wrapping_paper-equations

 

Ekonomik modeller her ne kadar genellemelere dayansalar da, birçok önemli ayrıntıyı yok saysalar da ve çoğu zaman gerçeklerden uzak gibi gözükseler de hiç kuşkusuz iktisat biliminin en önemli araçlarıdırlar. Evet, deneysel iktisat, davranışsal iktisat, post-ostistik iktisat gibi alt bilim dalları ve akımlar ana akım iktisadi ve onun modellerini sert bir şekilde eleştirmektedir. Haksız da değillerdir çoğu noktada. Ancak dikkat çekilmesi gereken bir nokta vardır ki o da bir akademisyenin, bir öğrencinin ya da akademi dışındandan bir araştırmacının fikirlerini beyan ederken veya çalışmalarını sürdürürken eleştirilerini öne sürme sebebi. Zira eleştirdiği konuyu bilmeyen bir araştırmacının veya akademisyenin yaptığı aslında eleştiri değil, okuduğu eleştirileri ve yorumları ezberlemektır. Örneğın deneysel iktisadı ele alırsak  “Zaten ana akım iktisat çoktan çürütüldü, onun varsayımları mantıksızdır” demek ve daha da kötüsü teorik çalışmaları görmezden gelerek sadece deneysel kaynaklara yönelmek bir deneysel iktisatçı için çok büyük bir kayıptır.

Bu bir kayıptır çünkü deneysel iktisat çoğu zaman teoriyi test eden bir araçtır ve her seferinde de teoriyi çürütecek diye bir kural yoktur. Kimi çalışmalarda da teoriyi destekleyen sonuçlar çıkması şaşırtıcı olmamalıdır. Deneysel iktisadın teorinin tamamen karşısında olduğu yanılgısının sebebi, büyük ihtimalle bu alanda öne çıkan neredeyse tüm çalışmaların yıldızlarının teorinin aleyhine  bulgularla parlamasıdır. Bu da hiç şaşırtıcı değildir aslında. Zira bir alt bilim dalının, veya yeni bir fikrin kendini kabul ettirmesi bir tutam popülizm gerektirmektedir. Hal böyle olunca bu alana adım atan birçok genç iktisatçı büyük bir ilgi ve mutlulukla o anarşist (ve bence de birbirinden güzel) çalışmalara sarılıp teoriyi görmezden gelmektedirler. Ve ne yazık ki deneysel iktisat bazılarımız için teoriyi bilme gereksinimini ortadan kaldıran bir yöntem gibi görünmektedir. Neoklasik iktisat çürüdüyse onu neden bilelim ki? Bu malesef çok büyük bir yanlış anlama ve kimi zaman bir bakıma kendi kendini aklama yoludur.

Ancak madalyonun diğer yüzünde de durum bundan farksız. O da iktisat literatüründeki çalışmalara belki literatürü takip etmeye gerek bile duymadığı belki de literatürü takip edecek ilgi ya da bilgisi olmadığı için yabancı kalan iktisatçılar, teorisyenler. Farklı bir konuda çalıştığı için literatürdeki gelişmeleri yakından takip etmeyenlerden bahsetmiyorum aslında. Bır iktisatçının bugüne kadar deneysel iktisadın adını dahi duymamış olması aslında herhangi bir uluslararası ekonomi dergisini takip etmediğini hatta “şu iktisatta son yıllarda neler oluyor?” diye bile sormadığını göstermez mi? Ve o iktisatçı lisans, yüksek lisans ve hatta doktora dersleri veren, doçentlik jürilerinde karşısında ter dokülen bir profesör de olamaz mı? Olabilir…

Teoriyi öğrenme gereksinimini ortadan kaldırmak için deneysel iktisada sarılanlar mı, literatürü takip etme “zorunluluğunu” görmezden gelip 30 yıl önce makalelerden değil de, kendi diline çevrilmış lisans ders kitaplarından dua ezberlercesine öğrendiği “konularının” arkasına saklananlar mı? Hangisi daha acı? Bence iki tarafın bir yeterlilik veya tez savunmasında karşılaşmaları bu tiyatro oyununun en trajikomik sahnesi.

Akademi dışına çıkarsak da bu “kayıtsız eleştiri”nin mantıksızlığını görmek mümkün. Kim Picasso’nun kübizm ile ortaya çıktığını sanıyor? Daha 12 yaşındayken klasik resim sanatında şaheserler üretiyordu, kubizm bu dönemin ardından geldi. Hugo Ball Karawane ve Dada Manifestosu’ndan önce felsefe ve sosyoloji okudu. Nietzsche hakkında çalıştı. Realizm olmadan sürrealizm, modernizm olmadan da postmodernizm karşı çıkacak bir sebep bulamayacaktı.

Deneysel iktisat paketi eleştirileriyle gelse de ardında yüzlerce yıllık bir iktisat literatürü yatar. O iktisat literatürü teorilerden; teori, modellerden; modeller ise varsayımlardan yararlanır. Sırf (eksik olduğu zaten kabul edilmiş ancak onlarsız da yapılamayacak olan) varsayımlara getirilen eleştirilere bakıp da sırf “seksi” oldugu için bir alt dala sarılmak ve teoriyi göz ardı etmek düşülebilecek büyük bir yanlıştır.

Deneysel iktisat yöntem olarak verileri deneyler aracılığıyla edinmeyi seçmiştir. Ancak dikkat edilirse yine varsayımlar yapan (örneğin hava durumunun denekler üzerinde bir etkisi olmadığı varsayımı), yine modeller kuran (sonuçta aynı regresyonlar kullanılıyor) bir alt daldır. Çünkü modellemesiz bir iktisat var etmek, varsayımsız bir model kurmak mümkün değildir.

Varian’ın bir tavsiye niteliğinde yazdığı “How to build an economic model in your spare time” bu bağlamda yol gösterici bir kaynaktır. Zira bu yazıda modellerin gerekliliği, eksikliklerine rağmen geçerliliği ve bir model kurmak için tavsiyeler bulmak mümkün.

Varian önce “iyi” bir fikrin birçok fikrin elenmesiyle ortaya çıkacağını ve iyi fikirlerin sanılanın aksine makalelerden değil dergi, gazete gibi yayın organlarından elde edilebileceğini söylüyor. “A model of Sales” makalesinin (http://www2.isye.gatech.edu/~pgriffin/variansales.pdf) fikrinin çıkış kaynağının yeni bir televizyon alma sürecinde çıktığını anlatıyor.

Bir fikrin iyi olup olmadığını anlamak için ise o fikri ekonomist olmayan birine anlatmayı deneyin. Literatür taraması yapmak için acele etmeyin. Bir iki hafta fikriniz üzerine çalışma sonucunda yayınlanmış benzer bir çalışmayla karşılmak sizi çok mutlu edecektir, üstelik bu süreç içerisinde yeni yöntemler de geliştirmiş olabilirsiniz. Modelinizi kurmaya başladınız, kendinize sorular sordunuz, yanlışlar yaptınız… Varian, fikir aşamasından yayın aşamasına dek bütün süreç için tavsiyelerini bu kaynakta toplamış: http://people.ischool.berkeley.edu/~hal/Papers/how.pdf. Dilerim yardımcı olur.

Fotoğraflar:

http://www.beatmuseum.org/

http://lcbackerblog.blogspot.com/

lawrencecreaghan.com

 

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Levent Neyse

Yazar Hakkında Levent Neyse

İstanbul Üniversitesi'nde iktisat lisans ve yüksek lisansını tamamladıktan sonra İspanya, Granada Üniversitesi'nde doktora yapan Neyse, Halen Almanya'da (Institute for the World Economy) post-doc ve London School of Economics, Social Policy bölümünde ortak araştırmacı (associate researcher) olarak çalışmaktadır. İlgi alanları deneysel ve davranışsal iktisat, sosyal sermaye ve sosyal tercihlerdir