AR-GE’nin Yolu Konuya Odaklanmaktan Geçiyor

resim1 (argeinovasyon.org)

“Eğer müşterilerime ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı bir at derlerdi.”
Henry Ford

Daha hızlı bir at yerine motorlu bir araç tasarlayarak otomobili icat eden Henry Ford ya da çağdaşlarından bambaşka bir düşünce yapısı ile bir garajda 2014 itibarıyla 1 milyar ürüne ulaşan bir markayı ortaya çıkaran Steve Jobs gibi günümüzde de artık birçok insan inovasyonun öneminin farkında. İş dünyası gün geçmiyor ki daha yenilikçi bir anlayış ile ürünlerini yeniden tasarlamasın ya da yeni yatırımlara yelken açmasın. Yenilikçiliğin geliştirilmesi için gereken en önemli hususlardan biri ise sizin de malumunuz araştırma ve geliştirme çalışmalarına gösterilen önem. Peki, ülke yönetimleri yeniliğe, yenilikçiliğe yönelik harcamalara nasıl yaklaşıyor?
OECD’den elde edilen en güncel verilere göre 2013 yılı itibarıyla ülkelerin AR-GE harcamalarının GSYH içerisindeki paylarına bakıldığında İsrail’in %4,21 ile ilk sırada olduğu görülmekte. İlk sırada bulunan İsrail’i %4,1 ile Güney Kore ve %3,5 ile Japonya izliyor. Bahsi geçen ilk üç ülkede yapılan AR-GE harcamalarının toplam GSYH içerisindeki payı ortalama olarak %3,95 [1].
Dünyanın geri kalanında durum ne? Yine OECD verilerine göre ilk on sırada beş tane Avrupa ülkesi bulunuyor. Dördüncü sırada bulunan Finlandiya, beşinci sırada bulunan İsveç, altıncı sırada bulunan Danimarka, sekizinci sırada bulunan Avusturya ve dokuzuncu sırada bulunan Almanya’nın AR-GE harcamalarının toplam gelirleri içerisinden aldıkları pay %2,85 (Almanya) ile %3,30 (Finlandiya) arasında değişiyor.
34 üyeli OECD’de ortalama olarak AR-GE harcamalarının toplam gelir içerisindeki payı 2013 yılı itibarıyla %2,36 düzeyinde gerçekleşirken 28 üyeli Avrupa Birliği’nde ise bu oran yine ortalama olarak %1,91 olarak gerçekleşmiş durumda. Türkiye’de durum ne dediğinizi duyar gibiyim. 2013 yılında ülkemizde AR-GE faaliyetlerine harcanan miktarın toplam gelire oranı %0,94 düzeyinde. Evet; Avrupa Birliği’nin yarısı, OECD ortalamasının neredeyse üçte biri kadar.

Grafik 1: Seçilmiş Ülkelerde AR-GE Harcamalarının GSYH İçerisindeki Payı (%)

resim2 (1)

Kaynak: OECD

AR-GE harcamalarının gelir içerisindeki payının yıllar içerisinde nasıl değiştiğine baktığımızda ise aslında yazının başında sorduğumuz “Ülkeler yenilikçiliğe yönelik harcamalara nasıl bakıyor?” sorusuna da bir nebze cevap verebilmiş oluyoruz.

Aşağıda yine seçilmiş ülkeler için 2000-2013 döneminde yıllar itibarıyla, yapılan AR-GE harcamalarının GSYH içerisinde aldıkları payları göreceksiniz. OECD ortalaması ve AB-28 ortalaması, etrafımızda neler olup bittiğinin bir göstergesi olarak analize koyulurken Güney Kore ve Çin başarılı örnekleri temsilen, Çek Cumhuriyeti de son zamanlarda yaptıkları atılımın bir sonucu olarak aşağıdaki grafikte yer alıyor.

Grafik 2: Seçilmiş Ülkelerde AR-GE Harcamalarının 2000-2013 Döneminde GSYH İçerisindeki Payı (%)

Kaynak: OECD

Kaynak: OECD

Ülkemizde AR-GE harcamaları/GSYH oranı 2000 yılında %0,48 düzeyinde iken bu oranı 2013 yılında %0,94’e yükseltebilmişiz. Dünyanın içinde bulunduğumuz yüzyılında yenilikçilik ve AR-GE konusundaki parlayan yıldızı konumundaki Güney Kore’de ise yükseliş muazzam. Güney Kore’de 2000 yılında %2,18 seviyesinde bulunan AR-GE harcamaları/GSYH oranı 2013 yılı sonu itibarıyla %4,15 düzeyine yükselmiş. Üstteki grafikte yukarı doğru ivmelenen gri renkteki çizgi her şeyi anlatıyor aslında.

Yenilik yaratmanın öneminin giderek arttığı günümüzde ülkeler yeni patent başvurularıyla da bir yarışa girmektedir. Ülkelerin resmi istatistik ofislerinden alınan verilere göre 2013 yılında ABD’de yapılan patent başvuruları 572 bin ve Güney Kore’de yapılan patent başvuruları 205 bin olurken bu sayı ülkemizde yalnızca 54 bin olmuştur [3].

OECD’nin geçtiğimiz günlerde yayınlamış olduğu Bilim, Teknoloji ve Sanayi İstatistikleri Raporu 2015’e göre [2] son dönemde AR-GE faaliyetlerine hükümetlerin ayırdıkları destek giderek düşmekte. 2009 yılında %0,73 düzeyinde gerçekleşen OECD üyesi ülkelerdeki hükümetlerin AR-GE faaliyetlerine ayırdıkları ortalama destek oranı üst üste dört yıldır düşerek 2013 sonu itibarıyla %0,67 düzeyine gerilemiş durumda. Yine aynı dönemde 28 üyeli Avrupa Birliği’nde de söz konusu oran %0,66’dan %0,64’e gerilemiş.

Grafik 3: OECD Bölgesi’nde 1985-2014 Döneminde Finansman Kaynaklarında Görülen Değişim Oranları (%)

resim4 (1)

Kaynak: OECD

Yukarıdaki grafikte kırmızı çizgiyle gösterilen kamu kaynaklı AR-GE finansmanı 2009 yılından sonra keskin bir şekilde azalışa geçmiş durumda. 1995-2009 döneminde sürekli olarak artış gösteren hükümetlerin AR-GE harcamalarına desteği 2014 yılında bir miktar yükselerek 2013 yılındaki %0,67 düzeyinden %0,7 düzeyine yükselmiştir.

Bilim, Teknoloji ve Sanayi İstatistikleri Raporu 2015’ten edinilen tabloda incelenen 2007-2013 döneminde toplam AR-GE harcamalarının GSYH içerisindeki payının daha ziyade özel sektör ve yükseköğrenim kaynaklı olarak desteklendiği görülmekte. Söz konusu dönemde AR-GE harcamalarının toplam gelir içerisindeki payını yüzde 3’lerden yüzde 4’ler düzeyine yükseltmeyi başaran Güney Kore’de ise bu artış ağırlıklı olarak kamu desteğinden gelirken özel sektör ve yükseköğrenim kanalları da ülkede başarıyla çalıştırılmıştır.

Grafik 4: OECD Bölgesi’nde 2007-2013 Döneminde Finansman Kaynaklarına GÖRE AR-GE Harcamalarının Toplam Gelir İçerisindeki Payı (%)

resim5 (1)

Kaynak: OECD

Rapora göre 2010-2012 döneminde Avrupa ve ABD’de bilişim-iletişim teknolojileri, sağlık hizmetleri ve gelişmiş ürünler kategorileriyle ilgili olarak çıkarılan patentlerin %65’i ABD, Japonya ve Güney Kore tarafından sahiplenilirken bu dönemde Güney Kore en büyük gelişimi sağlayan ekonomi olarak karşımıza çıkmaktadır.

OECD Bilim Bilim, Teknoloji ve Sanayi İstatistikleri Raporu 2015’in [1] sunumunda konuşan OECD Genel Sekreteri Angel Gurria, kamu finansmanının günümüzde ekonominin teknolojinin gelişimine dayalı birçok alanında büyümeyi destekleyen en önemli unsurlardan biri olduğunu ifade ederken, bu doğrultuda icatların desteklenmesi ve iklim değişikliği gibi küresel sorunların çözümü için uzun dönemli AR-GE yatırımların devam ettirilmesi gerektiğinin altını çizmiştir.
OECD’ye göre uzun dönemli AR-GE harcamalarının artırılması, ülkelerin sanayilerinin, sağlık hizmetlerinin, iletişim hizmetlerinin geliştirilmesi ve bunların yanında iklim değişikliği acil çözüme ulaştırılması gereken konularda çözüm getiren bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Kamu kesimli AR-GE desteği ise insanların yaşama, öğrenme ve çalışma biçimlerini dönüştüren yeniliklerde hayati öneme sahip konumda bulunmakta.

Türkçe’ye “yıkıcı” olarak çevrilse de olumsuz bir anlamdan ziyade, eski teknolojinin yerini alarak görece daha iyi bir şekilde yeni bir teknolojiyi kullanıma getiren “disruptive” teknolojiler sınıflamasında ABD, Japonya ve Güney Kore diğer ülkelerden açık ara bir şekilde önde yer almaktadır.

2012 yılında bütçeleri incelenen dünyanın en çok AR-GE harcaması yapan 2.000 kurum ve onlara bağlı 500 bin yan kuruluşun gösterdiği sonuçlara göre küresel AR-GE harcamalarının ve patentlerin %70 ile marka başvurularının %44’ü bahsi geçen 2 bin kurum arasında yer alan 250 kuruma ait. Yine dünyanın en çok AR-GE harcaması yapan kurum ve onlara bağlı yan kuruluşların merkezlerinin yarıdan fazlası ABD ve Japonya’da yer almakta. Aşağıdaki grafikte de gösterildiği üzere, AR-GE harcamalarına doğrudan ya da vergiler vasıtasıyla verilen devlet desteği kategorisinde de Güney Kore, ABD, Japonya gibi ülkelerin kendisini açık bir şekilde göstermesi de en çok AR-GE harcaması yapan kurum ve kuruluşların neden söz konusu ülkelerde konumlandığının bir nedeni olarak karşımıza çıkıyor.

Grafik 5: 2013 Yılında Özel Sektör AR-GE Harcamaları (Dikey Eksen) İle Kamu Desteğinin (Yatak Eksen) GSYH İçerisindeki Payları (%)

Kaynak: OECD

Kaynak: OECD

Sonuç olarak, son dönemlerde sadece ülkemizde değil dünyanın birçok ülkesinde politika metinlerine giren yenilikçiliğin geliştirilmesi amacı için öncelikle AR-GE harcamalarının etkin bir şekilde artırılarak önem arz eden sektörlerin başarılı bir biçimde desteklenmesi gerekmekte. Daha sonra ise ülkelerdeki yatırım ve üretim ortamlarının da yeniliği destekleyecek bir biçime getirilmesi büyük öneme sahip. Başarılı bir sonuca giden yol öncelikle o sonuca doğru bir şekilde odaklanmakla başlıyor ve o sonuca giden yolu en etkin hale getirmeye çalışmak başarının en önemli anahtarlarından birisi oluyor.

Kaynaklar
[1] OECD, AR-GE Harcamaları İstatistikleri
[2] OECD, Science, Technology and Industry Scoreboard, http://www.oecd.org/science/oecd-science-technology-and-industry-scoreboard-20725345.htm
[3] Duman, M. C. (2015). Rekabetçi Bir Dünyanın Anahtarı: İnovasyon, İktisat ve Toplum, 51. Sayı, 75-82

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Mert Can Duman

Yazar Hakkında Mert Can Duman

2011 yılında TOBB ETÜ İktisat Bölümü’nü bitirdikten sonra 2014 yılında aynı bölümde “Explications on the Export Sophistication of Turkey and Its Export Destinations” başlıklı teziyle yüksek lisans programını tamamladı. TOBB ETÜ’de öğretim asistanlığı, TEPAV’da araştırma asistanlığı yaptı, dış ticaretin görünümü ve sektörlerin rekabet gücü üzerine çalıştı. Ulusal ve uluslararası dergilerde makaleleri yayınlandı. Asıl çalışma alanı dış ticaret olmakla beraber kent ekonomisi, sürdürülebilir kalkınma, yeşil ekonomiler, sanat ekonomisi konularında da çalışıyor. 1996 yılından itibaren TRT Çocuk ve Gençlik Halkoyunları Topluluğu’nda görev aldı; Türkiye Halk Oyunları Federasyonu’nda antrenör olarak görev yaptı; il, grup ve Türkiye Finali yarışmalarında dereceler elde etti. Halen Ankara Özel Tevfik Fikret Okulları’nda sanat yönetmenliği yapmakta ve bir kamu kurumunda uzman yardımcısı olarak çalışmaktadır.