Sürprizci Enflasyon

intro

Her iktisat mezunu en azından arkadaş kitlesinin ve akrabalarının ekonomisti olmakla mükelleftir. Bu olay henüz lisans sürecinde ebeveynlerin ya da büyük eniştenin “parayı neye yatırsak”, “dolarları satayım mı”, “altın sence ne olur” gibi sorularıyla başlar. Ben 2005’te iktisat lisans eğitimime başladığımdan, 2005’ten beri bu tür sorularla karşılaşıyorum. Ancak son iki senedir benim soru soran kitleme bir şeyler oldu, bir şeyler değişti beni ekonomist kılan insanlarda. Yaşlıca bir akrabam FED kararlarının avro-dolar paritesi üzerindeki olası etkilerini sordu mesela. Yok artık, diyesim geldi ama yutkunduktan sonra elimden geldiğince cevap vermeye çalıştım. Bugün de birkaç arkadaşım ve marketteki kasiyer Arzu abla Şubat ayı enflasyonu ile ilgili soru yağmuruna tuttu beni. Beni en çok şaşırtan, marketteki ablanın enflasyon verisinin açıklandığını benden önce bilmesiydi. Utandım, verileri bilmediğimden cevap da veremedim. Aslında böyle bir girişten sonra “ekonomi okur-yazarlığında artış var efendim, ne ala” kıvamında bir yazı kaleme almam daha uygun olabilirdi. Ancak, Arzu ablaya “ben kötü bir ekonomist değilim, açıklayabilirim sana enflasyondaki gelişmeyi” diyebilmek adına %0,02 düşerek halkı şaşırtan Şubat ayı tüketici fiyat endeksinden (TÜFE) bahsetmek istiyorum.

Halktaki kafa karışıklığının sebebini anlamak için internetteki herhangi bir arama motoruna “enflasyon”, “sürpriz” ve “2016” arama terimlerini yazmanız yeterli. Göreceksiniz ki çoğu haber kanalı hem Ocak hem de Şubat enflasyonu için sürpriz bir gelişme değerlendirmesi yapmış. Ocak ayında bir önceki aya göre %1,82 ve yıllık %9,58 olarak gerçekleşen enflasyon, Şubat ayında bir önceki aya göre -%0,02 ve yıllık %8,78 olarak gerçekleşti. Ocak ayındaki sürprizi benimseyen ve günlük hayatında hisseden hane halkı, Şubattaki gerçekleşme için “neymiş efendim, fiyatlarda düşüş varmış” şeklinde alaycı bir tavır takındı. Aynı tavrı takınmış olan Arzu Abla’ya cevabım şu olmalıydı: Senin hissettiğin fiyat artışı Ocak ayında gerçekleştiğinden Şubattaki aylık enflasyonda bir baz etkisi var.

Bu cevabıma ya anlam veremeyecek ya da “market fiyatlarını en iyi ben biliyorum ve fiyatlar açıkça artıyor” cevabını verecektir Arzu Abla. Ekmeğe zam, yağa zam, zeytine zam, süt desen almış başını gitmiş… O zaman fiyatlar seviyesindeki genel değişime değil de ürün grupları bazında değişime bakmak lazım daha ikna edici cevaplar için. Olayı abartıp her ürün grubu için fiyat değişimine bakabilirim ama Merkez Bankası’nın açıkladığı Özel Kapsamlı TÜFE göstergelerinin değişimine bakmakla yetineceğim. Bu göstergelerde TÜFE bazı ürün grupları hariç hesaplanıyor.

Belirli ürün gruplarını etkileyebilecek birkaç gelişme düşünelim. Mesela, Rusya krizinden sonra işlenmemiş gıda ürünleriyle mevsimlik ürünlerin ve küresel gelişmelerle nispeten paralel olarak enerji fiyatlarında bir azalma olmasını bekleyebiliriz. Tablo 1’deki sonuçlar bu beklentileri destekler nitelikte. Eğer bir mal ya da hizmet grubunda fiyat düşüşü yaşanmışsa, bu grup hariç hesaplanan enflasyon genel enflasyondan yüksek olmalıdır. Nitekim Tablo 1’de Şubat ayı aylık enflasyon verilerinin yer aldığı dördüncü sütunda söz konusu ürün grupları hariç enflasyonun hep pozitif olduğu dikkatinizi çekmiştir. Ayrıca Şubatta genel fiyatlar seviyesini en çok aşağı çeken grubun mevsimlik ürünler olduğu sonucuna da varabiliriz.

Tablo1

Tablo 1’deki diğer dikkat çeken bir husus da Ocaktaki aylık enflasyon ile Şubattaki aylık enflasyon farklılığı. Seviye farklılığından bahsetmiyorum. Dikkat ederseniz mevsimlik ürünler hariç aylık enflasyon ile işlenmemiş gıda ürünleri hariç aylık enflasyon Ocak ayında genel enflasyondan düşükken Şubat ayında yüksek. Demek ki markette satılan işlenmiş ürünlerin de içinde olduğu diğer ürünlerdeki fiyat artışı Ocakta hem mevsimlik ürünlerden hem de işlenmemiş gıda ürünlerinden yüksek gerçekleşmiş. Enerji fiyatlarında ise böyle bir durum yok. Enerji fiyatları diğer ürünlerin ortalama fiyatından hep daha fazla düşmüş. Arzu Abla’ya ikinci cevabımız şu o zaman: Ayçiçek yağının tereyağı kadar kıymetlenmesi Şubattan önce gerçekleşti.

Enflasyonla ilgili açıklama yaparken tam karşımdakini ikna ettim diyeceğim noktada aynı tepki gelir muhatabımdan: İyi de herkesin enflasyonu aynı değil ki. Bu cümleyle kastedilen, kasiyer Arzu, avukat Ayşe, doktor Oktay, patron Mustafa ile çiftçi Mehmet’in aynı tüketim sepetine sahip olmadıkları ve dolayısıyla fiyat hareketliliklerinden farklı şekilde etkilendikleridir. Bu iddiaya tak diye kesin bir cevap vermek çok da kolay değil. Ancak, Arzu Abla’ya iyi bir ekonomist olduğumu göstermeye çalıştığımdan bu konuda da bir şeyler söylemem gerekiyor.

Farklı gelir gruplarına ya da sosyo-ekonomik gruplara göre enflasyonu hesaplamak için söz konusu grupların detaylı tüketim verisine ihtiyaç var. Bu ihtiyacı karşılayabilecek en iyi kaynak TÜİK’in yaptığı Hanehalkı Bütçe Anketi Araştırması. Bilgisayarımı karıştırırken geçmiş bir çalışmamda kullandığım 2012 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi mikro verilerini muhafaza ediyor olduğumu fark ettim. Bu verileri kullanarak farklı gelir grupları Şubat ayında farklı enflasyonla mı karşılaştı sorusuna kısmen cevap verebilirim. Ancak temel bir varsayımım var: Hanehalkı tüketim alışkanlıkları (toplam tüketimin mal ve hizmet gruplarına dağılımı) 2012’den 2016’ya değişmedi.

Analizime başlamadan önce varsayımımın çok da kötü olmadığını göstermem gerekiyor. Kullandığım 2012 yılı hanehalkı bütçe verisinde 9987 hanenin verisi var. Gelir gruplarına göre enflasyon hesaplamak ana amacım olduğumdan her hane için kişi başına yıllık kullanılabilir gelir değişkeni oluşturdum, yani hanehalkı reisinin raporladığı yıllık kullanılabilir geliri hanedeki kişi sayısına böldüm. Bu değişken 1,5 TL ile 397294 TL arasında değerler alıp sağa çarpık bir dağılım sergiliyor. Uç gözlemlerden kurtulmak adına serinin sağ ve sol %1’lik dilimlerini analiz dışında tuttum. Diğer bir ifadeyle en az kişi başına gelir raporlayan 100 hane ile en çok kişi başına gelir raporlayan 99 haneyi örnekleme dahil etmiyorum. 9788 haneden oluşan örneklemimin Türkiye’yi temsil gücünün olmasından hareketle örneklemdeki toplam tüketimin ürün dağılımını ve Merkez Bankası’ndan aldığım COICOP sınıflaması Düzey 2’deki ortalama fiyat serilerini kullanarak tahmini bir TÜFE endeksi hesapladım. Şekil 1’de Şubat 2015-Şubat 2016 dönemi için gerçek TÜFE ile hesapladığım TÜFE’nin zaman serisini görebilirsiniz. Şubat 2016’ya kadar her iki seri de aynı yönlerde hareket ederken, Şubat 2016’da gerçek seri aşağı yönlü, hesaplanmış seri ise yukarı yönlü hareket ediyor. Yani, varsayımım çok da kötü değil diyebilirim. TÜFE serisine değil enflasyona bakmak lazım diyenler için Şekil 2’de iki serinin aylık değişimini, yani gerçekleşmiş ve hesaplanmış aylık enflasyon serilerini sunuyorum.

Şekil1

Şekil2

Madem varsayımımız pek de fena değil, sıra geldi gelir gruplarını oluşturmaya. Yukarıda da belirttiğim gibi gelir gruplarını hanedeki kişi başına yıllık kullanılabilir gelir üzerinden belirleyeceğim. Sansürlü gelir dağılımının özet istatistikleri Tablo 2’de görülebilir. Özet istatistikleri kır-kent detayında paylaştım, çünkü köylülerin daha düşük enflasyonla yüzleştiğini iddia eden bir kesim de var. Görüleceği üzere örneklemimiz hala sağa çarpık durumda. Kır ve kent arasında da beklendiği gibi kişi başına gelir açısından anlamlı bir farklılık var (t-testi ortalamalar farkının sıfırdan farklı olduğu tezini destekliyor).

Tablo2

Dağılım sağa çarpık olduğundan, gelir gruplarını oluştururken ortalamanın altındaki kısım için standart sapmanın yarısı kadarlık aralıklar, ortalamanın üstü içinse 1 kere standart sapmanın yarısı, sonrasında standart sapma kadarlık aralıklar kullandım. Bu yöntemle 8 farklı gelir grubu tanımlamış oldum. Söz konusu gelir gruplarının detaylarını Tablo 3’te görebilirsiniz.

Tablo3

Tablo 4, kır-kent ve gelir grupları detaylarında Şubat ayı yıllık ve aylık tüketici enflasyonu tahminlerini içeriyor. Kır ve kent arasında gelir gruplarına göre anlamlı bir farklılık olmadığı çıplak gözle anlaşılabilir. Nitekim kır ve kent toplamı için, Şubat ayı yıllık enflasyonu kırda %8,77, kentte %8,80; aylık enflasyonu kırda %0,24, kentte %0,30 olarak tahmin edilmiştir. Arzu Abla’ya bir cevap daha verebilirim: Köylü de şehirli de aynı enflasyonla yüzleşiyor.

Tablo4

Gelir gruplarına göre tüketici enflasyonu daha enteresan bir sonuç sunuyor. En fakir kesimdekilerin Şubat ayında maruz kaldığı aylık fiyat değişimi %0,06 iken en zengin kesimdekilerin %0,45. Orta direği temsil eden 4 ve 5 numaralı gruplarda ise sırasıyla %0,28 ve %0,33’lük fiyat artışı hissedilmiş. Orta direk gene ortada hissediyor ama Arzu Abla’nın düşündüğünün aksine fiyat artışı bu sefer parası olanı vurmuş.

Not: TDK, Türkçe’de “sürprizci” diye bir kelime olmadığını söylüyor. Ancak, sürekli sürpriz yapan enflasyona “şaşırtıcı” demek yerine, sürpriz üreten anlamında bu sıfatı uygun gördüm.

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Ekrem Cunedioğlu

Yazar Hakkında Ekrem Cunedioğlu

İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Bölümü’nde iki yıl okuduktan sonra Ankara’ya, TOBB ETÜ İktisat Bölümü’ne geçen Cünedioğlu, lisans eğitimi süresinde önce stajyer daha sonra araştırmacı olarak Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı – TEPAV’da çalıştı. Lisans sonrası doktora eğitimi için Mannheim Üniversitesi’ne kabul alan Cünedioğlu, sağlık sorunları sebebiyle 2. Yılında Türkiye’ye dönüş yaptı. Halen Özyeğin Üniversitesi’nde Stratejik Yönetim üzerine İşletme Bölümü’nde doktora çalışmalarını sürdüren Cünedioğlu aynı zamanda SEAL isimli şirketinde danışman olarak çalışmaktadır. Cünedioğlu’nun ilgi alanları uluslararas ticaret, rekabet gücü, sanayi politikası ve bağlamda model ve sayısal analiz konuları ile sosyal ağ analizi konularını içermektedir.