Nereye Yapacağız?

ali-sabanci

Hello World

Merhabalar iktisadiyat.com, tanışacağımıza memnum oluyorum. Severek okuduğum bu oluşumun parçası olmak benim için önemli bir gurur. Umarım var olan dergi kültürünü ve yazı kalitesini bir miktar tutturabilirim. Bir dostum, yarı akademik makalelerin amacı kafa karıştırmak ve insanları okumaya teşvik etmek olduğunu söylemişti. Sanırım benim bu platformdaki yazılarımdaki ana gayem de bu olacak. Her iktisatçı gibi çok kalın harflerle yazılan büyük büyük soruları alıp, öyle de olur böyle de olur cevabını çokça vereceğimi düşünüyorum, bakalım. Umarım okuyanların hayatından sonuç itibariyle 10 dakika çalmış olmam.

Geçen gün (Yazıyı yazmakta geciktiğim için geçen gün geçen ay oldu^) bir internet sitesinde gördüğüm “Ali Sabancı’nın ‘ek gelir’ hayalleri: Uçakta tuvalet paralı olabilir” haberi beni şu genel soruyu sormaya itti: “Bir ürünü parçalara ayırıp ayrı fiyatlama ‘unbundling’ tüketiciye zarar verir mi?”. Bu örnek üzerinden iktisatta çokça yaptığımız karşı olgusal (counterfactual) egzersizlerden olan tüketici refahı hesaplamalarından bahsetmek istiyorum. Uzun lafın kısası neden bu adamın belki de kötü bir insan olmadığını anlatacağım(Onu çağrı merkezine 5 lira verdikten sonra anlat Ömer diyeceksiniz, haklısınız eşekten düşmeyen bilemez.).

Her Uçakta Yaşanan Hikaye
Uçağa bindiniz. Kemerler bağlandı. Uçak hafiften hareketlendi. Sabah uçağa gelmeden içtiğiniz kahve sisteminizdeki döngüsünü tamamladı ve şimdi olay yerini terk etmek istiyor. 10 dakika sabır, uçak kalksın hallederiz dediniz. Uçak kalktı, kemer ikaz ışıkları söndü. Ani refleksle iki arka sırada gördüğünüz, tuvalete gideceği daha uçağa biner binmez belli olan, emekli öğretmen Eşref Bey’den önce kalkmayı başardınız ve yarım metrekarelik kurtuluşunuzun önünde durdunuz. Fakat o da ne, tuvaletin önündeki görevli sizden biletinizi istiyor. Biletinize tuvalet dahil değilmiş, ama nakit olarak 15 lira öderseniz kullanabilirmişsiniz. Usulca geri adım attığınız kapının önüne gururla gelen Eşref Bey paşalar gibi tuvaleti kullanırken siz koltuğuna geri dönüp o 15 lirayla binebileceğiniz HAVAŞ’ı düşünüyorsunuz.

Pegasus tuvaleti ve Ali Sabancı (temsili)

Pegasus tuvaleti ve Ali Sabancı (temsili)

Hikayeyi formalize edersek, siz tuvalete az değer veren gruba mensupsunuz. Sizin için uçakta tuvalet hizmetinin (pek) bir önemi yok. Diğer taraftan Eşref Bey düzenli bir uçak tuvalet kullanıcısı. Onun için uçakta tuvaletsiz kalmak hayal edilemez**. Ali Sabancı bu talep farklılığını kullanarak daha fazla para kazanmayı amaçlıyor. Peki sorumuza geri dönecek olursak, siz mağdur musunuz?

Bu soruya cevap vermek için bir kaç hayali kavram tanıtmamız gerekiyor. Bunlardan ilki Üretici Artığı (producer surplus) ve Toplulaştırılmış Üretici Artığı (TÜA). Üretici Artığı (ÜA) basitçe üreticilerin ürünlerin kendileri için net parasal maliyetiyle ürün için kazandıkları paranın farkı. TÜA ise bu farkların piyasada satılmış olan tüm ürünler için olan ÜA ların toplanmış hali. Gayet masum görünen bu kavram hakikaten birçok açıdan bir sonraki kavramımızdan masum daha hesaplanabilir. İkinci kavramımız ise Tüketici Artığı (consumer surplus) ve Toplulaştırılmış Tüketici Artığı (TTA). Tüketici Artığı (TA) basitçe tüketicilerin ürünlerin kendileri için oluşturacağı net parasal getiriyle ürün için ödedikleri paranın farkı. TTA ise bu farkların piyasada ürünü almış olan tüm tüketiciler için olan TA ların toplanmış hali. İşte burada hikaye biraz karışıyor.

İnsanların aldıkları, almadıkları veya bilmedikleri ürünler için parasal kıymet hesaplamak iktisadın haklı olarak en zayıf kaldığı alanlardan birisi. Farklı fiyatlar için insanların taleplerini tahmin etmek çılgın fiyat deneyleri veya önemli varsayımları gerektiriyor (buradaki farka dair Arda Gitmez’in ilk yazısı güzel bir kaynak. Bu nedenle bu işten tüketici kârda mı çıkar yoksa zararda mı çıkar sorusuna cevap verirken önemli varsayımlar yapmak gerekiyor. Bu varsayımlar ışığında verilecek cevap iktisadın bir çok cevabına yaklaşmamız gerektiği gibi şüpheyle yaklaşmamız gereken bir cevap. Ama ne demişler, fala inanma falsız kalma.

Varsayımlar Varsayımlar
Öncelikle şunu belirterek başlayayım. Eğer dünyadaki her insan için tuvalet kullanımı aynı değeri teşkil ediyorsa, farzı misal 10 lira veya 0 lira, tuvaletin ayrı fiyatlandırması piyasadaki hiç bir şeyi değiştirmez. Şu anda uçak biletine ödediğimiz fiyat 100 lira dersek yeni fiyatlamada uçak+tuvalet fiyatını 100 liranın altına veya üstüne çekmek üreticiye hiç bir şey kazandırmayacaktır. En başından üreticinin kârını maksimize etmeye çalıştığını varsayarsak bu durumda piyasadaki TA ve ÜA değişmeyecektir.

Dünyadaki bir kısım için (uçak bileti alanlar içinden) tuvaletin değeri farklıysa üretici bu durumu avantajına kullanıp farklı bir fiyatlama menüsü uygulamak isteyebilir (rekabet olmayan marketlerde kesinlikle farklı fiyatlamak ister.). Farklı fiyatlama menüsü kullanılması gereken her durumda ise TÜA artar. Çok basit bir argümanla eğer artmasaydı üretici tuvalet kullanımını ayrı fiyatlamazdı diyebiliriz.

Fiyatların değiştiğini farz ettiğimiz durumlarda birinci soru, tuvaletsiz uçak biletleri eski uçak bileti fiyatlarından fazla olur mu? Bu sorunun cevabı çok genel ve akla yatkın varsayımlar altında hayır. Peki azalır mı? Bir çok durumda azalır. Yani eğer uçakta tuvaleti kullanmıyorsanız Ali Sabancı sizin dostunuz olabilir. Birkaç örnekle durumu biraz açalım.

Örnekler Örnekler
Maliyetlerin sıfır olduğu bir dünyada iki tüketicinin olduğunu varsayalım. Dünya 1 de A tüketicisi uçağı kullanmaya 5 lira tuvaleti kullanmaya ise 2 lira değer veriyor. B kişi ise uçağı kullanmaya 3 lira tuvalete ise 0 lira değer veriyor. Böyle bir Dünyada tuvalet için ürün fiyatlaması yapamayan firma için uçak biletini 7 liraya satıp B kişine bilet satmamak en kârlı fiyatlama şekli. Tuvalet hizmetinin ayrı fiyatlanabildiği durumda ise tuvaletin fiyatını 2 lira yapıp uçak bilet fiyatını 3 liraya çekmek üretici için 8 lira kâr yaratır. Bu durumda tuvaletin ayrı fiyatlanması uçak bilet fiyatlarını düşürür. Fakat Dünya 2 de B kişinin uçağı kullanmaya verdiği değer 5 lira olsaydı, her iki fiyatlama stratejisinde de uçak biletleri 5 lira olacaktı.

Verdiğim örnek aslında yazımın ana sorusuna da verilebilecek iki farklı cevabı temsil ediyor. Dünya 1 de TTA artmakta (İlk durumda 7-7=0, ikinci durumda 7+3-5-3=2). Dünya 2 de ise TTA azalmakta (İlk durumda 7+5-5-5=2, ikinci durumda 7+5-7-5=0). O halde bu sorunun cevabı genel olarak iktisatçıların en sevdiği cevaplardan biri olan muğlak (ambiguous).

Peki toplumun geneli için genel refah tanımı olan TTA+TÜA için durum nedir? Bu sorunun cevabı fiyatlama stratejisinden uzak olarak şu şekilde cevaplandırılabilir: halihazırda markette bulunan tüketicilerden herhangi biri marketi terk ediyor mu? Bu sorunun cevabı birçok endüstri için muğlak olabilir ama benim görüşüm tuvalet paralı diye insanların uçmaktan vazgeçmeyeceği yönünde***. Peki artan TÜA ve artan TTA güzel de, ya TTA çok azalıyorsa?

Sektör özelinde tarihsel olarak düşünecek olursak ayrı fiyatlama tam olarak da bu şekilde çalışarak bir çok insan için uçakla seyahat etmeyi uygun hale getirmiştir. Düşük maliyetli havayolları (low cost carrirers), Pegasus’un önemli bir temsilcisi olduğu havayolu tipi, varoluşlarını yemeğe, 5 dil bilen hostese, bagaj servisine ihtiyaç duymayan insanların olmasına borçludur. 1960lardan itibaren düşük maliyetli havayollarının yaygınlaşmasıyla beraber toplam yolcu miktarı Amerika Birleşik Devletleri için 10 yılda 3 katına 20 yılda 7 katına 30 yılda ise 10 katına çıkarmıştır. (kaynak http://www.rita.dot.gov/bts/sites/rita.dot.gov.bts/files/publications/national_transportation_statistics/html/table_01_40.html) ****. Hal böyle olunca ben oyumu istemeden de olsa Ali Sabancı’dan yana kullanıyorum.

Mağduriyeti pek de yabancı olmayan bir vatandaşımız

Mağduriyeti pek de yabancı olmayan bir vatandaşımız

Rekabetin yeterince iyi olduğu ve Rekabet Kurumu tarafından yeterince denetlendiğini düşünüyorsak, “Bir ürünü parçalara ayırıp ayrı fiyatlama ‘unbundling’ tüketicilerin bir kısmı için kötü olsa da (resimdeki temsili vatandaş gibi), hem hali hazırda ürünün bir kısmı için boşu boşuna para veren (tuvalete gitmeyen siz) hem de biletlerin ucuzlamasıyla uçabilecek insanlar için iyi bir durum teşkil ediyor. Peki nereye kadar kardeşim yarın öbür ayakta götürecekler bizi diyebilirsiniz. Bu nedenle Rekabet Kurumu’nun düzgün çalışmasını bir ön gerektirme olarak sundum.

* İlgili bir örnek: Lunaparklarda yaygın olan bu fiyat farklılaştırmasından para kazanabileceğim fikri ilk kez 95 yılında Vatan Caddesi’ndeki lunaparkta aklıma gelmişti. Uygulamaya 2002 yılında Feshane’deki lunaparkta geçtim. Sonuç olarak o gün 11 lira kazandım, ve günün sonunda Eyüp Camii’ne kadar biletçiden kaçtım.
** Bu soru 2 boyutlu ürün fiyatlaması örneği. Fakat aslında bu soru bana kalırsa üçüncü derece fiyatlaması ile çözümlenebilir. Bana kalırsa kısa süreli uçuşlarda insanlar tuvalet kullanmak isteyenler ve istemeyenler diye iki gruba ayrılabilecek kadar toplulaşmış durumda. Uzun yolculuklar içinse bence herkes aynı gruba mensup.
*** Rekabet altında fiyatlamanın etkisi bir çok yöne gidebilir, fakat bir üretici marketinden ayrılan tüketici diğer tuvaletin fiyatlanmadığı diğer bir üreticinin marketine geçebilir. Bu durumda toplam refah yine değişmez.
**** Eskiden hostes olmak için gerçekten güzellik yarışmasında yarışma şartı olduğu bilgisini sektörü bilen eski bir çalışanla yaptığım muhabbet sırasında öğrendim, yalan olma ihtimali çok yüksek.

İlk Görsel: Yepyeni bir oyun olan ¨CEO’s Hunt¨ adlı fps formatındaki oyundan yaylı tüfeğiyle Ali Sabancı karakteri

^ Editörün Notu: Yazı, yayımından 35 gün önce iletilmiş ancak gündem sebebiyle bir süre ertelenerek sitedeki yerini almıştır. Bu gecikmeden dolayı yazarımızdan ve okuyucularımızdan özür dileriz.

Comments

comments

Bu yazıyı paylaşınTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneShare on FacebookShare on Google+
Ömer Karaduman

Yazar Hakkında Ömer Karaduman

Lisans derecesini Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü’nden alan Karaduman, 2014 yılında Massachusetts Teknoloji Enstitüsü – MIT Ekonomi Bölümü’nde doktora çalışmalarına başlamıştır. Halen aynı üniversitede çalışmalarını sürdüren Karaduman’in ilgi alanları arasında yapısal endüstriyel organizasyon ve uygulamalı iktisat teorisi konuları bulunmaktadır.