Yazar arşivi: Can Madenci

Can Madenci

Can Madenci lisans, yüksek lisans ve doktorasını Marmara Üniversitesi iktisat bölümünde yaptı. Madenci doktora tezinde iktisadi hesaplama tartışması ve Friedrich Hayek’in görüşlerini çalıştı. ABD, Alabama'da bulunan Mises Enstitüsü’nde burslu araştırmacı olarak çalışmalar yürüttü. Halihazırda ilgi alanları Marksist ve evrimsel iktisattır.

Oktay Yenal Kitabı

357511_2

Burada birkaç defa bahsettiğimiz iktisatçı Oktay Yenal’ın Türkiye İş Bankası tarafından yayınlanan Tiz Perdeden Gümbür Gümbür adlı söyleşi kitabı çıkmış. Dünya Bankası’nda 25 yıl çalışan, ondan önce Devlet Planlama Teşkilatı, London School of Economics, Chicago ve Princeton üniversiteleri gibi yerlerde bulunan Yenal kitapta çoğunlukla üniversite öncesi döneminden ve Dünya Bankası’ndaki yıllarından bahsediyor.

Yenal zamanında İstanbul Üniversitesi’nde hocalık yapmış olmasına rağmen kitapta anlatılanlar teknik bir iktisatçının anıları. Dolayısıyla akademisyen bir iktisatçının anılarına ilişkin çok fazla şey yok. Aşağıda sadece bana ilginç gelen bazı yerlerden alıntılar yaptım.… Yazının Devamını Oku

Ludwig von Mises ve Ayn Rand: “Cahil Küçük bir Yahudi Kız”

Amerikalı muhafazakâr yazar William F. Buckley Jr., yine bir başka muhafazakâr, Amerikalı politikacı Barry Goldwater’dan bahsettiği Flying High: Remembering Barry Goldwater adlı kitabında The Freeman dergisinin editörü Henry Hazlitt’in ev sahipliği yaptığı bir akşam yemeğinde Ludwig von Mises ve Ayn Rand arasında geçen bir tartışmadan bahsediyor.

Buckley’nin anlattığına göre, yemek esnasında Rand doktrinsel bir konuda Mises’e ters düşmüş. Mises de yemeğini bırakıp Rand’e kızmış ve onu aşağılamış. Bunun üzerine Rand ağlamaya başlamış ve Mises’e “Bana cahil küçük bir Yahudi kızmışım gibi davranıyorsunuz!” diye bağırmış. Mises de keyifle koltuğundan hoplayarak “Sen tam da busun işte! Cahil küçük bir Yahudi kız!” demiş. Nitekim kitapta şöyle yazıyor:… Yazının Devamını Oku

Serbest Piyasa Ekonomisi ve Ülkeler

GlobeScan adlı bir kamuoyu araştırma şirketi piyasa ekonomisiyle ilgili bir araştırma yapmış. 2010 yılında yapılan araştırmada 25 ülkeden 12.884 kişiye serbest piyasa ekonomisinin dünyanın geleceği için en iyi sistem olup olmadığını sormuşlar. Ben sonuçları gayet ilginç buldum.

2002 yılında Amerikalıların %80’i (her beş Amerikalıdan dördü) serbest piyasa ekonomisinin dünyanın geleceği için en iyi iktisadî sistem olduğunu düşünüyormuş. İlerleyen yıllarda piyasa ekonomisine olan bu destek giderek azalmış. 2007/8 krizinden sonra biraz yükselse de 2009’dan sonra hızla düşmüş ve bir yılda 15 puan gerileyerek %59’a inmiş.

Yazının Devamını Oku

Mises, Sosyalizm ve Kadınlar

Mises

Sovyet Rusya’da Savaş Komünizmi uygulamasına geçildikten iki yıl sonra, 1920’de Avusturya Okulu’nun ikinci kuşak temsilcisi Ludwig von Mises sosyalist ekonomiyi teorik açıdan eleştirdiği Die Wirtschaftsrechnung im sozialistischen Gemeinwesen adlı makalesini yayınlar. Mises makalesinde sosyalist bir devlette piyasa ekonomisinin ve para kullanımının ortadan kaldırılacağını, bu nedenle mal ve hizmetlerin üretim maliyetlerinin hesaplanamayacağını ileri sürer. Maliyetler hesaplanamadığı için de ekonomide etkin kaynak dağılımı gerçekleşmeyecek ve sosyalist ekonomi işlemeyecektir.

Bu eleştiriyle yetinmeyen Mises 1922’de Die Gemeinwirtschaft adlı kitabını yayınlar. Kitap 1936’da Socialism adıyla İngilizceye çevrilir. Hesaplamayla ilgili makale de 1935’de Economic Calculation in the Socialist Commonwealth adıyla Friedrich von Hayek’in editörlüğünü yaptığı Collectivist Economic Planning adlı kitapta yayınlanır. Böylece literatürde “sosyalist hesaplama tartışması” ya da “iktisadî hesaplama tartışması” olarak bilinen tartışma başlar.… Yazının Devamını Oku

Inside Job

Bir kısa duyuru yapalım: Son Mortgage krizinin nasıl ortaya çıktığını anlatan ve seslendirmesini Matt Damon’ın yaptığı Inside Job belgeselinin bluray diski sonunda internete düşmüş. (Belgeselin fragmanı şurada.) 2010 tarihli belgesel son krizin hiç de devlet yüzünden çıkmadığını, tam tersine, devlet düzenlemelerini (regülasyonları) ortadan kaldıran açgözlü bankalar ve yatırımcılar yüzünden çıktığını anlatıyor.

Belgeseli aşağıdaki linklerden indirebilirsiniz:

(1) Daha küçük boyutta:  700 MB.

 (2) Daha büyük boyutta:  5.52 GB.

 (3) Torrent kullananlar için:  1.752 MB.… Yazının Devamını Oku

"Genel Teori"nin 75. Yılı

Bu defa kısa bir hatırlatma yapalım: Bu ay Keynes’in The General Theory of Employment, Interest, and Money adlı kitabı yayınlanalı 75 yıl oluyor. Fikirlerini beğenin ya da beğenmeyin, Keynes’in kitabı iktisat biliminde ciddi çapta etki yaratan son önemli kitap. Genel Teori’den sonra iktisat biliminde aynı derecede etki yaratan başka bir kitap basılmadı.

70’lerdeki stagflasyon krizinden sonra fikirlerinin modası geçtiği düşünülmesine rağmen, son krizle birlikte Keynes’in ismi yeniden telaffuz ediliyor. Belki de bunda fazla garipsenecek bir şey yok, zira kriz dönemlerinde – “hiçbir şey yapmayın, piyasa her şeyi yoluna koyacak” diyenleri saymazsak – gerçek anlamda ne yapılması gerektiğini söyleyen, yani hükümetlere politika önerisinden bulunan başka iktisatçı yok.

Keynes’le ilgili olarak iktisat tarihçisi Mark Blaug’un sunduğu 1988 tarihli bir belgesel şurada.… Yazının Devamını Oku

Ronald Coase ve Firmalar – Atilla Yayla’nın Yanlışları ve Değiştirdikleri

Zaman gazetesi yazarı Atilla Yayla geçtiğimiz haftaki yazısında firmalardan bahsetmiş. Bu meselelere birazcık bulaştığım için ne yazdığını merak edip yazdıklarına bir bakayım dedim. Yazısında Yayla piyasa ekonomisinin planlı ekonomiden daha başarılı olduğunu söylemiş. Ardından firmalara geçip bunları iktisadî kalkınmayla ilişkilendirmeye çalışmış. Firmaların iktisadî gelişmenin başını çektiğini, ülkelerin “yaşam standartlarını yukarı çeken lokomotifler” olduğunu yazmış.

Bu arada, 1991’de Nobel alan iktisatçı Ronald Coase’un 1937’de yayınladığı “The Nature of the Firm” adlı makalesinden de bahsetmiş. Bu makaleyi zamanında Türkçeye çevirmiş ve bir takdim yazısı yazmıştım. Bunlar da artık “piyasadan kalkan” Piyasa dergisinde yayınlanmışlardı. Yayla da yazısında benim çevirimi kaynak olarak göstermiş. Bahsettiği diğer makale de Coase’un 1960’da yayınlanan “The Problem of Social Cost” adlı makalesi. Ancak bu makale firmalarla değil, mülkiyet haklarıyla ilişkili.… Yazının Devamını Oku

WikiLeaks'de Neler Yazıyor?

Bizim sitede iktisat teorisiyle ilgili yazılar yazıyoruz, ancak bir süredir şu WikiLeaks denilen şey hakkında bir şeyler yazılıp çizildiğinden merak ettim ve WikiLeaks’in sitesine girip bakayım dedim. Bizim basında çıkan haberlere göre, yayınlanan raporlarda AKP hakkında bazı “ilginç” şeyler yazıyormuş.

Bu iddialara kaynaklık eden raporların İngilizce asılları sitede var. Bunların bir kısmını aşağıda yazdım. Hepsini vermek mümkün değil, sadece en dikkat çeken iddialara ilişkin raporların linklerini verdim. Ancak “soL” sitesi WikiLeaks ile ilgili haberler yapıyor ve bunları sürekli güncelliyor. Aşağıda yazdıklarımın bir kısmı dahil diğer iddialar soL’un sitesinde Türkçe olarak var. Sitenin linki burada.… Yazının Devamını Oku

Maliyetler ve Demokrasi

Geçtiğimiz yaz ayında Discovery Channel’da yayınlanan The People’s Republic of Capitalism adında bir belgesel izledim. Dört bölümden oluşan belgeselin konusu piyasa ekonomisinin hızla gelişme gösterdiği Çin ekonomisi ve bunun günlük yaşama etkisiydi. (Belgeselin internet sitesi şurada.)

Yapımcılar bu ilerlemenin etkilerini göstermek için ülkenin güney doğusundaki Chongqing (okunuşu Çongçing) şehrini mekân olarak seçmişlerdi. Çin’in yaşadığı iktisadî gelişme, kendisi de hızlı bir iktisadî gelişme yaşayan 13.5 milyon nüfuslu bu şehirden hareketle anlatılıyordu.… Yazının Devamını Oku

Avusturya Okulu ve Sermaye Birikimi: Hepimiz Kapitalistiz(!)

cigar-factory

Geçenlerde Avusturya İktisat Okulu iktisatçılarından biri olan Murray Rothbard’ın “Man, Economy, and State” adlı kitabını karıştırıyordum. Kitapta bazı ilginç yerlere denk geldim, bunlardan aşağıda bahsedeceğim. Rothbard Avusturya Okulu dışında tanınan bir iktisatçı değil. Fikirlerinde de hocası Ludwig von Mises kadar katı. Bununla birlikte, Rothbard’ın düşünceleri Avusturya Okulu’nun nasıl bir iktisat zihniyetine sahip olduğuna dair iyi bir fikir veriyor.

Avusturya Okulu bugün iki kola ayrılmış durumda. Bir tarafta okulun doğru çizgisinin Menger – Böhm-Bawerk – Mises – Rothbard olduğunu savunan Misesçiler, öte tarafta ise aynı doğru çizginin Menger – Wieser – Hayek – Kirzner olduğunu söyleyen Hayekçiler var. Tabii, iki taraf da birbirlerini pek sevmiyor. Ama Avusturya Okulu’nun ana akım iktisatta çokça ciddiye alınan bir okul olmadığını düşündüğümüzde, bu ayrılığın pratikte önemli bir yanı kalmıyor.… Yazının Devamını Oku