Yazar arşivi: Can Madenci

Can Madenci

Can Madenci lisans, yüksek lisans ve doktorasını Marmara Üniversitesi iktisat bölümünde yaptı. Madenci doktora tezinde iktisadi hesaplama tartışması ve Friedrich Hayek’in görüşlerini çalıştı. ABD, Alabama'da bulunan Mises Enstitüsü’nde burslu araştırmacı olarak çalışmalar yürüttü. Halihazırda ilgi alanları Marksist ve evrimsel iktisattır.

Düzeni Sıfırlarken… (II)

can_one cikan gorsel

Şimdi meseleyi biraz somutlaştıralım. Yazının birinci bölümünde sosyalistleri eleştiren Mises’ten bahsetmiştik. Mises’e (1935, s. 89) göre “Sosyalizmde tüm üretim araçları toplumun mülkiyetindedir.” Dolayısıyla sosyalizm “üretim araçları piyasasının ve bu araçların fiyatlarının olmaması” demektir (Mises, 1998, s. 260). Dahası, özel mülkiyetin olmadığı bir sistemde ne kaynakların etkin kullanımı için bir teşvik mekanizması, ne de bunun temelini oluşturan kâr-zarar güdüsü vardır. Bu da kaynakların israf edilmesi anlamına gelecektir. Bu nedenle Mises’e göre sosyalizm “akılcı bir ekonominin ortadan kaldırılması” demektir. Ama aynı Mises şunları da yazıyor:

“Üretim araçlarının özel mülkiyetine dayanan bir toplumda, bu araçların bir kısmının kamuya ait olması ve kamu tarafından işletilmesi – yani bunların devlete ya da devlet kurumlarından birine ait olması ve onun tarafından işletilmesi – sosyalizmin ve kapitalizmin birleştirildiği karma bir sistem anlamına gelmez.Yazının Devamını Oku

Düzeni Sıfırlarken… (I)

ilk_görsel

2015’teki genel seçimden hemen önceydi, yolda giderken Komünist Parti’nin standına denk geldim. Büyük ihtimalle üniversiteli olan, parti önlükleri giymiş gençler bildiri dağıtıyorlardı. Bana da bir tane verdiler. “Bu Düzeni Sıfırla!” başlıklı bildiride Komünist Parti’nin hedeflediği Türkiye on maddede özetleniyordu. Maddelere göz gezdirince, işsizlik ve sömürü gibi şeylerin olmadığı, hemen hemen düşsel bir Türkiye gördüm. Yirmili yaşlarının başındaki bir genç için bunlar gerçekleştirilebilir görünebilir belki. Ama yaş ilerledikçe, özellikle de bu meseleler hakkındaki eleştirileri biraz okuduysanız, bunlara biraz gülümsemeyle bakıyorsunuz. Bunu istihza anlamında söylemiyorum.

Görsele tıklayarak büyütebilir ve içeriğini okuyabilirsiniz.

Görsele tıklayarak büyütebilir ve içeriğini okuyabilirsiniz.

Bununla birlikte bu bildiriye tamamıyla düşsel demek doğru olmaz, zira bazı maddeler gerçekte olmayacak şeyler değil. Örneğin İmam Hatiplerin kapatılması, zorunlu din derslerinin kaldırılması veya toplumda çeşitli ayrımcılıkların yasaklanması, gerekli siyasi irade olduktan sonra pekâlâ gerçekleştirilebilir.… Yazının Devamını Oku

Dani Rodrik ve İktisadı Anlamak (2)

foto

Kaldığımız yerden devam edelim.

III

Rodrik (ss. 171-180) iktisadın değer yargılarıyla dolu olduğu ve iktisatta bilimsel olarak kabul edilen şeylerin çoğunun aslında piyasalara dayalı topluma yönelik normatif tercihleri yansıttığı eleştirisini, iktisat modellerindeki bencil davranış varsayımından hareketle yanıtlıyor. Bencillik varsayımının pek çok yapısal koşulda yeterli derecede gerçekçi olduğunu, ama bu varsayımı yapan modellerdeki analizlerin değer yargısı içermediğini ileri sürüyor. İktisatçılar inceledikleri meseleleri ahlâki değil ampirik meseleler olarak görüyor ve bunları temel itibariyle etkinlikten hareketle ele alıyorlar. Gerçi piyasa etkinliği tek tek iktisatçıların piyasalara ilâve değerler atfetmesini engellemiyor ve iktisatçılar kimi zaman dikkatsiz davranıp yetkilerinin ötesine geçen iddialarda bulunabiliyor. Ama söz konusu değerler iktisadın dışından kaynaklanıyor ve iktisatçıların savunması bunlara özel bir güvenilirlik kazandırmıyor.

iktisadi_anlamak_rodrik

Burada Rodrik’le aynı düşünmüyorum. Değer yargılarının olmadığı bir iktisattan bahsetmek mümkün değil.… Yazının Devamını Oku

Dani Rodrik ve İktisadı Anlamak (1)

iktisadi_anlamak_rodrik

Dani Rodrik’in geçen ekim ayında yayınlanan Economics Rules adlı son kitabı bizde bu mayıs ayında İktisadı Anlamak adıyla yayınlandı. Böyle olunca, kitabın çevirmeni olarak bir yazı yazmak farz oldu. İktisadı Anlamak akademik bir kitap değil. Bizim popüler bilim dediğimiz türe yakın, basit dille ve iktisatçı olmayanların anlayabileceği üslupla yazılmış. Nitekim Rodrik’in hedef kitlesinin yarısını iktisatçı olmayanlar oluşturuyor.

Kitabın akademik olmadığını belirten bir şekilde, Economics Rules argo kaçan bir başlık ve “iktisat süper bir şeydir” gibi bir anlama sahip. Rodrik’in iktisadı eleştirenlere yanıt vermesini ifade ediyor. Bu nedenle Türkçede tam bir karşılık bulmak mümkün değil. Ancak, Türkçe başlığın Rodrik’ten onaylı olduğunu söyleyelim. Alt başlık olarak da, daha açıklayıcı olduğu için yayınevi kitabın İngiliz baskınının alt başlığını tercih etti.

Bu yazıda Rodrik’in ana fikrinden biraz bahsedeceğim, ama kitabın özetini vermeyeceğim.… Yazının Devamını Oku

Rothbard’tan Hayek’e: “Fuck You!!”

hayek-and-rothbard-1976-smaller

Bir süre önce, dosyaları karıştırırken elime Friedrich Hayek’in “Two Types of Mind” adlı makalesinin fotokopisi geçti. Fotokopiyi zamanında Mises Enstitüsü’ndeyken çekmiştim. Mises Enstitüsü, Avusturya iktisatçısı Ludwig von Mises’in adını taşıyan ve Alabama’da bulunan liberal bir düşünce kuruluşu. Fotokopiyi çekmemin nedeni, makalenin üzerinde Murray Rothbard’ın notlarının olmasıydı. Bir iktisatçının başka bir iktisatçı hakkındaki düşüncelerini onun makalelerinden ya da kitaplarından okuyarak öğrenebilirsiniz. Ama özel notlarını, hem de hayli açık olanlarını bulup okumak ender gerçekleşen bir şeydir.

Notları bulmam tesadüfen oldu. O esnada ilgilendiğim bir şey için Hayek’in makalesi lazım olunca kütüphaneye gittim. Makalenin olduğu kitabı raftan aldığımda, kitabın Rothbard’a ait olduğunu gördüm. Ön kapağın arkasında kitabın Rothbard koleksiyonuna ait olduğunu gösteren bir çıkartma vardı. Tesadüf eseri Rothbard da benim aradığım makaleyi okumuş ve üzerine notlar almıştı.… Yazının Devamını Oku

Bentham ve Eşcinsellik

Jeremy_Bentham_by_Henry_William_Pickersgill_EKLE

LGBTİ bu hafta 23. Onur Haftası’nı kutluyor. Bu pazar günü de Taksim’de 13. Onur Yürüyüşü yapılacak. Ancak bunlar olmadan önce, Yeni Şafak gazetesi yazarı Hayrettin Karaman bu etkinlikler vesilesiyle İbadet Açık, Kabahat Gizli Olacaktır başlıklı bir yazı yazdı. Bireysel özgürlükler açısından bakıldığında Karaman’ın düşüncelerini hayli dehşet verici buldum. Yazısında Karaman eşcinsellerin kendi cinsiyetlerini özgürce yaşamalarını toplumun ahlâkına karşı açılmış bir savaş olarak görüyor ve bu savaşta eşcinsellere gösterilecek tepkileri meşru sayıyor. Burada Karaman özgürlük isteğini “savaş” kelimesiyle ilişkilendiriyor. Üstelik eşcinsellere yasal haklar tanınmasına karşı çıkıyor ve hükümetlerin toplumdaki bazı kesimleri bireysel özgürlüklerden mahrum bırakmasını meşru ve gerekli görüyor.… Yazının Devamını Oku

Marshall ve Karatahta İktisadı

Kaynak: http://www.joh.cam.ac.uk/

Geçmişe az biraz meraklı olanlar günümüzde okutulan iktisada giriş kitaplarının atası olarak Paul Samuelson’ın 1948’de yayınladığı ve Keynesyen iktisadı neo-klasik iktisatla birleştirdiği Economics kitabını bilirler. Samuelson’ın sağlığında 19 baskısı yapılan kitabın ilk baskısının tıpkıbasımı bugün Amazon’da 60 küsur dolara satılıyor. Oysa Samuelson’dan çok önce, John Stuart Mill’in 1848’de yayınladığı Principles of Political Economy 1900’lerin başlarına değin İngilizce konuşulan ülkelerde ders kitabı olarak okutuluyordu. Bu tarihten sonra yavaş yavaş Alfred Marshall’ın 1890’da yayınlanan Principles of Economics kitabı Mill’in yerini almaya başladı.

Marshall’ın Principles’ını karıştırırken kitap sonundaki eklerden birinde Mill’den yapılan bir alıntıya denk geldim. Alıntının başında Mill “Sadece iktisatçıdan ibaret olan biri, iyi bir iktisatçı değildir,” diyor (Marshall, 1920, s. 771). Marshall kaynak olarak Mill’in On Comte adlı kitabını gösteriyor.… Yazının Devamını Oku

Engin Ardıç ve Friedrich von Hayek

4303825588_b65646b915_o

Kütüphaneyi karıştırırken Nazım Güvenç’in bir hayli vakit önce aldığım Hayekizm adlı ufak kitabını buldum. 1999’da yayınlanan kitap bildiğim kadarıyla Turan Yay’ın Hayek’te İktisadi Düşünce kitabından sonra Türkçe yazılmış ve Hayek’in fikirlerine giriş niteliğini taşıyan ilk kitap. Bir diğer kitap da ilk baskısı 1996’da yapılan Eamonn Butler’ın Hayek adlı kitabı. Ama Türkçe yerine Osmanlıcaya çevrildiği ve içinde yer yer İngilizceden bozma kelimeler olduğu için Butler’ın kitabı okuyana sıkıntı verebilir. Bu nedenle kitabın İngilizcesini okumak daha faydalı olabilir. Güvenç kitabında konuları Butler’dan daha farklı bir sıralamayla ele alıyor ve bazı hususlarda onun kadar ayrıntıya girmiyor. Bu açıdan kitabın Butler’ın kitabına kıyasla daha genel nitelikte olduğu söylenebilir.… Yazının Devamını Oku

Atilla Yayla, 12 Eylül ve Gezi Parkı

2

31 Mayıs’ta Taksim olayları fiilen başladığından bu yana Zaman gazetesi yazarı ve İstanbul Ticaret Üniversitesi hocası Atilla Yayla hem Zaman gazetesindeki yazılarında hem de katıldığı televizyon programlarında sürekli olarak bu olaylardan bahsetti. Yayla 6 Haziran ve 21 Haziran‘da Balçiçek İlter’in Habertürk’teki Söz Sende, 11 Haziran’da da Nagehan Alçı’nın CNN Türk’teki Dört Bir Taraf programına katıldı. Her iki programda da Yayla Taksim’deki göstericiler hakkında genel itibariyle olumsuz konuştu ve iktidara yakın bir görüntü çizdi. Hatta 6 Haziran’daki Söz Sende programında göstericilerin arasında nasyonal sosyalistlerin, yani Nazilerin de olduğunu söyledi. Aynı tavrı yazılarında da sürdüren Yayla Zaman gazetesindeki Taksim Platformu ve Dayatmacılık başlıklı yazısında Taksim Platformu’nu totaliterlikle suçladı. Sivil Düşünce adlı sitedeki Türkiye Bir İç Savaşa Doğru Gidiyor, Kimse Bu Ateşe Odun Taşımasın başlıklı yazısında daha da ileri giderek Platform’un çocukları kalkan olarak kullandığını ileri sürdü.Yazının Devamını Oku

Fazıl Say, J. S. Mill ve Mediokrasi

fazil-say-a-mahkeme-yolu_haber_226080

Fazıl Say “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçundan 10 ay hapis cezası aldı. Güya Say twitter hesabında şunları yazmış:

“Irmaklarindan saraplar akacak diyorsun, cenneti ala meyhane midir? her muminine 2 huri verecegim diyosun, cenneti ala kerhane midir?”

“bilmem farkettiniz mi ama nerde yavşak adi magazinci hırsız şaklaban varsa hepsi allahçı, bu bir paradoks mu?”Yazının Devamını Oku