İktisat Tarihi

Akılcı İktisat ve Homo Agent

humans_evolve

“Bir iktisat teoreminin doğruluğu ve yanlışlığının nihai ölçü aracı
tecrübeden yardım almayan akıldır.”
Ludwig von Mises, İnsan Eylemi, s.811

Akılcı iktisat’ın model insanı; bugün anladığımız anlamda Homo Economicus değildir. Homo Economicus kavramı akılcı iktisatçıların kavramı değil, onun karşısındaki ekollerin yaftasının bir neticesidir. Akılcı iktisat insanı Homo Agent tür olarak görür. Yani “amaçlarına ulaşmak için nasıl hareket etmesini tercih eden insan türü” olarak…

Akılcı iktisat, insan türünü sadece bir açıdan eylemini mükemmel bir biçimde anlamlandırabilir: “Daha değerli olanı daha az olana tercih etmek”… Fakat görüldüğü gibi akılcı iktisat; değerli olanın ne olduğu hakkında tek bir ipucuna sahip olmadığı gibi daha az olanın ne olduğu hakkında da bilgi sahibi değildir. Bu bilgi eksikliği insanın biricikliğinden dolayıdır, cahil olduğumuzdan değil. Çünkü bireysel olan ne varsa biriciktir.… Yazının Devamını Oku

Şeyh Bedreddin’den Brezilyalı Topraksızlar’a Sosyalist Praksis

gorsel1

“Yolcu yollarda topraksız insanın
ve insansız toprağın feryadını duyar idi.”

Toprak, Kozmos’un karmaşık bir alt bileşeni olarak, insanın maddi varoluşunun zeminini sağlayan öğeleri barındırır. Dönüşümü ve geçişliliği olanaklı kılar. Bu olgu, birçok dini metin ve referansta yaratılış-insan ilişkisinin temelini oluşturur. Örneğin, İbranice’de Adam (Adem) – ilk insan, Kızıl Toprak anlamına gelir. Bu fiziksel bağla birlikte, verili maddi düzeni olumsuzlayıp kültürelleşen ve ussallaşan Homo Sapiens, gereksinimlerini karşılamak için toprağı işleme ve ondan beslenme Hakkına sahiptir. Ve bu Hak, ancak insanın feodal kalıntılar ve kapitalizm gibi usdışı düzenleri tarihin çöplüğüne yollayarak, toprakla barışçıl/uyumlu bir birlik oluşturmasıyla bazıları için değil Herkes için Hak olarak gerçek kavramına yakınlaşabilecektir.

Ben gayri zuhur ve huruç edeceğim
Toprak adamları toprağı fethe gideceğiz.
Ve kuvvetli ilmi, sırrı tevhidi gerçeklendirip
biz milletlerin ve mezheplerin kanunlarını
iptal edeceğiz…

Sosyalist-komünist fikirlerin tohumlarının günümüzden yüzlerce yıl önce atıldığını biliyoruz.… Yazının Devamını Oku

Arkeolojik Kalıntılar ve Tarihsel Veriler Işığında: Praksiyoloji Bilimi

serkan_kiremit

“Tarihsel bilimlerin konusu geçmiştir. İnsan eylemleri için, yani,
gelecektekiler için de geçerli hiçbir şey söyleyemez.
Tarihin çalışılması insanı akıllı ve sağduyulu yapar.
Fakat bizzat kendisi somut işleri yapmakta kullanılabilecek
bir bilgi ve yetenek vermez.”
Ludwig von Mises, İnsan Eylemi, s.34

Praksiyoloji bilimi net ve açık ifadeyle genel insan eylemleri bilimidir. Praksiyoloji bilimi insan eylemlerinin evrensel ve zamanlar üstü tarihidir. Praksiyoloji bilimi insanı Homo Sapiens Sapiens (Düşündüğünün üstüne düşünebilen insan türü) olarak değil, HOMO AGENT (Amaçlarına ulaşmak için nasıl hareket etmesini tercih eden insan türü) olarak görür. Praksiyoloji bilimine göre eylemsizlik durumu yani ulaşılması en mümkün olan şeye dahi kılını kıpırdatmamak HOMO AGENT insan türünün amaçlarına ulaşmak için kullandığı bilinçli eylem seçimidir. Kısaca karşı duran bir iradi-eylem aracını kullanan kişi de HOMA AGENT türdür.… Yazının Devamını Oku

Rothbard’tan Hayek’e: “Fuck You!!”

hayek-and-rothbard-1976-smaller

Bir süre önce, dosyaları karıştırırken elime Friedrich Hayek’in “Two Types of Mind” adlı makalesinin fotokopisi geçti. Fotokopiyi zamanında Mises Enstitüsü’ndeyken çekmiştim. Mises Enstitüsü, Avusturya iktisatçısı Ludwig von Mises’in adını taşıyan ve Alabama’da bulunan liberal bir düşünce kuruluşu. Fotokopiyi çekmemin nedeni, makalenin üzerinde Murray Rothbard’ın notlarının olmasıydı. Bir iktisatçının başka bir iktisatçı hakkındaki düşüncelerini onun makalelerinden ya da kitaplarından okuyarak öğrenebilirsiniz. Ama özel notlarını, hem de hayli açık olanlarını bulup okumak ender gerçekleşen bir şeydir.

Notları bulmam tesadüfen oldu. O esnada ilgilendiğim bir şey için Hayek’in makalesi lazım olunca kütüphaneye gittim. Makalenin olduğu kitabı raftan aldığımda, kitabın Rothbard’a ait olduğunu gördüm. Ön kapağın arkasında kitabın Rothbard koleksiyonuna ait olduğunu gösteren bir çıkartma vardı. Tesadüf eseri Rothbard da benim aradığım makaleyi okumuş ve üzerine notlar almıştı.… Yazının Devamını Oku

Dinlerin Faize Bakışı*

fatih_vural_yazı__1

Tanah, Tevrat ve Zebur’u kapsayan, Hristiyan ve Yahudilerce kutsal sayılan bir kitap. Eldeki mevcut en eski Antik Yunanca çevirisine Septuaginta deniyor. M.Ö. 200-300 arasına tarihlendiriliyor. Burada faiz için kullanılan kelime tokos (τόκος). James Strong, kelimenin İbranice tawek (תּוך)’ten dönüşmüş olduğunu yazmış. O yazdıysa doğrudur. “Eziyet, baskı, boyunduruk anlamına gelir” demiş. Septuaginta’dan daha eski olan Tevrat (Torah, Pentateuk) ise faiz için iki farklı kelime kullanmış. İlki neşek (נשך), “ısırılmış” anlamına geliyor. Diğeri de tarbit (תרבות), günümüz İbranicesi’nde ribbit (ריבית) olmuş. “Çoğalma” anlamına geliyor (1). Arapça’daki riba (ربا) ile aynı kökten geliyor olmalı.

Kutsal metinlerdeki faiz yasağının, darda kalanı zengine karşı korumayı amaçladığı açıktır. Fakat Talmud’da (Yahudi medeni kanunlarını kapsayan kitap) gentillerden (Yahudi olmayanlar) faiz alma konusunda bir açık vardır.… Yazının Devamını Oku

Avusturya İktisat Okulu Problemi Çözüyor: İslam Neden Geri Kaldı?

serkan_kiremit_30temmuz

“Allah, alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır.”

-Bakara suresi 275.ayet

Ekonomik açıdan iki tür yol vardır. İlki insan doğasını ve hür tercihlerini ortaya koyabilecek sistem olan özel mülkiyet altında karşılıklı yardımlaşmaya dayanan iş bölümü toplumu, ikincisi ise ilk sistemden elde edilmiş metayı yani ganimeti zorbalıkla paylaşma, bölüşme ve yağmalama sistemidir.… Yazının Devamını Oku

Deniz Feneri Projesi’ne Doğru: Bir İktisadî Bilinç Akışı Denemesi

Virginia Woolf (1882-1941) Kaynak: http://hu.wikipedia.org/wiki/Virginia_Woolf

Bir iş toplantısında düşüncelerimizin başka yerlere kayması sık rastlanan bir durumdur. Fakat, iktisadî konuların tartışıldığı toplantılarda romanları düşünmek herhalde ҫok fazla kişinin başına gelmemiştir. Benim sık sık başıma gelen bu durumun bir hastalık sayılabileceği olasılığını aklıma getirmek istemiyorum. Geride bıraktığımız 2014 yılının Kasım ayında Paris’te düzenlenen, deniz fenerlerinin inşâsına, işletilmesine ve bakımına mali destek sağlanmasının tarihini iktisadi bir perspektiften ele alan projenin (http://lighthouse.hypotheses.org) ilk toplantısında, aklıma Virginia Woolf’un Deniz Feneri adlı romanı düştü. Önce, orijinal başlığı To The Lighthouse olan romanın Türkҫeye neden Deniz Fenerine ya da Deniz Fenerine Doğru değil de, Deniz Feneri şeklinde ҫevrildiğini düşünür buldum kendimi. Çok geҫmeden romandan satırlar, kimi zaman konuşmacıları takip etmemi dahi zorlaştıracak şekilde beynimi istila etmeye başladı.

“Evet, yarın hava iyi olursa, elbette,” dedi Mrs.

Yazının Devamını Oku

MICHAEL SHERMER, ATİLLA YAYLA VE ANARKO-KAPİTALİST İKTİSAT-2

Cesur-Adam-300x201

“Orman kanuna geri götüren şey kesinlikle devletçiliktir –çatışmaya, uyumsuzluğa, sınıf mücadelesine, fetih ve herkesin herkese karşı savaşına ve genel yoksulluğa geri gidiş. Karşılıklı hizmetler içinde barışçıl rekabet mücadelesinin(Mübadelesinin) yerine, devletçilik; hesaplama kaosları ve politik imtiyaza ve asgari geçime dayalı Sosyal-Darwinist rekabetin ölümcül mücadelesini ikame eder. ”(MURRAY ROTHBARD, İnsan, İktisat ve Devlet, s.1127-1128)

Çoğunlukla insanlar kötü deneyimlere göre hareket ederler. Başlarından geçen kısmetsizlikler ve kötümser ilişkiler, doğa için normal karşılansa da insanların mantıklarında negatif çağrışımlar olarak algılanırlar. Duygusal kırgınlıklar bazen insanın gözünü ve muhakemesini kör eder. İyisi ve daha varken hemen baştan reddederler. Düşünceyi sonuna kadar düşünemezler. Bir yerlere takılıp kalırlar. Ve hatta çoğunlukla oldukları yerde patinaj çekmeye başlarlar. Pasifleşirler, ilgisiz kalırlar. Daha kötüsü artık onları bazı entelektüel şeyler heyecanlandırmaz. Tıkanırlar, tükenirler, olayları anlayamaz ve kavrayamazlar.… Yazının Devamını Oku

Ludwig Von Mises'in Metodolojisi: Dün, Bugün ve Daima

“Dar kafalı insanlar sürekli olarak kendileri gibi
düşünmeyenlerle aralarındaki farklara kafayı takarlar.”
İnsan Eylemi, Mises, Liberte Yayınları, s.7.

Modern İktisatçıların, Mises’in çalışmalarını anlamak için kılı kırk yarmak bir kenara, onun iktisattan ne anladığına dair en ufak bir bilgileri bile yoktur. Bütün suçlu herhalde Mises’in garip metodolojisi veya onu takip eden bir avuç tuhaf delirmiş kişiler olmayacağı gibi, iktisatçıların Mises’i anlamak istememeleri veya onu görünmeyecek bir köşeye saklamak istemeleri de olamaz. Nedir öyle ise Mises’i pas geçmek? Bu sorunun tek bir cevabı yok. En basit anlatımla şöyle: Mises çağının ruhunu değil, sadece gerçeğin ve doğrunun ruhunun peşinde koşmuştur. Mevkii, para ve şöhretin değil, hümanist entelektüel bilgi aşkı ve bunun yayılmasının arzusundaydı. Böylelikle Mises yaşadığı çağın nimetlerinden bilinçli bir şekilde yararlanamamıştır. Ve onun peşinden giden çırakları ve öğrencileri de birçok kürsüden, sosyeteden, ödüllerden ve sürekli gelirlerden mahrum bırakılmıştır.… Yazının Devamını Oku

İktisat ve İktisatçı

crss-crtn

 Aslında gücü elinde bulunduranların kibirlerine karşı bir meydan okuma olan iktisat gerçeğine dikkat edilmezse, iktisadi düşünceler tarihini anlamak mümkün değildir. Bir iktisatçı asla demagogların ve otokratların favorisi olamaz. Onlara göre iktisatçı daima sorun çıkarandır. Ve içten içe iktisatçıların itirazlarının tutarlı olduğuna ne kadar çok inanırlarsa, ondan o kadar çok nefret ederler.

 Mises, İnsan Eylemi, s.67

İktisat bilgisi aydınlanma döneminin bir disiplinidir. İktisat, insan aklı ile insan eylemlerinin birbirini sürekli desteklediği, içerisinde birçok evrensel kuralın olduğu bir bilimdir. Bu bilim fen bilimlerindeki gibi deneye ve matematiğe ihtiyaç duymadan, sadece her insanda mevcut olan “insan davranışları ile mantığın” iç içe geçtiği bir sosyal bilimdir. Fen bilimleri cansız varlıkların veya aklın dışlandığı ama içgüdülerin yönettiği hayvan ve bitkiler dünyasını inceler. Oysa sosyal bilimler insan davranışlarının mantık çerçevesinde incelendiği, içinde “insan varoluşu” olan bir bilim türüdür.Yazının Devamını Oku