasıyla ilgili önlemler almak olabilir; bu da biz sivil insiyatifin ve sivil toplumun en büyük sorumluluğudur. Bilginin edinme sürecinde daha açık ve rahat olmalıyız, biz istemesek de birçok araştırma yapılacak, birçok bilgiye ulaşılacak, buna nöropazarlama alanı da dahil.

Bu konularda yazışmak, görüşlerinizi paylaşmak için direkt bana da ulaşabilirsiniz: cakar.tuna@gmail.com

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Tuna Çakar

Yazar Hakkında Tuna Çakar

Lisans eğitimini Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bilimleri ve Biyomühendislik Programında tamamlayan Çakar, lisans çalışmaları süresince moleküler modelleme çalışmaları (protein modelleme ve simülasyonu) ile ilgilenmiştir. Takiben akademik çalışmalarına Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Bilişsel Bilimler Yüksek lisans Programı'nda devam etmiştir. Bu süreçte nöroiktisat, nöropazarlama ve nöroetik gibi alanlarla tanışmış ve diğer yandan Bilgi Üniversitesi bünyesinden deneysel iktisatla ilgili projelerde çalışma imkanı bulmuştur. Yüksek lisans tezinde psikofizik yöntemler kullanarak duygusal süreçlerin saptanması üzerine çalışmış olan Çakar hali hazırda doktora çalışmalarına Orta Doğu Teknik Üniversitesi Enformatik Enstitüsü Bilişsel Bilimler Programı'nda devam etmektedir. Çalışmaları arasında muhakeme ve karar verme süreçlerinin modellenmesi, satın alma süreçlerinin nörofizyolojik temellerinin anlaşılması, yeni teknolojilere yönelik etik algı ve karar verme süreçleri, nöroiktisat, eğitsel materyaller kullanarak çalışan bellek performansının arttırılması gelmektedir.