Mises'in Granitten Duvarı: Tam Sosyalizm İmkânsızdır

“Tüm üretim araçlarını hızla geliştirerek ve ulaşımı, iletişimi sonsuz kolaylaştırarak burjuvazi, en barbar ulusları da uygarlığa çekiyor. Ürettiği mallara koyduğu ucuz fiyatlar, tüm Çin Seddi’ni temelden yıkacak, barbarların en inatçı yabancı düşmanlıklarını teslime zorlayacak ağır toplardır.”

Komünist Manifesto

Sosyalizm, cazibeli ve zor bir sevgilidir. Ulaşılması kolay değildir, elde edildiğinde de kolay kolay bırakılmaz. Başka bir sevgiliyle (ideolojiyle) de aldatılamaz. Sosyalizmin hedefi büyüktür. Bir sınıf savunusundan başlar, ama esası bütün insanlığı kapsar. Sömürüyü bitirir. Toplumu ve bireyi bolluğa kavuşturur ve özgürlüğün dingin sularına taşır. Onları üretimden tüketime, tüketimden de mutlak doygunluğa ulaştırır. Sonunda sosyalizmde adalet, eşitlik ve kardeşlik gelmiştir. Fakirlik, kölelik ve kıtlık sonsuza dek ölüme yollanmıştır. İş tamamlanmıştır. İlerleme durmuş ve son durağa gelinmiştir. Tarihin sonu hazırdır.

Gerçi amaçlar bakımından kapitalizm (Marx’ın deyişiyle “burjuva ekonomisi”) de benzeri şeylere inanır. Marx bunu tartışmaz, kabul eder. Lakin üç eski kurumunu (özel mülkiyet, para ve gönüllü işbirliğine dayalı ilişkiler) feodal sistemden kendi devrimci organizasyonuna taşıdığı için, kapitalizm tarihsel açıdan geride kalmak zorundadır. Bu nedenle üretim araçlarının özel mülkiyeti, para ve gönüllü işbirliği sistemi ortadan kalkmak zorundadır. Bu hem tarihsel hem de bilimsel olarak gerçekleşecektir. Sosyalizm gerçekleşecektir. Kaçınılmaz olan budur.

İşte Mises burada devreye girer. Eğer bir sistem tüm dünyaya bolluk, eşitlik ve kardeşlik getireceğini söylüyorsa, bunu özel mülkiyete, paraya ve gönüllü işbirliğine dayanmayan bir sistemde yapması mümkün müdür? Mises entelektüel sorgulamasını bu soruyla başlatır. Sosyalizmi asla kelime anlamıyla yok saymaz, romantiklerin hayallerinden silmez, din gibi inananların imanını ölçmeye kalkmaz. Sadece bu üç kurum olmadan mutlu sona ulaşılamayacağını, bu mutlu son olmadan da sosyalizmin mümkün olmayacağını söyler – ısrarla ve onun anlayamayan kulaklara.

İlk olarak, eğer tam sosyalizmde eğer özel mülkiyet yoksa, kişilerin birbirleriyle takas edecekleri metalar da yok demektir. Özel mülkiyet yoksa metalar ve seçim özgürlüğü yoktur. Metalar yoksa mübadele yoktur. Mübadele yoksa tek tek insanlar arasında oluşabilecek sözleşmeler ve fiyatlar yoktur. Fiyatlar yoksa parasal fiyatlar da yoktur. Parasal fiyatlar yoksa muhasebe yoktur. Muhasebe yoksa büyük işletmeler (devlet dahil) hesap yapamaz. Hesap yoksa maliyetleri düşürmek yoktur. Maliyetler düşürülemezse buhranlar ve iş çevrimlerini öngörmek mümkün değildir. Öngörü oluşamazsa sosyalist planlama rasyonel değildir. Rasyonel bir ekonomi yoksa üretim kıtlığı vardır. Bu kıtlıkları çözmek için ekonomiyi temizleyen araçlar yoktur. Ekonomi yanlış sinyallerden temizlenmezse geriye dönüş yoktur. Bu sosyalizmde israf vardır, kıtlık vardır. Tüketim malları yoktur, kuyruklar vardır. Kuyruklarda geçen saatler vardır, emek ve zaman kaybı vardır.

Kapitalizmin bugüne kadar biriktirdiği sermayeyi bitirene kadar bu sistem devam eder. Kapitalizmde kötü günler için saklanan tasarruflar, yani ihtiyaç akçeleri sosyalizmde çarçur edildiği vakit sistemin işi bitmiştir. Tekrar geriye dönülür. Sosyalizm kapitalist ekonomiye, onun rasyonel iktisadına ve tekrar tekrar biriktireceği tasarruflara sarılır. Esas itibariyle sosyalizm kapitalizme giden en uzun yoldur. Örnek mi? SSCB, Küba, Doğu Avrupa ülkeleri ve Çin.

İkinci olarak, tam sosyalizmde çalışmak zorunludur. Bu da gönüllü işbirliğine dayalı kapitalist modeli ilga etmektir. Çalışmak istemeyenleri zorlamaktır. Bu da sömürü sistemini ortadan kaldıracağını iddia eden sosyalist düşünceye terstir. Bunun için sosyalizm imkânsızdır. Araçları kirli olan bir ideoloji, amaçlarına temiz yoldan ulaşamaz.

Üçüncü olarak, bütün sosyalistler reel sosyalizmde paranın ortadan kaldırılmasını teklif etmişlerdir. Max Stirner (ve onun ardılları Benjamin Tucker ve L. Spooner) buna karşı çıkmış, hatta Marx ile dalga geçmiştir. Marx’ın aksine, Stirner paranın bireyselleşmesi (egoistleşmesi) gerektiğini ileri sürmüştür. Bir ara Engels Stirner’ın dediklerine katılır gibi olduysa da, Marx tarafından sertçe uyarılmıştır. Lakin o günden sonra Marx parayla uğraşmayı bırakmıştır. Sonra ne olmuştur? Sosyalistler reel sosyalizmde parayı ortadan kaldırmayı düşünmüşler, ama bunu gerçekleştirememişlerdir. Gerçekleştirebilselerdi bile, reel sosyalizm büyük ihtimalle ya ilk beş yılda biterdi ya da Çarlık Rusya’sında da biriktirilmiş ihtiyaç akçelerinin sürüklediği yere kadar giderdi.

Dördüncüsü, tam sosyalizm insanları doyuracağını ve giyindireceğini, onlara eğitim ve seyahat özgürlüğü vereceğini iddia eder. Oysa sosyalizmde özel mülkiyet olmadığı için kimsenin kendisine ait seçimi yoktur. Örneğin Bakü’de oturan bir delikanlı, Lada marka arabasının deposunu merkezi planlamacıların öngördüğü miktarda benzinle dolduramadığı için Leningrad’da oturan sevgilisinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Kiev’de inekler ekmekle beslenmiştir, çünkü merkezi plancılar ekmeği sürekli olarak gereğinden fazla üretmişlerdir. Eğitim parasız olduğundan herkes üniversite mezunudur; fakat ustalık gerektiren bir iş olan çapa yapmayı bilen kimse olmadığından yeteri kadar kaliteli yonca yetiştirilememiş, bu nedenle de inekler yonca yerine ekmekle beslenmiş ve sütleri verimsizleşmiştir. Sosyalizmde bireyin özgür tercihleri ve özgür iradesi olmadığından, sosyalizm ne bireyin ihtiyaçlarını tam olarak karşılayabilmiş ne de hayattaki küçük jestleri yerine getirebilmiştir. İşte bu yüzden sosyalizm bir hayaldir.

Beşincisi, tam sosyalizmde kapitalist ekonominin (üretim anarşisinin) yerine bürokratik ve parti organlarının idare ettiği merkezi planlamacılar geçtiğinden, ekonomiye iktisadî eşitlik yerine imtiyazlılar egemen olmuştur. Ülkeye birkaç bin ton muz girdiğinde bunları ilk önce partililer, sonra şehirliler, en sonda da köylüler (elbette çürümüşlerini) almışlardır. Bu da iktisadî eşitliği bozan bir durumdur. Tam sosyalizm tam da bunu sağlayamadığı için imkânsızdır.

Mises’in sözleriyle bitirirsek: Sosyalist yönetimin sözde avantajlarını tartışmak boşunadır. Tam sosyalizm asla hayata geçirilemez. Sosyalizm hiçbir şekilde bir üretim sistemi değildir, sadece kaos ve hayal kırıklığına yol açar. Sosyalizmin temel sorunu iktisadî hesaplama sorunudur. Evrensel bir üretim biçimi olarak sosyalizm, sosyalist bir sistemde iktisadî hesaplamalar yapmak imkânsız olduğundan, uygulanabilir değildir. İnsanoğlunun tercihi iki iktisadî sistem arasında değil, kapitalizm ile kaos arasındadır. Her şey yapılabilir, fakat iktisat feshedilemez.

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Serkan Kiremit

Yazar Hakkında Serkan Kiremit

Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun olan Kiremit, 2003 yılında “Sınırlı Devlet” isimli çalışmasıyla yine aynı üniversitede yüksek lisans çalışmasını tamamlamıştır. Halen özel bir şirkette çalışan Kiremit liberalizmin teori ve uygulama kısmıyla ilgilenmektedir.