Ekonomi Bilimine ‘Başlarken’

rodin-the-thinker

Bu benim ‘İktisadiyat’ topluluğuna katılışımı simgeleyen ilk yazım. Güzide İktisadiyat topluluğuna katılmak, değerli insanlarla bir arada olmak, çok güzel. Ben de bu başlangıç yazımda, benim için önemli olan bir başka başlangıçtan esinlenerek, ‘Başlarken’ diyorum…

1994 yılında iktisat öğrenimi görmeye başladığımda, iktisadın ne olduğuna ilişkin olarak kurumsal bir bilgi desteği almamış olmanın da etkisiyle, bir bakıma belirsizliğe dalmıştım. Fakat yıllar içinde öğrenme eylemini gerek derslerle gerekse kitap, makale gibi araçlarla sürdürerek, bu özel bilimi gittikçe daha çok sevdim. Bu sürecin başlarında öğretici bir gazete makalesi de okumuştum: O dönem yeni yayımlanmaya başlayan Yeni Yüzyıl gazetesinde çıkan, Prof. Dr. Gülten Kazgan’ın ‘Başlarken’ adlı makalesi… Yazıları o yeni gazetede yayımlanmaya başlayan Kazgan, bu makalesinde, iktisadın nasıl bir bilim olduğuna değiniyordu. Anlaması zor ve biraz da kasvetli bir bilim olarak tanımladığı iktisadı ben de öğrenmeye başlıyordum…

 Kavramlar, teoriler, politikalar, okullar… İktisada ilişkin olarak öğrenilmesi gereken çok şey var. Bu yolda belki de en önemli şey; anlama, anlamlandırma ve açıklama amacıyla olguların ve olayların görünmeyen arka planını değerlendirmek, yorumlamak, gerçekliğin doğasını kavramaktır; bir başka deyişle, felsefe yapmaktır [1]. Bu doğrultuda iktisadın, iktisat kavramlarının sorgulanması önemli olmakta ve bu sorgulama onu daha iyi anlamamızı sağlamaktadır. Belki de bir bilim olarak iktisadın kendisinin sorgulanması en önemlisidir.

‘İktisat’ sözcüğü Arapça kökenli olup amaçlı, planlı, tutumlu (‘kasıt’ içeren) davranışları ifade etmek üzere kullanılmaktadır [2]. Üretim, mübadele ve tüketime ilişkin bu tür davranışları inceleyen bilim dalı olarak iktisat konu edilmektedir. Eski Yunanca’daki ‘evin idare edildiği yasalar’ anlamındaki ‘oikos-nomos’ sözcüğüne dayanan, Batı dillerinden Türkçe’ye geçmiş ‘ekonomi’ sözcüğü de vardır. Bu doğrultuda ‘iktisat’ ve ‘ekonomi’ sözcükleri eş anlamlıdır. Bugün iktisat bölümlerinde anlatılan teoriler, kavramlar çok büyük ölçüde Batı kaynaklı olduğu için ‘ekonomi’ sözcüğü biraz daha öne çıkmaktadır. Bu ‘ekonomi’ sözcüğünün İngilizce’deki karşılığı nedir?

Ekonomi ile ilgili olarak İngilizce’de ‘economy’ ve ‘economics’ sözcükleri/kavramları karşımıza çıkmaktadır. ‘Economy’ sözcüğü, insanların üretim, mübadele ve tüketim faaliyetlerini, bu faaliyetlerin sonuçlarını anlatmak üzere kullanılmaktadır. ‘Economics’ ise ‘economy’ sözcüğünün anlattığı faaliyetleri inceleyen bilim dalının adıdır; bir başka deyişle, ekonominin bilimi, yani söz konusu faaliyetlere ilişkin ilkeler, yasalar, kavramlar ve teoriler konu edilmektedir. Bu noktada faaliyetler ile bilim arasındaki farka dikkat etmek gerekmektedir.

‘Ekonomideki gelişmeler’ şeklinde bir ifade kullanıldığında anlatılmak istenen nedir; faaliyetlerdeki gelişmeler mi, bilimdeki gelişmeler mi anlaşılmaktadır? Bu ifadeden anlaşılan, çoğunlukla üretim, mübadele ve tüketim faaliyetlerine ilişkin artış, azalış, genişleme, daralma, niteliksel değişim gibi eğilim ve durumlardır. Burada ekonomi bilimindeki yeni kavramlar, yeni teoriler anlatılmamaktadır. İşte bu noktada, faaliyetler ile bilim arasındaki ayrıma dikkat edeceğimiz terimleri seçmekte yarar vardır. Benim önerim; faaliyetlerden, gelişmelerden söz ettiğimizde ‘ekonomi’ terimini, bilimsel açıklamalar yaptığımızda, teori ve kavramlardan söz ettiğimizde ‘ekonomi bilimi’ terimini kullanmaktır. Örneğin; ‘ekonomideki gelişmeler’ denildiğinde, petrol fiyatlarının azalışı, endüstriyel üretim artışları, tüketimin alışveriş merkezlerine kayması gibi ekonomik olaylar akla gelirken; ‘ekonomi bilimindeki gelişmeler’ denildiğinde, disiplinler-arası çalışmalar, metodoloji tartışmaları, matematiğin rolünün gelişmesi gibi konular önem kazanmaktadır.

‘Ekonomi’ ve ‘ekonomi bilimi’ ayrımı, aslında ‘politika’ ve ‘politika bilimi’ ayrımına benzemektedir. Fakat politika alanındaki bu durum daha önce yalınlaşmıştır. ‘Politika’, insanların sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel sınıflaşmalarının beraberinde ortaya çıkan güç, yönetim, devlet gibi bağlamlardaki mücadelelerini, faaliyetlerini anlamlandıran bir terim iken; ‘politika bilimi’, bu faaliyetleri ideoloji, devlet, anayasa, cumhuriyet gibi kavramlar ve bunlarla bağlantılı teoriler, yaklaşımlar üzerinden inceleyen bilim dalıdır. ‘Ekonomi’ ve ‘ekonomi bilimi’ ayrımı da bu doğrultuda anlamlıdır; ancak, ‘iktisat’ terimini nasıl ele alacağız?

Televizyonlarda ana haberlerin ardından sunucudan şöyle bir ifade duyar mıyız? ‘Sayın seyirciler, şimdi de iktisat haberlerini veriyoruz.’ Gazetelerde iktisat sayfaları ya da yazıları mı vardır; yoksa ekonomi sayfaları ya da yazıları mı? Bu sorunsal bağlamında, insan pratikleri söz konusu olduğunda ‘iktisat’ teriminin değil, ‘ekonomi’ teriminin kullanıldığına tanık olunmaktadır. ‘İktisat’ ise, daha çok bir alışkanlık olarak, akademisyenlerin yaptıkları bilimsel çalışmalar ya da üniversitede alınan eğitim alanında yeğlenen bir terimdir. Bu doğrultuda iktisat felsefesi, iktisat sosyolojisi gibi alanlarda ‘iktisat’ terimi kullanılırken, ‘ekonomi bilimi’ terimi tercih edilmemekte, ‘ekonomi bilimi felsefesi’, ‘ekonomi bilimi sosyolojisi’ gibi kullanımlarla pek karşılaşılmamaktadır. Oysa iktisat ile ekonomi sözcükleri arasında bir anlam farkı yoktur. Anlam çeşitliliği olmamasına karşın, Türkçe bakımından kullanım çeşitliliği söz konusudur.

Sonuç olarak, günlük kullanılışları ya da bilimsel tanımları itibariyle çok keskin sınırları olmasa da, duru bir değerlendirme bakımından, ‘ekonomi’ ve ‘ekonomi bilimi’ ayrımı daha anlamlı görünmektedir. Bilimden söz ederken ‘iktisat’ terimini, pratiklerden söz ederken de ‘ekonomi’ terimini tercih etmek, en azından kullanım alışkanlığı bakımından anlamlı görünse de, akademik alanda ‘ekonomi’ (economy) ve ‘ekonomi bilimi’ (economics) ayrımına dikkat etmekte yarar vardır.

Bu ayrım düşüncesi, akademi dünyasındaki ilk yıllarımda Prof. Dr. İsmail Mazgit’le yaptığımız felsefi tartışmalarda belirmişti. Yazılı olarak ise, Prof. Dr. Mesud Küçükkalay’ın, Dünya İktisat Tarihi kitabının ilk bölümünde yaptığı iktisat tarihi değerlendirmesiyle bağlantılı ‘iktisat/ekonomi’ ayrımı dikkat çekicidir [3].

Olguların ya da kavramların neliği (ne olduğu) konusunda zihinlerimizin duru olması, analizlere ve politika önermelerine bir koşul niteliğindedir. Bu bakımdan düşünsel anlamda yerimizi iyi belirlememiz gerekmektedir. Bu kısa yazıdaki amacım da, tanımlamalarımızı başlangıçta belirgin kılma bilincine dikkat çekebilmekti. Zamanla daha ayrıntılı değerlendirmelerde buluşmak üzere…

Kaynaklar
[1] Ahmet Cevizci, Felsefeye Giriş, Say Yayınları, İstanbul, 2012, ss.18-19.
[2] Sadık Acar, Genel İktisat, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, İzmir, 1998, s.10.
[3] A. Mesud Küçükkalay, Dünya İktisat Tarihi, Beta Yayınları, İstanbul, 2014, s.1.
[4] Görsel: www.businessinsider.com

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Timuçin Yalçınkaya

Yazar Hakkında Timuçin Yalçınkaya

1998 yılında iktisat lisans öğrenimini tamamladığı Dokuz Eylül Üniversitesi’nden 2010 yılında ‘küreselleşme ve ekonomi politikaları’ konulu çalışmasıyla doktora derecesini almıştır. 2013 yılından beri aynı bölümde yardımcı doçent doktor olarak görev yapmakta; dünya iktisat tarihi, iktisadi düşünceler tarihi, iktisat felsefesi, küreselleşme yaklaşımları, iktisat politikası ve rekabet üzerine dersler vermektedir. 2008 yılında Kırgızistan’da Manas Üniversitesi’nde, 2009 yılında Avustralya’da Royal Melbourne Institute of Technology (RMIT) University’de ve 2012 yılında ABD’de University of Hawai’i’de, küreselleşme, ekonomik sistem ve ekonomi politikaları üzerine araştırmalar yapmıştır. İlgi ve araştırmaları; disiplinler-arası çizgide olmak üzere, küresel sistem, ekonomik sistem, ekonomi sosyolojisi, kurumsal ekonomi ve tüketim sosyolojisi üzerinde yoğunlaşmaktadır.