Yazar arşivi: Zeliha Hatipoğlu

Zeliha Hatipoğlu

Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü'nü bitirdikten sonra, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışmaktadır. Davranışsal İktisat ve finansal krizler üzerine yaaptıüğı yüksek lisans tezinden sonra, yine aynı alanda doktorasına İstanbul Üniversitesi' nde devam etmekte. Sosyal seçimler, rasyonalite vb. konularda araştırma yapmaya devam ediyor.

Garfield’dan Homoeconomicus Dersleri

öne çıkan görsel (1)

‘’Düsturum şudur; Ben, Ben, Önce Ben, Evet oldukça bencil sayılırım‘’ diyerek söze başlar obur kedimiz bir macerasını anlatırken. Lazanya yemekten ve televizyon izlemekten hoşlanırken, sahibine ve meşhur ev arkadaşı Odie’ye olan sevgisini de hep gizler. Bu özelliklerine en zeki olduğunu iddia etmeyi de ekler. Tabi biz bunlara mama yiyebilme amacına ulaşmak için evde yaşayan ve zımni olarak anlaştıkları fareyi yakalamış numarası yaptığından cingözlüğünü de ekliyoruz. Dahası, ‘’elektrik yok, konfor yok, fırın yok, televizyon yok’’ mızmızlıklarını da fısıldamalıyız.

Sahibi Jon’a noel hediyesi olarak kendi portresi ve doğum gününü işaretlediği bir takvimi hediye edebilecek kadar kendini önemseyen bir karakter var karşımızda. Sanırım çok azımız eline su dökeriz. Kendini hiçbir koşulda riske atmayan tembel bir kedidir Garfield. ‘’Her şeyi ele geçirme, kullanma ve koruma yolları’’nda ise türlü türlü taktiklerle bizlerin nasıl en büyük olacağına, diğerlerinden üstün olmak amacına nasıl erişeceğimize dair kestirme yollar sunar.… Yazının Devamını Oku

Bu Kez ’’Kapsayıcı’’ Kapitalizm

gorsel-1-one-cikan

İktisadın geçerliliğini ispatlama ihtiyacını en çok duyduğu dönemlerden birinde yaşayan bizlere serbest piyasa ekonomisi ve iktisadi insan verili olarak sunuldu ve yeterli refah seviyesine ulaşmış, daha fazlasına ulaşma kapasitesine de sahip azınlıklar için su götürmez bir gerçek haline geldi. Öte yandan, yine bizlerin bildiği gerçek, belki arka mahallemizde, belki alt sokakta belki diğer muhitte belki de sitemizin az ötesinde farklı iktisadi/yaşamsal gerçekliklerin yaşandığı. Hal böyleyken, kalkıp piyasa ekonomisini savunmak bence çok da mümkün değil. Hele hele kapitalizmin kapsayıcılığından söz etmek…

Piyasacı iktisadın öne eğilen başını gerçek dünya ile tanıştırma gayretindeki davranışsal iktisat, bize farklı ufukların kapısını aralayabilmekte. Sadece bireylerin kar güdüsü ve faydasını maksimize eden ekonomik ajanlar olmadığını, aksine yanılan, yanlış hesaplayan, itibarını göz önünde bulunduran, karşılık bekleyen ve nihayetinde diğerlerini düşünen aktörler olduğunu ortaya koymakta.… Yazının Devamını Oku

Karşınızda Mutluluk, Rakamlarla…

görsel1

Daha önce biraz sorguladığımız mutluluk kavramına bu kez rakamlarla, iktisadi ölçütlerle bakalım. ‘’World Happiness Report- Dünya Mutluluk Raporu’’ 20 Mart mutluluk günü öncesinde yayınlandı. Gelin, kısa bir değerlendirme yapalım.
Öncelikle raporu ilgilenen arkadaşlar, http://worldhappiness.report/ bu uzantıdan edinebilirler. 2012’den bu yana kişisel çabalarla hazırlanan bu rapor, 2017 raporu hazırlığı sırasında bu kez bir güncelleme ile 2016 ‘da hazırlanmış. Yıllardır binlerce kişi çalışmaya katılmakta. Katılımcılara ‘’Cantril Merdiveni’’ sorusu şöyle yönlendiriliyor; 0’dan 10’a kadar yükselen bir merdiven hayal ediniz. Yaşamınızı merdivenin hangi basamağında konumlandırırsınız/ hangi basamakta olduğunuzu hissediyorsunuz? Mutluluk seviyesinin kazananı 2013’te de birinci olan fakat 2015’te üçüncülüğe gerileyen Danimarka. 7.52 ile birinciliği yeniden alan Danimarka’yı, 7.50 ile İsviçre takip ediyor. İkisi hariç ilk onu sırasıyla, İzlanda, Norveç(en yüksek k.b.d.g. ile), Finlandiya, Kanada, Hollanda, Yeni Zelanda, Avustralya ve İsveç oluşturuyor.… Yazının Devamını Oku

Konumuz: Mutluluk

foto_1-zeliha

Sen mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?
Nazım Hikmet Ran

Gündemin ve son zamanlardaki iktisadi yazıların arasına bir mola olarak giriyor ve kafaları karıştırmaya birçok soru sormaya geliyorum. İktisadiyatta da üzerine az eğilmediğimiz bir konudur malumunuz mutluluk, tıpkı tüm dünyanın ve zamanların merak konusu olduğu gibi. Özellikle son yıllarda, çokça sorulan sorular; Nasıl mutlu olacağız? Mutluluğumuzu nasıl sürdüreceğiz? Ya da en temelde asırlardır değişmeyen soru; ‘’Mutluluk nedir’’ sorusunu bize sorduran ne? Yoksa hepimiz sonsuza kadar yaşamayı araştırırken, bir de sonsuza kadar mutlu yaşamanın mı peşindeyiz? Her şeyden haz almak zorunda mıyız? Mutsuzluk bir başarısızlık kaynağı mı? Yoksa vicdanını yitirmiş dünyanın vicdansız ama mutlu gözüken hallerine ortak olmak ve her ânı mutluymuş gibi herkese sunulan bir gösteri olarak konumlandırmak derdinde miyiz? Her geçen gün, sadece ülkemizde değil dünyanın pek çok yerinde artan anti-depresan kullanımı ve depresyon teşhisi ile sorumluluğun sadece bireyin kendisine, kendi başarısızlığına atıldığı; bu yüzden bireyin bu başarısızlığı gerekli çabayı yani tüketimi sağlayarak, reklamlardan öğrendiği hazır mutluluğa erişmesi ile telafi etmesi gerektiği günümüz dünyası… Sonsuza kadar haz dolu, acıdan uzak, mutluluk uyuşukluğuyla yaşamayı isteyen modern dünya… Nerede o Aristo’nun kutsal erdeminde aradığı mutluluk… Sahip olmanın hep daha fazlasına, arzu etmeninse hep daha fazla arzu etmeye vardığı ve bu yüzden hedonizmin yarattığı mutluluğun gelip geçici olduğunun farkında değil mi kimse?… Yazının Devamını Oku

Das Adam Smith Problem – Adam Smith Problemi

görsel 1

İktisadın eski ve çözülmek istenmeyen bir problemi daha var; o da Adam Smith problemi. ‘’Nereden çıktı?’’ diyecek birçok iktisat öğrencisi olabilir, malum ana akım iktisat öğrenimi içinde ben de ancak lisansüstü eğitimimde keşfettim. Hepimizin bildiği gibi Adam Smith, iktisadın babası ve önemli eseri ‘’Ulusların Zenginliği’’ eğer şansınız varsa bir eserinin daha olduğunu – ki bu eser ‘’Theory of Moral Sentiment –Ahlaki Duygular Teorisi’’- ve zaten Adam Smith’in bir ahlak filozofu olduğunu duymuş olabilirsiniz. İşte tam da hikayemiz, Ulusların Zenginliği’ nden yaklaşık 20 yıl önce yayınladığı Ahlaki Duygular Teorisi (ADT) ile Ulusların Zenginliği (UZ) arasındaki birey motivasyonları ile başlar. ADT’de Adam Smith, kişinin başkalarına karşı hislerini devreye sokar, yani birey, sadece kendi çıkarını düşünmemekte diğerlerinin mutluluğu için fedakârlık yapabilecek ve hatta kendini karşısındaki insanın yerine koyup onu anlayabilecektir yani Adam Smith, ‘’sempati’’ kavramını ortaya koymuştur.… Yazının Devamını Oku

Bir Kitap Değerlendirmesi: Faydacı Aklın Eleştirisi Üzerine- Alain Caillè

öne çıkan görsel

Hali hazırda farklı bir yazı ile uğraşırken, karşıma çıkan ve bugün sizlerle paylaşıp biraz da okumanıza vesile olmak istediğim ‘’Faydacı Aklın Eleştirisi’’ adlı kitaptan bahsetmeyi tercih ettim. İletişim’den 2007’de çıkan ve Ahmet İnsel editörlüğünde Devrim Çetinkasap tarafından çevrilmiş olan kitap, iktisadın en temel varsayımlarından/dayanak noktalarından biri olan faydacılık anlayışı üzerine etkin sorular üreten ve çözüm arayışında olan bir kitap. Tabi şunu da başta söylemek gerekir ki kitap, ‘’MAUSS’’ yani ‘’Sosyal Bilimlerde Faydacılık Karşıtı Hareket’’in 90’ların başında hazırladığı ve yeniden gözden geçirilmiş/güncellenmiş hali ile dilimize kazandırılmış, iyi de olmuş. Fransa’da ortaya çıkan hareket, sosyal bilimlerin faydacılığa indirgenmesine karşı önerilerin yanında faydacılığın ne olup ne olmadığını da kanımca akıcı ve gayet aydınlatıcı olarak ele alıyor. Sitemizi takip eden öğrenciler ve iktisat meraklıları için özellikle kitap içinde üretilen sorular ve böyle bir hareketin varlığı ve devam ettiğini bilmek, heyecan verici olabilir.… Yazının Devamını Oku

”Hayatımızdaki Ekonomi”

boooooks

Yazımı bu kez sıcak bir Denizli akşamında, terlik, şort kıvamında hafif bir rüzgar eşliğinde yazıyorum. Dolayısıyla limonatanızı yudumlarken, keyifle okuyacağınızı düşündüğüm biraz da rahat bir edayla sanki hamakta yazar gibi.

boooooks”Neden hayatımızdaki ekonomi?” ”Başka bir yerdeki ekonomiyi mi inceliyoruz burada” diye soracak olursanız bu başlığın nedeni, evet belki bu sorularla da alakalı ama biraz da YKY nın çevirdiği ”Economics For Humans” orjinal adıyla yayınlanan Julie A. Nelson kitabı.Bİraz bahsedip rahatlıkla okunabilen bir kitap olarak size bu kitabı tavsaiye etmek niyetindeyim. Başta belirtmek isterim yalnız Türkçe’ye böyle çevirilen bir başlık İnsanlar için Ekonomi olarak doğrudan çevrilse belki daha vurucu olabilirdi.Fakat, biraz da başka bir taraftan olaya bakan bir kitap ve akademisyen yazar için sanırım bu başlıkta çevirmek pek YKY nin işine gelmedi.Yazının Devamını Oku

İKTİSADIN DEĞİŞEN YÜZÜ-3 ; BİLİŞSEL YANLILIK ve 'ADAPTIVE TOOLBOX'

adaptiveBir gün bu başlığı daha köklü bir değişimle iktisadın kabuk değiştirmesi olarak yazmak niyetiyle başlıyorum.Bence iktisadın böyle bir değişime ihtiyacı var ve daha çok disiplinin bir araya geldiği etkin açıklamaları getirmeye de ihtiyacı var. Atomistik olmayı aşmak yolunda, emin adımlarla ilerliyoruz şimdilik…Ve çok daha yeni bir araştırma konusu ve kavramı olan ‘adaptive toolbox’ ı da ekliyoruz, doğrudan Türkçe çevirisine yer vermediğim ve orijinal halini kullanmayı tercih ettiğim bu kavramı, nacizane araştırmalarım neticesinde ‘bilişsel paket’ olarak adlandıracağım. Burada tabi ”Biliş nedir, iktisatta yeri nedir? ” gibi sorulara da cevap vererek, konuyu daha da aydınlatacağım.… Yazının Devamını Oku

İstanbul Semalarında Žižek … Bir ben kaldım yazmayan…

zizek (2)Evet, birkaç haftadır bir çok insan yazdı çizdi, yerden yere vurdu, bir ben kaldım yazmayan… Fakat eleştirilerimi ön plana çıkarmak yerine tuttuğum notları ve kayda dayalı detayları paylaşacağım diğer yazarlardan farklı olarak. Ne yazık ki kimileri, hangi koşullarda ve sırada neyi söylediğini atladığından, başka noktalara çekmişler konuşulanları. Üstelik Zizek, konuşmalarında, kendi ülkesinden bakarak durumu değerlendirdiği gibi birtakım açıklamaları eklese de, duymak istemeyen çok olmuş anlaşılan.

Beklentileri bir hayli kırmış Zizek anladığım kadarıyla; fakat, madem biliyordu yazarlar neden tekrar edilmesini istediler Žižek’ten onu da hiç anlamadım Gayet pozitif ve eğlenceli bir edayla Žižek, hoş bir seda olup ülkesine döndü bence, eee geriye çok da anlamsız şeyler kalmadı doğrusu. Ben kısa bir özetini geçip, takip edemediyseniz, bilginiz olsun diye bir aktarımda bulunacağım.… Yazının Devamını Oku

İKTİSADIN DEĞİŞEN YÜZÜ-2 ; BAYES-PSİKOLOJİ-İKTİSAT

olasılıksızBiraz iddialı bir başlık olsa da, sadece aklımdakileri paylaşmak niyetindeyim. Bol bol katkılarınızı bekliyorum.

Son zamanlarda bir Bayes merakı gidiyordu bende, Levent de iyi bilir, nihayet bir sonuca vardırdım bu meseleyi tabi paylaşmak da istedim doğrusu  ’Evreka’ halimi….Bayes’i açıklamadan önce bizi Bayes’e getiren -belki de zorlayan demeliyiz- koşullara ve tarihselliğe girmek istiyorum. Rasyonalite, belki yüzyıllarca tartışılan, ruh-beden iki midir bir midir yoksa ruh diye bir şey yok mu sorularıyla yükselip dursa da, şu açık ki, bilimlerin ayrışmaya başladığı aydınlanma sonrası dönemde ve politik-ekonominin, ahlak felsefesinden koptuğu, psikolojinin kendi kendini var etmeye çalıştığı yıllara gittiğimizde, karşıma çıkan ilginç anekdotlar oldu. … Yazının Devamını Oku