Aman Petrol -1

Dinlemek için : http://soundcloud.com/hasmetasilkan/petrol-1

Ses dosyasını indirmek için: http://soundcloud.com/hasmetasilkan/petrol-1/download

 

Bir damla petrolün bir damla kandan daha değerli olduğunu, petrol buradaysa Amerika’nın fazla uzakta olamayacağını, paranın her şey olduğunu ve tüm ideolojilerin sonunu hazırlayacağını bize petrol öğretti. Bu yazı hayatın bu gerçeklerini henüz öğrenmemişler içindir. Yararlandığım kaynakları yazı dizisi sonuna ekleyeceğim tabii ki ama ilgimi bu konuya bu denli çeken, fazlaca alıntıladığım ve döne döne okuduğum Daniel Yergin’in “Petrol – Para ve Güç Çatışmasının Epik Öyküsü ” kitabının ismini yazımın en başında zikretmek isterim.

 

İlk Petrol Kuyusu Açılıyor

19. yy’ın ikinci yarısında aydınlatma için lambalarda kömürden elde edilen çesitli yakıtlar ve giderek pahalılaşan balina yağı kullanılıyordu. New York’ta avukatlık yapan George Bissell Dartmouth College’de bir profesörün odasında gördüğü petrol örneklerinden yola çıkarak petrolden daha kaliteli ve ucuz aydınlatma yakıtı çıkarılabileceği fikrine kapılır. Finansman için James Townsend’den yardım ister ve fikrini bilimsel olarak desteklemek için de tanınmış bir kimya profesörü olan Benjamin Silliman Jr.’dan petrolü analiz etmesini ister. Silliman araştırması sonucunda petrolden damıtma yoluyla çesit çesit karbonlu ve hidrojenli bileşik elde edilebileceğini ve bunlardan bir kısmının yüksek kaliteli aydınlatma yakıtı olabileceğini içeren raporunu yazar. Bissell ve Townsend ellerindeki raporla projeleri için gereken finansmanı toplayıp  Pennsylvania Rock Oil Company’i kurarlar.

Şimdi gereken tek şey petroldür ve çok miktarda petrol çıkarmanın yolunu Edwin Drake’te bulurlar. Uzun uğraşlar ve parasal sıkıntılar sonunda Drake 1859’da Titusville’de Amerika’nın ilk petrol kuyusunu açmayı başarır.

Petrol üretimi hızla gelişir, öyle ki 1860’ta yılda 450.000 varil olan üretim 1862’de 3 milyon varili bulunur. Haliyle fiyatlar da 10 dolardan 50 cente kadar düşer.

Rockefeller – Rothschild – Nobel – Samuel ( Devler Sahnede )

1865’te şirket ortaklarından Maurice Clark, diğer ortak Rockofeller’i ortaklıktan ayrılmakla tehdit eder. Rockofeller ise durur mu, yapıştırmış cevabı: “Ayrılalım anasına satayım – Let the game begin motherfucker.” Şirketin sahibini belirlemek için açık arttırma başlatılır. 500 dolardan açılış yapılır, Clark 72.000 çeker, Rockofeller ise “Rest” der ve 72.500 doları basar. Standard Oil’in tek sahibi artık John D. Rockofeller’dır.

1867 yılında şirket bir ortak kazanır: Henry Flagler. “İş üzerine kurulan bir dostluk, dostluk üzerine kurulan bir işten daha sağlıklıdır” sözü Rockofeller ile olan ilişkisini net bir şekilde açıklar.

Amerikan Tren Yolları İdaresi, Standrd Oil’in önemi ve büyüklüğünün farkına erken varmış olacak ki kaz gelecek yerden tavuğu esirgemez, Standrd Oil’e indirim yapmaya karar verir. Gerçi üreme hızı ve geniş pazar payı göz önüne alındığında tavuk kazdan daha kıymetlidir ya neyse. Standard yalnızca indirimle yetinmez, diyelim ki rakip firma Tren Yolları’na bir sevkiyat için 1 dolar ödeyecek olsa, 25 senti derhal Tren Yolları İdaresince Standrd Oil kasasına aktarılır. Bu  Standard’ın büyümesinde önemli bir pay olur tahmin edeceğiniz üzere, fakat yıllar geçtikçe kamuoyunun antipatisini çeker.

Standard daha da büyümenin yolunun tekelleşmek olduğunu görür ve fiyat düşürme politikası uygulayarak küçük firmaları teker teker satın almaya başlar. 1879 yılında gelindiğinde  Amerika’daki rafinerilerin %90’ını kontrolüne alır. Gittikçe gücünü yitiren rakipler cesur bir proje üretirler. Tidewater (Med-cezir) projesiyle ilk boru hattı inşaası gerçekleşir ve mayıs 1879’a açılır. Demiryolunun ciddi bir rakibi vardır artık. İki yıl içinde Standard, Tidewater Şirketi içinde azınlıkta kalmış bir hissedar durumuna düşer. Bu sırada Standard otokrat olmakla itham edilir çünkü demiryolu taşımacılığında ayrıcalıklı fiyat alıyordur. Bu ‘haydut çetesine’ birbiri ardına dava açılmaya başlanır. Rockofeller ise New York valisinden yardım isteyerek bu tehditi kısa süre için de olsa başından savmayı başarır.

Petrolün Avrupa’ya sevkiyatı ise 1861 yılında olur. Bu tehlikeli işe kimse bulaşmak istemediğinden Hasan Sabbah kılıklı biri mürettebatı sarhoş ederek gemiye bindirir ve ilk sevkiyat bu tuhaf hikayeyle başlar. Ruslar da boş durmuyor tabii, onlar da petrol işine giriyor ve 1880’lere gelindiğinde Amerika’nın üçte biri kadar petrol üretirler. Rus İmparatorluğu sınırları içinde petrol dağıtımı Nobel kardeşlerden soruluyor o yıllar.  Bunge ve Palashkovsky isimli iki girişimci hükümet onayıyla yeni bir demiryolu hattı inşasına girişirler. Amaç Rus petrolünü ihraç etmektir fakat yeter kadar paraları yoktur ne yazık ki. Ancak, bir kurtuluş çaresi bulunur. Bu çare, görüp geçirdiği savaşlar, hükümetler ve endüst­riler arasında, Avrupa’nın yeni demiryollarından birçoğuna parasal destek sağlamış bir ailenin Fransız kökenli kolundan gelir. Bu ailenin Adriyatik üzerinde Fiume’de bir rafinerisi vardır. Rafinerilerde düşük fiyatlı Rus hammaddesi işlemek istiyorlar. Bunge ve Palashkovsky‘nin baş­ladıkları demiryolunun tamamlanması için gereken borç parayı verirler. Karşılık olarak da Rus­ya’daki petrol tesisleri üzerinde bir ipotek koyarlar. Ayrıca Rus petrolünün cazip fiyatlarla Avru­pa’ya sevki için gerekli düzenleme de yapılır. Bu aile ünlü Rothschild ailesidir. O günlerde Rusya’da Yahudi ırkından olanlara karşı ateşli bir düşmanlık hüküm sürmek­tedir. 1882 yılında imparatorluk kararıyla Museviler’in imparatorluk sınırları içinde daha fazla toprak alması veya kiralaması yasaklanır. Rothschild‘ler ise dünyadaki en ünlü Musevi ailesidir. Fakat konu onlar olduğu için Rothschild‘ler olayında imparatorluk kararı dikkate alınmaz.

İlk başlarda hiç oralı olmayan Standard, sonradan sonraya Nobel‘in Avrupa’da yürüttüğü bu yeni satış kampanyasından te­dirgin olur, Bakü’de üretimin giderek artması karşısında tutuşur. Bu yüz­den bazı önlemler almaya karar verir. İlk ön­lem olarak 1885 Kasımı’nda, tıpkı Amerika’daki bir rakibine saldırdığı zaman yaptığı gibi, fiyat­ları düşürür. Avrupa ülkelerindeki yerel acentaları aracılığıyla ortaya Rus gazyağının kalitesi ve güvenliği konusunda şüphe uyandırıcı birtakım söylentiler yayar. Sabotaj ve rüşvet yollarına bile başvururlar. Ancak Standard‘ın yaptığı tüm bu saldırılara karşın, Nobel ve Rothschild’ler şiddet­le mücadeleye devam ederler.

1888 yılında Ludwig Nobel kalp krizi sonucu ölür. Bu arada garip bir şey olur ve Avrupa’da yayınlanan gazeteler yanlışlıkla Ludwig yerine Alfred‘in öldüğünü yazar. Daha kendisi hayattayken basılan bu ölüm ilanları karşısında Alf­red üzüntü duyar ve kendisinin bu ilanlarda savaş donanımcısı “dinamit kralı”, insanları sakat yapmak ve öldürmek pahasına muhteşem servet kazanmış “ölüm tüccarı” olarak suçlanmasın­dan tedirgin olur. Sonunda bu ölüm ilanları, biyografiler ve suçlamalar üzerinde durup uzun uzun düşünmek ihtiyacını hissedder ve vasiyetnamesini değiştirir. Yeni vasiyetnamesinde tüm parasının insanlığın gelişimine katkıda bulunan kişilere ödül olarak dağıtılmasım ister ve böylece Nobel ismini de ölümsüzleştirir.

Bu arada bir başka Yahudi olan İngiliz vatandaşı Marcus Samuel sahneye çıkar. Süveyş Kanalı’nın açılması, daha güvenli ve hızlı petrol taşımak için geliştirdiği tankerlerle piyasaya fırtına gibi bir giriş yapar Shell. Böylelikle devler yerlerini almaya, kavga da yavaş yavaş kızışmaya başlar.

 

Roosvelt vs. Rockefeller

1904’te Roosevelt‘in seçilmesinden hemen sonra başkanlık idaresi Standard Oil ve petrol endüstrisi aleyhinde bir soruşturma açar. Dava ilerledikçe Roosevelt halkın öfkesini daha da kızıştıracak davranışlarda bulunur ve bir demeç verip “Son altı senedir iş hayatında dürüstlük sağlanması için alınan her önleme bu adamlar karşı çıktılar” diye açıkça ilan eder. Başsavcı’ya da Standard yöneticileri için “Ülkedeki en büyük katiller” der. Hükümet tarafının savunma avukatı Frank Kellogg olur. Dava birkaç yıl sürer, 444 tanık dinlenir, 14.495 sayfa belge okunur. 1909’daki ana duruşmada Federal Mahkeme hükümet lehine karar verir ve Standard’ın tasfiyesine hükmeder, 1911’de de tasfiye başlar. Standard Oil artık ayrı ayrı birkaç üniteye bölünür. Bunlardan en büyüğü evvelce hol­ding şirketi olan Standard Oil New Jersey’dir ve net değerin yaklaşık yarısı ona aittir. Bu şirketin yeni ismi Exxon oldu ve sonuna kadar önderliğini devam ettirir. Ondan sonra ikinci büyük şir­ket net değerin yüzde 9’una sahip New York Standard Oil Şirketi’dir, kendisine isim olarak Mo­bil adını seçer. California Standard Oil Şirketi Chevron adını alır. Ohio Standard Oil önce Sohio olur, sonra da BP’nin Amerikan kolunu oluşturur. Indiana Standard Oil Amaco, Continental Oil Conoco; Atlantic ise önce ARCO sonra da “Sun” adını alırlar.

Tasfiye sonrasında Standard büyümenin farklı yollarını aramaya koyulurlar. Hemen hemen her köşeye sıkışan gibi onlar da cesur ve yaratıcı bir çıkış yolu bulmakta gecikmezler. Indiana Standard’ın imalat müdürü William Burton kapkaranlık geceye mehtap gibi doğarak, termal-kırma denen yöntemle ham petrolü işlemeyi ve yüzde 45 daha verimli hale getirmeyi bulur. Elektriğin bulunması (elektrik bulununca aydınlanma için gaz yağına ihtiyaç kalmıyordu), taşımacılıkla ilgili sorunlar ve tasfiye kararı nedeniyle zor günler geçiren Standard; otomobilin yaygınlaşması, Amerika’daki yeni petrol kuyuları ve termal-kırma yöntemi ile büyümeye devam eder. Standard Oil‘in tasfiyesini izleyen bir yıl içinde ondan oluşmuş şirketle­rin hisse değeri genellikle iki katına, Indiana Standard’ınki ise üç katına çıkar. Bu bölünmeden hiç kimse hisselerin sadece dörtte birine sahip olan Rockefeller kadar yararlanmamış, onun ka­dar zenginliğine zenginlik katmamıştır. Tasfiyeden sonra, çeşitli hisselerin fiyatlarında artış oluş­tuğu için Rockefeller‘in kendi kişisel kazancı 900 milyon doları (bugünün 9 milyar doları) bulur.

 

Deterding vs. Samuel

  

1900 senesi Kasım ayında, Hollanda Kraliyet Şirketi‘nin varlığını korumasında herkesten çok et­ken olan Jean Baptiste August Kessler adında biri 1900 se­nesi Aralık ayında bir kalp krizi geçirerek ölür. Hemen ertesi gün Henri Deterding adında otuz dört yaşında dinamik bir adam “geçici görevli” olarak bu işe atanır. Geçici görevi tırnak içine almak istememdeki sebepse bu geçici görevin 35 sene sürecek olmasıdır. Deterdring 1890 yılında Keppler’in ihtiyacı olan parayı karşılar. Gerekli olan sermayeyi vermiş, teminat karşılığı olarak envanterde görülen gazyağı stokunu alır. Böylece Hollanda Kraliyet Şirketi varlığını korur, Hollanda Ticaret Derneği de para kazanmanın yeni bir yolunu bul­muş olur. Kessler‘e gelince, o bu düzenlemeden çok duygulanır, Deterding‘e olan min­net duygusu daha da pekişir.

Shell ve Hollanda Kraliyet şirketleri Rus ve Uzakdoğu petrol ticaretinin kontrolünü birlikte yapı­yorlardı. Bu iki şirket arasında öteden beri süregelen “yıpratıcı rekabetten” yararlanmak isteyen Deterding bu fırsatı büyük rakibi Marcus Samuel‘le birleşmeye varmak için bir başlangıç nokta­sı olarak kullanır. Birleşmek güzeldi de bu iki inatçı, bencil ve olağanüstü başarılı iki tüccardan hangisi başa geçecekti?  Tartışmaların sonuç vermeyeceğini anlamakta gecikmezler ve bir arabulucu tayin ederler. Zamanın en ünlü petrol komisyoncusu Fred Lane’den daha iyisi düşünülemezdi. Fakat Lane bile bu işin üstesinden gelemeyince Samuel şirketine bir değer biçip, Standard’ın kapısını çalar. Deterding tutuşmuştur haliyle ve Samuel’i kimselere yar etmemek için bir an önce anlaşmaya çalışır. Standard Samuel’in istediği parayı önceleri çok görse de sonradan yola gelir ve teklifi kabul eder. Lane bunun üstüne Samuel’i arar ve Deterding’in ödün vereceğini müjdeler. Samuel de Standard’ın teklifini nazikçe geri çevirerek Deterding’e koşar. Kurnaz ve sinsi tüccar Deterding, Samuel’in Standard’ı geri çevirmesiyle elinin zayıfladığını düşünür ve ona bir ultimatom gönderir. Şirketin başına Samuel gelecek fakat Deterding idare ve yönetimden sorumlu olacaktır. Afedersiniz eşek gibi kabul eder bu teklifi Samuel. Çok geçmeden dışarıda kalmak istemeyen Rothschild de bu şirkete dahil olur.

1902 yılında Marcus Samuel Londra Belediye Başkanlığına seçilir ve haliyle o günden sonra o açılış sizin, bu açılış benim gezip durur. Şirket işleriyle ilgilenmekte zorlanır oldu. Nihayet 1906 yılında Robert Cohen adındaki genç memur, kendisine kötü haberi getirir. Cohen ona artık konsolide bir pazarlama şirketinin yeter­siz olduğunu söylüyordu. Varlığını koruyabilmek için Shell‘in yapacağı tek şey mümkün olan en iyi koşullan sağlayarak Hollanda Kraliyet ile tam bir birleşmeye gitmekti. Bu fikir Samuel‘i kah­reder. Ne de olsa bu büyük global petrol şirketini kendi elleriyle, kimseden yardım almadan kendisi yaratmıştı. Ancak başka hiçbir seçenek yoktur. Sonunda kaçınılmaz olanı yaptı ve birleş­me konusundaki isteğini Deterding‘e açar. Deterding tabii ki teklifi kabul eder ama küçük bir sorun vardır, birleşme hangi baz üze­rinde yapılacaktı? Aralarında eskiden yaptıkları “Ingiltere-Hollanda” anlaşmasında bu oranın “fifty-fifty” olduğunu bilen Samuel, bu anlaşmada da aynı oranın geçerli olmasını umduğunu söyleyince Deterding buna şiddetle itiraz eder. Samuel donup kalmıştır. Deterding “İngiltere- Hollanda” anlaşmasının geride kaldığını, arada geçen zaman içinde iki şirketin konumlarının dramatik şekilde değiştiğini söyler. Oran ona göre birleşmede Hollanda Kraliyet yüzde 60, Shell ise yüzde 40 almalıdır. “Ama biz bu birleşmeyle Shell‘in mal varlığını ve tesislerini bir ya­bancının ellerine bırakmış oluyoruz!” diye tepki gösteren Samuel, konuşmayı orada keser. Fakat aylar geçmesine rağmen durumda bir değişme olmayınca Samuel kürkçü dükkanına tekrar döner. “İdareyi Hollanda-Kraliyet’e bırakmaya razıyım, fakat bir tek koşulum var. Siz, Bay Deterding bana Shell mal varlığını Hollanda Kraliyet‘in iyi idare edece­ği konusunda garanti vereceksiniz.” Deterding sadece bir konuda garanti verebilirdi. Hollanda Kraliyet, Shell hisselerinin dört­te birini satın alacak, böylece hissedar durumuna geçecekti. Hissedar olunca da doğal olarak Shell çıkarlarını içtenlikle gözetecekti. Samuel konuyu iyice düşünmek için süre istediyse de Deterding isteği kabul etmez ve “Şu an için cömert bir havadayım. Size bu teklifi yapıyorum, fakat eğer siz bu odadan teklifimi kabul etmeden çıkarsanız, önerimi geri alırım” der. Bu du­rumda Samuel başka bir seçenek olmadığını anlayarak teklifi kabul eder. Samuel‘in Deterding‘le yaptığı mücadele beş yıl kadar sürmüş ve sonunda bitmiştir. Kazanan taraf her zamanki gibi Deterding olmuştur. Birliğin temelleri 1907’de atıldı ve bu birlikten Hollanda Kraliyet/ Shell Grubu birliği doğar.

 

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Fatih Vural

Yazar Hakkında Fatih Vural

İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde lisans eğitimini, aynı fakültenin Periodontoloji Anabilim Dalı’nda doktorasını tamamladı. Yirmi küsür yıldır müzikle uğraşıyor. Türlü gruplarda gitar ve kontrbas çaldı. Üç ciltten mürekkeb Türkiye’nin Ağaçları Ansiklopedisi’ni yazdı. Yayımlatmayı başaramadı. Şu sıralar kutuphanekolu.com, epirafsozluk.com ve Türkiye’deki kahverengi levhaların yekûnunu kaydetmeyi hedefleyen kahverengilevha.com ile meşgul.