Hakim İktisat ve İktisadın Geleceği Üzerine

iktisadın geleceği üzerine

Dünyaya yayılan neoliberalizm dalgası neoklasik iktisadı destekleyerek iktisadi ortodoksluğun hâkim duruma geçmesine neden olmuştur. Öyle ki iktisadi alanda devlet müdahalesinin önemini vurgulayan kalkınma iktisadı ile Keynesgil iktisat, iktisat biliminin dışına atılmıştır. Bugün, Marksist kuram gibi alternatif akımları üniversite öğrencileri ancak iktisadi düşünceler tarihi derslerinde görebilmektedir ki bu tek derste de alternatif kuramların ayrıntılarına girmek mümkün olamamaktadır. Diğer bir taraftan, neoklasik iktisat, kurduğu yeni krallıkta kendine yardımcı olarak “nicel yöntemlerin ağırlık kazanması” nı seçmiş ve bu iki arkadaş birbirlerine destek olarak hâkimiyetlerine süreklilik kazandırmışlardır.

Bilimsel camiada her ne kadar demokrasi var gibi görünse de iktisat alanında hemen hemen tüm tebaa neoklasik iktisada biat etmektedir. Bunun temel nedeni akademik atama ve yükseltme ölçütlerinin akademik prestiji yüksek olan bilimsel dergilerde yayın yapmaya bağlanmış olmasıdır. Bu tür dergilerin çoğuna sunulan çalışmaların yayınlanabilmesi, neoklasik iktisadın ana varsayımlarını kabul edip kurulan bir modelin ekonometrik olarak sınanmasına bağlı duruma getirilmiştir. Bu durum, zaten yeterince büyük olan neoklasik ateşi körüklemekten başka bir şey değildir.

MATEMATİK: ARAÇ MI AMAÇ MI?

İktisadi olguları formelleştirme çabası 1930’larda başladı. Bu başlangıç ekonometrinin gelişimini beraberinde getirdi ve alandaki ilerlemeye bilgisayar teknolojilerindeki gelişim hız kazandırdı. Anglo-Amerikan iktisadı artık yeni bir yol haritasına sahipti: Formelleştirilebileni kabul et, formelleştirilemeyeni dısla! Bu zihniyet yapısı nedeniyle gelişme ve kalkınma iktisadı, iktisadi düşünceler tarihi ve iktisadi sistemler gibi konular iktisadın ilim sahasından dışlanmaya başlandı ve sosyoloji, tarih gibi diğer ilimlerce sahiplenildi.

Nicel yöntem kullanımının iktisat içindeki hızlı artışı, konu hakkındaki tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Kimileri, bir bilim dili olan matematiğin fen bilimlerine yapmış olduğu katkının benzer şekilde iktisatta da görüleceğini savunmaktadır. Matematiğin sağladığı yöntemler yoluyla insan davranışlarına ait, ampirik olarak test edilebilir bilgiye ulaşılabilmektedir. Matematik, iktisat için sağlam bir muhakeme ve nesnel ifade yöntemi sağlamaktadır. Diğer yandan, kimileri de matematiğin aşırı kullanımının iktisadın sosyal bilim olma özelliklerini ortadan kaldırdığını öne sürmektedirler. Matematik araç olmaktan çıkmış ve amaç haline gelmiştir. Hatta bazı araştırmacılar ellerindeki matematiksel araçları kullanabilmek için uygun konu aramayı tercih etmektedirler. Bu bakış açısına göre, kullanılan yöntemin karmaşıklık ve gelişmislik derecesi, konunun kuramsal veya toplumsal öneminin önüne geçebilmektedir.

İktisattaki aşırı nicelleştirmenin diğer bir sonucu da mühendislik ve fen bilimi lisans derecesine sahip gençlerin iktisat alanına yönelmeyi tercih etmeleridir. Öyle ki iktisat yüksek lisans programlarına kabul almak için matematik, fizik ya da mühendislik diplomasına sahip olmak iktisat diplomasına sahip olmaktan daha avantajlı hale gelmiştir. Sosyal bilim temeli olmayan lisansüstü iktisat öğrencileri de kendileri için daha kolay olduğundan aşırı nicel araştırmalara yönelmekte ve iktisadın aşırı nicelleşmesine katkıda bulunmaktadırlar. Nobel iktisat ödülünü kazanan bilim insanlarının profillerini incelediğinizde, bu gerçek daha bariz tezahür etmektedir. İleride de değineceğim üzere iktisadın öne çıkan konularına baktığınız zaman oyun teorisi, network(ağ) teorisi ve kaos kuramı gibi elektronik ve matematik alanında öne çıkan konularla karşılaşıyoruz.

Klasik ve neoklasik okullar Newton fiziğiyle olan ilişkileri ile öne çıktılar. Calculus’ daki ilerlemeler neoklasik iktisadın ayrılmaz parçası haline geldi. Einstein’ın Görelelik üzerine yazdıkları olasılık kuramının matematikten fiziğe ve oradan da istatistik ve ekonometri vasıtasıyla iktisada geçmesine neden oldular. İktisat akademisinin tebaası bütün bu gelişmeleri ağızları açık izlerken, iktisadın temelinde yatan ve birkaç yüzyıl gerilere giden çok güçlü bir “ekonomi politik” geleneği unutulmaktaydı.

İKTİSATTA ÖNE ÇIKAN ARAŞTIRMA ALANLARI VE TARTIŞMALAR

Her horoz kendi çöplüğünde öter. Sanırım, bu atasözü iktisadın içinde bulunduğu durumu izahta kullanılabilir. Bir horoz var -neoklasik iktisat- ve bu horozun bulunduğu ortamın çöplük olduğu da aşikâr. Neoklasik iktisat bireyleri her zaman ve her yerde geçerli evrensel kanunlar çerçevesinde piyasa sinyallerine göre belirli yönlerde hareket eden edilgen aktörlere indirgeyen, optimal çözümleri toplumsal ya da tarihsel analizlere gerek duymadan marjinal analiz esaslı bazı cebirsel denklemlerde arayan bir yaklaşıma sahiptir ve bu yaklaşım eleştirileri beraberinde getirmektedir. Neoklasik dünyanın statikliğini, bilginin tamlığını, bireyin rasyonelliğini argüman alan bazı iktisatçılar alternatif akımlar öne sürmüşlerdir ki bu alternatif akımlar da heterodoks iktisat şemsiyesinde toplanmaktadır. Bu şemsiye altında Marksist İktisat, Avusturya Okulu, Feminist İktisat ve Kurumsal İktisat gibi akımları sayabiliriz. Hatta hakim iktisada en büyük eleştiri ve alternatif akım olarak, Fransa’daki iktisat öğrencilerinin 2000 yılında, iktisat eğitimine tepkileriyle başlayan ve oradan başka ülkelere de yayılan post-otistik iktisat hareketini gösterebiliriz. Bütün bu akımlar alternatif olduğundan ve bahsettiğimiz çöplüğün horozu neoklasik iktisat olduğundan nihayette borusu öten yine neoklasik akım olmuştur.

Son yılların ve önümüzdeki birkaç on yılın popüler araştırma alanlarına baktığımızda neoklasik akımın önemli alanlarına rastlıyoruz: Oyun Teorisi ve Endüstriyel Organizasyonlar. Neoklasik akım, kendisine yapılan elestirileri fark etmis ve kendini aklama yolları bulmustur. İlkin mevcut yöntemlerini diğer sosyal bilimlere ihraç etmeye baslamıstır. Bugün, oyun kuramı sosyoloji ve siyaset biliminde yükselen bir değer olarak karsımıza çıkmaktadır. Kontrol teorisi ve grup teorisi gibi iktisatta kullanılan ileri cebirsel kuramlar sosyolojide kendine yer edinmeye baslamıstır. Đkinci olarak da neoklasik akım kendini düzeltme yoluna girmistir. Tam bilgi varsayımının piyasalar için çökmesi eksik rekabet modellerinin doğmasına ve Endüstriyel Organizasyonlar alanının yıldızının parlamasına yol açmıstır. Neoklasik iktisatçılar daha sonra bu alana bilgisayar bilimi ile elektroniğin önemli teorilerinden ağ teorisini de dâhil ederek firma davranıslarını ve piyasaları dinamik olarak incelemeye baslamıstır. Kendini düzeltme konusunda karsımıza çıkan diğer bir popüler alan da Deneysel İktisattır. Rasyonellik mefhumunun deneysel olarak sınanması ve elde edilen bilgilerin neoklasik akıma girdi olarak dönmesi “homo economicus”a alternatif bir “homo altruist” fikrini doğurmustur. Nöroekonomi ve deneysel iktisat gibi alanlar sayesinde iktisat laboratuarlara girmis ve asırı nicel havasından arınma trendi yakalamıstır. Tıbbi görüntüleme teknolojisinden yararlanarak bireylerin iktisadi davranıslarına izahat getirmeye çalısan nöroekonomi gelecek vaat eden arastırma alanlarındandır. Sosyal bilimler temeli olmayan iktisatçı bilim insanlarının iktisada kazandırdığı gelecek vaat eden belki de en önemli alan kaos kuramıdır. Edward Lorenz’in mucizesiyle baslayan ve Benoit Mandelbrot’la cosan fraktal geometriyi temel alan kaos kuramı günümüzde özellikle finans alanında kullanılmakla beraber gelecekte gelisme, esitsizlik ve tabakalasma gibi alanlara da uygulanacak gibi görünmektedir.

Yukarıda değindiğimiz gibi deneysel iktisat gibi alanlarla matematikten arınma trendine giren hakim iktisat hukukla da flört ederek daha az matematiğin kullanılacağı bir noktaya yakınsadığının sinyallerini vermektedir. Rekabet, hukuk ve iktisadın harmanlandığı bir konu olarak karsımıza çıkmaktadır, ama iktisat sadece rekabet hukuku ile yetinecek gibi durmamaktadır. Hukuk ve iktisat alanındaki gelismeler, hukuk sisteminin ve daha genis anlamda toplumsal isleyisin iktisadi temellerinin daha iyi anlasılmasına, kurumsal ve hukuksal 5 değişkenleri de içererek mikro iktisat davranıs ve karar verme kuramının gelismesine katkıda bulunabilir. Bu alanda yapılabilecek araştırmalar, hukuki kurum ve kuralların uygulamalı analizi yoluyla bu alanlardaki bilgi birikiminin artmasına yol açabileceği gibi hâkim mikro iktisat kuramının sınırsız rasyonellik varsayımı gibi kimi zayıf noktalarından çıkarak daha güçlü yeni paradigmalar yaratılmasına öncülük edebilir.

SONUÇ

Deneysel iktisat, nöroekonomi, rekabet hukuku gibi konular hakim iktisadın matematikten ıramasına neden olurken kaos kuramı, oyun kuramı, dinamik iktisat, ağ teorisi, finans iktisadı gibi alanlar da aşırı matematikleşmeye neden olmaktadır. İktisadın matematik kullanımını bu iki tarafın baskınlık dereceleri belirleyecek gibi görünmekte, ama hakim iktisadın her nereye gidilecekse gidilsin yapı itibariyle değişeceği kesin. Gelecekte hakim bir iktisadi akım olacaksa da tam Türk işi olacak gibi: Ortaya bir karışık yap!

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Ekrem Cunedioğlu

Yazar Hakkında Ekrem Cunedioğlu

İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Bölümü’nde iki yıl okuduktan sonra Ankara’ya, TOBB ETÜ İktisat Bölümü’ne geçen Cünedioğlu, lisans eğitimi süresinde önce stajyer daha sonra araştırmacı olarak Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı – TEPAV’da çalıştı. Lisans sonrası doktora eğitimi için Mannheim Üniversitesi’ne kabul alan Cünedioğlu, sağlık sorunları sebebiyle 2. Yılında Türkiye’ye dönüş yaptı. Halen Özyeğin Üniversitesi’nde Stratejik Yönetim üzerine İşletme Bölümü’nde doktora çalışmalarını sürdüren Cünedioğlu aynı zamanda SEAL isimli şirketinde danışman olarak çalışmaktadır. Cünedioğlu’nun ilgi alanları uluslararas ticaret, rekabet gücü, sanayi politikası ve bağlamda model ve sayısal analiz konuları ile sosyal ağ analizi konularını içermektedir.