Yazar arşivi: Serkan Kiremit

Serkan Kiremit

Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun olan Kiremit, 2003 yılında “Sınırlı Devlet” isimli çalışmasıyla yine aynı üniversitede yüksek lisans çalışmasını tamamlamıştır. Halen özel bir şirkette çalışan Kiremit liberalizmin teori ve uygulama kısmıyla ilgilenmektedir.

İşsizliğe mi Rahatlığa mı Giden Yol: Robotları Beklerken…

robot_serkan_13122017

“İşte makineleşmenin, serbest ticaretin ve
her türden ilerlemenin günbegün yok ettiği işgücü,
üretici işgücü değil, gereksiz hale gelen işgücüdür;
amaçsız ve ürünsüz olan işgücü fazlasıdır.”
Frederic Bastiat, ‘Ekonomik Safsatalar’, s316.

Ekonomi mantığından anlamayan insanlar için bu günler kötü zamanlar; çünkü onlar için dünyaya yaklaşıp çarpmakta olan büyük bir göktaşı var.

Bu göktaşı: ROBOTLAR. Eyvah! işsiz kalacağız naraları atıyorlar. Muhafazakârlar üzgün, siyasi ve ekonomik olarak ellerindeki bütün okus pokus araçları yitip tükenmekte ve insan üzerindeki bütün ahlaki nutukları anlamsızlaşmak üzere hani insan bu dünyanın halifesiydi. Sosyalistler umutlu kapitalizm artık çözüm üretemiyor ve işsizlik artık her yanı sarıp sarmalayacak. Artık bizim zamanımız geldi, diyorlar. Kapitalizm kendi mezarını kazıyor. Robotlarla savaşacağız onları kırıp dökeceğiz diyorlar. Gene sosyalistler yapıcı değil yıkıcı rolünde ve sadece geriye eski zamanlara ilkele dönüş diyorlar.… Yazının Devamını Oku

Homo Agent Tür, Praksiyoloji, Bolluk ve Kıtlık Dünyası

serkan_kiremit_yazi_19nisan2017

“Kapitalizm, ölüm fermanı ceplerinde olan
hâkimlerin önünde yargılanır. Hâkimler, çok iyi savunma yapmış
kapitalizmin galibiyetini karara bağlamak yerine,
Hakimler, tekrar savunmada kalarak başka iddianamelerle
karşısına çıkarak kapitalizmi idama götürüyorlardı.”
Josh Scumpeter, ‘Capitalism,Socialism and Democracy’, s.144.

SSCB kurulduğunda komünist teorisyenler amaçlarını gerçekleştirirken sözde ufak ama pratikte büyük bir problemle karşılaştılar. Soruları üç örnekliydi. Birincisi eşit işe eşit maaş iken eşit olmayan işlere nasıl aynı maaşı vereceğiz. İkincisi çöpleri kim toplayacak? Ve sonuncusu bayramlarda bazı kişiler tatil yaparken bazı kişiler nasıl çalışacak? (Yani onlara garsonluk kim yapacak gibi…) Bütün problemler komünist toplumun vaadi olarak “mutlak sosyal ve iktisadi eşitliğin” psikolojik ve ekonomik bozukluğunu ifade ediyordu.

Özetle SSCB genelde sosyalist toplumlar en büyük vaatleri olan eşitliği gerçekleştiremediler. 20 yıl sonra amaçlarını pratik olarak genel refah üzerine kaydırdılar.… Yazının Devamını Oku

İbn-i Haldun’un İktisat Tarihi Görüşü Versus Praksiyoloji

???????????????????????????????????????????????????????????????

“Devletler de insanlar gibi doğar, yaşar, büyür ve ölürler.”
İbn-i Haldun, Mukaddime, s.188.

İslam medeniyetinin arka bahçesinde güçlü entelektüeller bulmak kolay değildir. İbn-i Haldun bunlardan birisidir. İbn-i Haldun kitaplarında birçok konuya değinmişse de konumuz olan iktisat ve mali kurumlar hakkında bölük pörçük yazmış ve fikir belirtmiştir.

Özgürlükçü düşünce içinde yazıp, okuyan ve düşünen birçok kimse İbn-i Haldun’u takdir eder. Ortaçağ da yaşamış bir aydın olarak İbn-i Haldun övgüye değer birçok yeni fikri hayatımıza kazandırdığı gibi eski fikirleri de yaldızlayıp, aydınlatıp teoriye büründürmüştür. Şöyle ki; İbn-i Haldun insanın ortak gelişimini karşılıklı yardımlaşma da görmüş bunun yanında emeğin işbölümünü onaylayıp, devletlerin zararları hakkında konuşmuştur. Özel mülkiyete, %100 altın (tek maden sistemine) standardına ve piyasalara değer vermiştir. Barışı ve çeşitliliği insanlığın başarısı saymıştır. İbn-i Haldun Ortaçağ da dini verileri en az kullanan filozoftur.… Yazının Devamını Oku

Akılcı İktisat ve Homo Agent

humans_evolve

“Bir iktisat teoreminin doğruluğu ve yanlışlığının nihai ölçü aracı
tecrübeden yardım almayan akıldır.”
Ludwig von Mises, İnsan Eylemi, s.811

Akılcı iktisat’ın model insanı; bugün anladığımız anlamda Homo Economicus değildir. Homo Economicus kavramı akılcı iktisatçıların kavramı değil, onun karşısındaki ekollerin yaftasının bir neticesidir. Akılcı iktisat insanı Homo Agent tür olarak görür. Yani “amaçlarına ulaşmak için nasıl hareket etmesini tercih eden insan türü” olarak…

Akılcı iktisat, insan türünü sadece bir açıdan eylemini mükemmel bir biçimde anlamlandırabilir: “Daha değerli olanı daha az olana tercih etmek”… Fakat görüldüğü gibi akılcı iktisat; değerli olanın ne olduğu hakkında tek bir ipucuna sahip olmadığı gibi daha az olanın ne olduğu hakkında da bilgi sahibi değildir. Bu bilgi eksikliği insanın biricikliğinden dolayıdır, cahil olduğumuzdan değil. Çünkü bireysel olan ne varsa biriciktir.… Yazının Devamını Oku

Arkeolojik Kalıntılar ve Tarihsel Veriler Işığında: Praksiyoloji Bilimi

serkan_kiremit

“Tarihsel bilimlerin konusu geçmiştir. İnsan eylemleri için, yani,
gelecektekiler için de geçerli hiçbir şey söyleyemez.
Tarihin çalışılması insanı akıllı ve sağduyulu yapar.
Fakat bizzat kendisi somut işleri yapmakta kullanılabilecek
bir bilgi ve yetenek vermez.”
Ludwig von Mises, İnsan Eylemi, s.34

Praksiyoloji bilimi net ve açık ifadeyle genel insan eylemleri bilimidir. Praksiyoloji bilimi insan eylemlerinin evrensel ve zamanlar üstü tarihidir. Praksiyoloji bilimi insanı Homo Sapiens Sapiens (Düşündüğünün üstüne düşünebilen insan türü) olarak değil, HOMO AGENT (Amaçlarına ulaşmak için nasıl hareket etmesini tercih eden insan türü) olarak görür. Praksiyoloji bilimine göre eylemsizlik durumu yani ulaşılması en mümkün olan şeye dahi kılını kıpırdatmamak HOMO AGENT insan türünün amaçlarına ulaşmak için kullandığı bilinçli eylem seçimidir. Kısaca karşı duran bir iradi-eylem aracını kullanan kişi de HOMA AGENT türdür.… Yazının Devamını Oku

Avusturya İktisat Okulu Problemi Çözüyor: İslam Neden Geri Kaldı?

serkan_kiremit_30temmuz

“Allah, alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır.”

-Bakara suresi 275.ayet

Ekonomik açıdan iki tür yol vardır. İlki insan doğasını ve hür tercihlerini ortaya koyabilecek sistem olan özel mülkiyet altında karşılıklı yardımlaşmaya dayanan iş bölümü toplumu, ikincisi ise ilk sistemden elde edilmiş metayı yani ganimeti zorbalıkla paylaşma, bölüşme ve yağmalama sistemidir.… Yazının Devamını Oku

Neden Altın, Bitcoin Değil?

gold-vs-bitcoins

“Herkese banknot çıkarma yetkisi vermek istiyorum ki,
kimse kimseden bir daha banknot kabul etmek durumunda kalmasın.”
Henri Cernuschi

Cüzdanlarınıza, hisse senetlerinize ve mülkünüze sahip çıkın Hanımlar ve Beyefendiler, enflasyonlu günler! Tekrar başlıyoruz.

İnsanlığı heyecanlandıran bir sürecin başındayız. Elektronik Para’nın bulunmasının üzerinden 4 sene geçti. Bitcoin’in değeri düzenli olarak artmakta ve şimdiden mucizevî olarak sürekli büyüyen bir kazanç kapısı oldu bile… En çok da ‘bırakınız yapsınlarcılar’ bu sürece destek veriyor. Rüyaları gerçek oldu. Merkez bankası yok, devletler işin içinde değil ve girişimsel bir atılım başarıya ulaşmış gözüküyor. Diğer bütün paralara karşı bitcoin sürekli ve güçlü bir şekilde değerleniyor.

Akıl almaz olan ‘bırakınız yapsınlarcılar’ın bu durumu kalpazanlık olarak değil, serbest paranın zaferi olarak adlandırmaları. Pekiyi ne oldu ‘laisez faire’cilerin tekelci para basımına karşı yıllarca süren karşı çıkışına?… Yazının Devamını Oku

MICHAEL SHERMER, ATİLLA YAYLA VE ANARKO-KAPİTALİST İKTİSAT-2

Cesur-Adam-300x201

“Orman kanuna geri götüren şey kesinlikle devletçiliktir –çatışmaya, uyumsuzluğa, sınıf mücadelesine, fetih ve herkesin herkese karşı savaşına ve genel yoksulluğa geri gidiş. Karşılıklı hizmetler içinde barışçıl rekabet mücadelesinin(Mübadelesinin) yerine, devletçilik; hesaplama kaosları ve politik imtiyaza ve asgari geçime dayalı Sosyal-Darwinist rekabetin ölümcül mücadelesini ikame eder. ”(MURRAY ROTHBARD, İnsan, İktisat ve Devlet, s.1127-1128)

Çoğunlukla insanlar kötü deneyimlere göre hareket ederler. Başlarından geçen kısmetsizlikler ve kötümser ilişkiler, doğa için normal karşılansa da insanların mantıklarında negatif çağrışımlar olarak algılanırlar. Duygusal kırgınlıklar bazen insanın gözünü ve muhakemesini kör eder. İyisi ve daha varken hemen baştan reddederler. Düşünceyi sonuna kadar düşünemezler. Bir yerlere takılıp kalırlar. Ve hatta çoğunlukla oldukları yerde patinaj çekmeye başlarlar. Pasifleşirler, ilgisiz kalırlar. Daha kötüsü artık onları bazı entelektüel şeyler heyecanlandırmaz. Tıkanırlar, tükenirler, olayları anlayamaz ve kavrayamazlar.… Yazının Devamını Oku

Ludwig Von Mises'in Metodolojisi: Dün, Bugün ve Daima

“Dar kafalı insanlar sürekli olarak kendileri gibi
düşünmeyenlerle aralarındaki farklara kafayı takarlar.”
İnsan Eylemi, Mises, Liberte Yayınları, s.7.

Modern İktisatçıların, Mises’in çalışmalarını anlamak için kılı kırk yarmak bir kenara, onun iktisattan ne anladığına dair en ufak bir bilgileri bile yoktur. Bütün suçlu herhalde Mises’in garip metodolojisi veya onu takip eden bir avuç tuhaf delirmiş kişiler olmayacağı gibi, iktisatçıların Mises’i anlamak istememeleri veya onu görünmeyecek bir köşeye saklamak istemeleri de olamaz. Nedir öyle ise Mises’i pas geçmek? Bu sorunun tek bir cevabı yok. En basit anlatımla şöyle: Mises çağının ruhunu değil, sadece gerçeğin ve doğrunun ruhunun peşinde koşmuştur. Mevkii, para ve şöhretin değil, hümanist entelektüel bilgi aşkı ve bunun yayılmasının arzusundaydı. Böylelikle Mises yaşadığı çağın nimetlerinden bilinçli bir şekilde yararlanamamıştır. Ve onun peşinden giden çırakları ve öğrencileri de birçok kürsüden, sosyeteden, ödüllerden ve sürekli gelirlerden mahrum bırakılmıştır.… Yazının Devamını Oku

Manevi Malların Değeri ve İktisat

Laissez faire “Bırakalım ruhsuz mekanik güçler işlesin” demek değildir. Şu demektir: Bırakalım her birey emeğin toplumsal işbölümünde nasıl işbirliği yapacağını kendi seçsin; bırakalım girişimcilerin ne üreteceklerine tüketiciler karar versin demektir.

Ludwig Mises, İnsan Eylemi,  s. 684

Serbest piyasa liberalizminin rakipleri arasında çeşitli iktisadi ekoller olduğu kadar dinler de yer alır. Bir müslümanın kurban bayramında keseceği ineğin bir Hindu’ya göre kutsal sayılması büyük bir sorundur. Devlet bunu şöyle çözmeye çalışmıştır: Kanun koyucu ya birini tutmuş ve diğerini politik azınlık konumuna alarak yok saymıştır ya da bu iki dini birbirinden ayırmıştır. Bu anlamda Pakistan ve Hindistan gibi ülkeler bu çatışmanın mutlak çözümü gibi gözüküyor. Bir diğer yol olarak, kanun koyucu iki farklı dinin yerine o ülkedeki çoğunluğun dinini koymuştur. Bu anlamda öteki her zaman ötekidir, azınlıktır, bu sonuç değişmez.Yazının Devamını Oku