Merkez Bankası Oyunları

Merkez bankacılığı, malum günümüzde, ekonomi politikasının en önemli sacayaklarından biri. Merkez bankalarının kararlar komitelerinin verdikleri kararlar (faizler, para arzı vs.) ülke ekonomisi üzerinde önemli etkilere yol açıyor. Peki merkez bankaları bu kararları neye göre alıyor? Diğer bir deyişle, aldıkları kararlarının arkadasındaki en önemli saik ne?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın internet sitesine girdiğimizde, sayfanın üstünde bu amaç açıkça belirtiliyor. “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın temel amacı fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir

Avrupa Merkez Bankası (AMB) internet sitesinde ise “The European Central Bank” başlığı altında bizi aşağıdaki ifade karşılıyor: “…The ECB’s main task is to maintain the euro’s purchasing power and thus price stability in the euro area.….” Türkçesiyle, AMB’nin temel görevi, euro’nun alım gücünü korumak ve euro bölgesinde fiyat istikrarını sağlamaktır.

Amerikan Merkez Bankası olarak nitelendirilebilecek, Federal Reserve Board’un (FRB) internet sitesindeki ifade ise: “The the Federal Reserve, the central bank of United States provides the nation with a safe, flexible and stable monetary and financial system.” Yani, Federal Reserve, Birleşik Devletler’in merkez bankası, ulusa güvenli, esnek ve istikrarlı bir parasal ve finansal sistem sağlar. Bu doğrultuda, Amerikan Merkez Bankası’nın görev ve yetkilerini tanımlayan yasada ise bankanın temel görevi için “to promote effectively the goals of maximum employment, stable prices, and moderate long-term interest rates” ifadesi geçiyor. Yani, bankanın temel görevinin maksimum istihdam, istikrarlı fiyatlar ve makul uzun vadeli faiz oranlarını teşvik etmek olduğu ifade ediliyor.

Ortadaki farklar sanırım açık. Avrupa ve Türkiye’de merkez bankacılığı tamamen fiyat istikrarına odaklanmışken, ABD için görev tanımı çok daha geniş. Bu kısa yazıdaki amacım, hangi görev tanımının daha iyi, hangisinin daha kötü olduğunu anlatmak değil. Zaten bu, uzun yıllardır hem teorik hem de uygulamaları araştırmalarda uzun uzadıya tartışılan bir konu. Kaldı ki, her ne kadar görevlerini tanımlayan yönetmelik ve yasalarda böyle ifade edilmiş olsa da, herhalde hiçkimse, Avrupa ya da Türkiye’de merkez bankalarının karar alırken, enflasyon dışındaki makroekonomik göstergeleri de dikkate almadığını iddia edemez.

Ancak göstermek istediğim bu farkın Avrupa ve ABD merkez bankaları sitelerindeki merkez bankacılığı oyunlarına da yansımış olması.

Avrupa Merkez Bankası’nın Economia adlı oyunu için gitmeniz gereken adres: http://www.ecb.int/home/html/index.en.html

Federal Reserve’ün oyununu ise aşağıdaki bağlantıda bulabilirsiniz. http://www.frbsf.org/education/activities/chairman/index.html

Bu oyunlarda göze hemen büyük bir fark çarpıyor. Öncelikle her iki oyunda da merkez bankası başkanı rolünde oynuyorsunuz ve amacınız görev sürenizin sonunda yeniden seçilebilmek ya da Economia için görev süresi bitmeden kovulmamak ve yüksek yıldız almak. Federal Reserve oyununda başarılı olma kriteriniz şöyle: Enflasyonu %2, işsizlik oranını ise %5 civarında tutmak. Eğer bunlardan herhangi birinde başarısız olursanız, görev sürenizin bitiminde yeniden atanamıyorsunuz. Örneğin ben, bilinçli olarak faizleri gereğinden yüksek tuttuğum bir oyun sonucu, enflasyonu %1. 5 civarında tutabilmiş olmama rağmen, işsizlik oranını %9’a çıkardığım için görev süremin sonunda kovuldum.

AMB’nin oyunu Economia’da ise tek amacınız enflasyonu %2’nin altında tutmak ve tabii ki deflasyon yaşanmasına da engel olmak. Bu oyunu oynadığımda ise, enflasyonu görev süremin sonunda %1.9’da tutarken, bilhassa faizleri yüksek tuttuğumdan, işsizlikte %11.2’yi gördüm. Ama görev süremin sonunda epey yüksek bir puanla oyun tarafından tebrik edildim.

Anlaşılan o ki, bu oyunlar bu iki farklı merkez bankasının görevlerini düzenleyen yasalara epey uygun hazırlanmış.

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
barisurhan

Yazar Hakkında Barış Urhan

Lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Bölümü’nde tamamlayan Urhan, yüksek lisans çalışmaları için Kopenhag Üniversitesi İktisat Bölümü’ne başlamıştır. Kopenhag Üniversitesi’nde Prof. Dr. Jean Robert-Tyran’dan Deneysel ve Davranışsal İktisat dersini ve seminerini alarak bu alanla tanışan Urhan, aynı zamanda Deneysel ve Davranışsal İktisat Laboratuvarı’nda ve Danimarka Teknik Üniversitesi Ulaştırma Bölümü, Ulaştırma Ekonomisi Grubu’nda asistan öğrenci olarak çalışmıştır. Türkiye’ye dönüşünü takiben TEPAV’da araştırmacı ve ODTÜ’de doktora düzeyi araştırmacı olarak çalışan Urhan halen bir sivil toplum kuruluşunda uzman olarak çalışmakta ve ODTÜ İktisat Bölümü’nde doktora çalışmalarına devam etmektedir. Urhan’ın başlıca ilgi alanları deneysel ve davranışsal iktisat, oyun teorisi, tüketici davranışları, nöropazarlama ve nöroiktisattır.