Şeyh Bedreddin’den Brezilyalı Topraksızlar’a Sosyalist Praksis

gorsel1

“Yolcu yollarda topraksız insanın
ve insansız toprağın feryadını duyar idi.”

Toprak, Kozmos’un karmaşık bir alt bileşeni olarak, insanın maddi varoluşunun zeminini sağlayan öğeleri barındırır. Dönüşümü ve geçişliliği olanaklı kılar. Bu olgu, birçok dini metin ve referansta yaratılış-insan ilişkisinin temelini oluşturur. Örneğin, İbranice’de Adam (Adem) – ilk insan, Kızıl Toprak anlamına gelir. Bu fiziksel bağla birlikte, verili maddi düzeni olumsuzlayıp kültürelleşen ve ussallaşan Homo Sapiens, gereksinimlerini karşılamak için toprağı işleme ve ondan beslenme Hakkına sahiptir. Ve bu Hak, ancak insanın feodal kalıntılar ve kapitalizm gibi usdışı düzenleri tarihin çöplüğüne yollayarak, toprakla barışçıl/uyumlu bir birlik oluşturmasıyla bazıları için değil Herkes için Hak olarak gerçek kavramına yakınlaşabilecektir.

Ben gayri zuhur ve huruç edeceğim
Toprak adamları toprağı fethe gideceğiz.
Ve kuvvetli ilmi, sırrı tevhidi gerçeklendirip
biz milletlerin ve mezheplerin kanunlarını
iptal edeceğiz…

Sosyalist-komünist fikirlerin tohumlarının günümüzden yüzlerce yıl önce atıldığını biliyoruz. Bu fikirler-ister ütopyalar ister dinsel çıkarımlardan gelsinler- henüz felsefi olarak bütünselliklerini ve sistematik biçimlerini kazanmamış olsalar da gerçekleşmeye programlanmış evrensel bir düşün anlatımıdırlar.

Osmanlı’da Fetret Dönemi sonrasında gelişen Şeyh Bedreddin Ayaklanması’nın kimi araştırmacılarca tarihte sosyalist doğrultudaki ilk örgütlü hareketlerden biri olduğu kabul görmüştür. Bedreddin’in görüşlerinde toprak merkezi bir konumdadır ve onun düzen karşıtı, enternasyonalist, paylaşımcı ve hümanist yaşam felsefesiyle bağıntısını somut bir biçimde ortaya koyar. Ona göre: “Tanrı dünyayı yarattı ve insanlara verdi. Demek ki; dünyanın toprağı ve bu toprağın bütün ürünleri insanların ortak malıdır.“

Türkiye’de komünist hareketin önde gelen kuramcılarından Hikmet Kıvılcımlı’ya göre Şeyh Bedreddin büyük bir sosyal devrimcidir [1]. Bedreddin, fikirlerinin gerçekleşmesi için praksise, eylem boyutuna geçmiştir. Kendisi gibi, yoldaşları Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal de, Anadolu’da halkı komünal idealler doğrultusunda örgütleyip, sonunda ölüme uzanan bir mücadeleye ve direnişe atılmışlardır [2].

Bedreddin ve farklı çağların düşünürlerinin taşıdığı paylaşımcı fikirler bugün de dünyanın çeşitli yerlerinde halkların örgütlülüğünde vücuda gelip toprakta yeşeriyor. Brezilya’da 1980’li yıllarda faaliyete başlamış olan Topraksız Tarım İşçileri Hareketi (MST-Movimento dos Trabalhadores Sem Terra) yaklaşık 1.5 milyon [3] katılımcısıyla bu minvaldeki eylemliliklerin en kitlesel örneklerinden biri. MST, kökenlerini Latin Amerika’da çeşitli sosyo-dinsel öğretilerden alıp, bunları Marksist düşüncelerle özgün bir sentezde eriten bir hareket [4].

MST’nin temel hedefleri arasında, gelir dağılımının son derece adaletsiz olduğu Brezilya’da binlerce topraksız ailenin ve toprak işçisinin, büyük toprak sahiplerinin üretim yapmadığı toprakları işgal ederek, kolektif bir örgütlenmeyle ortak mülkiyete geçirmesi ve köktenci bir toprak reformunu gerçekleştirmesi var. Ancak hareket, sadece ekonomik bir faaliyet olmanın ötesine geçerek, kapitalizme karşı kültürel, eğitsel ve ekolojik boyutta da geniş bir toplumsal pratik bütünlüğü oluşturuyor [5,6]. MST’nin oluşumunda kapitalizmi ahlâki bir bozukluk olarak gören “Özgürlük Hristiyanlığı” öğretisinin yeri büyük [4]. Bu bağlamda , Venezuela’da Bolivarcı Devrim’in takipçisi Hugo Chavez’in, İsa’yı ve Marx’ı birarada tutarak yapmış olduğu kapitalizm eleştirisiyle temelde bir ortaklık taşıyor. Hareketin bünyesinde dinsel öz (İsa) ve halkın örgütlü gücü (Lenin) diyalektik bir birliktelikte ilerliyor.

gorsel2

MST, sosyo-dinsel kökenlerine rağmen laik yapısını koruyarak dini inançların içselliğinin ilerisine geçti; tarım işçilerinin ve yoksul köylülerin militan mücadelesini örgütleyecek düzeyde ülkeyi değiştirmeye muktedir bir yapı halini aldı. Uzun yıllardır çeşitli bedeller ödemiş olarak mücadeleyi sürdüren MST, bugünlerde de ekonomik güçlüklerle karşılaşan Brezilya’da güncelliğini koruyor. Özellikle 2015’de ivme kazanan hareketin ülke genelinde yüzbine yakın aile tarafından desteklendiği tahmin ediliyor [7]. MST, Latin Amerika’nın farklı bölgelerinde, Meksika’da Zapatistalarla, Arjantin’de fabrikaları işgal eden işçilerle, Venezuela’da Chavez döneminde yeşeren komünal birliklerle kültürel ve pratik bir koşutluk gösteriyor.

Hep bir ağızdan türkü söyleyip
hep beraber sulardan çekmek ağı,
demiri oya gibi işleyip hep beraber,
hep beraber sürebilmek toprağı,
ballı incirleri hep beraber yiyebilmek,
yârin yanağından gayrı her şeyde
her yerde
hep beraber!
diyebilmek
için
on binler verdi sekiz binini..

Günümüz dünyasında kapitalizm yaşamın bütün değerlerini metaya çevirirken, toprağına sahip çıkanlar direnişin köklerini sokaklara salıyor. Kapitalizmin ağaçlar, su, eko-sistem ve tarihi/kültürel mekânlar üzerindeki saldırıları sadece kırsalda değil kentte de toplumsal uyanışı tetikliyor. MST gibi hareketler ise bu bilinçlenmenin ileri bir aşaması olarak tam da sorunun çekirdeğine, mülkiyet kavramının devrimci bir sorgulanışına ve karşı-saldırıya kadar uzanıyor. Bu savaşımın ereğine ulaşması, başta Toprak olmak üzere, insanlığın bütün ortak değerlerinin tümüyle özgürleşmesi ve emeğin mülkiyetine geçmesiyle mümkün.

Toprağın İnsana dönüşümü ve İnsanın Tanrısallığa erişmesi, dinsel metinlerin sınırlarını aşarak, aslında İdea’nın sonsuzluğunda ama bir o kadar da sonlu, maddi dünyanın günlük pratiğinde beliriyor. Cennet uzakta değil; toprağın orta yerinde, yoldaşların arasında ve mücadelenin ufkunda.

“Boğazın orta yerine gelmiştik, deniz durmamacasına akıyor, kurşun boyalı havanın içinde sular köpüklenerek kayığımızın altından kayıyordu ki koğuştaki resme benziyen kayıkçımız:

— Serbest insan ve esir, patriçi ve pleb, derebeyi ve toprak kölesi, usta ve çırak, bir kelime ile ezenler ve ezilenler, nihayet bulmaz bir zıddıyette birbirine karşı göğüs gererek bazen el altından, bazen açıktan açığa fasılasız bir mücadeleyi devam ettirdiler; dedi. ”

Kaynakça
* Dizeler Nazım Hikmet’in Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı’ndan alıntılanmıştır.
[1] Tarih-Ütopya-İsyan Şeyh Bedreddin (Yaşamı, Felsefesi, İsyanı). Ali Yaman, Barış Çoban, Ernst Werner, Hikmet Kıvılcımlı, İsmail Kaygusuz, Nedim Gürsel, Yağmur Say. Su Yayınları (2007).
[2] http://bianet.org/bianet/biamag/156889-ben-de-halumce-bedreddinem
[3] https://en.wikipedia.org/wiki/Landless_Workers’_Movement
[4] Brezilya’nın Topraksız Kırsal İşçi Hareketinin Sosyo-Dinsel Kökenleri. Michael Löwy. Praksis 14, sayfa 209-215.
[5] http://www.mstbrazil.org/content/history-mst
[6] Topraksızlar. Brezilya’da Topraksız Köylü Hareketi: MST. Metin Yeğin. İletişim Yayınları (2004).
[7] http://komunos.org/brezilyada-ekonomik-sikintilar-topraksiz-kirsal-isci-hareketini-buyuttu.html
Görsel 1: https://perspectivesinanthropology.wordpress.com/landless-workers-movement-mst/
Görsel 2: https://en.wikipedia.org/wiki/Landless_Workers’_Movement#/media/File:MonumentoMST.JPG

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Tolga Bağcı

Yazar Hakkında Tolga Bağcı

Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü’nden mezun olduktan sonra, Kopenhag Üniversitesi-Niels Bohr Enstitüsü’nde optomekanik konusunda fizik yüksek lisansını, opto-elektromekanik/kuantum optiği alanında ise fizik doktorasını tamamladı. Doktora tezinin ana çalışması olarak, radyo frekans dalgalarının mekanik bir arayüzle optik sinyallere çevrilip, yüksek duyarlılıkla ölçülmesini gösterdi. Max Planck Enstitüsü (Kuantum Optiği) /Münih Üniversitesi (LMU)’nde araştırmacı unvanıyla bir yıl çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönüp, UNAM (Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi-Bilkent Üni.) bünyesinde, fiber lazerler konusunda proje uzman mühendisi görevinde bulundu. Ardından, özel bir savunma sanayi şirketinde, elektro-optik üzerine sistem mühendisi olarak çalışmaya başladı. Mesleki çalışmalarının yanında, fizik felsefesi ve siyaset felsefesi alanlarıyla ilgileniyor.