Bu Üretim Yapısı ve İhracatla Ancak Bu Kadar

şekil 1

2023’e 9 kala Türkiye, 25000 ABD Doları kişi başına milli gelir hedefinin hala çok uzağında. Hedefe ulaşabilmemiz için kişi başına milli gelirin 2014-2023 döneminde yıllık ortalama %10,3 hızla büyümesi gerekiyor. 2001-2008 dönemine baktığımızda 7 yılda  kişi başına milli gelirini 3,4 katına (yıllık bileşik %19,9 büyüme) çıkarabilen, 2008-2014 dönemine baktığımızda ise 6 yılda 10283 ABD Doları’ndan 10482 ABD Doları seviyesine çıkabilmiş bir ülke ile karşılaşıyoruz. İçinde küresel krizi de barındıran bu son 6 yıllık performans, “2023 hedefleri iyi, hoş ama orta gelir tuzağına mı takıldık acaba” sorusunu akla getiriyor.

Orta gelir tuzağı literatürü, tuzağın nedenleri ve çözüm yolları açısından temelde üç gruba ayrılabilir: 1) eğitim ve doğru kurumlar 2) ihracatın sektörel yapısının değiştirilmesi ve 3) proaktif devlet aracılığıyla sanayinin iyileştirilmesi. (Kanchoochat ve Intarakumnerd, 2014[1]) Bu kısa notta ikinci grubun tezine odaklanılarak, ihracatın sektörel dağılımındaki değişimlerin Türkiye’nin kişi başına milli gelirinin büyüme potansiyeline etkisi ölçülmektedir.

İhracatın mevcut sektörel yapısının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla farklı değişkenleri kullanan dört ayrı model oluşturulmuştur. Modellerden elde edilen sonuçlar ülkeler arası kişi başı milli gelir farklarını başarıyla açıklamaktadır. İhracatın ortalama niteliğini ve üretim becerisini ifade eden ECI (Economic Complexity Index) değeri kişi başı milli geliri olumlu etkilemekte ve ülkeler arası kişi başı milli gelir farklarını da önemli ölçüde açıklamaktadır.  Üstelik bu etki, kişi başı milli geliri düşük ülkeler için daha yüksektir. Özetle, rekabetçi ve yüksek nitelikli bir üretim yapısı kişi başı milli geliri artırmak için temel politika öncelikleri arasındadır.

Teknik detayları notun sonundaki yöntem kısmında yer alan analiz sonuçları mevcut durumda Türkiye’nin kişi başı milli gelirinin 2012-2022 döneminde nominal olarak yıllık ortalama %3,13 oranında artacağını göstermektedir. Bu durumda 2022 yılı itibarıyla Türkiye’deki kişi başı milli gelirin nominal olarak 14.509 ABD Doları olması beklenmektedir.  Bu da 2023’de hedeflenen 25.000 dolar kişi başı milli gelir hedefinin altında bir gerçekleşme anlamına gelmektedir.

Senaryo Analizi

 

şekil 2

 

Şekil 1, Türkiye’nin rekabet halinde olduğu ya da aynı gelir grubunda yer aldığı ülkelerin imalat sanayi becerisine sahip olması (aynı ECI skoru) durumunda kişi başı milli gelirinin daha hızlı artabileceğini göstermektedir. İmalat sanayinin üretim becerisini gösteren ECI skorunun Şekil 1’de yer alan dokuz ülkenin ECI skorlarına eşit olması durumunda, 2022 yılında Türkiye’nin kişi başı mili gelirinin en az 765, en çok 3.606 ABD Doları daha yüksek olacağı öngörülmektedir. Bu sonuçlar da imalat sanayinde niteliği yüksek sektörlerin ağırlığı arttıkça kişi başı milli gelirin daha çok artacağına işaret etmektedir. Örnek olarak, sonuçlar Türkiye’nin -1970’li yılların sonunda benzer bir ekonomik yapıya sahip olduğu- G. Kore sanayisinin mevcut üretim ve beceri düzeyine sahip olması durumunda, kişi başı milli gelirini nominal olarak yıllık %3,13 yerine %4,73 artırarak orta gelir tuzağından kurtulabileceğini göstermektedir. Bu açıdan Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşması sağlayacak, daha da mühimi orta gelir tuzağına takılmasını engelleyecek yolların arasında ihracatın ya da üretimin bilgi yoğunluğunu artıracak bir sanayi politikası olduğu açıktır.

Yöntem

İmalat sanayiinin mevcut sektörel yapısının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla oluşturulan dört regresyon modeli ve elde edilen sonuçlar Tablo 4’te sunulmaktadır. Veri seti 108 ülkenin 1962-2012 arasındaki beş adet on yıllık dönemi verilerini kapsadığı için panel data modeli kullanılmaktadır[2]. Bağımlı değişken kişi başı milli gelirin bileşik yıllık büyüme hızıdır. Birinci ve ikinci sütunlarda gösterilen ilk iki regresyon modelinde imalat sanayiinin sektörel yapısını temsil edecek bir değişken kullanılmamıştır. Alt gelir grubundaki ülkelerin zengin ülkeleri yakalama fırsatını göstermesi amacıyla  ülkelerin her dönem başındaki kişi başına milli gelirinin logaritmasını temsil eden “lngdppcinit” değişkeni, modele eklenmiştir. Ülkelerin doğal kaynağa dayalı büyümesini açıklamak için kullanılan “expshare” değişkeni ise on yıllık dönemdeki doğal kaynak ihracat değişiminin başlangıç yılındaki milli gelire oranını göstermektedir[3]. Üçüncü olarak da uluslararası ekonomik konjonktürün ülke ekonomileri üzerindeki etkisini ölçebilmek amacıyla her on yıllık dönemi farklı yansıtan bir kukla değişken modele dahil edilmiştir.

Üçüncü ve dördüncü modelde, ülkelerin dönem başındaki ihracatlarının ortalama niteliğini ve üretime yönelik ortalama bilgi birikimlerini yansıtan Economic Complexity Index (ECI) skoru yer almaktadır. Hausmann vd (2011)’de[5] tanıtılan ECI skoru yüksek olan ülkeler bilgi yoğun sektörlerde rekabetçi olanlardı[6].  Son olarak, üçüncü ve dördüncü modelde kullanılan diğer bir değişken “interact” ise bir ülkenin o dönem başında sahip olduğu ECI değeri ve dönem başındaki kişi başı milli gelirin çarpımını gösteren etkileşim değişkenidir.

Tablo 1

Not: Bu yazı kısa bir süre Ümit Özlale’nin ortak blogunda yayımlandıktan sonra İktisadiyat’a taşınmıştır.

Kaynaklar & Notlar
[1] Kanchoochat, V., & Intarakumnerd, P. (2014). Tigers Trapped: Tracing the Middle-income Trap through the East and Southeast Asian Experience (No. 04). Berlin Working Papers on Money, Finance, Trade and Development.
[2] Analize dahil edilen 108 ülke, üç aşamalı bir eleme süreciyle belirlenmiştir. 2012 yılı milli gelir ve ihracat verisi bulunan 136 ülke bulunmaktadır. Bu 136 ülkeden 2012 yılındaki nüfusu 1 milyonun altında olan 23 tanesi elenmiştir. İkinci aşamada ise kalan 113 ülkeden 2010-2012 dönemi ortalama ihracatı 1 milyar ABD dolarının altında olan 5 ülke elenmiş ve geriye kalan 108 ülke analize dahil edilmiştir.
[3] Doğal kaynak ihracatı, World Trade Report 2010’da (WTO, 2010) yer alan  doğal kaynağa dayalı sektörler kısa listesindeki tanıma göre hesaplanmıştır.
[4] Hausmann, R., Hidalgo C.A., Bustos S., Coscia M., Chung S., Jimenez J., Simoes A., & Yildirim M. (2011) The atlas of economic complexity. Puritan Press. Cambridge MA.
[5] Örneğin 2012 yılı toplam ihracatının %82.5’i orta ve yüksek teknolojili sektörlerden oluşan Japonya ECI skoru en yüksek ülke iken, orta ve yüksek teknolojili sektörlerde ihracat yapmayıp ihracatının tamamı temel ürünler ile doğal kaynağa dayalı ürünlerden oluşan Moritanya ECI skoru en düşük ülkedir. Türkiye’nin ihracatında orta ve yüksek teknolojili sektörlerin payı %41 olup 2012 yılı ECI sıralamasında 41. sıradadır

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
KonukYazar Ümit Özlale

Yazar Hakkında KonukYazar Ümit Özlale

2001 yılında Boston College’dan ekonomi doktorasını alan Ümit Özlale, akademik kariyerine Bilkent Üniversitesi’nde devam etmiştir. 2006 yılında doçentlik, 2011 yılında da profesörlük derecesini almaya hak kazandıktan sonra TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde Uluslarararası Girişimcilik Bölümü bölüm başkanı, projeler ve uluslararası işbirliklerinden sorumlu rektör danışmanı, TEPAV’da ise Kamu Politikaları Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Direktörü olarak görev yapmıştır. Temel çalışma alanları uygulamalı makroekonomi, maliye politikası ve para politikası olan Ümit Özlale, 2003 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na ve Maliye Bakanlığı’na akademik danışmanlık yapmıştır. 2011 yılında Avrupa Kalkınma Enstitüleri Birliği (EADI)’nin yönetim kurulu üyeliğine getirilen Ümit Özlale, TÜBİTAK tarafından 40 yaşın altındaki başarılı bilim adamlarına verilen Teşvik Ödülü’nün de sahibidir.