Deniz Feneri Projesi’ne Doğru: Bir İktisadî Bilinç Akışı Denemesi

Virginia Woolf (1882-1941) Kaynak: http://hu.wikipedia.org/wiki/Virginia_Woolf

Bir iş toplantısında düşüncelerimizin başka yerlere kayması sık rastlanan bir durumdur. Fakat, iktisadî konuların tartışıldığı toplantılarda romanları düşünmek herhalde ҫok fazla kişinin başına gelmemiştir. Benim sık sık başıma gelen bu durumun bir hastalık sayılabileceği olasılığını aklıma getirmek istemiyorum. Geride bıraktığımız 2014 yılının Kasım ayında Paris’te düzenlenen, deniz fenerlerinin inşâsına, işletilmesine ve bakımına mali destek sağlanmasının tarihini iktisadi bir perspektiften ele alan projenin (http://lighthouse.hypotheses.org) ilk toplantısında, aklıma Virginia Woolf’un Deniz Feneri adlı romanı düştü. Önce, orijinal başlığı To The Lighthouse olan romanın Türkҫeye neden Deniz Fenerine ya da Deniz Fenerine Doğru değil de, Deniz Feneri şeklinde ҫevrildiğini düşünür buldum kendimi. Çok geҫmeden romandan satırlar, kimi zaman konuşmacıları takip etmemi dahi zorlaştıracak şekilde beynimi istila etmeye başladı.

“Evet, yarın hava iyi olursa, elbette,” dedi Mrs. Ramsay. “Ama şafakla birlikte kalkman gerek,” diye de ekledi. (s. 7)

Deniz fenerleri, 17. yüzyıldan itibaren Avrupa ülkelerinde kamu malı olarak görülür. Kamu malı, kullanımı iҫin para ödemeyenlerin de yararlandığı ve bir kişinin bu malı kullanmasının diğerinin kullanmasını engellemediği ürün ve hizmetlere verilen addır. Kamu malının maliyeti vergilerle karşılanır.

“Ama,” dedi babası salon penceresinin önünde durarak, “olmayacak.” (s. 8)

Adam Smith (1723-1790), 1776 yılında basılan An Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations’ın beşinci kitabının özellikle birinci bölümünün üҫüncü kısmında, köprüler, yollar, kanallar, limanlar, posta servisi gibi kamu hizmetleri konusunda devletin ekonomiye müdahale etmesi gerektiğini savunur. Bu hizmetler kâr-maliyet analizinde sınıfta kalacağından,devlet eliyle gerҫekleştirilmesinin toplumun geneline faydalı olacağını yazar. John Stuart Mill (1806-1873), 1848’de yayınlanan Principles of Political Economy’de Smith’in yolundan yürür ve bu analizi iyice detaylandırır. Deniz fenerlerinin de inşâsının ve bakımının, “umumi zarara neden olmayacaksa” (Mill, 1848, s. 803), devlete bırakılmasını aҫıkҫa ilk kez yazar. Aynı eserinde Mill, “hiҫkimsenin” hatta “devletin ekonomiye müdahalesini en ҫok kıskananların bile” devletin, daha doğrusu belediyenin gerҫekleştirmesine karşı ҫıkmayacağı işler arasında şunları sayar: “para basmak”, “ağırlık ve ölҫülerin standardını oluşturmak”, “kaldırım taşı döşemek”, “caddeler, suyolları ve geҫitler yapmak, onları ışıklandırmak ve temizlemek”, “liman yapmak ve geliştirmek”, “gerekli planlar ve haritalar iҫin anketler yapmak”, “deniz taşmalarını önleyen hendekler ve nehir taşkınlarını engelleyen bentler yapmak”.

“Batıdan esiyor,” dedi ateist Tansley, kemikli parmaklarını aҫıp rüzgârın aralarından geҫmesine izin vererek, ҫünkü Mr. Ramsay’ın akşam yürüyüşüne o da katılmış, terasta bir aşağı bir yukarı, bir uҫtan bir uca, onunla birlikte yürüyordu. Rüzgarın fenere yanaşmayı en zorlaştıran yönden estiği anlamına geliyordu bu. (s. 9)

Sidgwick (1901), Pigou (1932), Samuelson (1964) ve Arrow (1969), Smith ve Mill’in başlattığı tartışmayı eserlerinde devam ettirir. Fakat birgün öyle biri ҫıkagelir ki, yazdıkları, deniz fenerlerinin yapımı ve işletilmesine dair görüşleri altüst eder. Bu kişi, 1991 yılı Nobel Ödülü sahibi Ronald H. Coase (1910-2013)’dur. Journal of Law and Economics’de 1974’de ҫıkan “The Lighthouse in Economics” (1974) adlı makalesinde, İngiltere ve Galler’de 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar yürürürlükte kalan deniz fenerleri sistemini inceler. Bu sisteme göre deniz fenerlerinin kurlumunun, mali olarak desteklendiğini ve bakımının özel sermaye tarafından sağlandığını yazar. Coase, kendisinden önceki iktisatҫıları gerҫek hayatın işleyişine uzak, yanlış yaklaşımlar geliştirmekle suҫlar. Makalesinin yayımlandığı tarihten bu yana, deniz fenerleri bir sembol haline gelir: özel sektörün kamu malı üretme kapasitesinin nasıl “piyasa başarısızlığına” (market failure) dönüşerek (Zerbe&McCurdy, 1999), devlet müdahalesine muhtaҫ olunduğunun sembolü… Artık “Deniz Feneri İktisadı” adı ile anabileceğimiz bir iktisat dalından söz edilebilir. Deniz feneri, Amerika’daki yeni-tutucu (neo-conservator) bir enstitü olan “The Independent Institute”ün hem amblemi hem de etkinliklerden haber veren gazetesinin adı olur.

“Saҫma,” dedi Mrs. Ramsay hışımla. (s. 10)

Coase’un aҫtığı tartışma yakın geҫmişte yankı buldu. Hukukҫu Van Zandt (1993), tarihҫi Taylor (2001) ve iktisatҫı Bertrand (2006)’ın başı ҫektiği bir grup bu konuyu tekrar görüşlere aҫtı. Tartışma zenginleşerek, İngiliz deniz fenerleri sisteminin iktisadi etkinliği (Barnett and Block, 2007; 2009; Bertrand 2009; Block 2011; Carnis 2013) ile başka ülkelerde doğan deniz fenerleri sistemlerinin durumunu sorgulamaya kadar gitti (Bertrand 2005; Lai, Davies and Lorne 2008a; 2008b; Lindberg 2012; Poder 2010; 2014; Guigueno, 2001a, 2001b).

“Ama iyi de olabilir – ben iyi olacağını tahmin ediyorum,” dedi Mrs. Ramsay, ördüğü kızıl-kahve ҫoraba sabırsızca, ҫabucak bir ilmek atarak. (s. 8)

Paris’teki henüz hazırlık aşamasında olan projenin amacı, farklı ülkelerdeki deniz feneri sistemlerinin tarihine bakmak. Devletin işlevlerinden, özel sermaye-devlet dayanışmasına kadar birҫok konuyu masaya yatırmak. Özellikle, konunun bugüne kadar gözden kaҫmış yönlerini, kültürel karakterini ve akademik olmayan dünyadan gelecek bilgileri de gözardı etmeyerek, deniz feneri sisemini anlamaya ҫalışmak. Başta hukuk, tarih ve iktisatın oluşturduğu disiplinlerarası ortama katkı sağlayabilecek daha spesifik bilgi üreten şu alanları harekete geҫirmek: iktisadi düşünce tarihi, iktisat tarihi, sözleşme iktisadı (economics of contracts), ulaşım iktidası (transport economics), kamu iktisadı, kültür ve kültür mirası iktisadı, mimarlık tarihi, bilim ve teknikler tarihi, denizcilik tarihi, hukuk tarihi, mülkiyet hakları hukuku ve iktisadı.

“Yarın Fener’e yanaşmak mümkün olmayacak,” dedi Charles Tansley, Mr. Ramsay’le birlikte pencerede durup ellerini birbirine vurarak. (s. 11)

Deniz fenerlerinin bulundukları noktaya göre işlevleri, işlevlerine bağlı olarak da isimleri değişir ve kıyı fenerleri, anakara fenerleri, ada fenerleri, deniz kayaklıkları ve sığlıkları fenerleri, derin deniz Fenerleri, dalgakıran denerleri, doğrultu denerleri gibi isimler alırlar. Hava raporu, sis işareti yayma, işaret istasyonluğu yapma, özel yansıtma sistemleri geliştirme, kayalığa, sığlığa dikkat ҫekme, deniz kazasında en kısa zamanda deniz emniyetine bildirme, kazazedeleri barındırma gibi birҫok farklı görevleri yüklenir. Bir deniz feneri aynı zamanda birҫok teknolojinin biraraya gelerek oluşturduğu bir mekanizmadır. Görünme uzaklıkları, ışıklarının coğrafi menzili, ışıklarının yüksekliği, optik sistemleri, ışık kaynakları, yapı malzemeleri gibi ҫok farklı teknik özellikleri vardır.

Mr. Ramsey elinde olmadan haykırıverdi: “Ah, ne güzel!” Mavi sular kocaman bir ҫanak gibi, karşılarındaydı; ortada, o eski, beyaz fener, uzak, ağırbaşlıydı; sağdaysa, renkleri gitgide solarak, yumuşak, alҫak kıvrımlarla, üzerlerinde ҫırpınan otlarla göz alabildiğine uzanan, aydaki insansız bir ülkeye doğru kaҫıyormuş gibi görünen o yeşil kumullar.” (s. 17)

Fakat, günden güne gelişen yön bulma (navigation) teknolojileri belirtilen işlevlerin ҫoğunu atıl hale gelirmektedir.

“Yarın Fener’e gidilmeyecek James,” dedi, pencerenin yanında durup Mrs. Ramsay’ın hatırına birazcık olsun samimi ҫıkabilmesi iҫin sesini beceriksizce yumuşatmaya ҫalışarak. Nemrut adam, diye düşündü Mrs. Ramay, ne diye bunu söyleyip duruyor ki? (s. 20)

Kaynak: http://lighthouse.hypotheses.org/

Kaynak: http://lighthouse.hypotheses.org/

Deniz fenerleri tarihi üzerine yapılmış ҫalışmalar oldukҫa kısıtlıdır. Çalışmaların daha ҫok İngiliz kıyıları ve adaları üzerine yoğunlaşması şaşırtıcı değildir. İngiltere’nin ve bağlı adaların deniz fenerleri ile denizcilik işlerine bakan Trinity House Lighthouse Service, VIII. Henry tarafından Londra’da 1514’te kurulmuştur. Bugün hala varolan kurum, gerektiğinde zor durumda olan denizcilere yardımlar yapar. Kurumun tarihine ve deniz fenercilerin yaşamlarına dair izleri sanat eserlerine aktaran “Guiding Lights: 500 years of Trinity House and safety at sea” adlı sergi, Londra-Greenwich’deki İngiletere Milli Denizcilik Müzesinde 4 Ocak 2016’ya kadar gezilebilir (http://www.rmg.co.uk/whats-on/events/guiding-lights).

Trinity House - September 1799 Kaynak: http://www.portcities.org.uk/london/server/show/conMediaFile.573/Trinity-House.html

Trinity House – September 1799 Kaynak: http://www.portcities.org.uk/london/server/show/conMediaFile.573/Trinity-House.html

“Çorabı bu gece bitirebilirse, sonunda Fener’e gidebilirlerse, kalҫasında tüberküloz olan oğlu iҫin fenerciye verecekti; bütün gün lambayı parlatmaktan, fitili kesmekten ve ufacık bahҫelerinı tırmıklamaktan başka yapacak işlerı olmadığı iҫin herhalde sıkıntıdan patlayan o zavallıcıklara biraz eğlencelik olsun diye, aslında sağda solda duran, pek istenmeyen, sadece dağınıklık yapan bir yığın eski dergi, biraz tütünle birlikte o ҫorabı da verecekti. Bir aylık sürelerle, fırtınalı havalarda belki daha da uzun bir sure, tenis kortu büyüklügünde bir kayanın tepesinde tıkılı kalmaya insane nasıl dayanır ki, diye sorardı; ne bir mektup, ne gazette ne de görüşebileceğiniz birileri varken; evliyeniz, karınızı görmeden ve ҫocuklarınızın nasıl olduğunu – hastalar mı, düşüp bacaklarını ya da kollarını mı kırdılar – bilmeden; haftalar boyu aynı kasvetli dalgaların kıyıya vuruşunu, korkunҫ bir fırtınanın gelişini, camların püsküren suyla kaplanışını, kuşların lambaya ҫarpışını görerek ve zemin sarsılırken dalgalara kapılıp denize düşme korkusuyla kapıdan burnunuzun ucunu bile uzatamadan? Bu hoşunüza gider miydi, diye sorarlardı, daha ҫok kızlarına hitap ederek. Bu yüzden, diye eklerdi değişık bir ses tonuyla, onların gönlünü alacak ne varsa götürmeliyiz” (s.9)

Yön bulma teknolojilerinin gitgide gelişmesi ile deniz fenerleri en temel kurulum amaҫları olan “yön gösterme” işlevlerini yerine getiremeseler de bambaşka işlevler kazanarak, kamu malı statülerinin korur. Bu yüzden, mali yönden nasıl yönetilecekleri sorunsalı bazı soruları güncel hale getirir: Kültür mirasına dönüşmeleri devlet eliyle mi yoksa özel sektörle yapılan farklı süreli sözleşmeler yoluyla mı gerҫekleştirilmeli? Çok uzun süreli devretmeler devlet bütҫesine kâr getiriyor mu? Daha ҫok restoran, müze, hediyelik dükkan hatta kiralık daire haline gelen deniz fenerleri sayesinde devletin ekonomideki rolününü sorgularken “doğal monopol” kavramı karşımıza ҫıkar.

“Yarın kalkınca, bir bakarsın güneş pırıl pırıl kuşlar cıvıl cıvıl olur,” dedi sevgiyle, küҫük ҫocuğun saҫlarını okşayarak, ҫünkü kocasının o iğneli dili yüzünden moralinin fazlasıyla bozulduğunu görebiliyordu. Fener’e gitmek ҫocuk iҫin bir tutkuydu, bunu görebiliyordu, hem sonra, sanki kocasının yediği halt, o iğneli diliyle yarın havanın iyi olmayacağını söylemesi yetmezmiş gibi, bir de o nemrut adam kalıp yaraya tuz basmıştı.“Belki de hava iyi olur,” dedi oğlunun saҫlarını okşayarak. (s. 20)

Bugün deniz fenerlerinin yönetiminin birҫok ülkede farkl kurumsal yapılar tarafından gerҫekleştirildiği söylenebilir. Bu sistemlerin kurulma süreҫleri kendilerine özgü politik, tarihsel ve kültürel özellikler gösterir. Örneğin İsveҫ’te, 1840’ta devletin en değerli deniz fenerlerini alması ile İngiltere sistemine benzeyerek devlet ve özel sektörün birlikte hareket ettiği bir sistem oluşmuşsa bu sistemden farklılıkları vardır. Çin’de denizcilik işletmeleriyle ilgilenen Imperial Maritime Customs Service, 1854-1950 arasında yabancılar tarafından yönetilmiştir. Fransız deniz feneri sisteminin, İngiliz sisteminde karşılaşılan deniz fenerleri inşâ etme ve ışıklandırma sorunlarını ҫözdügü söylense de bunlar tartışmalı bilgilerdir.

“Hem yarın hava iyi olmasa bile,” dedi Mrs. Ramsay yanından geҫen William Bankes ile Lily Briscoe’ya bakmak iҫin gözlerini kaldırarak, “yine de yeni bir gün olacak. Haydi şimdi,” dedi Lily’nin ҫekiciliğinin o beyaz, ekşi suratındaki Çinli gözlerinde olduğunu ama bunu ancak zeki bir erkeğin görebileceğini düşünerek, “haydi şimdi kalk da bacağını ölҫeyim,” ҫünkü ne de olsa gerҫekten de Fener’e gidebilirlerdi, ҫorabın bacak kısmını birkaҫ santim uzatmasının gerekli olup olmadığına bakması lazımdı. (s. 32)

Estonya, Fransa, İsveҫ, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’ni iҫine almayı amaҫlayan projede Türkiye’nin varolması isteniyor.

“Canım kıpırdamasana,” dedi, ҫünkü James kıskanҫlıktan, fenercinin oğlu iҫin mankenlik yapmaktan hoşlanmadığı iҫin kasten kıpırdanıyordu, ama böyle yaparsa, ҫorap ҫok mu uzun, ҫok mu kısa, nasıl görecekti Mrs. Ramsay. (s. 32)

Türkiye’de 400’den fazla deniz feneri vardır fakat acaba deniz feneri sistemine dair ҫalışmalar ne durumdadır? Deniz fenerleri tarihi belgelere dökülmüş müdür?

…birden sinirlendi, James’e sertҫe, “Rahat dur. Yorma beni, » dedi, James onun sesindeki öfkenin gerҫek olduğunu anlayıp bacağını dikleştirdi ve ölҫü alındı. Çorabın en az yarım inҫ kısa olduğu ortaya ҫıkınca Sorley’nin küҫük oğlunun James kadar serpilmiş olmadığı anlaşıldı .”
“Çok kısa,” dedi, “ҫok kısa olmuş işte.” (s. 34)

İlk fenerinin Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle 1562 yılında Fransızlar tarafından inşa edildiği söylenir.

Mrs. Ramsey artık bezdiği şu ҫorapları bitirip ertesi gün Sorley’in oğluna göndermek istiyordu.Yarın Fener’e gitmeleri iҫin en ufak bir umut ışığı bile olmadığını söyleyerek karısını payladı Mr. Ramsay hırҫınlaşarak. (s. 38)

Daha sonra ҫok sayıda fener inşa edilmiştir. Ahırkapı, Fenerbahçe, Anadolu ve Rumeli fenerleri, Karaburun, Yeşilköy, Çimenlik, Kumkale ve Gelibolu fenerleri bu dönemin yapılarıdır. Kız Kulesi de bir deniz feneridir.

Nereden biliyorsun, diye sordu Mrs. Ramsay. Rüzgar sık sık yön değiştirirdi. (s. 38)

Osmanlı Dönemi’nde oluşan deniz fenerleri sistemi ile ilgili Jacques Thobie (2004)’nin ҫalışmalarına bakılabilir.

…karısı kalkmış gerҫeklere karşı koyuyor, ҫocuklarına imkân dahilinde olmayan konularda umut veriyor, resmen yalan söylüyordu. Ayağını taş basamağa vurdu. “Lanet olsun sana,” dedi. İyi ama Mrs. Ramsay ne demişti ki? Bir tek yarın havanın iyi olabileceğini söylemişti. Olabilirdi de. (s. 38)

Deniz feneri dönerken bir aydınlıkta bir karanlıkta kalırız. Deniz fenerine bakan bir ҫağ ise ne zaman aydınlıkta ne zaman karanlıkta kalır? Fayda-maliyet analizinden sınıfta kalan bir kamu malı iҫin daha fazla vergi ödettiğinde mi; bu işi özel şirketlere aktardığında mı; hem devlet hem özel şirketler arası işbirbirliğini devam ettirdiğinde mi; yepyeni bir sistem oluşturduğunda mı… Deniz fenerlerine asıl gitmesi gereken belkide James değil, iktisatҫılardır.

“Arkasına dönüp koya doğru baktı ve işte, tabii, dalgaların üzerinden kendine doğru Fener’in ışığı geliyordu, düzenli aralıklarla önce kısa, sonra da uzun ve sabit bir ışık. Feneri yakmışlardı.
James bir saniye sonra soracaktı: “Fenere gidiyor muyuz?” O da şöyle demek zorunda kalacaktı: “Hayır, yarın gitmiyoruz; baban olmaz diyor.” (s. 70)

Yazıda Geҫen Kaynaklar :
[1] Arrow, K. (1969). The Organization of Economic Activity: Issues Pertinent to the Choice of Market versus Non-market Allocations. Analysis and Evaluation of Public Expenditures: The PPP System – Washingyon D.C, Government Printing Office, 1, 47–64.
[2] Barnett, W., & Block, W. E. (2007). Coase and Van Zandt on Lighthouses. Public Finance Review, 35(6), 710-733.
[3] Barnett, W., & Block, W. E. (2009). Coase and Bertrand on Lighthouses. Public Choice, 140(1-2), 1-13.
[4] Bertrand, E. (2005). Two Complex Lighthouse Production Systems: The Mixed English and the Centralized French Systems. In J. Finch & M. Orillard (eds), Complexity and the Economy. Implications for Economic Policy. Cheltenham: Edward Elgar, 191-206.
[5] Bertrand, E. (2006). The Coasean Analysis of Lighthouse Financing: Myths and Realities. Cambridge Journal of Economics, 30(3), 389-402.
[6] Bertrand, E. (2009). Empirical Investigations and Their Normative Interpretations: A Reply to Barnett and Block. Public Choice, 140(1-2), 15-20.
[7] Block, W. E. (2011). Rejoinder to Bertrand on Lighthouses. Romanian Economic Business Review, 6(3), 49-67.
[8] Carnis, L. (2013). The Provision of Lighthouses Services: A Political Economy Perspective. Public Choice, 157(1-2), 51-56.
[9] Coase, R. (1974). The Lighthouse in Economics. Journal of Law and Economics, 17(2), 357–76.
[10] Couland, J. (2006). Thobie Jacques, L’administration générale des phares de l’Empire ottoman et la société Collas et Michel (1860-1960) – Un siècle de coopération économique et financière entre la France, l’Empire ottoman et les États successeurs, Paris, L’Harmattan, 2004. Revue du monde Musulman et de la Méditerrané, vol. 115-116, 300-308.
[11] Guigueno, V. (2001a). Au service des phares. La signalisation maritime en France, XIXeXXe siècles. Rennes: Presses Universitaires de Rennes.
[12] Guigueno, V. (2001b). Des phares-étoiles aux feux–éclairs : les paradigmes de la signalisation maritime française au XIXème siècle. Réseaux, 109, 96-112
[13] Lai, L. W. C., Davies, S. N. G., & Lome, F. T. (2008a). The Political Economy of Coase’s Lighthouse in History (Part I): A Review of the Theories and Models of the Provision of a Public Good. The Town Planning Review, 79(4), 395-425.
[14] Lai, L. W. C., Davies, S. N. G., & Lorne, F. T. (2008b). The Political Economy of Coase’s Lighthouse in History (Part II): Lighthouse Development along the Coast of China. The Town Planning Review, 79(5), 555-579. Lindberg 2012;
[15] Mill, J. S. ([1848]1965). Principles of Political Economy. In F. E. L. Priestly & J. M. Robson (éds.), Collected Works, vol. II- III, Toronto : Toronto University Press.
[16] Pigou, A. C. (1932). The Economics of Welfare (4th edition.). London: Macmillan and Co.
[17] Poder, K. (2010). The Lighthouse in Estonia: The Provision Mechanism of “Public Goods”. Discussions on Estonian Economic Policy, 323-347.
[18] Poder, K. (2014). The Lighthouse : Historic Analytic Narrative on the Provision of “Public Goods” in Estonia. Transformations in Business and Economics, 13(2).
[19] Samuelson, P. A. (1964). Economics: An Introductory Analysis (McGraw-Hill.). New York: 6th edition.
[20] Sidgwick, H. (1901). The Principles of Political Economy (3th edition.). London: MacMillan.
[21] Smith A. ([1776]2005), An Inquiry into the Nature and Causes of the Wealth of Nations, digitilized ed., The Pennsylvania State University.
[22] Taylor, J. (2001). Private Property, Public Interest, and the Role of the State in Nineteenth Century Britain: The Case of the Lighthouses. The Historical Journal, 44(3), 749-771.
[23] Thobie, J. (2004) L’administration Générale Des Phares De L’empire Ottoman Et La Société Collas Et Michel (1860-1960), Paris : L’harmattan.
[24] Van Zandt D. E. (1993) The Lessons of the Lighthouse :”Government” or “Private” Provision of Goods. The Journal of Legal Studies, 22(1), 47-72.
[25] Woolf, V. ([1927]2014). Deniz Feneri, İstanbul : Kızmızı Kedi Yayınevi.
[26] Zerbe, R. O. J., & Mc Curdy, H. E. (1999). The failure of market failure. Journal of Policy Analysis and Management, 18(4), 558–78.

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Çınla Akdere

Yazar Hakkında Çınla Akdere

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümünden lisans, Paris I Panthéon-Sorbonne üniversitesinden, iktisadi düşünce tarihi alanında master ve doktora derecesini aldı. New School for Social Research’ün İktisat Bölümünde ziyaretçi araştırmacı olarak bulundu. Fransa’da farklı üniveristelerde iktisat dersleri verdi (Univeristé Paris I Panthéon-Sorbonne, Université Cergy-Pontoise ve Université Paris VIII Vincennes Saint-Denis). 2003 yılından bu yana P.H.A.R.E. (Pôle d’histoire de l’analyse et des représentations économiques) adlı araştırma enstitüsüne bağlı araştırmacı ve 2010 yılından itibaren de O.D.T.Ü. İktisat bölümünde öğretim görevlisidir. Çalıșmalarında, iktisadi fikirlerin bilimsel ve felsefi arka planını incelerken, bu fikirlerin farklı disiplinlerle ilișkilerini ortaya koymaktadır.