İktisat Eğitimi ve Bölümleri

Erasmus Değişim Programları: Bol alkol, geçilemeyen dersler, uzatılan okullar…

Sağ olsun Ekrem dün bir isyan bayrağı çekti. Ben de bugün onun bayrağının yanına bir başka bayrak çekmek niyetindeyim: Erasmus değişim programları!

Google’a bu işin amacı nedir diye sorduğumda önce nazlandı “Git Binali Yıldırım’a sor” dedi ama sonra ikna etmeyi başardım. Çıkan sonuçlarda şöyle bir şeyle karşılaşıyorsunuz:

Programın amacı Avrupa Birliği ülkeleriyle aday ülkelerin yüksek öğretim kurumları arasındaki işbirliğini teşvik edip geliştirerek yükseköğretimde Avrupa boyutunu ön plana çıkarmaktır. Bu amaçla Erasmus programı kapsamında her yıl binlerce öğrenciye ve öğretim görevlisine eğitim ve öğretim faaliyetlerinin bir kısmını yurtdışında geçirme imkanı tanınmakta, bunun yanında ortak araştırma projeleri, yoğun programlar, müfredat geliştirme çalışmaları ve Avrupa çapında Tematik Ağların finansmanı sağlanmaktadır. Erasmus eylemi oluşturulurken hedefler arasında Avrupa’da yüksek öğrenimin kalitesini arttırmak, farklı kültürler ve yaşam biçimlerine karşı toleranslı yaklaşabilme becerisini geliştirmek ve dünyanın en rekabetçi ekonomileri arasında Birlik olarak yer alabilmek için küreselleşme sürecinde istihdam piyasasının niteliklerine uygun eleman yetiştirebilmek amaçlanmıştır.

Yazının Devamını Oku

Niyet ve Referans Mektupları Hakkında


Geçtiğimiz ay İsveç başvuruları ile ilgili yazıma ek olarak bu ay yurt dışı başvurularının en önemli belgelerinden olan niyet mektubu ve referans mektubu yazımından bahsedeceğim. Hiç şüphesiz farklı ülkelerden onlarca aday ile mülakat yapmanın zorluğunu ve bu mülakatlardaki adayların verimliliklerini düşünürsek başvurulan okuldan “Canım niyetin ne senin? Anlat hadi bir yazıyla” demesinin çok mantıklı olduğunu görürüz. Niyet mektubu yazmak her ne kadar kolay olsa da diplomatik kıvraklık isteyen bir iş…… Yazının Devamını Oku

Mark Skousen – İktisadî Düşünce Tarihi (Modern İktisadın İnşası): Bilgi Yanlışları ve Çarpıtmalar (2)

skouseninterview

Bu yazıda Marx’a ait bölümdeki yanlış ve çarpıtmalardan bahsedeceğim. (Yazının ilk bölümü burada.)

Öncelikle şunu ifade edelim: Bir liberalin Marx’ı eleştirmesi gayet doğaldır, Marx eleştirilemez değildir. Hatta zaman zaman Marx’ın fikirlerinin kendisi kapitalizmin nihaî analizini yapmış ve bu konuda son sözü söylemiş gibi sunulması ve böylece aşırı derecede dogmatikleştirilmesi söz konusu olduğunda, Marx’ın teorilerindeki kusurları göstermek gereklidir. Bu teorileri “düzgün şekilde” öğrenmeye heves eden öğrenciler de bunların doğrularını ve eksikliklerini birlikte öğrenmeliler.

Ancak Skousen’ın kitabında buna yönelik bir şey bulmak mümkün değil. Marx’la ilgili bölümde ilk olarak Marx’ın özel hayatı alaycı bir dille ve yer yer çarpıtılarak aktarılıyor. Böylece okuyucu daha en başta Marx’ı kişisel açıdan sorunlu bir insan olarak görmeye başlıyor. Bu kısımlar maalesef önyargı uyandıracak şekilde yazılmış. Gerçi arada bazı ufak tefek övücü sözler söyleniyor, ama yazılanların üslubundan amacın Marx’ı küçük düşürmek olduğu anlaşılıyor.… Yazının Devamını Oku

Mark Skousen – İktisadî Düşünce Tarihi (Modern İktisadın İnşası): Bilgi Yanlışları ve Çarpıtmalar (1)

totempoll010200

Ne zamandan beridir Mark Skousen’ın “İktisadî Düşünce Tarihi” (Modern İktisadın İnşası) kitabı hakkında yazmak istiyordum. Hem etrafımdan işittiklerimden hem de siteye bırakılan kimi yorumlardan anladığım kadarıyla Skousen’ın kitabı oldukça beğenilen bir kitap. 2003 yılında ilk çıktığında kitabı ben de okumuş ve beğenmiştim; fena değildi, hatta beni sıkmayan ilk iktisat tarihi kitabıydı. Ama ilgilendiğim konular hakkında zamanla daha fazla okudukça kitap hakkındaki fikrimi yavaş yavaş değiştirdim.

Kitabı ilk okumaya başladığınızda üslubu ve konuları ele alış tarzı hoşunuza gidiyor. İktisat tarihi kitaplarının ne kadar sıkıcı olduğu düşünüldüğünde, bu kitap diğerlerinin arasından hemen sıyrılıyor. Konular anlatılırken önce iktisatçıların özel yaşamlarından ve yer yer “garip” kişisel özelliklerinden bahsediliyor, sonra bu iktisatçıların teorileri basit bir dille anlatılıyor. Bölüm aralarına yerleştirilen kutucuklarda da diğer ilgi çekici konular hakkında bilgiler veriliyor.… Yazının Devamını Oku

Murat Çokgezen Röportajı – 2

Bir diğer sorum da hocam, yeni açılan özel üniversiteler ve devlet üniversitelerindeki durumla ilgili. Durum iki tarafta da aynı. Yani iktisat ve işletme bölümleri hemen açılıyor. Bir masa, bir hoca, tamam. Bu konu hakkındaki düşünceleriniz, iktisat eğitiminin kalitesi bağlamında, nelerdir hocam?

Tabii bu şekilde açılan üniversitenin eğitimi de ona göre oluyor. Bu şekilde oradan yetişen adam işe yaramıyor, bu yüzden bunlara talep de düşük oluyor. Herkes belirli, kurumlaşmış yerleri tercih ediyor. Ama bu okullar da isteniyor, ben bunu da tartışamam. Yani vatandaş ben kötü iktisat eğitimi istiyorum diyorsa ne yapacaksın? Biraz önce de söyledim, adam ben Serçe’ye binmek istiyorum diyor, biz ise yok, illa Cadillac’a bineceksin diyoruz. Bırak, adam neye istiyorsa ona binsin. Yeter ki neye bindiğini bilsin. Burada önemli olan, eğitim kaliteleri arasındaki farkın vergi veren kişiler tarafından bilinmesi.… Yazının Devamını Oku

Murat Çokgezen Röportajı – 1

Murat hocamızı Homoekonomikus ve Ekonomiturk‘teki yazılarından takip ediyorsunuzdur mutlaka. Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü’nde doçent olarak görev yapan Murat Çokgezen teklifimizi kırmayarak bizimle görüşmeyi kabul etti. Kendisiyle İstanbul’da bir kafede oturup cheese cake ve kahve eşliğinde gerçekleştirdiğimiz sohbetimizi, geç de olsa sizlere sunabilmenin haklı gururunu yaşıyoruz! İlk parça bu hafta, devamı da çok yakında! Keyifli okumalar…

Sanıyorum şimdi soracağım soru sizi bir şekilde tanıyan ve yazılarınızı takip eden herkesin merak ettiği bir sorudur. Akademisyenliğe nasıl karar verdiniz? Bu süreç nasıl başladı?

Sanıyorum hikâyemi yüksek lisans yıllarında aldığım bir dersten başlatabilirim. O zaman aldığım bir derse kamu üniversitelerinin bir kısmında olduğu gibi dersin hocası değil, asistanı giriyordu. Ama akıllı bir çocuktu, etkilemişti beni, matematik dersleri veriyordu. O yüzden matematiğe merak sarmıştım. Herhalde onun sayesinde oldu, onun çok etkisi vardır.… Yazının Devamını Oku

GSM Firmalarında Ücretlendirme: Kişisel Bir Araştırma


Yaklaşık 6 aydır aktif olarak kullandığım Turkcell hattımın her ay gelen faturalarındaki artıştan yola çıkarak Avea ve Vodafone ile karşılaştırmalı bir araştırma yaptım ve şöyle bir sonuç ortaya çıktı:
.
Ayda, en yoğun konuştuğum dönemde bile, yaklaşık olarak 8.000sn’lik (Turkcell+ Sabit Hat + Diğer Operatörler) bir görüşme yapmışım. Bu görüşmenin karşılığı olarak 28,61TL (vergiler hariç) ödemede bulunmuşum. (Vergiler ve SMS’lerle beraber her ay ortalama 85-90TL ödüyor(d)um)
.
Oysa bunun yerine Vodafone Cep Kamu 20 paketine geçseydim (ailenizde bir yakınınız kamu çalışanıysa ya da emekliyse geçebiliyorsunuz) bu görüşme için ödeyeceğim ücret vergiler dahil 20TL olacaktı ve numaramı Turkcell’den taşıdığım için bir de ilk 6 ay boyunca 7200sn (120dk) fazladan yani toplamda 14.400sn (240dk) görüşebilecektim. Bu şu demek, Turkcell’den yaklaşık 60TL’ye yapacağım görüşmeyi Vodafone’dan 20TL’ye yapabilirim.… Yazının Devamını Oku

Cogito’dan Darwin Sayısı

321700

Cogito dergisinin son çıkan sayısının tamamı Darwin’e ayrılmış. 460 küsur sayfalık büyük boy dergide şimdiye dek okuduğum kısımlar arasından en beğendiğim Kahraman İpekdal ve Şafak Mert imzalı “Biyolojik Evrim ve Evrim Kuramı” yazısı oldu. Basit ve sıkıcı olmayan bir üslupla yazılmış. Dergideki yazıların listesi şurada. Meraklılara Tübitak’ın popüler bilim kitapları serisinden çıkan Alan Moorehead’in “Darwin ve Beagle Serüveni” adlı kitabı da tavsiye ederim. (Kitabın linki şurada.)

Dergide “Osmanlı Darwinizmi” adlı yazısında Mehmet Ö. Alkan şöyle yazıyor:

Osmanlı literatüründe, Darwin’e ve evrimci kuramlara yönelik olarak Batı’da olduğu gibi ani ve kurumsal bir dinî reddediş görülmemiştir. 1860’lardan itibaren yayınlara baktığımızda, daha çok anlamaya yönelik mesafeli bir çaba dikkat çeker. Özellikle II. Meşrutiyet döneminde, doğa bilimlerinin gelişmediği bir ortamda bu konuda yapılan tartışmalar, özgün olmaktan ziyade elbette takip edilen Batılı kaynaklar üzerinden yürütülmektedir.Yazının Devamını Oku

Kitap Tavsiyeleri

Zamanında okuduğum bazı kitaplardan karışık bir liste yaptım. İktisat meseleleriyle borsa tahminleri, faiz oranları, dış ticaret hadleri gibi günübirlik yüzeysel analizlerin ötesinde ilgilenmek isteyenler listede kendilerine ilgi çekici gelebilecek bazı kitaplar bulabilirler sanırım. Araya doğrudan iktisatla ilgili olmayan birkaç kitap da ekledim. Hayek’i pek sevmem, ama şu hususta tamamıyla haklı: sadece iktisatçıdan ibaret olan biri iyi bir iktisatçı dahi değildir.

* * *

İktisat Düşünürleri, Robert Heilbroner, Çev. Ali Tartanoğlu, Dost Kitabevi.

En tanınmış iktisadî düşünce tarihi kitabı. Orijinal ismi “The Wordly Philosophers” (Dünyevi Filozoflar). Kitapta Smith, Marx, Veblen, Keynes ve Schumpeter gibi iktisatçılardan bahsediliyor ve Neo-klasik ya da diğer ana akım iktisat okulları yer almıyor. 279 sayfa; okuması kolay, sıkmayıcı bir üslubu var. Piyasadaki çok az sayıdaki düzgün iktisat tarihi kitabından biri.… Yazının Devamını Oku