Friedman versus Rothbard

Geçtiğimiz salı günü Milton Friedman’ın yine babası gibi iktisatçı olan oğlu David Friedman bloğunda Murray Rotbard hakkında Austrian Fantasy başlıklı bir yazı yazdı. Aslında Friedman’ın yazısı Mises Enstitüsü’nün kurucularından Lew Rockwell’ın kendi sitesinde Milton Friedman hakkında yaptığı kısa bir yoruma karşılık olarak yazılmıştı.

Rockwell yorumunda The Economist dergisinde enflasyon meselesiyle ilgili Missing Milton Friedman başlıklı bir yazıdan bahsediyor, ardından Rohtbard’ın aynı meselede Friedman’ı yerle bir ettiğini söylüyor ve Rothbrad’ın Milton Friedman Unraveled yazısına link veriyordu. (Rockwell makalenin kendi sitesindeki versiyonuna link vermiş, ben ise doğrudan Journal of Liberterian Studies’teki aslına link verdim.)

Rockwell’e göre Rotbard’ı “tüm dünya” okuyormuş, ama Milton Friedman’ı ana akım akademisyen iktisatçılar dışında kimse okumuyormuş. David Friedman ise yazdığı yazıda Rothbard ve Friedman’ın Amazon sitesindeki kitap satış rakamlarını karşılaştırarak işin aslının öyle olmadığını gösteriyor ve Rockwell’ın kendi yarattığı hayal dünyasında yaşadığını söylüyordu. Friedman arada Rothbard’ın eleştirdiği bazı blog yazılarına da link veriyordu:

Murray Rothbard on Me and Vice Versa

Old News: Friedman Contra Rothbard

İlk yazıda Friedman’ın Mises Enstitüsü’nden David Gordon ile yaptığı tartışmanın linki de var.

Yazılanların tamamından bahsedecek değilim, kalanını linklerden okuyabilirsiniz. Ancak David Friedman’ın Austrian Fantasy yazısına yapılan yorumlara verdiği cevaplardan birini aşağıya yazmadan edemedim – ne de olsa 150 küsur yorumun arasından bulmak zor olabilir.

Rothbard had a problem. He thought he was a great economist, but practically nobody within the profession agreed and most of them had never heard of him.

Rothbard had a solution. He was ignored because he held extreme pro-market views, which were ideologically unpopular in the academy.

Rothbard had a problem. Milton Friedman held extreme pro-market views–not as extreme as Rothbard’s, but far enough from academic orthodoxy so that the same effect should have existed. But Milton Friedman not only wasn’t ignored, he was viewed within the profession as a leading figure–despite his unpopular political views.

Rothbard had a solution–to persuade himself and his followers that Milton Friedman was really one of them instead of one of us, hence his acceptance by the profession didn’t contradict Rothbard’s view of the reason for Rothbard’s non-acceptance.

Maintaining that claim was difficult–at one point I remember being told by a Rothbard supporter, explaining why he was not going to publish a letter of mine in his journal that contained quotes from my father inconsistent with Rothbard’s account of my father’s views, that if Rothbard and Friedman disagreed about what Friedman’s views were, Rothbard was right.

İlâveten, yine aynı çevrelerde bilinen bir isim olan George Selgin de yazıya yorum bırakarak kendini Avusturyalı olarak tanımlamadığını söylemiş:

David, for the record, I don’t “describe myself as an Austrian,” and haven’t done so since graduate school. Indeed, I consider myself no less a fan of your dad’s work than I am of work by Hayek and Mises. I think a good economists cannot concern himself or herself with belonging to any school, or being loyal to one. I’m pretty sure your dad would have said the same. It was others who labelled him a “Chicago” economist, while the only label he sought was “good” economist.

Rothbard, on the other hand, was only too determined to identify himself with the Austrian School and, more than that, to both take part in a personality cult, built around von Mises, and attract such a cult himself. One sign of the presence of such a cult is precisely the scorn its members heap on potential rivals to the cult figure.

As a monetary economist (I don’t pretend to judge Rothbard’s other economic contributions) Rothbard was mediocre to bad. His version of the Austrian business cycle theory was naive–in essence it equated behavior of M consistent with keeping interest rates at their “natural” levels with the elimination of fractional-reserve banking–an equation that holds only with the help of about a dozen auxilliary assumptions, all of which are patently false. He then went on to conjure up an equally false history of banking and of bank contracts designed to square his theory of the cycle, with its implied condemnation of fractional reserve banking, with his libertarian ethics.

Thanks to all this nonsense people like myself and Larry White (who does still call himself an Austrian) have to waste oodles of time debunking his ideas–we most certainly haven’t simply “ignored” them–that we’d rather spend attacking central banker’s shenanigans.

Yazılanlardan görüleceği üzere Friedman ve Selgin Rotbard’ı fena sallamışlar. Örneğin Friedman yorum kısmında ve diğer bazı linklerde Rothbard için “dürüst değildi” (dishonest) diyor. Özellikle Friedman’ın aynı yazıya yazdığı diğer yorumları da okumak gerekiyor, arada ilginç şeyler var.

Aslında Rothbard bu kadar sallanınca Rothbard’ın Hayek’e ettiği küfürleri de yazmak gerekiyor. Bunları okuyunca Avusturya Okulu’na duyduğunuz ilgi ciddi anlamda sönüyor. Bir de Rothbard gibi adamları Türkiye’de ciddiye alanlar var. Allah bunlara akıl fikir versin şu “mübarek” Ramazan ayı başında. Amin.

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Can Madenci

Yazar Hakkında Can Madenci

Can Madenci lisans, yüksek lisans ve doktorasını Marmara Üniversitesi iktisat bölümünde yaptı. Madenci doktora tezinde iktisadi hesaplama tartışması ve Friedrich Hayek’in görüşlerini çalıştı. ABD, Alabama'da bulunan Mises Enstitüsü’nde burslu araştırmacı olarak çalışmalar yürüttü. Halihazırda ilgi alanları Marksist ve evrimsel iktisattır.