Yazar arşivi: Can Madenci

Can Madenci

Can Madenci lisans, yüksek lisans ve doktorasını Marmara Üniversitesi iktisat bölümünde yaptı. Madenci doktora tezinde iktisadi hesaplama tartışması ve Friedrich Hayek’in görüşlerini çalıştı. ABD, Alabama'da bulunan Mises Enstitüsü’nde burslu araştırmacı olarak çalışmalar yürüttü. Halihazırda ilgi alanları Marksist ve evrimsel iktisattır.

Sencer Divitçioğlu Anlatıyor

phpThumb_generated_thumbnail

İstanbul Üniversitesi’nin eski iktisat hocalarından Sencer Divitçioğlu’nun Sencer Divitçioğlu Anlatıyor adlı söyleşi kitabı Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkmış. Açıkçası geç kalmış bir kitap bu. Benim bildiğim kadarıyla Türkiye’deki ilk mikro iktisat kitabını yazan, 1970’li yıllarda Marksist Dönüşüm Sorunu üzerine kafa patlatan, hatta bu meselelerle ilgili Değer ve Bölüşüm: Marksist İktisat ve Cambridge Okulu adlı bir kitap yazan ve en tanınmış kitabı Asya Üretim Tarzı ve Osmanlı Toplumu olan Divitçioğlu hakkında çok daha önceden bir söyleşi kitabı yayınlanmalıydı. Ben belki bu işi Türkiye İş Bankası yapar diye beklerken kitap Yapı Kredi’den çıktı.

Divitçioğlu daha ziyade Asya Üretim Tarzı (AÜT) üzerine olan kitabıyla tanınıyor. Bu kitap 60’larda Türkiye’de AÜT ve Osmanlı hakkında – bence gayet de hayırlı olan – bir tartışmanın başlamasına vesile olmuştu.Yazının Devamını Oku

Nasıl Bir iktisat Eğitimi? (II) – Bilim Olarak İktisat

Bu yazıda bilim olarak iktisadın niteliklerinden bahsetmeyeceğim. Burada beni ilgilendiren şey, iktisat eğitiminin bilim olarak iktisat şeklinde verilmesi durumunda ortaya çıkan sorunlar. Bunların en önemlisi de iktisadın matematiksel olarak anlatılması. Burada becerebildiğim kadarıyla bunları ele almaya çalışacağım.

Önceki yazıda dediğim gibi, bilim olarak iktisat öncelikle ekonomik olayların meydana geldiği dünyayı anlamaya yöneliktir. Meslek olarak iktisat ise bu dünyayı sadece veri alır. Mesleki anlamda iktisatçı olabilirsiniz, ama finans piyasalarıyla ilgili raporları anlayabilecek seviyede olmanız entelektüel açıdan iktisat bildiğiniz anlamına gelmez.Yazının Devamını Oku

Nasıl Bir İktisat Eğitimi? (I) – Meslek Olarak İktisat

fundamentals_economics

Barış son yazısında ODTÜ’deki iktisat derslerinin matematik içeriğinden bahsetmiş ve haklı olarak yakınmış. Gerçi Boğaziçi, Bilkent ve ODTÜ gibi okullardaki iktisat eğitiminin iktisat bilimine ilişkin bir eğitim olmaktan çıkıp âdeta “iktisat mühendisliğine” dönüştüğü doktora öğrencileri ve akademisyenler arasında konuşulan bir konudur, ama bu okullardaki iktisat derslerine girmeyen talihli kişiler için bunu ilk elden dinlemek daha öğretici oluyor.  

Bu yazıda meseleyi biraz farklı bir açıdan ele alacağım. Barış’ın bahsettiği ve bizim gibileri için esas sorunu oluşturan meselelere ise bir sonraki yazıda bakacağım.

Yazının Devamını Oku

Hayek'in Samimiyetsizliği (Yoksa İki Yüzlülüğü mü?)

h3

Sol görüşlü The Nation dergisi Amerikalı milyarder Charles Koch ile Friedrich Hayek arasında 1973’de geçen bir mektuplaşmayı ortaya çıkarmış. Mektuplar Stanford Üniversitesi’ndeki “liberal” Hoover Enstitüsü’nün Hayek arşivlerinde bulunmuş. Dergide yazılanlar şurada. Koch’un mektubunun The Nation‘daki linki de şurada.

Ancak The Nation‘daki metin tam değil. Haberi hazırlayan Yasha Levine ve Mark Ames siteleri The Exile‘da mektubun tam metinini orijinalinin resmiyle birlikte vermişler. Ayrıca Levine ve Ames Msnbc’deki bir programa katılarak konu hakkında konuşmuşlar. (Programın videosuna şuradan da bakılabilir.)… Yazının Devamını Oku

Atilla Yayla ve Kes-Yapıştır – Cato Journal’dan Yazı "Almak"

YAYLAWIN_1

Zaman gazetesi yazarı Atilla Yayla geçtiğimiz ay gazetedeki köşesinde Hakikatin Krallığı, İnsanın Köleliği başlıklı bir yazı yayınlamış ve yazısının ilk paragrafında Rus düşünür Nikolai Berdyaev’den bahsetmiş. Yayla’nın yazdığına göre Berdyaev 1990 yılında bir kitap çıkarmış ve kitabında Rus halkı ve Rus aydınlarının “hakikat üzerine inşa edilmiş bir krallık” arayışına yatkın olduğunu yazmış. Yayla daha sonra Tolstoy’un bir hikâyesinden bahsederek bunları bir şekilde Marksizm ile ilişkilendirmiş.

Yayla’nın yazısını okuyunca biraz şaşırdım. Zira Berdyaev’in ismini daha evvel duymamıştım ve Yayla gibi sosyalizmden, Marksizmden ve Sovyet Rusya’dan hiç hazzetmeyen birinin Berdyaev ve Tolstoy gibi Rus yazarlardan bahsetmesi, hatta Berdyaev’den haberdar olması garibime gitmişti. Yayla’nın Rus yazarlar hakkında bu kadar bilgi sahibi olduğunu bilmiyordum. Üstelik Yayla yazısında daha da ileri giderek Shakespeare, Thomas More ve Campanella’nın isimlerini de anıyor, bu yazarların bazı fikirlerinden bahsediyordu.Yazının Devamını Oku

Tarih Mises’i Haklı Çıkardı mı? – Atilla Yayla’yı Düzeltmek

lf0090-01_figure_001

Zaman gazetesi yazarı Atilla Yayla geçen haftaki yazısında “kurucu rasyonalizm” olarak adlandırdığı bir düşünce geleneğinden ve İskoç Aydınlaması’ndan bahsetmiş. Yayla’nın yazdığına göre, kurucu rasyonalizm toplumsal düzenlerin insan aklı vasıtasıyla kurulabileceğini ileri sürüyor ve böylece yeryüzü cennetleri olabilecek düzenlerin yaratılabileceğini iddia ediyormuş. Bu rasyonalizmin 20. yüzyıldaki tipik temsilcileri de sosyalizm ve faşizm imiş. Ancak toplumsal düzene bakmanın kurucu rasyonalist olmayan, daha çeşitlilikçi, insani, keşifçi bir yolu da varmış ve bu da Aydınlanma’nın İskoç koluyla bağlantılıymış. Yayla bu aydınlamayı rasyonalizme karşı çıkmak için kullanmış.

Bu hususta Yayla özellikle bireylerin toplumda kullandıkları bilgi meselesinden bahsetmiş ve bu meselenin sosyalist ve faşist düzenlerin neden tam olarak işleyemeyeceğini açıkladığını ileri sürmüş. Dediğine göre, mükemmel bir sistemin kurulabilmesi için toplumda kullanılan tüm bilginin tek bir elde toplanması gerekiyormuş.Yazının Devamını Oku

Mises, Faşizm ve Özgürlükler

Mises 4

 

Hazır son yazıda Mont Pelerin Topluluğu’ndan bahsetmişken, topluluğun üyelerinden olan Mises’le ilgili kısa bir yazı da girelim.

Mises hem Türkiye’deki hem de dışarıdaki küçük bir kesim tarafından büyük bir liberal olarak biliniyor. Ama bakın kendisi Mussolini’nin iktidara gelmesinden sonra, 1927’de yayınlanan Liberalism – In the Classical Tradition adlı kitabında faşizmi nasıl övüyor:

Diktatörlükler kurmayı hedefleyen faşizm ve benzeri hareketlerin en iyi niyetlerle dolu olduğu ve bu hareketlerin müdahalelerinin şu an için Avrupa medeniyetini koruduğu inkâr edilemez. Faşizmin bu sayede kendine kazandırdığı değer tarihte sonsuza dek yaşamaya devam edecek. Fakat şu an için Avrupa’ya selamet getirmiş olsa bile, faşizmin politikası sürekli başarı vadeden türden bir politika değildir. Faşizm acil durumlarda kullanılan geçici bir çözümdü. Onu bundan daha fazlası olarak görmek vahim bir hata olur.Yazının Devamını Oku

Liberaller İstanbul’da Toplanıyor

1973’te Şili’de yapılan askeri darbeyi destekleyen büyük özgürlük düşünürü Friedrich von Hayek’in 1947’de kurduğu ve üyeleri arasında diktatör Pinochet’nin gayri resmi ekonomik danışmanlığını yapan büyük liberal iktisatçı Milton Friedman’ın da yer aldığı Mont Pelerin Topluluğu bu ay sonunda İstanbul’da toplanıyor. 30 Eylül – 3 Ekim tarihleri arasında Taksim’deki The Marmara Hotel’de yapılacak toplantının özelliği “özel” olmasıymış.

Benim bildiğim kadarıyla Türkiye’deki tek üyesinin Atilla Yayla olduğu bu topluluğun İstanbul’da “özel” bir toplantı düzenlemesi Türk liberalizmi için dev bir adımdır. Türkiye’deki liberallerin ileri demokrasiye geçtiğimiz son 9 senede başardıkları herkesçe malum büyük işler sonunda uluslararası arenada meyvelerini vermeye başladı. Merak edenler için toplantının internet sitesini de hemen vereyim.… Yazının Devamını Oku

Friedman versus Rothbard

Geçtiğimiz salı günü Milton Friedman’ın yine babası gibi iktisatçı olan oğlu David Friedman bloğunda Murray Rotbard hakkında Austrian Fantasy başlıklı bir yazı yazdı. Aslında Friedman’ın yazısı Mises Enstitüsü’nün kurucularından Lew Rockwell’ın kendi sitesinde Milton Friedman hakkında yaptığı kısa bir yoruma karşılık olarak yazılmıştı.

Rockwell yorumunda The Economist dergisinde enflasyon meselesiyle ilgili Missing Milton Friedman başlıklı bir yazıdan bahsediyor, ardından Rohtbard’ın aynı meselede Friedman’ı yerle bir ettiğini söylüyor ve Rothbrad’ın Milton Friedman Unraveled yazısına link veriyordu. (Rockwell makalenin kendi sitesindeki versiyonuna link vermiş, ben ise doğrudan Journal of Liberterian Studies’teki aslına link verdim.)… Yazının Devamını Oku

Mises, Hayek ve Norveç Katliamı

Norveç’te geçtiğimiz hafta silahla ve bombayla gerçekleştirdiği katliamda en az 93 kişiyi öldüren Anders Behring Breivik’in saldırıdan saatler önce 5700 kişiye maille yolladığı 2083 – A European Declaration of Independence adlı 1500 küsur sayfalık manifesto sonunda internete düşmüş.

Norveç’teki sağcı ve muhafazakâr-liberal bir parti olan Fremskrittspartiet’in bir dönem üyesi de olan Breivik, manifestosunda kendisini iktisadî açıdan liberal olarak nitelendiriyor, devrimci ve kültürel bir muhafazakâr olarak tanımlıyormuş.

Breivik’in manifestosunun bizim açımızdan ilgi çeken tarafı, içinde Ludwig von Mises ve Friedrich von Hayek adlı liberallerin isimlerinin de geçiyor olması. Mises’in ismi bir, Hayek’inki de yedi defa geçiyor. Ayrıca Mises Enstitüsü’nün internette yayınladığı yazılardan üçüne de link veriliyor.… Yazının Devamını Oku