Bentham ve Eşcinsellik

Jeremy_Bentham_by_Henry_William_Pickersgill_EKLE

LGBTİ bu hafta 23. Onur Haftası’nı kutluyor. Bu pazar günü de Taksim’de 13. Onur Yürüyüşü yapılacak. Ancak bunlar olmadan önce, Yeni Şafak gazetesi yazarı Hayrettin Karaman bu etkinlikler vesilesiyle İbadet Açık, Kabahat Gizli Olacaktır başlıklı bir yazı yazdı. Bireysel özgürlükler açısından bakıldığında Karaman’ın düşüncelerini hayli dehşet verici buldum. Yazısında Karaman eşcinsellerin kendi cinsiyetlerini özgürce yaşamalarını toplumun ahlâkına karşı açılmış bir savaş olarak görüyor ve bu savaşta eşcinsellere gösterilecek tepkileri meşru sayıyor. Burada Karaman özgürlük isteğini “savaş” kelimesiyle ilişkilendiriyor. Üstelik eşcinsellere yasal haklar tanınmasına karşı çıkıyor ve hükümetlerin toplumdaki bazı kesimleri bireysel özgürlüklerden mahrum bırakmasını meşru ve gerekli görüyor.

Şüphesiz, Karaman günümüz toplumları için fazlasıyla arkaik sayılacak bir görüşün temsilciliğini yapıyor. Bireysel özgürlüklere saygı gösterilen bir toplumda bu tür kişiler ciddiye alınmaz, çünkü görüşleri özgürlükler açısından zarar verici ve saçma bulunur. Nitekim böyle bir toplumda üçüncü bir kişiye fiziksel anlamda zarar vermedikten sonra, iki kişinin karşılıklı rızaya dayanarak yaptığı şeylerin hiçbirisi yasaklanmaz. Deli saçması fikirler bile bu toplumda ifade edilme hakkına sahiptir.

Karaman’ın yazısına liberallerden herhangi bir yanıt gelecek mi diye bekledim, fakat hiçbir ses çıkmadı. Nitekim Karaman’ın yazdığı gazetedeki köşe yazarları arasında liberal olduğunu iddia eden kişiler de bulunuyor. Ama konu hakkında bu kişilerden de ses çıkmadı. Aslında Türkiye’de gerçek anlamıyla liberal olmadığı için bu durumu gayet olağan sayabiliriz. Madem bizdeki “pseudo-liberaller” Türkiye’deki eşcinsel düşmanlığına ses çıkarmıyor, gerçek liberaller bu konuda ne düşünüyor? Eşcinsel düşmanlığına karşı çıkmak günümüzde liberaller açısından olağan bir şey sayılıyor ve özgürlükleri savunmanın bir parçası olarak görülüyor. Ama daha eskiye gidildiğinde, liberaller bu konuda ne düşünüyordu? Bunun için, modern faydacı teorinin kurucusu İngiliz filozof Jeremy Bentham’a bir bakalım.

*

Bentham’ın 1785 civarında yazdığı ve eşcinselliği ele aldığı “Paederasty” (oğlancılık) adlı bir denemesi bulunuyor. Bentham’ın sağlığında hiç yayınlamadığı bu deneme, onun 1832’deki ölümünden sonra yayınlanmamış diğer yazılarıyla birlikte Londra’daki University College’a verilmiş. Yazı ilk defa 1978’de Journal of Homosexuality adlı dergide eşcinsellik tarihi uzmanı Louis Crompton tarafından iki bölüm olarak yayınlanmış. Crompton’ın dediğine göre, Bentham’ın yazısı bilindiği kadarıyla İngilizcede eşcinsellik üzerine yayınlanan ve İngiltere’de eşcinsellere yönelik yasal düzenleme yapılmasını savunan en eski akademik denemeymiş.

Bentham’ın eşcinsellik hakkında yazdığı dönemde İngiltere’de eşcinsellere yönelik düşmanlık giderek artıyormuş. Hatta 1810-1820 arasında bu düşmanlık, boyunduruk takılarak halk arasında gezdirilen eşcinsellerin büyük kalabalıklar topladığı bir nevi isteri dalgasına dönüşmüş. 18. yüzyılda Latin Avrupa’da eşcinselliğin cezası yakılmak, İngiltere’de de asılmakmış. 1806-1835 arasında İngiltere’de 60’tan fazla kişi asılmış. Nitekim bu konuda aykırı görüşler öne süren birinin saldırıya uğrayacağını düşünen Bentham 1816’da şöyle yazıyor: “Elinde aklın meşalesini taşıyan hiç kimsenin bu vakte kadar bu konuya adım atacak cesareti bulamamış olmasına şaşırmamak gerek. ‘Kâfir! O hâlde sen de onlardansın.’ Ahlâki alanın bu kısmına, diğer kısımlar için serbest olan aydınlığı getirmeye kalkışan birinin alacağı teşekkür bunlar olacaktır,” (Crompton, 2003, s. 547).

Bentham’ın (1978a, ss. 389-390) yazısı şöyle başlıyor:

“Doğal olmamakla nitelenen cinsel arzudaki bu bozuklukları hangi cürüm sınıfı içinde ele alacağız? İnsanlardan saklı olarak yapıldıkları için, bunları başka bir yere koymaya yarayacak hiçbir belirtileri yoktur: eğer bir yerleri varsa, o da ancak burasıdır. Bu bozukluklara günümüzde tüm Avrupa milletlerinin gösterdiği aynı sertliği göstermeye kâfi gelecek bir neden bulmak için – o da mümkünse – yıllardır kendime eziyet ediyorum. Fakat fayda ilkesinden hareket ettiğimde hiçbir neden bulamadım.

Murdar cürümler – çeşitleri

“Bu başlık altında toplanan iğrençlikler murdar olma ortak özelliğine sahiptir. Bu açıdan, bunlar uygunsuz bir nesne vasıtasıyla belirli hisler etmeye dayanırlar. Bu durumda uygunsuzluk, nesnenin şu yollardan herhangi birine göre kullanılmasına dayanır:

(1) Uygun türden bir nesnenin uygunsuz bir zamanda kullanılması: örneğin ölümden sonra.

(2) Uygun türden ve cinsiyetten bir nesnenin uygun bir zamanda ama uygunsuz yoldan kullanılması.

(3) Uygun türden ama yanlış cinsiyetten bir nesnenin kullanılması. Bu yol diğerlerinden oğlancılık adıyla ayrılır.

(4) Yanlış türden bir nesnenin kullanılması.

(5) Kişinin bu hissi, his sahibi başka bir nesnenin yardımı olmadan elde etmesi.”

Yukarıdaki beş maddede Bentham “tür” derken insanları kastediyor ve oğlancılık dışında kalan bozukluk çeşitlerine isim vermiyor. O hâlde bu maddelerde verilen bozukluk türlerini sırasıyla yazalım: (1) nekrofili, (2) anal ya da oral ilişki, (3) oğlancılık, (4) hayvanlarla ilişki, (5) mastürbasyon.

Bentham oğlancılık terimiyle, erkekler arasında gerçekleşen ve kişilerin rızasına dayanan cinsel ilişkiyi kastediyor. Ancak Bentham bu eşcinselleri genelde biseksüel kişiler olarak görüyor. Bunlar yetişkin erkeklerden ziyade genç oğlanlardan hoşlanıyorlar, ama aynı zamanda kadınlarla evlenip aile kurma özelliğine de sahipler. Nitekim Bentham erkeklerin normal yaşamını değiştirmediği ve erkekle kadın arasındaki normal hazzı dışlamadığı için oğlancılığın evliliğe zarar vermediğini düşünüyor. Bu anlamda Bentham’ın eşcinsel ilişkiyi, yetişkin bir erkek ile, 17-18 yaşlarındaki genç bir erkek arasındaki cinsel ilişki olarak tanımladığını söyleyebiliriz. Bununla birlikte, cinsel ilişki aynı cinsiyetten kişiler arasında gerçekleştiğine göre, oğlancılığı genel anlamda eşcinsellik olarak ele almakta sakınca bulunmuyor. Ben de aşağıda iki terimi aynı anlamda kullanacağım.

Yazısının hemen başında Bentham oğlancılığın cezalandırılması için herhangi bir neden olup olmadığını faydacılık açısından inceliyor. Bentham ilk olarak tarafların rızasının olmasından bahsediyor. Bu ilişki kişilerde “(…) hiçbir acıya neden olmuyor. Tersine, zevke neden oluyor. (…) Partnerlerin ikisi de rıza gösteriyor. Eğer ikisinden biri rıza göstermeseydi, (…) bu ilişki, kişisel bir zarar verme, bir çeşit tecavüz olurdu,” (Bentham, 1978a, s. 390). İkinci olarak, Bentham bu ilişkide toplumu telaşlandıracak bir şey olup olmadığına bakıyor ve bunun toplumda “endişeye dayalı hiçbir acı” yaratmadığını söylüyor: “Bunda kişilerin korkmasına neden olacak ne var? Zira tanım gereği, taraflar (…) böyle olmayı seçiyor (…) bunda bir zevk buluyor,” (a.g.e., s. 390). Nitekim oğlancılık bunu yapmayan kişilerde hiçbir acıya neden olmuyor. Üçüncü olarak, Bentham olası bir tehlikenin bu ilişkinin diğer kişiler tarafından taklit edilmesinden kaynaklanabileceğini söylüyor. Fakat bu ilişki taraflarda hiçbir acıya neden olmadığına göre, daha fazla kişinin bu ilişkiye girmesi kimseye zarar vermiyor. Böylece Bentham faydacılık açısından bakıldığında eşcinselliği cezalandırmak için hiçbir neden olmadığını söylüyor. Gerçi Bentham oğlancılık için “iğrenç”, “absürt” ve “felaket” gibi kelimeler de kullanıyor. Ama Crompton, Bentham’ın bu kelimeleri meseleyi reformist açıdan ele almak için ödemesi gereken bedel olarak düşündüğünü yazıyor.

Bentham denemesinde Montesquieu ve Voltaire gibi düşünürlerin eşcinsellik hakkındaki eleştirilerine de yanıt veriyor. Montesquieu’ya yanıt verirken Yunanlıları ve Romalıları örnek olarak gösteriyor. Oğlancılığın Yunanistan’da normal cinsel ilişkiyle aynı düzeyde tutulduğunu yazıyor ve “herkes yapıyordu, kimse utanmıyordu” diyor (Bentham, 1978a, s. 392). O dönemde oğlancılığın ancak aşırıya kaçılması ve erkekleri daha önemli işlerden alıkoyan bir eğilim hâline gelmesi durumunda utanç verici olduğunu yazıyor. Voltaire’in eşcinselliğin insan ırkının ortadan kaldıracağı iddiası karşısında da şöyle yazıyor: “(…) evrensel anlamda geçerli olması durumunda oğlancılığın insan ırkının sonunu getirmesi, en açık ve kesin şekilde, bekârlık için doğrudur. O hâlde, sırf nüfusun iyiliği için eşcinsellerin canlı canlı yakılması doğru bir şeyse, o zaman keşişlerin de canlı canlı yavaş ateşte kızartılması gerekir,” (a.g.e., s. 397)

Bentham aynı zamanda eşcinselliğin “doğal değil” diye adlandırılmasına da karşı çıkıyor. Doğal değil ifadesini kullananlar, eşcinsellikteki cinsel ilişkinin üretken olmamasını kastediyorlar. Fizyolojik anlamda gereksiz olan tüm faaliyetlerin doğal olmadığını kasteden Bentham (1978a, s. 402) ise şöyle yazıyor: “Tüm görünüşün aksine, eğer erkekler seçim yapmakta tamamıyla serbest olsaydı ve kendi cinslerini seçen erkeklerin sayısı karşı cinsi seçenler kadar olsaydı, doğal kelimesini seçimlerden biri yerine diğeri için kullanmak için ne gibi bir neden olurdu, göremiyorum. Aradaki tüm fark şöyle olurdu: seçimlerden biri doğal ve gerekli, diğeri de doğal ve gereksiz olurdu. Eğer gerekli olmama durumu oğlancılığı doğal değil diye adlandırmayı haklı göstermeye yetseydi, erkeklerin müziğe düşkünlüğünün de pekâlâ gereksiz olduğu söylenebilirdi.” Ama hemen ardından eşcinsel erkekleri eleştirerek şöyle diyor: “Benim merak ettiğim şey, cinslerin en sıcakkanlı kısmıyla tanışık olan bir erkek, nasıl olur da üstünlüğü böylesine değersiz rakiplere vermeyi ciddi ciddi düşünür.” (a.g. e., s. 402).

Yazısının ikinci bölümünde Bentham eşcinselliğin cezalandırılmasının nedenlerinden bahsediyor. Eşcinselliğin fesatlık yarattığı için değil, ondan hoşlanılmadığı için cezalandırıldığını yazıyor. Bu hoşlanmamanın nedenleri olarak şunları sayıyor: eşcinsel ilişkiden fiziksel anlamda hoşlanmama, felsefi ya da ahlâki gurur, din, zevke karşı duyulan nefret, hoşlanılmayan nesne hatıra geldikçe hissedilen acı ve eşcinsellere acı vermekten duyulan zevk. (Bentham, 1978b, ss. 94-97). Dinle ilgili kısımda Bentham (a.g.e., s. 96) şöyle yazıyor: “Gerçekten de, eğer zevk iyi bir şey değilse, yaşamın işe yarar ne gibi bir tarafı olabilir ve onu muhafaza etmenin amacı ne olabilir diye sorulabilir. Fakat yanlış bir felsefenin önyargıları ve yanlış bir dinin yarattığı korkular araya perde çektiğinde, önermelerin en açık ve doğrudan sonuçları görünmez hâle gelebilir.”

İkinci bölümün bir yerinde Bentham (1978b, ss. 100-101) “cinsel arzudaki diğer bozukluklar” olarak adlandırdığı meseleden de kısaca bahsediyor. Bu bozuklukları “erkeklerin dikkatlerini kadınların yanlış bir yerine vermesi” ve “kadın cinsinden birinin, erkek cinsinden birinin yanlış bir yerini kullanması” şeklinde tanımlıyor. Tahmin edileceği üzere Bentham burada anal ve oral ilişkiden bahsediyor ve şöyle yazıyor: “Tüm fikirler arasında en gülünç olanı, bir adam ve kadın bu türden bir iş için anlaştıklarında, onların arasına atılıp durumu inceleyen, zamanı ayarlayan, biçimler ve pozisyonlar salık veren bir yasa koyucu fikridir,” (a.g.e., ss. 100-101). Bentham (a.g.e., s. 101) böyle bir yasa koyucunun “bir kadınla ilişkisi olan bir erkeğin işi bir kısımla başlayıp başka bir kısımla bitirmesi, bir kısımla meşgul olurken başka bir kişiyi ya da kısmı düşünmesi, bir kadınla işe başlayıp onu ortada bırakması” gibi durumlar karşısında ne yapacağını şaşıracağını söylüyor.

*

Yaklaşık 230 yıl önceki görüşleriyle Bentham, Karaman gibi kişilerden ne kadar da ileride duruyor. Gerçi Bentham bunları hiç yayınlamamış; ama burada çarpıcı olan şey, Bentham’ın yüzyıllar öncesinde eşcinsellik hakkında sahip olduğu geniş görüşlülüğü. Bentham’ın vatanının bugünkü hâline bakarsak, eşcinsel evliliği İngiltere ve Galler’de 2013’te, İskoçya’da 2014’te kabul edilmiş. Kuzey İrlanda’da ise yasal düzenleme bulunmuyor. Bundan önce, 2004’te İngiltere’de Sivil Partnerlik Anlaşması kabul edilmiş. Anlaşma aynı cinsiyetten çiftlere, karşı cinsiyetten evliliklerde mevcut olan hakların aynısını veriyor.

Partnerlik anlaşmasının kabul edildiği dönemlerde, Londra’da beraberliklerini aileleriyle birlikte restoranda kutlayan eşcinsel bir çift görmüştüm. Partnerlerden birinin annesi masaların arasında dolaşıp konuklarla ilgileniyor, 40 kişilik üç masada çiftlerin kardeşleri, eşcinsel arkadaşları ve çocuklar oturuyordu. Çift, ellerinde şampanya kadehleriyle birlikte etrafta sarmaş dolaş dolaşıyor, hatta arada öpüşüyordu. Ama müşterilerden biri dahi kalkıp laf etmiyor, toplumun ahlâkını bozuyorsunuz demiyordu. Türkiye bir gün bu koşullara ulaşır mı? Eşcinsel evliliği toplumun geniş bir bölümünde normal karşılanır hâle gelir mi? Hayli zor gözüküyor.

O günler gelir mi gelmez mi bilinmez; ama Türkiye’de kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi yaşamayan ve kendileri gibi olmayan herkese karşı düşmanlık gösteren, onların özgürlüklerini ellerinden almak isten ya da onlara hiçbir özgürlük tanımak istemeyen kişilere karşı, özgürlükleri savunan insanların seslerini şiddetle yükseltmeleri gerekiyor. Bu nedenle, kendileri gibi olmayan kişilerin özgürlüklerini ellerinden almak isteyenlerin gözlerinin içine parmak sokarcasına yapılan Onur Yürüyüşü gibi gösterileri gayet ümit vaat edici bulunuyorum. Farklı yaşayan kişilerin özgürlüklerinin ellerinden alınması ya da onlara hiçbir hak tanınmaması, toplumda özgürlükler açısından eşitsizlik yaratır ve Bentham’ın (1843, s. 81) dediği gibi: “Tüm eşitsizlikler kötülük kaynağıdır. Zira mutluluk hesabında, aşağıda olan kişi, yukarıda olan kişinin kazandığından daha fazlasını kaybeder.”

Kaynaklar
[1] Crompton, Louis. (1978). “Jeremy Bentham’s Essay on ‘Paederasty’: An Introduction”, Journal of Homosexuality, 3 (4), 383-385.
[2] Crompton, Louis. (2003). Homosexualiy & Civilization, Belknap Press.
[3] Bentham, Jeremy. (1843). “First Principles Preparatory to Constitutional Code”, The Works of Jeremy Bentham, Cilt 10, Ed. John Bowring, Edinburg: Simpkin Marshall.
[4] Bentham, Jeremy. (1978a). “Offences Against One’s Self: Paederasty”, Journal of Homosexuality, 3 (4), 389- 405.
[5] Bentham, Jeremy. (1978b). “Jeremy Bentham’s Essay on ‘Paederasty’”, Journal of Homosexuality, 4 (1), 91-107.
[6] İlk Görsel: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/e/e8/Jeremy_Bentham_by_Henry_William_Pickersgill.jpg

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Can Madenci

Yazar Hakkında Can Madenci

Can Madenci lisans, yüksek lisans ve doktorasını Marmara Üniversitesi iktisat bölümünde yaptı. Madenci doktora tezinde iktisadi hesaplama tartışması ve Friedrich Hayek’in görüşlerini çalıştı. ABD, Alabama'da bulunan Mises Enstitüsü’nde burslu araştırmacı olarak çalışmalar yürüttü. Halihazırda ilgi alanları Marksist ve evrimsel iktisattır.