İktisadi Düşünce Tarihi

Cambridge Sermaye Tartışmalarına Tanıklık Etmek – 1/4

photo 1

Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Bu soruyu ben değil, 2003 yılında Journal of Economic Perspectives adlı akademik dergide yayımlanan makalelerinde A. J. Cohen ve G. C. Harcourt birlikte soruyorlar. Sahiden de, Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Şimdi de ben soruyorum. Cohen ve Harcourt’a göre, tartışmalara katılan birçok kişi artık hayatta olmadığından bu sorular geçmișin tozlu, karanlık, ıșıksız odalarının unutulmuş, örümcek ağlarıyla kaplanmış kitap raflarında kaldı. Aslında tam olarak böyle söylemiyorlar, ben biraz dramatikleștirdim. Onların açıklamalarından anlașılan tartıșmaların durduğu. Oysa bana sanki bu tartıșmalar hala devam ediyormuș gibi geldi. Bu yazıda, neden Cohen ve Harcourt ile aynı fikirde olmadığımı anlatmaya çalıșacağım. Bunu yapabilmek için birçok konuya değinmem gerekti. O yüzden de yazı uzadıkça uzadı. Sanal dünyanın alan genișliğinin hissettirdiği sanal özgürlük duygusuyla, kimi zaman konu dıșına çıkmayı da göze alarak, yazdıkça yazdım.… Yazının Devamını Oku

Akılcı İktisat ve Homo Agent

humans_evolve

“Bir iktisat teoreminin doğruluğu ve yanlışlığının nihai ölçü aracı
tecrübeden yardım almayan akıldır.”
Ludwig von Mises, İnsan Eylemi, s.811

Akılcı iktisat’ın model insanı; bugün anladığımız anlamda Homo Economicus değildir. Homo Economicus kavramı akılcı iktisatçıların kavramı değil, onun karşısındaki ekollerin yaftasının bir neticesidir. Akılcı iktisat insanı Homo Agent tür olarak görür. Yani “amaçlarına ulaşmak için nasıl hareket etmesini tercih eden insan türü” olarak…

Akılcı iktisat, insan türünü sadece bir açıdan eylemini mükemmel bir biçimde anlamlandırabilir: “Daha değerli olanı daha az olana tercih etmek”… Fakat görüldüğü gibi akılcı iktisat; değerli olanın ne olduğu hakkında tek bir ipucuna sahip olmadığı gibi daha az olanın ne olduğu hakkında da bilgi sahibi değildir. Bu bilgi eksikliği insanın biricikliğinden dolayıdır, cahil olduğumuzdan değil. Çünkü bireysel olan ne varsa biriciktir.… Yazının Devamını Oku

Şeyh Bedreddin’den Brezilyalı Topraksızlar’a Sosyalist Praksis

gorsel1

“Yolcu yollarda topraksız insanın
ve insansız toprağın feryadını duyar idi.”

Toprak, Kozmos’un karmaşık bir alt bileşeni olarak, insanın maddi varoluşunun zeminini sağlayan öğeleri barındırır. Dönüşümü ve geçişliliği olanaklı kılar. Bu olgu, birçok dini metin ve referansta yaratılış-insan ilişkisinin temelini oluşturur. Örneğin, İbranice’de Adam (Adem) – ilk insan, Kızıl Toprak anlamına gelir. Bu fiziksel bağla birlikte, verili maddi düzeni olumsuzlayıp kültürelleşen ve ussallaşan Homo Sapiens, gereksinimlerini karşılamak için toprağı işleme ve ondan beslenme Hakkına sahiptir. Ve bu Hak, ancak insanın feodal kalıntılar ve kapitalizm gibi usdışı düzenleri tarihin çöplüğüne yollayarak, toprakla barışçıl/uyumlu bir birlik oluşturmasıyla bazıları için değil Herkes için Hak olarak gerçek kavramına yakınlaşabilecektir.

Ben gayri zuhur ve huruç edeceğim
Toprak adamları toprağı fethe gideceğiz.
Ve kuvvetli ilmi, sırrı tevhidi gerçeklendirip
biz milletlerin ve mezheplerin kanunlarını
iptal edeceğiz…

Sosyalist-komünist fikirlerin tohumlarının günümüzden yüzlerce yıl önce atıldığını biliyoruz.… Yazının Devamını Oku

Arkeolojik Kalıntılar ve Tarihsel Veriler Işığında: Praksiyoloji Bilimi

serkan_kiremit

“Tarihsel bilimlerin konusu geçmiştir. İnsan eylemleri için, yani,
gelecektekiler için de geçerli hiçbir şey söyleyemez.
Tarihin çalışılması insanı akıllı ve sağduyulu yapar.
Fakat bizzat kendisi somut işleri yapmakta kullanılabilecek
bir bilgi ve yetenek vermez.”
Ludwig von Mises, İnsan Eylemi, s.34

Praksiyoloji bilimi net ve açık ifadeyle genel insan eylemleri bilimidir. Praksiyoloji bilimi insan eylemlerinin evrensel ve zamanlar üstü tarihidir. Praksiyoloji bilimi insanı Homo Sapiens Sapiens (Düşündüğünün üstüne düşünebilen insan türü) olarak değil, HOMO AGENT (Amaçlarına ulaşmak için nasıl hareket etmesini tercih eden insan türü) olarak görür. Praksiyoloji bilimine göre eylemsizlik durumu yani ulaşılması en mümkün olan şeye dahi kılını kıpırdatmamak HOMO AGENT insan türünün amaçlarına ulaşmak için kullandığı bilinçli eylem seçimidir. Kısaca karşı duran bir iradi-eylem aracını kullanan kişi de HOMA AGENT türdür.… Yazının Devamını Oku

Rothbard’tan Hayek’e: “Fuck You!!”

hayek-and-rothbard-1976-smaller

Bir süre önce, dosyaları karıştırırken elime Friedrich Hayek’in “Two Types of Mind” adlı makalesinin fotokopisi geçti. Fotokopiyi zamanında Mises Enstitüsü’ndeyken çekmiştim. Mises Enstitüsü, Avusturya iktisatçısı Ludwig von Mises’in adını taşıyan ve Alabama’da bulunan liberal bir düşünce kuruluşu. Fotokopiyi çekmemin nedeni, makalenin üzerinde Murray Rothbard’ın notlarının olmasıydı. Bir iktisatçının başka bir iktisatçı hakkındaki düşüncelerini onun makalelerinden ya da kitaplarından okuyarak öğrenebilirsiniz. Ama özel notlarını, hem de hayli açık olanlarını bulup okumak ender gerçekleşen bir şeydir.

Notları bulmam tesadüfen oldu. O esnada ilgilendiğim bir şey için Hayek’in makalesi lazım olunca kütüphaneye gittim. Makalenin olduğu kitabı raftan aldığımda, kitabın Rothbard’a ait olduğunu gördüm. Ön kapağın arkasında kitabın Rothbard koleksiyonuna ait olduğunu gösteren bir çıkartma vardı. Tesadüf eseri Rothbard da benim aradığım makaleyi okumuş ve üzerine notlar almıştı.… Yazının Devamını Oku

Dinlerin Faize Bakışı*

fatih_vural_yazı__1

Tanah, Tevrat ve Zebur’u kapsayan, Hristiyan ve Yahudilerce kutsal sayılan bir kitap. Eldeki mevcut en eski Antik Yunanca çevirisine Septuaginta deniyor. M.Ö. 200-300 arasına tarihlendiriliyor. Burada faiz için kullanılan kelime tokos (τόκος). James Strong, kelimenin İbranice tawek (תּוך)’ten dönüşmüş olduğunu yazmış. O yazdıysa doğrudur. “Eziyet, baskı, boyunduruk anlamına gelir” demiş. Septuaginta’dan daha eski olan Tevrat (Torah, Pentateuk) ise faiz için iki farklı kelime kullanmış. İlki neşek (נשך), “ısırılmış” anlamına geliyor. Diğeri de tarbit (תרבות), günümüz İbranicesi’nde ribbit (ריבית) olmuş. “Çoğalma” anlamına geliyor (1). Arapça’daki riba (ربا) ile aynı kökten geliyor olmalı.

Kutsal metinlerdeki faiz yasağının, darda kalanı zengine karşı korumayı amaçladığı açıktır. Fakat Talmud’da (Yahudi medeni kanunlarını kapsayan kitap) gentillerden (Yahudi olmayanlar) faiz alma konusunda bir açık vardır.… Yazının Devamını Oku

Adam Smith’in Ahlaki Duyguların Kuramı Adlı Eserinde Doğa ve Ahlak İlişkisi Üzerine [*]

I. Adam Smith’in Ahlaki Duyguların Kuramı[1] adlı eseri nasıl okunmalıdır?

Ahlak bazen tehlikeli olabilir. Evrensel, ideal, nesnel ahlak kurallarının peşinde koşarken, farklı yaşam seçeneklerini, kültürleri ve çeşit çeşit insani deneyimi göz ardı edebiliriz. Ahlak kurallarını evrensel bir zemine oturtmanın zorluğu da farklı kültürler ve yaşam tarzları hakkında bilgimiz/görgümüz arttıkça karşımıza çıkar. Fakat gelin görün ki sanki doğa “sabit” gibidir. İşte tam bu noktada ahlak kurallarına evrensellik iddiası katmaya çalışan bazı filozoflar doğaya göndermelerde bulunmaya ve bu sayede ahlak anlayışlarının haklılığını göstermeye meyyaldirler. İşte bu temayüle Adam Smith iyi bir örnek olarak durmaktadır.

Ahlaki Duyguların Kuramı adlı kitaba baktığımızda, Smith’in bazı duyguların ahlaki olduğunu varsaydığını ve kitabın amacının da bu duyguları derli toplu ifade edecek bir kuramın oluşturulması olduğunu görürüz. Lakin kitabın başlığı “kuram” dese de, kitap aslında ahlaki davranışlarla ilgili “gözlemler”den oluşmaktadır.… Yazının Devamını Oku

Avusturya İktisat Okulu Problemi Çözüyor: İslam Neden Geri Kaldı?

serkan_kiremit_30temmuz

“Allah, alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır.”

-Bakara suresi 275.ayet

Ekonomik açıdan iki tür yol vardır. İlki insan doğasını ve hür tercihlerini ortaya koyabilecek sistem olan özel mülkiyet altında karşılıklı yardımlaşmaya dayanan iş bölümü toplumu, ikincisi ise ilk sistemden elde edilmiş metayı yani ganimeti zorbalıkla paylaşma, bölüşme ve yağmalama sistemidir.… Yazının Devamını Oku

Ekonomi Biliminin Hegemonyası

Homo Oeconomicus 2

İktisatçılar, insanların ekonomik davranışlarını araştırırken, kurdukları önermelerin saf bilimsel olması kaygısını taşıyan uzmanlardır. Burada bilimsellik, tekrarlanabilen olgu ve olaylar için, ölçülebilirliği ve sınanabilirliği içeren, zaman ve mekan ayrımı gözetmeksizin geçerli davranış ilkelerini ve yasaları belirleme anlamına gelmektedir. İktisatçılar (ya da ekonomi bilimi) bu evrensel (!) ilke ve yasalara ilişkin önermeleri kurarken, bir anlamda araştırma nesnesi olan insanın irrasyonel (ruhsal, kültürel, politik vs.) yönlerini ‘ceteris paribus’ kalıbının içinde tutmaktadır. Bu doğrultuda ekonomi bilimi doğa bilimleriyle benzeşme çabasını içermektedir; ancak, bir yandan da insana özgü olan duygular, değerler ve anlayışların araştırıldığı diğer sosyal bilimlerin varlığı söz konusudur.… Yazının Devamını Oku

Bentham ve Eşcinsellik

Jeremy_Bentham_by_Henry_William_Pickersgill_EKLE

LGBTİ bu hafta 23. Onur Haftası’nı kutluyor. Bu pazar günü de Taksim’de 13. Onur Yürüyüşü yapılacak. Ancak bunlar olmadan önce, Yeni Şafak gazetesi yazarı Hayrettin Karaman bu etkinlikler vesilesiyle İbadet Açık, Kabahat Gizli Olacaktır başlıklı bir yazı yazdı. Bireysel özgürlükler açısından bakıldığında Karaman’ın düşüncelerini hayli dehşet verici buldum. Yazısında Karaman eşcinsellerin kendi cinsiyetlerini özgürce yaşamalarını toplumun ahlâkına karşı açılmış bir savaş olarak görüyor ve bu savaşta eşcinsellere gösterilecek tepkileri meşru sayıyor. Burada Karaman özgürlük isteğini “savaş” kelimesiyle ilişkilendiriyor. Üstelik eşcinsellere yasal haklar tanınmasına karşı çıkıyor ve hükümetlerin toplumdaki bazı kesimleri bireysel özgürlüklerden mahrum bırakmasını meşru ve gerekli görüyor.… Yazının Devamını Oku