Yazar arşivi: Mert Can Duman

Mert Can Duman

2011 yılında TOBB ETÜ İktisat Bölümü’nü bitirdikten sonra 2014 yılında aynı bölümde “Explications on the Export Sophistication of Turkey and Its Export Destinations” başlıklı teziyle yüksek lisans programını tamamladı. TOBB ETÜ’de öğretim asistanlığı, TEPAV’da araştırma asistanlığı yaptı, dış ticaretin görünümü ve sektörlerin rekabet gücü üzerine çalıştı. Ulusal ve uluslararası dergilerde makaleleri yayınlandı. Asıl çalışma alanı dış ticaret olmakla beraber kent ekonomisi, sürdürülebilir kalkınma, yeşil ekonomiler, sanat ekonomisi konularında da çalışıyor. 1996 yılından itibaren TRT Çocuk ve Gençlik Halkoyunları Topluluğu’nda görev aldı; Türkiye Halk Oyunları Federasyonu’nda antrenör olarak görev yaptı; il, grup ve Türkiye Finali yarışmalarında dereceler elde etti. Halen Ankara Özel Tevfik Fikret Okulları’nda sanat yönetmenliği yapmakta ve bir kamu kurumunda uzman yardımcısı olarak çalışmaktadır.

Küresel Ekonomiye Bir Vitamin Takviyesi Olarak Küresel Ticaretin Kolaylaştırılması

ilk-gorsel

Küresel ekonomileri geçmişten bu yana incelendiğinde, ekonomik büyüme ve refah artışının –şüphesiz bazı hususlarda şerh koymak kaydıyla– uluslararası ticaretin daha kolay yapıldığı dönemlere rastladığı rahatlıkla gözlemlenebilmektedir. Kolay ticaret dendiğinde gümrük kapılarının sonuna kadar açıldığı, emniyet ve güvenlik kaygılarının bir tarafa bırakıldığı ütopik bir dünyadan bahsetmiyoruz tabi ki. Özellikle son 200 yıllık dünya ekonomisine bir göz attığımızda; ülkelerin sadece kendileri için en iyi olacağını düşündüğü korumacı politikaları yoğun bir şekilde uyguladıkları dönemlerin uzamasının, aslında bu politikaların kısa vadede uluslararası ticaret ve refah artışı için, uzun vadede ise kendi ekonomileri için pek de fayda getiren bir husus olmadığı karşımıza çıkıyor.

Adam Smith Mutlak Üstünlükler Teorisi’nde dış ticaretin ihracat ve ithalat bileşenlerinin her ikisiyle beraber ülke refahını artıran bir husus olduğunun altını çizmiştir. Serbest ticaretin doğduğu topraklar olarak kabul edilebilen İngiltere’de Smith’in de dâhil olduğu liberal akım dış ticaretin zenginlik ve refah için kilidi açan bir anahtar rolüne sahip olduğunu ifade ederken, İngiltere’de dahi zaman zaman kendisini farklı perspektifler ile gösteren korumacı politikalar yerel dinamiklerde sanayiyi koruma görevini üstlense de küresel dinamizmi sekteye uğrattığı da göz ardı edilemez.… Yazının Devamını Oku

Aman Petrol, Derdime Bir Çare!

öne çıkan görsel (quiet-environmentalist.com)

Hepimizin takip ettiği gibi petrol fiyatları 2014 yılının ortalarından itibaren keskin bir düşüş eğilimine girdi ve son dönemlerde 11 yıl önceki fiyatlarına denk seviyelerde işlem görmekte. Öyle ki, Brent petrolün varil fiyatı bugün itibarıyla 37 dolardan işlem görürken bu seviye en son 9 Temmuz 2004 tarihinde görülmüş.

Grafik 1: Brent Petrolün Amerikan Doları Cinsinden Varil Fiyatı

grafik1

Kaynak: Thomson Reuters

WTI petrol fiyatı ise Brent petrole benzer bir eğilim izlemiş ve bugün itibarıyla o da 37 dolardan işlem görüyor. WTI petrolünün varil fiyatı 5 Mart 2004 tarihinde de 37 dolar seviyelerindeydi (Brent ile WTI petrollerinin varil fiyatlarının bu denli birbirine yakınlaşması, başka bir çalışmanın konusu olarak değerlendirilecektir).… Yazının Devamını Oku

İyi Sonuç İyi Başlangıcın Ürünüdür

öne çıkan görsel (prlog.org)

Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince, öbürleri de yanlış gider.
Giordano Bruno

Klişe gibi gelse de hepimiz biliriz ki başlamak bitirmenin yarısıdır. Yola çıkmadan önce etraflıca düşünülüp tasarlanıp da atılmış sağlam bir adım, sıradaki adımların da en az aynı sağlamlıkta birbirinin peşi sıra geleceğinin habercisi gibidir. Hayatın her alanında bir işe kalkışırken başlangıcı güzel yapmak isteriz. 1 Ocak’ın ilk saniyelerini en güzel anlardan biri yapmak isteriz, yeni yıla nasıl başlarsak öyle gider diye. İlk iş günümüzü en güzel şekilde bitirmek isteriz, yine nasıl başlarsak öyle gider diye. İşte sadece bireyler değil ülkeler de bu başlangıç konusunu hayli önemsiyor artık. Hele ki konu bir de işe başlangıç ise…

Dünya Bankası her ayın güz aylarında ülkelerin işe başlayış performanslarını ölçtüğü Doing Business Raporu’nu yayınlıyor; seçilmiş kriterlerin sistematik bir şekilde ağırlıklandırılmasından sonra ülkelerin işe başlayış süreçlerini ne ölçüde başarı ile yürüttükleri ile ilgili bir endeks ortaya koyuyor [1].… Yazının Devamını Oku

Kültür Mantarı

resim 1 (kaynak wikimedia.org)

Başlığı gördüğünüzde aklınıza geçen günlerde üzülerek takip ettiğimiz doğada zehirli halde bulunan mantarlar gelse de bu sefer konu biraz farklı. Türkiye İstatistik Kurumu daha önce “Kültür İstatistikleri” başlığı altında yayınladığı kültürel miras istatistiklerini bugün ilk defa ayrı bir başlık olarak yayınladı. Kültürel miras alanında 2010-2014 dönemine ve 2014 yılına ilişkin ayrıntılı sonuçlara yer verilen bültenin sonuçlarının kamuoyuna daha erken ve ayrıntılı ulaştırılması amacıyla ayrı bir başlık altına taşındığı ifade edilmektedir [1].

Tarih boyunca birçok uygarlığı misafir etmiş ülkemizde 2010 yılında 334 olan toplam müze sayısı 2014 yılı sonu itibarıyla 392’ye yükselirken Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müzelerin sayısı 185’ten 192’ye; özel müzelerin sayısı ise 149’dan 200’e yükseldi. 2010-2014 döneminde Bakanlığa bağlı müze sayısı %3,8 oranında artarken özel müzelerin sayısı ise %34,2 oranında artarak dikkat çekti.… Yazının Devamını Oku

AR-GE’nin Yolu Konuya Odaklanmaktan Geçiyor

resim1 (argeinovasyon.org)

“Eğer müşterilerime ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı bir at derlerdi.”
Henry Ford

Daha hızlı bir at yerine motorlu bir araç tasarlayarak otomobili icat eden Henry Ford ya da çağdaşlarından bambaşka bir düşünce yapısı ile bir garajda 2014 itibarıyla 1 milyar ürüne ulaşan bir markayı ortaya çıkaran Steve Jobs gibi günümüzde de artık birçok insan inovasyonun öneminin farkında. İş dünyası gün geçmiyor ki daha yenilikçi bir anlayış ile ürünlerini yeniden tasarlamasın ya da yeni yatırımlara yelken açmasın. Yenilikçiliğin geliştirilmesi için gereken en önemli hususlardan biri ise sizin de malumunuz araştırma ve geliştirme çalışmalarına gösterilen önem. Peki, ülke yönetimleri yeniliğe, yenilikçiliğe yönelik harcamalara nasıl yaklaşıyor?
OECD’den elde edilen en güncel verilere göre 2013 yılı itibarıyla ülkelerin AR-GE harcamalarının GSYH içerisindeki paylarına bakıldığında İsrail’in %4,21 ile ilk sırada olduğu görülmekte.… Yazının Devamını Oku

Hedef Ülkeler Ne Kadar Hedef?

Resim1 (santoshkori.com)

1990-1999 döneminde yıllık ortalama %8,8 oranında artan ihracatımız 2000li yılların ilk on yıllık döneminde ise yıllık ortalama %15,2 oranında artış göstermiştir. 2003 yılında yıllık %31 oranında artan ihracatımız 2004 yılında da %33,7 oranında artarken 2007 ve 2008 yıllarında da sırasıyla %25,4 ve %23,1 oranlarında artış göstermiştir. Özellikle 2000’li yıllardaki ekonomik büyümemizin lokomotifi olan ihracatımız kendisine ulusal strateji ve politika dokümanlarında da yer bulmuştur.

Ekonomi Bakanlığı’nın koordinasyonunda Ekonomi Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) işbirliğinde hazırlanan ve Yüksek Planlama Kurulu’nun 6/6/2012 tarihli ve 2012/8 sayılı kararı ile yürürlüğe giren “2023 Türkiye İhracat Stratejisi ve Eylem Planı”nın vizyonu ilgili politika metninde “Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümü olan 2023 yılında 500 milyar dolar ihracata ulaşarak, ülkemizin dünya ticaretinde lider ülkeler arasında yer almasının sağlanması” olarak belirlenmiştir [1].… Yazının Devamını Oku

(K)atkısı (O)ldukça (B)üyük (İ)şletmeler – II

resim1 (istesob.org.tr)

Ülkemizin gündemini takip etmekten bitap düşüyoruz şu sıralar. Bu koşturmacanın arasında çoğunluğumuzun biraz da olsa soluklanmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Siz de benim ile aynı fikirdeyseniz az sonra, 19 Şubat tarihinde yine buradan sizinle paylaştığım “(K)atkısı (O)ldukça (B)üyük (İ)şletmeler” [1] başlıklı yazının bir devamı niteliğinde olan aşağıdaki satırlarda özetle KOBİlerin dış ticaretteki ağırlığının gerilediğini ve giderek tabana yayıldığını okuyacaksınız.

Bir önceki yazıda olduğu gibi bu çalışmaya da KOBİlerin dış ticaretteki yerlerinin altını çizerek başlayalım. TÜİK’in her yıl açıklamakta olduğu “Girişim Özelliklerine Göre Dış Ticaret İstatistikleri”ne [2] göre 2014 yılında KOBİlerin toplam ihracat içerisindeki payı %56,5 oranında gerçekleşirken toplam ithalat içerisindeki payı ise %37,8 oranında gerçekleşmiştir. Söz konusu bu iki pay 2013 yılında sırasıyla %59,2 ve %39,9 idi.
2012 yılında %62,6 ile en yüksek seviyesini gören KOBİlerin toplam ihracat içerisindeki payı TÜİK’te verisi bulunan 2009-2014 döneminde 2014 yılındaki %56,5 değeri ile en düşük değerine sahip olurken 2010 yılında en yüksek değerini gören KOBİlerin toplam ithalat içerisindeki payı yine 2014 yılında en düşük değerine sahip olmuştur.… Yazının Devamını Oku

Dış Ticaret Kan Kaybediyor

Bilindiği gibi, resmi dış ticaret istatistikleri takip eden ayın son iş günü Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayınlanırken ayın ilk iş günü ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ayrı ayrı olarak geride bırakılan ayın geçici dış istatistiklerini yayınlıyor. TİM tarafından birlik onay koduna tabi dış ticaret istatistikleri açıklanırken geriye kalan birlik onay koduna tabi olmayan işlenmemiş kıymetli maden ihracatı, bedelsiz ihracat, deniz ve hava taşıtlarına yapılacak teslimat kapsamında ihracat vb. kayıtları içeren geçici dış ticaret istatistikleri ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanmaktadır [1].

TÜİK’in açıkladığı resmi dış ticaret istatistiklerine göre [2] ihracatımız Haziran ayında %6,9 oranında azalırken ithalatımız ise %12,5 oranında düşüş göstermiştir. Yılın ilk yarısı itibariyle 2014 yılının aynı dönemine kıyasla ihracatımızda %8,2 oranında düşüş gözlemlenirken dış ticaret hacmimiz ise %9,8 oranında azaldı.… Yazının Devamını Oku

Yar Bana Bir Tatil Medet!

önecikangorsel_(eccireland.ie)

“Bu satırları, artık tropikal yağmurlarına alıştığımız Ankara’da, tatil hayalleriyle yanıp tutuşan biri olarak yazıyorum. Umarım sıcak kumlar ayaklarını çok fazla acıtmıyordur. Güneşe dikkat et, denizde de çok derinlere gitme. İmza: Bir Dost”

Tatil aşkıyla yanıp tutuştuğumuz (en azından benim yanıp tutuştuğum) şu günlerde ülkemize bir de turizm penceresinden bakalım istedim. TÜİK’in çeyreklik olarak yayınladığı Turizm İstatistikleri’nde, ülkemizi ziyaret eden kendi vatandaşlarımız ve yabancılar ile yurtdışına çıkış yapan vatandaşlarımızın birçok kategoriye göre istatistikleri kolaylıkla bulunabilir [1]. İşte biz de bu sefer bu istatistikleri bir kurcalayayım dedik; bakalım ne çıkacak.
En eski veri 2001 yılına kadar gidiyor. 2001 yılında ülkemizi 13,5 milyon kişi ziyaret etmiş ve bu yılda toplam turizm gelirimiz 10,5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmiş; söz konusu yılda ülkemizi ziyaret edenler ziyaretleri boyunca ortalama 777$ harcama yapmış.… Yazının Devamını Oku

Kentte Yaşayan Kira, Kırda Yaşayan Gıda Derdinde

onecikangorsel (hakimiyet.com)

Üzerinden 72 yıl geçmiş, Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşi’sini bizimle tanıştırmasının üzerinden. Malumunuz, bir piramit şeklinde resmedilen hiyerarşinin tabanını fizyolojik gereksinimler oluştururken yukarı doğru çıkıldıkça sırasıyla güvenlik gereksinimi, ait olma, sevgi ve sevecenlik gereksinimi, saygınlık gereksinimi ve kendini gerçekleştirme gereksinimi yer almakta [1]. Peki her aybaşında elimize geçen gelirimizin ne kadarını bu ihtiyaçlarımızın tamamını etkin bir şekilde giderebilmek için harcayabiliyoruz? Bu sorunun cevabını TÜİK’in açıkladığı Tüketim Harcama İstatistikleri’nde [2] aramaya çalışacağız hemen aşağıda.
En güncel veri olan 2013 istatistiklerine göre Türkiye genelinde ortalama bir hanehalkı aybaşında eline geçen gelirinin dörtte birini konut ve kira giderlerine ayırıyor. Barınma giderlerini %20’lik pay ile gıda ve içecek giderleri izliyor. Buraya kadar ihtiyaçlar hiyerarşimizde bir sıkıntı yok gibi. Gelirimizin neredeyse yarısını barınmaya ve beslenmeye ayırıyoruz. Ülkemizde ortalama bir hayata sahip Ahmet Amca kazandığı 100 liranın yarısını barınma ve beslenme ihtiyaçlarına harcarken 17 lirasını ise bir yerden bir yere gitmek için yani ulaştırma hizmetlerinde harcıyor.… Yazının Devamını Oku