Yazar arşivi: Can Madenci

Can Madenci

Can Madenci lisans, yüksek lisans ve doktorasını Marmara Üniversitesi iktisat bölümünde yaptı. Madenci doktora tezinde iktisadi hesaplama tartışması ve Friedrich Hayek’in görüşlerini çalıştı. ABD, Alabama'da bulunan Mises Enstitüsü’nde burslu araştırmacı olarak çalışmalar yürüttü. Halihazırda ilgi alanları Marksist ve evrimsel iktisattır.

Hayek Çevirileri

Hayek’in bazı makalelerinin ve The Road to Serfdom adlı kitabının bir kısmının 40’ların başlarında Türkçeye çevrildiğini biliyordum. Son yazımdan sonra internete girip biraz karıştırınca bu çevirileri Ankara Üniversitesi’nin dergilerine ait veritabanında bulabildim. Çevirilerin hepsi Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Dergisi’nde yayınlanmış. Fakat metinler yarım yüzyıldan fazla bir süre önce çevrildikleri için dilleri gayet eski; bu nedenle anlaşılmaları kimi yerlerde zorlaşıyor.

Dergiler iki farklı siteye konulmuş. Bunların birinde derginin bazı sayıları bulunmuyor. O yüzden aşağıda yazdığım makale linklerinden biri diğerlerinden faklı. Dergilerin künyeleri sitede biraz karışık verildiği için aşağıda künyeleri parantez içinde yazdım. Sayfa numaraları dosyalar açıldığında gözüküyor.

Hayek’in editörlüğünü yaptığı Collectivist Economic Planning adlı kitabı için yazdığı iki makale Planlı Kolektivist İktisat adı altında dört bölüm hâlinde yayınlanmış. Bunların linklerini makalelerin orijinal isimlerini yazarak aşağıda verdim.… Yazının Devamını Oku

Liberal ve Diktatör

Yukarıdaki resimde sol tarafta duran kişiyi belki bazılarınız tanımayabilir. Arkaya eğilmiş hâlde gülen bu kişi 80’li yıllarda iki dönem Amerikan başkanlığı yapmış olan Cumhuriyetçi Ronald Reagan. Onun hemen yanında, elleri önde, yüzünde geniş bir gülümsemeyle duran gözlüklü kişi de 1974’de Nobel ödülü alan ve Milton Friedman’la birlikte Neo-liberalizmin kurucu babalığını yapan iktisatçı Friedrich von Hayek. Fotoğraf 1983 yılında Hayek Beyaz Saray’da Reagan’ı ziyaret ederken çekilmiş. [*]

Friedman’la kıyaslandığında Hayek’in çok az tanınan bir iktisatçı olmasının nedeni, Hayek’in de üyesi olduğu Avusturya İktisat Okulu’nun ana akım iktisat tarafından ciddiye alınan bir iktisat okulu olmamasında yatıyor. Hayek’in Nobel almasıyla birlikte 70’lerde kısa süreli bir canlanış yaşayıp ilgi gören Avusturya Okulu, bugün iktisat ders kitaplarında adı geçmeyen iktisat okullarından biri.

1899 doğumlu Hayek adını ilk olarak 1930’ların başlarında Keynes ile Treatise on Money adlı kitabı hakkında tartışmaya girince duyurmuş, ancak Keynes’in kişisel cazibesi ve retorik kabiliyeti karşısında yenilgiye uğramıştı.… Yazının Devamını Oku

İki Eleştiri

Tez için okuma yaparken bana ilginç gelen iki pasajla karşılaştım. Bunlardan biri sosyalizm, diğeri de liberal iktisat eleştirisi sayılabilir.

(1) Sosyalizm eleştirisi Alfred Marshall’dan geliyor:

Sosyalizme eğilimim vardı; bu eğilim daha sonraları Mill’in Fortnightly Review’de yayınlanan denemeleriyle daha da güçlendi. Böylece, on yıldan fazla bir süre boyunca, “sosyalizm” kelimesiyle ilişkili olarak öne sürülen önerilerin, tüm dünya için olmasa bile, en azından benim için en önemli araştırma konularını oluşturdukları inancını taşıdım. Fakat sosyalistlerin yazıları beni cezbettiği kadar itti de; çünkü bunlar gerçeklerle ilişkili olmaktan çok uzaktılar ve, kısmen bu nedenle, üzerinde daha fazla düşününceye değin bu meseleler hakkında fazla bir şey söylememeye karar verdim.

Şimdi, ilerlemiş yaşım düşünmek ve konuşmak için zamanımın neredeyse sona erdiğini gösterirken, işçi-sınıfı kesiminin tüm yönlerde olağanüstü gelişmeler kaydettiğini ve, kısmen bunun sonucu olarak, sosyalizm projeleri için Mill’in yazdığı döneme kıyasla daha geniş ve sağlam temellerin mevcut olduğunu görüyorum.Yazının Devamını Oku

İktisat Eğitimi: Kim Tarafından?

Su anda bulundugum yerde Turkce klavye olmadigi ve ben de klavyede Turkce karakterleri ayarlamayi bilmedigim icin yaziyi bu sekilde yazmak zorunda kaldim. Daha duzenli bir yazi yazacak kadar vaktim yok; o yuzden sadece aklima gelen bazi seyleri calakalem yazip belirtecegim. Konuya biraz baska acidan bakmak istiyorum.

Ikitsat bolumlerinin mufredatindan bahsetmek isin sadece bir yonunu olusturuyor. Oysa Turkiye’deki universitelerin durumu goz onune alindiginda, bu, ilk sirada yer alacak bir husus degil. Burada cok daha onemli olan ve kimsenin bahsetmedigi sey, verilen derslerden ziyade o dersleri kimin verdigi. Diger bir ifadeyle, bolumlerdeki hocalarin ve asistanlarin kalitesi. Bence iktisat egitimine ciddi anlamda darbe vuran unsur burada yatiyor. Lisans sonrasi egitime devam etmek bolumlerin kalitesi hakkinda daha iyi fikir edinmek icin iyi bir firsat sunuyor.… Yazının Devamını Oku

Marx'ta Toplumsal Sermayenin Birikimi: Yeniden-Üretim Modelleri (I)

Bir süre önce bir vesileyle Marx’ın yeniden-üretim modellerinden bahsetmek nasip oldu. Yüksek lisans tezimden bu yana Kapital’in ikinci cildinin en önemli bölümü olan yeniden-üretim modellerine bakmamıştım. Eski word dosyalarını karıştırınca o dönem yazdıklarımı yeniden buldum ve buraya koyayım dedim. Yazının dili biraz kuru ve sıkıcı olabilir, ne de olsa matematik içerikli bir yazı. Ancak kullanılan matematik, amiyane tabiriyle söylersem, basit dört işlemden başkası değil. Dolayısıyla dikkatli bir şekilde okuyup not tutulursa anlaşılmayan bir şey olmayacağını düşünüyorum. İktisada giriş derslerinde anlatılan Walras’ın üretim döngüsüne bir de Marx’ın gözüyle bakın.

Kapitalist üretim sisteminde toplumsal üretim uyumlu bir bütün oluşturmaz. Bu üretim, kapitalistlerin özel mülkiyetinde bulunan bireysel işletmeler tarafından gerçekleştirilir. Bu sistemde kapitalistler tek tek ya da firma olarak istediklerini belirli sınırlar dahilinde yapmakta serbesttirler.… Yazının Devamını Oku

Zenginliğin Kaynağı

Marx hakkında yapılan yanlışlardan biri, onun emeği zenginliğin ya da servetin tek kaynağı olarak kabul ettiğidir. Bu yanlış, özellikle sosyalizm ile ilgili tartışmalarda, Marx’ı ve sosyalizmi eleştirenler tarafından (ve tabii liberaller tarafından da) sürekli olarak ileri sürülür. Aynı yanlışa sosyalistlerde de rastlanır. Oysa Marx bu konuda hiç de böyle düşünmez. İki yerden yapacağımız alıntılarla bunu kanıtlayalım:

İlk olarak Kapital’in ilk cildinden:

Kullanım-değerleri, ceket, keten bezi, vb., yani metaların madde olarak varlıkları, iki öğenin birleşmesinden meydana gelir: madde ve emek. Bunlar üzerinde harcanan yararlı emeği kaldırırsak, geriye, insanın yardımı olmaksızın doğa tarafından konmuş olan maddî tortu kalır. İnsan, ancak tıpkı doğanın yaptığı gibi iş görür, yani maddenin biçimini değiştirir. Ne var ki, bu biçim değiştirme işinde doğal güçler kendisine durmadan yardım eder.Yazının Devamını Oku

Bir Cevap

Öncelikle, cevap veren altı kişinin arasından soruya doğru şekilde yaklaşan “tek” kişinin Ferit Yüzer olduğunu söyleyeyim. Gerçekten de Ferit çok basit bir biçimde benim ne kastettiğimi açıklamış.[1] Dikkatli bir şekilde bakan kişinin aklına bir şaşırtmaca ihtimali hemen gelirdi. Soruya genel itibariyle talebin değişeceği yönünde cevap verildi. Oysa soruyu şu iki şekilde de sorabiliriz:

(a) Bir malın fiyatı değiştiğinde malın talebine ne olur?
(b) Bir malın fiyatı değiştiğinde malın talep miktarına ne olur?

Tahmin ettiğim üzere, verilen cevaplarda talep ve talep miktarı kavramları birbirine karıştırılmıştı. Bu da talep edilen miktar ile talep eğrisi (ya da fonksiyonu) arasındaki basit ilişkiyi görememekten kaynaklanıyor. Bu ilişki bilinseydi talep eğrisi üzerinde hareket ile talep eğrisinin kayması arasındaki fark ya da bunlara neden olan faktörler bilinirdi. İşin doğrusunu açıklayalım:

Talep eğrisi, talep edilen miktar ile fiyat arasındaki ilişkiyi verir.… Yazının Devamını Oku

Bir Soru

Chicago ve Princeton üniversitelerinde bulunmuş, Dünya Bankası’nda çalışmış ve oradan emekli olmuş, Türkiye’ye döndükten sonra İş Bankası Yönetim Kurulu üyeliğinde, ardından da Koç Üniversitesi Mütevelli Heyeti’nde bir süre yer almış iktisatçı Oktay Yenal’ın otobiyografisinden bir bölüm aktaracağım. Yenal, 50’li yıllarda İstanbul Üniversitesi iktisat fakültesinde ders verirken, kendi deyişiyle “geometrik eğrileri ve matematiksel formülleri ezberlemiş öğrencilerle” aşağıdaki şekilde tartışıyormuş:

–    Bir mal üzerine satış vergisi konulunca, bu işlem o malın fiyatını nasıl etkiler?
–    Fiyatı yükselir.
–    Fiyatı yükselen malın talebine ne olur?
–    Düşer.
–    Mala talep düşerse fiyatı değişir mi?
–    Fiyatı düşer.
–    Öyleyse “bir malın fiyatını düşürmenin yolu, o mal üzerine satış vergisi koymaktır” diyebilir miyiz? [*]

Sizce bu akıl yürütmede yanlış olan ya da gözden kaçırılan şey nedir?… Yazının Devamını Oku

AVUSTURYA OKULU’NUN DOĞUŞU: CARL MENGER

1871 yılının ilkbahar ayında Albert Schäffle Viyana Üniversitesi’ndeki profesörlük işini bırakarak Kont Hohenwart kabinesinde maliye bakanlığı görevini üstlendi. Schäffle’in kariyeri açısından bu pek uygun bir karar sayılmazdı, zira üzerinden bir sene geçmeden kabine düştü ve kendisi işsiz kaldı. Schäffle hayatının geri kalanı boyunca bir daha ne akademik görevde ne de devlet görevinde bulundu. Yine de kabinede geçirdiği birkaç ay kendisine ömür boyu sürecek bir emekli aylığı bağlanmasına yetmişti.

Ancak Schäffle’in bu kararı o dönem 31 yaşındaki genç bir ekonomi muhabiri olan Carl Menger’in ileride işine yarayacaktı. 1840 yılında doğan Menger üniversitede hukuk ve siyaset bilimi okumuş, 1867’de hukuk doktorası almıştı. Bunun takip eden dört sene boyunca Viyana’nın önce gelen gazetelerinden biri olan Wiener Zeitung’da ekonomi muhabirliği yapmış, ardından başbakanlık ofisinin basın bürosunda muhabir olarak çalışmaya başlamıştı.… Yazının Devamını Oku

Hayek ve Bilgi

İngiltere’de Muhafazakâr Parti’nin bir toplantısı esnasında, partinin aşırı sağ ve sol uygulamalardan kaçınmasını isteyen üyelerinden biri, pragmatist bir politika olarak “orta yol”un takip edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu esnada partinin yeni genel başkanı çantasına doğru uzanır ve içinden bir kitap çıkarır. Pragmatist üyenin sözünü keserek kitabı herkesin görebileceği bir şekilde havaya kaldırır ve şöyle der: “İşte, biz buna inanıyoruz.” Ardından kitabı masaya çarpar. Margaret Thatcher adındaki genel başkanın elinde tuttuğu kitap Friedrich August von Hayek’in 1960 yılında yayınlanan The Constitution of Liberty adlı kitabıdır.

Bundan çok önce, 1945’deki genel seçimlerde Winston Churchill, sosyalist bir iktisat politikasını savunan rakibi Clement Attlee’nin seçilmesinin bir Gestapo yönetimine yol açacağını ileri sürerken yine Hayek’in bir kitabını, yeni yayınlanmış olan The Road to Serfdom’ı kullanıyordu.… Yazının Devamını Oku