Yazar arşivi: U. Barış Urhan

Geç ürün tedariğinden, sorunlu müşteri hizmetlerine: zidaya.com örneği

İki haftadir cok yogun geçen bir surecin sonunda, yazimi ancak TEDxAlsancak yolunda yazabiliyorum. Aslinda bu tarz yazilara Ertugrul Ozkuk Amerika’dan, Oray Egin Hollanda’dan baslardi ama ne yaparsiniz, biz ancak Pamukkale Turizm’den yazabiliyoruz :)

Twitter’dan takip edenler hatirlayacaktir, http://zidaya.com/  adresiyle uzun soluklu bir mucadelem olmustu. Bir suredir de inovasyon uzerine calistigim icin bu iki konuyu gerek surec yonetimi ve gerekse de inovasyon yaklasimlariyla paralel, olabildigince az reklamli bir yaziya donusturmeye karar verdim. Hem bu sayede http://zidaya.com’a verdigim sozu de tutmus olacagim.

Efendim, t zamaninda http://zidaya.com/ adresinden bir urun aldim. T+15’te urun elime gecti. Bu surecte defalarca e-posta gonderdim, yazdim, aramaya calistim ama sonuc degismedi. Urun 15 gun sonra elime gecti ama bir 30 gun de baska bir sorunun cozulmesi surdu. Simdi gelin sureci birlikte inceleyelim:… Yazının Devamını Oku

İktisatçıyı İktisattan Soğutan İktisat Eğitimi

Bir süredir düşünüp duruyorum. Yazsam mı? Yazmasam mı? Yok arkadaş, dayanacak gücüm kalmadı! Bir yerden başlayıp yüz yıllık aşureye bir kaşık da biz daldıralım!

Efendim, bendeniz ODTÜ’de iktisat eğitimi görüyorum. ODTÜ, Türkiye’de iktisat alanında eğitim veren en önemli okullardan bir tanesi. Gerek akademisyenlerinin mezun oldukları üniversiteler, gerek yayınları ve gerekse de uluslararası işbirlikleri onu emsallerinin bir hayli önüne çıkarıyor. İktisat eğitimi ise dünyadaki emsalleriyle paralel gidiyor. Peki tüm bu donanımla nasıl bir müfredat görüyoruz? Efendim, gelin size tüm dünyayla eş zamanlı okuduğumuz modern iktisattan bir alıntı yapayım:… Yazının Devamını Oku

Hanım koş! ODTÜ ilk 100'e girmiş!

Herkesin olduğu gibi bu haberi ilk duyduğumda bende heyecanlandım! Hoş, bu konularla ilgili iktisat eğitimi özelinde yazılar yazmış birisi olarak üniversitelerimizin yayın potansiyelleri hakkında bir miktar bilgi sahibi olduğum için biraz da garibime gitmişti. Hayır, ODTÜ’nün bu listeye giremeyeceğini düşündüğümden değil; böyle bir listenin ilk 100’üne Türkiye’den hiçbir üniversitenin, en azından şimdilik, girebilmesinin mümkün olmadığını bildiğim içindi. Eğri oturup doğru konuşalım. Eğitime ayrılan bu bütçeyle, üniversitelerin büyük kısmı “depo üniversite” olarak kullanılırken, hala 3-5 akademisyenle üniversite açabiliyorken, bir akademisyene bir sınavda 900 kağıt okutulurken akademi camiasından nasıl bir başarı bekleyebiliriz? Diğer taraftan İngilizce bilgisi KPDS ya da ÜDS sınavına mahkum, onlarca profesörün uluslararası doğru düzgün bir yayının olmadığı bir zihniyet yapısından nasıl iyi bir araştırma bekleyebiliriz? Haliyle bu denklemin iki tarafı da sorunlu olduğu için, iki tarafının da düzenlenmesi gerekiyor.… Yazının Devamını Oku

Türkiye'de Antidepresan Kullanımı Artıyor Mu?

iletisim: barisurhan[at]gmail[dot]com

Bu soruya “evet” ya da “hayır” gibi kestirme bir cevap vermektense isterseniz işi biraz daha heyecanlı hale getirelim ve şu soruyu soralım “Türkiye’de insanlar yaşadığı hayattan memnun mu?”. Bu sorunun cevabını sevgili TÜİK’ten istediğimizde karşımıza şöyle bir grafik çıkıyor:

Görünüşe göre işler yolunda gibi, ne dersiniz? Nüfusun Yaklaşık %60’ı hayatından memnun. %15’lik kısmı pek memnun değil… Geriye kalan %25’lik kısım ise ne öyle, ne böyle… “Eh işte”ciler! Grafiğin önemli bir diğer noktası ise yıllar itibariyle mutlu olanların öyle çok da ciddi bir hareketlilik yaşamadığını yani %54 -%64 bandında gezdiklerini göstermesi! Grafiğe baktığınızda “Hükümet insanı mutsuz eder” de diyebilirsiniz, “Hükümet, siz tam mutsuz olduğunuzu sanarken mutlu eder” de! Biz ise bunların hiçbirini söylemeyeceğiz. Gelin bakalım bu mutlu olduğunu söyleyen insanlar, aynı dönemde başka göstergeler ışığında ne haldelermiş?… Yazının Devamını Oku

Sağlık meselesi: Bir doktora gittik, sonra diğerine ve sonra…

Uzun bir aradan sonra sıra tekrar bize geldi, hem de en yoğun ve yorgun zamanımda. Eh, suyun başında olunca bir yudum içeceksin ki diğerleri de o güvenle içmeye devam etsin. Haliyle bize de yazmadan bu haftaya geçmemek düşüyor. Tabi bunda, yazısını geç girenin 40TL’ye kadar bir kitap alıp, kurayla diğer arkadaşlarından birisine vermesinin de etkisi büyük! : -)

 

Yaklaşık 4 haftadır dedemin ameliyat sonrası ortaya çıkan rahatsızlıkları ile ilgileniyoruz. Bu süreçte, hiç görmediğim kadar hastane, doktor, tahlil sonucu ve fiyat politikası gördüm. Yazının konusu doğrudan kişileri ve kurumları hedef almadığı ancak işleyen sistemi hedef aldığı için, isimlere yer verilmeyecek. Dedikodu isteyenler bundan sonrasını pas geçsin ama sonuç bölümünü kaçırmasın, harika bir tatlı tarifim var! :- P… Yazının Devamını Oku

Aç Kalmanın TÜİK'çesi!

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba değerli okurlar! Siz varsanız bizler de varız! vb. vb. vb.

Sevdiğim bir dostum geçenlerde  TÜİK’le mücadele ederken ekranını da benimle paylaştı. Ekrandaki rakamların tepesinde “açlık sınırı” diye bir şeyle karşılaştım. Merak edip rakamlara baktığımda şöyle bir şeyler gördüm:

TÜİK’in konuyla ilgili olarak metaveriye koyduğu açıklama ise şöyle:

Yazının Devamını Oku

Kadro'da eksilme var… Üç vakte kadar toparlanır ama!

Ünlü iktsatçı Frederich Von Eisberger Bukelow’un da dediği gibi “Gelir yaz ayları, gevşer gönül yayları”… Kadromuz da yazın bu en sıcak günlerinde zorunlu ve keyfi sebeplerden azalmış durumda. Misal Dr. Ceyhun Elgin akademik süreçler sebebiyle bir süre yazma çizme işine ara vermek isterken Dt. Fatih Vural tamamen keyfi sebeplerden “vallahi iktisatla bağlayacak müzik konusu bulamıyorum” demiş ve tatile kaçmıştır.

Şu anda 6 kişi kaldık, bir de yaz ayı… Varın siz düşünün Can Madenci olmasa biz ne yapardık?

Yolunuz açık olsun dostlar, tatili de fazla uzatmayasınız…… Yazının Devamını Oku

Ekonominin “Hokus Pokus”u: Enflasyon

Kaç televizyon programı eskittik: “Şimdi kameralarımızı semt pazarına uzatıyoruz. Bakalım halkın enflasyonu ne alemde?” diye başlayan ve mikrofonu kapanın “Vallahi evladım biz bu işten bir şey anlamadık; halimiz harap. Bak, yarım kilo kıyma bile alamıyorum” diyerek yakındığı. Oysa Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) enflasyon rakamlarını açıkladığında uzmanlar “enflasyon rakamları düşük” demiyor mu? Ya da hükümet üyeleri her fırsatta üç haneli rakamların sınırlarını zorlayan enflasyon rakamlarından tek hanelere gelmenin ne büyük başarı olduğundan bahsetmiyor mu? Peki ya karikatürler? Yıllar var ki Salih Memecan’ın elinden enflasyon canavarının vatandaşı kovaladığı bir karikatür çıkmamış. E peki kardeşim; bu insanların zoru ne? Ne diye sürekli “fiyatlar yine çok arttı; yandık, bittik” diyor?… Yazının Devamını Oku

Bilim nedir? Efendim? Bilim nedir? (Oğuz Atay'dan…)

2. BÖLÜM / 14: Her Şeyle Uğraşan Adam

“Zannediyorlar ki, kendilerine lazım olan şey karşılarına çıkan matematik denklemleri çözmek, eğrileri çizmek ve buldukları sonuçları hemen Almancaya, İngilizceye çevirerek yabancı dergilere göndermek ve başkalarının kitaplarında bu makalelerden bahsedilmesini temin etmek. Peki, bütün bunları neden yapıyorsunuz? Efendim, bilim uğruna yapıyoruz. Peki, şimdi bir an için, bütün şu yüksek denklemleri ve uzun sonuçları bırak da bana söyle. Bilim nedir? Efendim? Bilim nedir? Dedim. Bilim mi nedir? Evet. Efendim bilim, uğraştığımız şeydir. Bilim, her şeyden önce, üniversiteyi bitirdikten sonra, ‘bilim yoklaması’ ve ‘yabancı dil sınavı’ gibi engelleri aşarak, doktora öğrencisi olmaya hak kazanabilmek için gerekli bir şeydir. Sonra, bir süre kürsüye gelen yabancı kitapları ve dergileri izleyerek bakalım ne var ne yok diye durumu izlemektir; sonra durumu kollamak ve çok küçük bir mesele seçmek ve bu küçük şeyi büyüterek onu bir doktora haline getirmektir ve bu doktorayı yapmaktır.

Yazının Devamını Oku

İktisat, bir vaziyetleme bilim-ciği

Bu aralar kafam iktisatla meşgul, aslını isterseniz kendisine fena halde gıcığım. Bu düşüncelerimi hatırlamamı sağlayan ise  çok sevdiğim bir meslektaşımın şu sorusu oldu:

Barış merhaba nasılsın,
Vaktini almazsam birşey danışmak istiyorum sana. Bu dönem mikroteori dersinde dönem sonunda bir proposal vermemiz gerekiyor, sen de bildiğim kadarıyla mikro çalışıyosun. Aslında biraz geç kaldım bunun için son bir haftanın içindeyim çünkü. Ama şöyle birşey düşünüyorum; Tüketicilerin tüketimlerini etkileyen conformity (özentilik) ve vanity (gösteriş-statü belli eden tüketim) diye iki faktör var. En başta vanity faktörü baskın olarak tüketilen bir mal ( mesela starbucks kahve) insanların birbirlerine bakarak tüketmesiyle (cascade theory- herd behavior) conformity baskın mala dönüşür mü, hangi şartlarda dönüşür? ( ne zaman ve hangi şartlarda kamyon şoförleri de starbucks kahve içer )
Çok mu karışık, çünkü biraz baktım bunu hep signalling modelle falan yapmışlar gerçi sadece proposal olacak bu ama fikrini söylersen çok mutlu olurum.
Yazının Devamını Oku