Erasmus Değişim Programları: Bol alkol, geçilemeyen dersler, uzatılan okullar…

Sağ olsun Ekrem dün bir isyan bayrağı çekti. Ben de bugün onun bayrağının yanına bir başka bayrak çekmek niyetindeyim: Erasmus değişim programları!

Google’a bu işin amacı nedir diye sorduğumda önce nazlandı “Git Binali Yıldırım’a sor” dedi ama sonra ikna etmeyi başardım. Çıkan sonuçlarda şöyle bir şeyle karşılaşıyorsunuz:

Programın amacı Avrupa Birliği ülkeleriyle aday ülkelerin yüksek öğretim kurumları arasındaki işbirliğini teşvik edip geliştirerek yükseköğretimde Avrupa boyutunu ön plana çıkarmaktır. Bu amaçla Erasmus programı kapsamında her yıl binlerce öğrenciye ve öğretim görevlisine eğitim ve öğretim faaliyetlerinin bir kısmını yurtdışında geçirme imkanı tanınmakta, bunun yanında ortak araştırma projeleri, yoğun programlar, müfredat geliştirme çalışmaları ve Avrupa çapında Tematik Ağların finansmanı sağlanmaktadır. Erasmus eylemi oluşturulurken hedefler arasında Avrupa’da yüksek öğrenimin kalitesini arttırmak, farklı kültürler ve yaşam biçimlerine karşı toleranslı yaklaşabilme becerisini geliştirmek ve dünyanın en rekabetçi ekonomileri arasında Birlik olarak yer alabilmek için küreselleşme sürecinde istihdam piyasasının niteliklerine uygun eleman yetiştirebilmek amaçlanmıştır.

Sevgili Avrupa Birliği’nin ilgili birimleri başta olmak üzere tüm “paydaş”lara, bu aralar necip Türk köşe yazarlarının arasında moda olduğu üzere, ben de bir açık mektup yazayım. Hoş, açık mektubun dili Türkçe olduğu için Avrupalı dostlarımız zorluk çekebilirler ama Google Translate pek de fena değildir. (Please use Google Translate my dear EU)

Sevgili Avrupa  Birliği ve onun Erasmus Programı ile ilgili kişileri,

Siz ne kadar akıllısınız böyle? Hiç gidip şu öğrenciler ne yapıyor, kaç dersi geçiyor, kaç ders alıyor diye bakıyor musunuz? Türkiye’den giden öğrenciye verdiğiniz aylık 600 Euro’ya yakın parayla sabahlara kadar içip en az 4 ay boyunca yatan, girdiği dersleri doğru düzgün başaramayan, geldiği okulla denk dersleri bulamadığı için okulunu uzatan çocuklar hangi bilimsel iş birliği çalışmalarını yapıyorlar? Bu çocuklar zaten bin türlü dert çekerek üniversiteye giriyorlar, aileleri yüzlerce lira harcıyor ama sonra siz gelip yoldan çıkartıyorsunuz! Avrupa’nın ve kültürler arası buğulu günlerin sonu geldiğinde uzamış okulları ve ailelerinin bir yıl daha katlanmak zorunda oldukları masraflarıyla dımdızlak ortada kalıyorlar. Yapmayın böyle şeyler, sizin amacınız bizi bitirmek mi?

Eyyy AB’ye öğrenci gönderen yurdum üniversitelerinin değerli bölüm başkanları, sizlere de bir çift sözüm var:
Bu çocuklar daha matematiksel ekonomiyi bilmeden ileri makro ekonomi derslerini nasıl başaracaklar? Kalkıp da lisans 4. sınıf öğrencisinden yüksek lisans ileri makro ekonomi 2 dersini almasını istemenin mantığı nedir? Bu çocuklar bu dersleri nasıl geçsinler? Sonra da efendim yok okulu uzatıyorlar, yok çok tembeller, yok efendim her gece alemdeler… Ne yapsın yavrucaklar? Dert onlarda, keder onlarda!..

Hızımı almışken bir çift sözü de İspanyol Hükümeti’ne edeyim:
Eyyy İspanya’nın aklı evvel yöneticileri! Gönderdiğiniz çocukların bir kısmı İngilizce konuşamıyor; konuşamadıkları için derslere giremiyor, girse de bir şey anlamıyorlar. Anlamadıkları için hep İspanyol arkadaşlarıyla geziyorlar. Zaten verdiğiniz para da üç kuruşmuş; pizzacıda, kebapçıda çalışmaktan hafta içleri helak oluyorlar. Şaraba da çok düşkünler. Demedi demeyin, sonra başınıza dert olurlar! Hem siz bu çocukları göndermeden önce İngilizce sınavı yapmıyor musunuz? Kasap Alfredo mu hazırlıyor bu sınavları kardeşim? (Not: İspanya Kasaplar Odası alınmasın, dost acı söyler!)

Durun, durun. Çiftlerden birini de Erasmus öğrencilerine ders veren akademisyenlere edeyim:
Eyyy aziz ve leziz toprakların akademisyenleri. Türk, İspanyol ve İtalyan öğrenciler başta olmak üzere gelişmekte olan ve geliştiğini sanan ülke evlatlarının notlarını ittirin. Kanaat notu lisede kaldı sanmayın, kıt kanaatli olmayın! 67’den 68 değil, 90 yapın! Bu çocukların çoğu mezun olunca işsiz kalıyor, işe başlasa da işletme bitirip pilot oluyorlar. O yüzden diplomanın bir önemi yok. Hem ne demiş ünlü Türk büyüğü: “Beş yılda okulda öğrendiklerinizi unutmak için bir beş yılı da piyasada geçirmeniz gerekiyor”. Pilot demiştim, şaşırmayın. Oluyor, siz bana rüşvetten bahsedin ben sizi AB kriterlerini en iyi uygulayan sevgili yeni üyelerden Bulgaristan’ın pasaportuyla Fransa’da tatile göndereyim!

Kapanışı da sevgili öğrencilere birkaç nasihat vererek yapmak istiyorum:
Değerli ve çok nezih Erasmus öğrencileri. Çektiğiniz sıkıntıların farkındayım ve bunu her platformda dile getiriyorum, getirmeye de devam edeceğim.

  • Hepimizin bildiği gibi alkol fiyatları, özellikle Almanya ve İskandinavya’ya giden arkadaşlarımız için büyük bir problem. Tiz zamanda Erasmus öğrencilerine vergi indirimine gidilmesi için bakanlıklar nezdinde çalışmalara başlayacağım!
  • Derslerin uyumsuzluğu ve hocaların ittirmemesi ise herkesin bildiği bir başka sorun. Hocalara buradan fırçayı kaydım, anlamazlarsa elçilerini Dış İşleri’ne çağırır orada rahatsızlığımızı bildiririz İsrail’e bildirdiğimiz gibi. Baktık olmuyor 2 akademisyeni buraya getirip haftada 28 saat derse sokar, 900 kağıt okuturuz; o zaman anlarlar!
  • Kız ve erkek arkadaşlar arasındaki birliktelikleri de değişim süresince yasal teminat altına almak için Adalet Bakanlığı ile görüşmelere başlıyorum. Prensipte bu konuya karşı değiller ama AKP’li Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı’nın önerisini AB’ye de taşıyarak Truva Atı prensibiyle kaleyi içeriden fethedebileceğimizi düşünüyorlar. Bu ufak pürüz dışında gönüllerimiz bir, inşallah.

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+