Belki Şurada Yeşil Ekonomi Nedir Diye Soranlar Vardır

foto1

1972 yılında Birleşmiş Milletler bünyesinde kurulan Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) günümüz ekonomilerinin, yeşil ekonomi kavramıyla beraber toplumun yaşam standardının ve sosyal eşitliğin çevresel riskler ile sıkıntıların önemli ölçüde azaltılarak sağlanmaya çalışıldığı ekonomiler olacağını belirtmiş. Başlığa atıfla, belki de şurada büyüme, istihdam, kalkınma gibi ekonomik göstergelerin artık tek başlarına sürdürülebilir olmadığını; bunların yanında enerji ve kaynak etkinliği, biyoçeşitliliğin ve ekosistemin korunması gibi kavramlara da önem verilmesi gerektiğini kavrayabilen dünyada neler oluyor diye merak eden ve ekonomiden bir tutam haberdar olan ortalama bir birey vardır.

İçinde bulunduğumuz bin yılın başından itibaren ekonomik büyümenin yanında çevresel etmenlerin de göz ardı edilmediği yeni bir model hayatımıza girmiştir, belki de girmek zorunda kalmıştır. Temeli çevresel ekonomi (environmental economics) literatürüne dayanan ve uygulamadaki büyüme modellerinin ve ekonomi yapılarının derinden sarsıldığı 2009 Küresel Ekonomik Krizi’nden sonra önemi artan yeşil ekonomi kavramı 2012 G-20 zirvesinden sonra ülkelerin ulusal planlarında ve uluslararası toplantıların metinlerinde kendine yer bulmaya başlamıştır.
Dünya Çevre ve Gelişme Komisyonu (WCED) 1987’de yaptığı tanımda sürdürülebilir kalkınma kavramını şöyle açıklamaktadır: “Sürdürülebilir kalkınma, bugünün nesillerinin ihtiyaçlarının geleceğin nesillerinin imkânlarının kısıtlanmadan karşılanmasıdır” [1]. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2011 yılında yayınladığı raporda ise Yeşil Ekonomi kavramı “İnsanlığın refahını ve sosyal eşitliği çevresel riskleri ve ekolojik zenginlikleri önemli derecede azaltmadan geliştirmeye yönelik politikalar” olarak tanımlanmaktadır [2]. Pavan Sukhdev tarafından yürütülen “Ekosistem ve Biyoçeşitlilik Ekonomileri” çalışmasında ise yeşil ekonomi “doğal sermaye ve ekolojik hizmetlerin bir ekonomik rejim içerisinde direkt değere sahip olduğu ekonomiler” olarak tanımlanmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma ile yeşil ekonomi arasındaki ilişkiyi kuran ilk yayın ise Blueprint for a Green Economy başlıklı kitaptır [3]. Kitapta, bugünün ekonomilerinin doğal kaynakları tüketme odaklı olmasından dolayı sürdürülebilir kalkınmanın erişilemez bir durumda olduğu belirtilmektedir. Kitapta beşeri, fiziki ve doğal sermaye kaynaklarının optimum etkinlikte kullanılarak yeşil ekonomiler yoluyla sürdürülebilir kalkınma amacına hizmet etmesi gerektiği ifade edilmektedir.

Biz sahip olduğumuz kaynakların sadece beşeri ve fiziki sermaye olduğunu düşünmekte; doğal sermaye kaynaklarının ise hiçbir zaman tükenmeyeceğini varsaymaktayız. Dasgupta (2008) ekosistemlerin yeniden üretilebilir birer varlık olduklarını ancak doğru kullanılmadıkları takdirde hızlı bir şekilde yıpranacaklarını ifade ederken Peterson (2009) ise dünyamızın 1990’den beri iki derece ısındığını ve bu ısınmanın özellikle 1970lerden bu yana hızlandığını; son 12 yılda en sıcak on yılın yaşandığını belirtiyor.

Pezzey (1989) ekonomik büyümenin mevcut kaynaklarının etkin olmayan bir biçimde tüketilmemesi ve kişi başına düşen refah seviyesinin zaman içerisinde düşüş göstermemesi gerektiğini belirtirken [4] bu noktada yukarıda yer verilen Dünya Çevre ve Gelişme Komisyonu’nun 1987 yılında yaptığı sürdürülebilir kalkınma tanımından hareketle bugünün gelişmelerinin yarını olumsuz yönde etkilememesi ve gelecek nesillerin “en az” bugünkü kadar imkâna ve refaha sahip olmaları gerektiğini söylemekte fayda var.

Yeşil ekonomilerde sürdürülebilir kalkınma kavramının gerçekleştirilebilmesi için kamu ve özel sektöre ayrı ayrı önemli görevler düşmektedir. Yeşil ekonomilerde, kamu kesiminin yeşil ürünleri desteklemek, düzenleyici politikalar oluşturmak ve uygulamak, yeni eğilimleri yönetebilmek, piyasa altyapılarını güçlendirerek piyasa bazlı mekanizmayı desteklemek ve kamu yatırımlarını yeşil ekonomiyle uyumlu bir şekilde yönetebilmek gibi görevleri üstlenmesi gerekirken özel sektörün ise yeşil ekonomiye geçiş süreciyle beraber ortaya çıkan fırsatları ölçüp değerlendirerek politika düzenlemelerine finansman ve yatırım kanalları aracılığıyla cevap vermek görevini üstlenmesi beklenmektedir.

Öte yandan, ekonomik büyüme performansı ile sürdürülebilir kalkınma amacına giden yol arasında birbirini kısıtlayıcı bir etki bulunmadığı tam aksine çoğu yeşil sektörün önemli derecede yatırım, büyüme ve istihdam imkânları sağladığı görülmektedir. Dolayısıyla bu durum, politika yapıcılar olarak ayrıntılı incelemelerle değerlendirilmeli ve yeşil ekonomilerin sürdürülebilir büyüme ve kalkınma önünde bir fırsat olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Yine benzer bir şekilde var olan yanlış bir algı ise, yeşil ekonominin sadece zengin ülkeler tarafından kaldırılabileceği bir lüks olduğudur. Ancak UNEP’in Yeşil Ekonomiye Doğru Raporu’nda da belirtildiği üzere gelişmekte olan ülkeler de yeşil ekonomiye geçiş sürecini başarıyla sürdürebilmektedir.

Yeşil ekonomiye geçiş sürecinde ülkelerin bu süreci ulusal ve uluslararası kurumların üzerinde koordineli bir biçimde çalıştığı politika setleri ile en etkin bir şekilde yürütmesi gerekmekte. Aksi halde alınabilecek olumsuz bir sonuç geçiş evresi için gerek motivasyonu yerle bir edebilir. Yeşil ekonomiye geçiş sürecinde en önemli nokta; ekonomik büyüme ve yatırımları arttırırken çevresel kaliteyi ve sosyal kapsayıcılığı da aynı yönde hareket ettirmektir.

OECD’nin Yeşil Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Verileri OECD’ye üye ülkeler başta olmak üzere ülkelerin yeşil ekonomiye geçiş sürecindeki performanslarını ölçmeye çalışmakta. Grafik 1’de Rusya, İsviçre, Birleşik Krallık, ABD, Almanya ve Japonya’nın 2000-2010 yılları arasındaki yeşil patent sayıları verilmektedir. Grafiğe konu olan 11 yıllık dönemde yaklaşık 6 kat gelişim gösteren Japonya’yı İsviçre, ABD ve Almanya takip etmektedir. İsviçre 2010 yılı sonunda 2 katı aşan bir oranda gelişim gösterirken Japonya haricindeki tüm ülkelerdeki 2009 yılından sonra gözlemlenen düşüş dikkat çekmektedir [5].

Grafik 1: Seçilmiş Ülkelerin Yıllar İtibariyle Yeşil Patent Sayıları (2000=100)

graph1

Kaynak: OECD Green Economy Database [6]

Grafik 2’de ise seçilmiş ülkelerin 2010 yılı itibariyle kamu harcamaları içerisinde çevre ile ilgili AR-GE araştırmalarına ayrılan miktarları gösterilmektedir.

Grafik 2: Seçilmiş Ülkelerin 2010 Yılında Çevre ile İlgili Ar-Ge Çalışmalarına Ayırdıkları Kamu Finansmanı (Toplam Kamu Harcamalarına Oranı)

Kaynak:OECD Green Economy Database

Kaynak:OECD Green Economy Database

Kanada, toplam kamu harcamaları içerisinde çevre ile ilgili Ar-Ge çalışmalarına ayırdığı yüzde 4,5’luk pay ile ilk sırayı alırken Kanada’yı yüzde 3,7’lik pay ile Güney Kore, yüzde 3,2’lik pay ile de Almanya takip etmektedir.
Son olarak seçilmiş ülkelerin çevre düzenlemeleri için topladıkları vergilerin o ülkelerdeki toplam gelire oranlarını gösteren Tablo 1’e göre Türkiye ortalama yüzde 3,6’lık pay ile çevre düzenlemeleri için toplanan vergilerin toplam gelir içindeki payı en yüksek olan ülke olmuştur. OECD ortalaması 2000-2011 dönemi için yüzde 1,7 iken aynı dönemde Almanya’da bu oran yüzde 2,2; Japonya’da 1,7; ABD’de ve Çin’de ise yüzde 0,9 oranında gerçekleşmiştir.

Tablo 1: Seçilmiş Ülkelerde Çevre Düzenlemeleri İçin Toplanan Vergi Miktarının Toplam Gelire Oranı

Kaynak: OECD Green Economy Database

Kaynak: OECD Green Economy Database

Türkiye’de çevre düzenlemeleri için toplanan vergilerin toplam gelir içerisindeki payı OECD ortalamasının bu kadar üstünde olmasına rağmen ülkemizde yeşil ekonomiler için gereken düzenlemelerin hala istenilen düzeyde olmaması bu süreci yürütmede başarısız olduğumuzu gösteriyor.

Yeşil ekonomiler, uzunca bir zamandır fosil yakıtlar üzerine kurulan “kahverengi ekonomi” sisteminin aksine, insani gelişmişliği, ekolojik sistemi ve doğal kaynakların etkin kullanımını en az ekonomik gelişme ve kalkınma kadar önemseyerek dünyanın sürdürülebilir bir şekilde yaşanır bir yer olmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, uygulanan gelişme ve kalkınma politikalarının sürdürülebilir olması ve bu çerçevede ülkelerin gerek ulusal gerekse de uluslararası politikalar ile bu sürdürülebilir politikaların tasarım ve uygulanma süreçlerine en aktif bir şekilde yardımcı olmaları içinde bulunduğumuz dönemin en önemli gereklerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İçinde yaşadığımız dünya, yeşil ekonomi politikalarıyla paralel gelişen sürdürülebilir kalkınma politikalarıyla beraber hem bugün hem de yarın, nesillerin doğal kaynaklara aynı ölçüde erişebilme imkânına sahip olduğu bir yer olacaktır.

KAYNAKÇA
[1] WCED. (1987). Our Common Future: The report of the World Commission on Environment and Development. Retrieved June, 2010, from http://www.un-documents.net/wced-ocf.htm.
[2] UNEP. (2011). Towards a Green Economy Report: United Nations Environment Programme. Retrieved
[3] Pearce, D., et al. (1989). Blueprint for a Green Economy. London, U.K.: Earthscan.
[4] Pezzey, J. (1989). Economic Analysis of Sustainable Growth and Sustainable Development, World Bank Environment Department Working Paper No 15
[5] Duman, M.C. (2012). Sürdürülebilir Şehirler, İktisat ve Toplum, 37. Sayı, 59–67, Kasım 2013.
[6] OECD Green Economy Database

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Mert Can Duman

Yazar Hakkında Mert Can Duman

2011 yılında TOBB ETÜ İktisat Bölümü’nü bitirdikten sonra 2014 yılında aynı bölümde “Explications on the Export Sophistication of Turkey and Its Export Destinations” başlıklı teziyle yüksek lisans programını tamamladı. TOBB ETÜ’de öğretim asistanlığı, TEPAV’da araştırma asistanlığı yaptı, dış ticaretin görünümü ve sektörlerin rekabet gücü üzerine çalıştı. Ulusal ve uluslararası dergilerde makaleleri yayınlandı. Asıl çalışma alanı dış ticaret olmakla beraber kent ekonomisi, sürdürülebilir kalkınma, yeşil ekonomiler, sanat ekonomisi konularında da çalışıyor. 1996 yılından itibaren TRT Çocuk ve Gençlik Halkoyunları Topluluğu’nda görev aldı; Türkiye Halk Oyunları Federasyonu’nda antrenör olarak görev yaptı; il, grup ve Türkiye Finali yarışmalarında dereceler elde etti. Halen Ankara Özel Tevfik Fikret Okulları’nda sanat yönetmenliği yapmakta ve bir kamu kurumunda uzman yardımcısı olarak çalışmaktadır.