İKTİSADIN DEĞİŞEN YÜZÜ-3 ; BİLİŞSEL YANLILIK ve 'ADAPTIVE TOOLBOX'

adaptiveBir gün bu başlığı daha köklü bir değişimle iktisadın kabuk değiştirmesi olarak yazmak niyetiyle başlıyorum.Bence iktisadın böyle bir değişime ihtiyacı var ve daha çok disiplinin bir araya geldiği etkin açıklamaları getirmeye de ihtiyacı var. Atomistik olmayı aşmak yolunda, emin adımlarla ilerliyoruz şimdilik…Ve çok daha yeni bir araştırma konusu ve kavramı olan ‘adaptive toolbox’ ı da ekliyoruz, doğrudan Türkçe çevirisine yer vermediğim ve orijinal halini kullanmayı tercih ettiğim bu kavramı, nacizane araştırmalarım neticesinde ‘bilişsel paket’ olarak adlandıracağım. Burada tabi ”Biliş nedir, iktisatta yeri nedir? ” gibi sorulara da cevap vererek, konuyu daha da aydınlatacağım.

Biliş, bilme yaşantısı olarak da ifade edebileceğim, bilgiyi algılama, anlama, düşünme, bir cevap üretebilme, bilgiyi işleme ve çözüm getirme süreçlerinin tamamını içine alan bilme hali ve bu süreci ifade eden kavram olarak karşımıza çıkmakta. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ve Gestalt Psikoloji’den de güç alan (bütünün, ayrıştırılmış olarak parçalarının toplamından çok daha fazlasına denk geldiğini ileri süren akımdır; yeni bir öğrenme teorisi olarak, koşullanma ünlü Pavlov köpeklerinden hatırlarsınız- ve taklitin yanında, düşünmeyi ve bütünsel algıyı vurgulamasıyla önem taşımaktadır) Bilişsel Psikolojinin gelişimi, bilişi, sadece psikolojide ön plana çıkarmakla kalmamış, sınırlı rasyonelin de karar verme sürecini ifade etmede destekleyici ve yardımcı olarak, davranışsal iktisadı su yüzüne çıkarmıştır. Bundan sonra, psikologların Nobel Ödülü alarak iktisada farklı açılımlar sağladıklarına şahit olduk ve olacağımızı da düşnüyorum.Ünlü deneylerinde, Daniel Kahneman ve Amos Tversky, çerçeveleme etkisi- framing effect’ i ortaya çıkarmış ve Asya Hastalığından ötürü 600 kişiden 200 kişinin sağ kalmasını ihtimalini seçerken, 400 kişinin ölme ihtimalinin aynı derecede tercih edilmediği sonuçlarını veren deneyleri ile, bireylerin,bir bütün olarak algıladığı problemi, sağ kalmanın pozitif etkisi ve ölmenin negatif etkisiyle farklı bir bütünlükte algıladıklarını ortayta koymuştur. Geçmiş deneyimlerinin, alışkanlık ve gelenek gibi kurumların etkileşim ağı içerisinde, birey, belirlediği bir başlangıç noktası, bir referans noktası üzerinden kayıp ya da kazanç olarak nitelendirdikleri çıktı anlayışı, sadece Asya Hastalığı’nı aydınlatmakla kalmamakta, aynı zamanda, Beklenen Fayda Teorisi’ni de, değişimlerden etkilenen, belli bir son çıktı olmak yerine kayıp ya da kazanç olarak nitelendirilen çıktı düzeyiyle, Beklenti Teorisi’ne dönüştürmüşlerdir. Bu dönüşüm ve teoriler, bu yazımın konusu olmadığından daha sonra detaylandırılabilir.

Sadece çerçeve etkisinin değil, ulaşılabilirlik ve temsil edilebilirlik gibi genellikle ve sıklıkla başvurduğumuz bilişsel yanlılıklar, yani karar alma sürecinde, rasyonalitenin iddiasının aksine sınırlı bilgi ve hesaplama kapasitemizin bizi ittiği, kolay yoldan karar verme yöntemleri, araştırmanın ve bilginin maliyetinden ve daha fazla zaman kaybetmekten kaçındığımızda başvurduğumuz hızlıca ortaya çıkan bilişsel araçlardır. Sözgelimi, bir başka Kahneman deneyinde, kişilere İngilizce’de K ile başlayan mı içinde K harfi olan kelimeler mi daha fazladır sorusuna, ulaşılabilirlik bilişiyle, bireyler, daha kolaylıkla K harfi ile başlayan kelimeleri, kısa zamanda hatırladıklarından, soruya bu yönde fakat yanlış devap vermektedirler. Ya da bir başka deneyde, daha önce bahsettiğimiz Bayesyen heaplamanın aksine, 70 avukat ve 30 mühendis arasından rastgele seçilen birisinin avukat mı mühendis mi olacağı başta, 0.7 ve 0.3 olasılıklarının öncül Bayesyen hesabı ile, tahmin edilirken, seçilen kişi hakkında bilgi verildiğinde, bu öncül hesap göz ardı edilerek dolayısıyla, bir Bayesyen güncelleme yapmak yerine, hangi topluluğu daha fazla temsil edebildiği üzerinden tahmin öne sürülmektedir. Bunların yanında, çok iyi bildiğimiz, kendimize olan aşırı güvenimizle, nasılsa ödeyebiliriz diye yaptığımız kredi kartı harcamaları ya da her uçağa binişimizde binlerce binde bir ihtimal olsa da uçak kazasında öleceğimize inanmamız, rasyonaliyeden bilişsel yanlılıklara olan kaymamızı ifade etmektedir.

Artık rahatlıkla sınırlı rasyonel olarak ifade edeceğim birey, karar alma sürecinde, karşılaştığı zorluklara yönelik olarak birçok biliş devreye sokara, kısa zamanda karar verme yolunu tercih etmekte. Kararın bir davranışa, davranışın da çevreye uyuma ve reaksiyona işaret etmektedir. Bu anlamda ‘adaptive’ -uyumlu olmak esası üzerinde, 1999’dan beri Max Planck Enstitüsü’nde bir çalışma ekibi, adaptive toolbox’ı, biliş paketini, araştırma konusu edinmiş ve sınırlı rasyonelin nasıl bir çevrede ve bilişse hareket ettiğine yönelik Gerd Gigerenzer’ın başında bulunduğu birçok çalışmaya imza atmaktalar.

Gelelim, biliş paketinin kendisine. Biliş paketi, benim adlandırdığım, Gigerenzer’ın da ifade ettiği üzere, birçok bilişsel yanlılığı içine alan kognitif ve duygusal yapıtaşlarını biraraya getiren bir paket.Bilgiye ulaşma sürecinde, bilgiyi edinme, değerlendirme ve karar alma esnasında, sadece bireysel alanı değil aynı zamanda, ekolojik rasyonel olarak literatürde tanımlanan sınırlı rasyonaliteyi en iyi destekleyen rasyonalite tanımı ile, içsel bir karar alma sürecindense, bireyin stratejileri ve çevresini de kapsamaktadır.Dolayısıyla, sosyal ve davranışsal bir bir içeriği de sınırlı rasyonelin bünyesinde sorgular.Rasyonellik altında, her hangi zaman, para, dikkat ya da kıt bir kaynak sınırı olmayan bilgi edinme sürecinin, biliş paketi ile, araştırma ve alternatif için ipuçlarını bulmaya yönelik, tatmin etme ve bilişsel yanlılığı önermektedir. Burada, kısıtlar altında optimizasyonu arayan sınırlı rasyoneli, sınırsız olan rasyonel bireyden ayıran, kısıtlı bilgi araştırma sürecinin, bir durdurma kuralı ile durdurulmasıdır. Bu noktanın hesaplanabilirliği, mevcut olup, devam etmesi halinde faydasından çok maliyetinin olacağı noktadır. Bu hesaplamanın, sınırsız rasyonalite modelinden daha fazla zaman, bilgi ve hesap içerdiği de ifade edilmiştir. Bu, bir paradoks anlamına gelmekte ve sınırsız ve sınırlı rasyonaliteyi bir anlamda aynı noktaya getirir.

Sınırlı rasyonalite kavramını ilk kez kullanan ve Nobel Ödülü alan Herbert Simon, sınırlı rasyonalite iel ekolojik rasyonaliteyi bir araya getirirken, sınırlı rasyonalitenin iki bileşenini bilişsel kısıt ve çevre yapısı olarak ifade etmektedir. Burada kastettiği çevre, organizma için, verili ihtiyaçlar ve çıktılarla fiziksel ve biyolojik bir çevre olmaktansa, bunlara ulaşmanın yolu olarak önem taşımaktadır.

Biliş paketi, iyiye en yakını bulmaya yöneliktir ve çevrenin değişime karın da öğrenme sürecini içerir.Dolayısıyla, nasıl uyum sağlandığına yardımcı olur.Çıktıları elde etmek için karar vermeyi ve strateji geliştirmeyi sağlar. Strateji geliştirmek, bilgi toplamayı içerirken, bu bilgi toplama, rastgele ve düzenli araştırmayı ve ayrıca taklit yoluyla da bilgi edinmeyi birleştirir. Bilgi edinme sürecini durduracak olan, kar- zarar gibi bir hesaplamanın yerine, basit bir bilişsel yanlılık, biliş paketinde mevcuttur; harcanan zaman, araştırma isteğini şekillendirirken, asıl durduran neden, ilk alternatifin bulunmasıdır.Sadece bilişsel değil, bunun için duygular da sürece dahil olarak, daha etkin ve uzun süreli alternatifler üretebilir. Daha çekici bir alternatifin ortaya çıkışı olarak ifade edilen hissi yönlendirme, örneğin, eş seçiminde, mutluluğu beraberinde getirebilir.

Böylelikle, karar alma sürecine, rasyonalitenin ardına geçerek, bilişi getiren bilişsel psikoloji, bu kez bireyden, sosyal ve dışsal olana da yönelerek yeni bir açılım kazanmıştır. Alanla ilgili daha detaylı ve fazla bilgiyi hem ben araştırmalarımı artırarak, hem de siz aşağıdaki linklerden yararlanarak edinebilirsiniz :)

http://www.mpib-berlin.mpg.de/en/research/adaptive-behavior-and-cognition/publications/books/bounded-rationality

http://mitpress.mit.edu/catalog/item/default.asp?tid=8986&ttype=2

Ve Gerd Gigerenzer’in naif sunumuyla;

-http://www.youtube.com/watch?v=yI8dFWpWOZM

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Zeliha Hatipoğlu

Yazar Hakkında Zeliha Taşdirek

Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü'nü bitirdikten sonra, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır. Davranışsal İktisat ve finansal krizler üzerine yaaptıüğı yüksek lisans tezinden sonra, yine aynı alanda doktorasına İstanbul Üniversitesi' nde devam etmekte. Sosyal seçimler, rasyonalite vb. konularda araştırma yapmaya devam ediyor.