Genç Ekrem'in Acıları 3

genç ekremin acıları 3

Bu üçüncü yazıyla hikâyemi sonlandırıyorum. Bu yazıda bir öğrencinin yolunu yeniden çizerken çektiği sıkıntıları ve inanmanın gücünü bulacaksınız.

 

Bölüm 8: İkinci ÖSS Tecrübesi: Seçilecek Öğrenciyi Bir Kez Daha Oynamak

Sosyal bilimci olmak hayaliyle hiçbir ön hazırlık yapmadan tekrar ÖSS’ye giriyordum. ÖSYM’nin hatası nedeniyle öğrenciler kimlik numaralarına göre sınav yerlerine dağıtılmış ve bu da erkek ve kız kardeşimle aynı sınıfta sınava girmeme yol açmıştı. Tuhaf bir durumdu kardeşlerinle aynı sınıfta, kardeşlerini görerek üç saatlik çok önemli sınava girecek olmak.

Bir zamanların bir buçuk saatte sınav bitiren Ekrem’i, araya giren iki koca yılın etkisiyle aşırı yavaşlamıştı soru çözmede, ama panik yoktu çünkü elde bir koz vardı: İTÜ. En kötü ihtimalle, başarısız olursam İTÜ’ye dönerdim. Aheste aheste başlamıştım matematik sorularını çözmeye. Sonra Türkçe sorularını çözmüştüm. Arada kardeşlerimin ve sınıftaki diğer öğrencilerin telaşlarını izliyordum. Sınavın bitmesine yaklaşık bir saat vardı ve benim önümde bomboş fen bilimleri ve sosyal bilgiler kısımları duruyordu. Çok yavaştım ve bu da bir tercihi zorunlu kılıyordu: Eşit ağırlıktan tercih yapıp sosyal bilimci mi olacağım yoksa sayısaldan tercih yapıp matematikçi mi? Bir beş dakika bunun üzerine düşündüm dersem yalan olmaz. Sosyal bilimci olmaya karar verdikten sonra dalıverdim tarihe, coğrafyaya, felsefeye. Elimde on dakikam daha kalmıştı ve bu sürede on, on beş tane de fizik sorusu yanıtlamıştım, sınav bitmişti. Durum kötü gibiydi, ama rahattım.

Sınav sonuçları açıklanmıştı: Türkçe 45 D, 0 Y; Sosyal Bilgiler 40 D, 5 Y; Matematik 43 D, 2 Y; Fen Bilimleri[1] 10 D, 0 Y. Fena değildi! Eşit ağırlıkta ilk dört bindeydim, ama tam derecemi hatırlamıyorum. Eylül ayında İTÜ’ye kesmeyecektim otobüs biletimi, mutluydum. Gönlüm sosyoloji okumaktan yanaydı, ama sayısal çıkışlı olduğum için ya işletme, ya iktisat yazacaktım. İşletmenin mühendisliğini okuyamamış bir adam olarak işletme yazmak çok saçma olacağından geriye iktisat yazmak kalmıştı ve tercihlerim şöyle şekillenmişti: 1) TOBB ETÜ İktisat 2) ODTÜ İktisat 3) Galatasaray İktisat. TOBB ETÜ’ye yerleşeceğimi biliyordum ve gerisi sırf tercih etmiş olmak için yapılmış tercihlerdi. Nitekim beklediğim oldu: Ekrem artık ETÜ’lüydü.

 

Bölüm 9: Maça Kötü Başlamak

Anadolu Lisesinin hazırlığı, o sene bana konan diyabet teşhisi nedeniyle ziyan olmuştu. İTÜ’nün hazırlığını bir şey öğretmiyorlar bahanesiyle yarım dönemde bitirmiştim. İki senesini İngilizce hazırlık sınıfıyla ziyan etmiş bir öğrencinin üçüncü kez İngilizce hazırlık sınıfına gitmeye ihtiyacı var mıdır? TOBB ETÜ’lü yetkililer bana İngilizceyi çok iyi öğreteceklerini vaat etmişlerdi ve ben de bu vaade kanıp muafiyet sınavına girmeye gerek bile görmemiştim. Eğer tekrar hazırlık okuyacaksam ve bu kez İngilizceyi öğreneceksem sıfırdan öğrenmem gerekiyordu bu dili. Muafiyet sınavına girmedim, ama aşırı kolay yaptıkları düzey belirleme sınavı neticesinde kendimi ikinci iyi kurda buldum. Dönem başlamıştı.

Bir hafta, iki hafta, üç hafta derken bir ay geçti, ama ben hala neyin farklı öğretildiğini anlayamadım. Kitap aynı kitaptı, hocalar aynı yöntemle ders anlatıyordu. Bana İngilizceyi böyle devam ederek nasıl çok iyi öğreteceklerdi? Sıkılıyordum ve sıkkınlık hallerinde geçmişten getirdiğim kaçma düşüncesi gün yüzüne çıkıyordu yavaş yavaş. “Şu hazırlığa devam edeceğime kitap okur kendimi eğitirim, daha iyi” diyordum kendi kendime. Devamsızlık yapmaya başlamıştım, kaçıyordum aslında. Hazırlık bittiğinde elimde hazırlığı atlamama yarayacak hiçbir sınav sonucu yoktu, ama 880 saat devamsızlığım vardı.

Mart sonuna doğru devamsızlıktan dolayı sınıfta kaldığımı ve bu nedenle bursumun kesildiğini öğrendim. Yurda param yatmıyordu, Ankara’da yaşayabilmem için gereken yaşam bursum da yoktu ve dımdızlak kalmıştım ortada. Parası ödenmediği için yurt beni kapı dışarı etti. Ben de aynı evde kalan üç kuzenime durumu anlatıp, yanlarında kalıp kalamayacağımı sordum, evet kalabilirsin dediler. Aramızdaki anlaşma benim durumumdan kimsenin haberdar olmayacağı yönündeydi, ama ertesi hafta köye gitmişti Ekrem’in sınıfta kaldığının ve bursları kesildiği için kuzenlerine sığındığının haberi. Ailem beni arıyor ve köye, yanlarına çağırıyordu.

Ailemin çağrısına kulak verip, biraz da kafa dinlemek için köye attım kendimi. Nereden bilirdim sadece kafamın ütüleneceğini? Babam, “Oğlum herkes üniversite okuyacak diye bir şart yok. Senin başarın buraya kadarmış. Sen üniversite okuyacak çapta bir adam değilmişsin demek ki” şeklinde üzerime üzerime geliyordu. Hatta bir gün bana “Seni Libya’ya inşaat işçisi olarak gönderelim de para kazan bari” demişti. Bir tek annem vardı, o da ağlıyordu sürekli. O da inanmıyordu belki başaracağıma ve oğlunun başarısızlığı için gözyaşı döküyordu, bilinmez. Herkes başarısız olduğuma kani oluyordu yavaş yavaş. Eğer durumu abarttıklarını, benim performansımı göstermem için bana henüz şans verilmediğini bilmeseydim ben de inanabilirdim başarısız olduğuma.

Hazırlığı atlamam için TOEFL’a girmem gerekiyordu ve bana TOEFL parası verecek kimse yoktu. Yazdım okula dilekçeyi ve bana para vermezseniz okulu bırakacağım gibisinden kelamlarla aldım TOEFL vizesini. Sınava İstanbul’da giriyordum ve korkuyordum başaramamaktan. Sınav rezalet geçmişti ve sadece bir paragraf yazabildiğim yazma kısmından altı üzerinden iki buçuk alamazsam TOEFL’a boş yere girmiş olacaktım. Artık takdir-i ilahi mi desem yoksa kâğıdı okuyanlar acıyıp fazla puan vermiş mi desem bilmiyorum ama tam sınır puanı alarak hazırlık engelini aşmıştım. Anlayacağın, maça kötü başlamıştım!

 

Bölüm 10: Maç 90 Dakika ve Top Yuvarlak

Maçın beşte biri bitmişti ve durum şuydu: TOBB ETÜ 1- Ekrem 0. Yediğim erken gol beni çok yıpratmıştı ve belli bir süre defans yapmakla yetindim. Hayattan yiyeceğim olası bir ikinci gol beni yıkabilirdi. Bu nedenle kendi kabuğuna çekilmiş, içten sohbetlere uzak, dalgın, kafası puslu bir adamı oynadım birinci sınıfın ilk aylarında. Sonra, atı ve Üsküdar’ı hatırlayıp başladım akın akın TOBB ETÜ’ye saldırmaya. Rasih Hoca’nın, rektör yardımcısı, bana dedikleri içimdeki akıncılara kuvvet veriyordu. “Sen başarısızsın. Ben neticeye bakarım ve elimde hazırlıkta kalmış bir öğrenci var. ÖSS falan geride kaldı. İstersen Türkiye birincisi ol, sınıfta kaldıysan başarısızsındır” diyordu Rasih Hoca, karşısında duran gözü yaşlı bana.

Haklıydı. Rasih Hoca, ÖSS bitti ve burada yaptığın derecenin hiç önemi yok derken haklıydı. Birinci ile on bininci aynı sınıfta okuyordu ve hangisinin daha başarılı olacağını yapmış olduğu ÖSS netleri belirlemeyecekti. Burada yeni insanlar, yepyeni dersler ve farklı bir rekabet vardı. Ben, iyi bir sosyal bilimci olmak için baş koydum bu yola ve şimdi hakkını vermek gerekiyordu bu yolda bana sağlanan TOBB ETÜ’de iktisat okuma imkânının.

Tek odağım başarılı olmaktı ve bu odaklanışın meyvelerini toplamaya başlamıştım. Dört yıl boyunca yinelenen başarım kendimi bölüm birincisi, fakülte ikincisi olarak kürsüde bulmamla sonuçlanmıştı. Kürsüde olmak işin sadece sembolik tarafıydı, ama içerideki ses şöyle haykırıyordu: Rasih Hoca, anne, baba görüyor musunuz başardım. Ben başarısız değildim. Maç doksan dakikaydı ve top yuvarlaktı.


[1] Sonucu tam olarak hatırlamıyorum, ama tüm cevaplarım doğruydu.

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Ekrem Cunedioğlu

Yazar Hakkında Ekrem Cunedioğlu

İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Bölümü’nde iki yıl okuduktan sonra Ankara’ya, TOBB ETÜ İktisat Bölümü’ne geçen Cünedioğlu, lisans eğitimi süresinde önce stajyer daha sonra araştırmacı olarak Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı – TEPAV’da çalıştı. Lisans sonrası doktora eğitimi için Mannheim Üniversitesi’ne kabul alan Cünedioğlu, sağlık sorunları sebebiyle 2. Yılında Türkiye’ye dönüş yaptı. Halen Özyeğin Üniversitesi’nde Stratejik Yönetim üzerine İşletme Bölümü’nde doktora çalışmalarını sürdüren Cünedioğlu aynı zamanda SEAL isimli şirketinde danışman olarak çalışmaktadır. Cünedioğlu’nun ilgi alanları uluslararas ticaret, rekabet gücü, sanayi politikası ve bağlamda model ve sayısal analiz konuları ile sosyal ağ analizi konularını içermektedir.