İKTİSADIN DEĞİŞEN YÜZÜ- 1; İKTİSAT FELSEFESİ VE BELİRSİZLİK

Aranıza yeni katılan ve bundan da gayet mutlu olan biri olarak, ilk  yazımı takdim ediyorum. Serbest atışın varlığı elimi rahatlıyor tabi :)
2einstein_zar

Neden bahsetsem araştırsam diye düşünürken, zaten ucundan kulağından yakalamaya çalıştığım bir konudan ‘ Belirsizlik’ten bahsetmeyi uygun buldum, konuyu yazmaya cüret ederek birazcık daha aydınlatma derdi içinde…

Dinç Alada Hoca’nın İktisat Felsefesi ve Belirsizlik  kitabını bulduğumda, sevinmiştim açıkcası. Çünkü o günlerde yeni yeni içine girdiğim, şimdilerde artık ben bu alandayım dediğim Davranışsal iktisadı seçmemin arka planını kuvvetlendiriyordum. Ve tabi her zamanki ‘aslında rasyonel insan yok’ tezim bi kenardan bakınıyordu oraya buraya. Kaos, postmodernizm,  akılcılaştırma, yapay zeka şöyle böyle derken, ilerlemeci, modern bireyin geleceği düşünme, geleceğe kaygı duyma ve misyon-vizyon gibi kelimelerle ne iş gördüğünü anlama çabası içinde elime geçen kitapta, Adam Smith’ in ‘An Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nation(1759)’ nından önce yazdığı ‘ The Theory of Moral Sentiments(1776)’  ında, belirsizliği insanın çalışma gayretini taze tutan bir kamçı olarak nitelerken, bir şok gibi  beklenmeyen ve ‘beklenen fayda teorisi’nde olduğu gibi risk faktörüne indirgenerek ifade edilemeyen belirsizlik anında, bireyin geçmişle gelelecek arasındaki nedensellik zinciri koparken, bunu telafi etmek ve keşfetmek belki de yerine koyabilmek niyetiyle daha çok çalışacağını ifade ettiği satırlara yer verilmekte. Üstelik,  Adam Smith, Ahlaki Duygular’da zamanın da bir his olduğunu ve bu yüzden bir otobüs beklerken zaman geçmezken, eğlenirken birden akıp giden zamanın algısal boyutuna, Einstein’dan önce değinmekte. Geleceği, bir çizgi gibi hep ileri giden zaman içinde, geçmişine bakarak, deneyimlerinden ve gözlemlerinden yararlanarak, tahmin eden birey, belirsizlik anında çizgisel, mutlak ve sürekli bir zamandan uzaklaşmakta ve hesaba katmadığı durumlar karşısında, hemencecik, halihazırda çözümlerden yararlanarak, adet, gelenek vb. Daha normatif kısa yollara başvurmaktadır  Smith’e göre. Bu boşluğu kapatma çabası, yeniliklerin de tohumunu atan eldir. İnsanın hissettiği veya içinde bulunduğu denge durumu, huzur, sükûnet ve güven duygusunu yeniden elde etmek isteği tüm bunların altında yatan nedendir. Hatta bu denge öyle bir denge ki daha fazlasını isteyip duran, kendini gerçekleştirme adına sürekli  ‘’ihtiyaç’’ çıtasını yükselten birey,  Easterlin’in de dediği gibi, çok para kazanıp dursa da, sürekli arzuları yükselse de bir koşu bandının üzerinde koşarcasına aynı mutluluk düzeyine geri dönecektir. Hatta trajik olarak, bu aynı mutluluk düzeyi için daha çok ter döktüğünü de ekleyebiliriz.

Hesaplanır, kesilir biçilir bir dünyayı terzi edasıyla dikebilmek adına,  ‘faydayı da ölçerim belirsizliği de’ diyerek belirsizliği, zihinsel olduğundan, yarını bugünden tahmin edelim ya da bugüne getirelim diyerek, olasılık hesabına dayandırmış iktisatçılara rağmen,  F.H.Knight ‘eksik bilgiden farklı olarak, bilgiyle yeri doldurulamayacak bir faktör olarak belirtirken,  J.M.Keynes ise, belirsizliği, güvensizlik dereceleriyle ifade etmiş ve hiçbir zaman yarının bugüne benzemediği dünyada, bugünden yaptığımız olasılık hesaplarıyla, bugün ile aynı hesap edilebilirlik derecesine indirgediğimiz yarının, olasılık, ihtimal yerine ağırlık kavramıyla yaklaşılabileceğini ileri sürerek, belki de Nobel ödüllü İktisatçı Daniel Kahneman ve Amon Tversky’nin ‘Prospect Theory-Beklenti Teorisi’ne de ilham kaynağı olmuş olabilir.

Geleceği öngörerek, tüm kararlarının sonuçlarını bilen birey, dedüktif ve a priori halinin yanında,  zaman algısı, kişiden kişiye değişen ve dolayısıyla subjektif ve zamanlararası tutarsızlık içinde bireyin, belirsizlik halinde, zaman ufku ve gelecek perspektifi daralmakta, değişmekte ve hatta güvensizlik derecesine  göre, yeni bir karar alma halinin önüne geçebilmektedir. Ayrıca, bu belirsiz anında, birey, ileriye bakmak yerine geriye yüzünü dönerek, geçmişte yapmış olabileceği hatayı ve bunu nasıl aştığına bakarak, zamanın durduğu bu şok anına uyum sağlamayı seçer. Kader, kısmet gibi doğa üstü nedenselliklerden ayırarak, birey,  hareketsizliğinden sıyrılmak için, farklı bir rasyonellikle, elindeki tüm araçları kullanarak, tüm çevresel ve içsel araçlarını, alışkanlıklar, gelenek, görenek ve sezgileri ile kendi denge durumuna yeniden ulaşmaya çalışabilir. Bu arada, keşif ve öğrenme süreci de etkili olacaktır.
Kitabın tamamını içermese, bir kısmına belirsizlikle ilgili olarak ışık tutmaya ve şayet okumadıysanız, merakınız arttırmış olmayı umarak bu ilk yazımı tamamlıyorum. Sevgili arkadaşım Tuna’ya daveti ve Levent’e desteği için teşekkür ediyorum. Aranızı hoş buldum :)

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Zeliha Hatipoğlu

Yazar Hakkında Zeliha Taşdirek

Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü'nü bitirdikten sonra, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır. Davranışsal İktisat ve finansal krizler üzerine yaaptıüğı yüksek lisans tezinden sonra, yine aynı alanda doktorasına İstanbul Üniversitesi' nde devam etmekte. Sosyal seçimler, rasyonalite vb. konularda araştırma yapmaya devam ediyor.