İktisat Tarihi

İktisatta Yöntem ve Kötü Çeviri

pic1260199004r515475

İktisat tarihi ile uğraşanların yakından tanıdığı bir isim olan Mark Blaug’un “The Methodology of Economics” adlı kitabı Türkçeye çevrilmiş. (Yayınevinin sitesi şurada.) Bu türden kitapların Türkçede bulunmaması büyük eksiklik – özellikle de bu konulara hevesli, ama İngilizce bilmeyen ya da dili yetersiz olan öğrenciler için.

Kitap İngilizce aslından daha büyük boyutta. Yazı karakteri hariç, sayfa tasarımında kitabın aslına sadık kalınmış. Sayfalar beyaz kağıda basılmış. Bence kitap bu hâliyle İngilizcesinden daha kaliteli basılmış. Ama maalesef çeviri konusunda olumlu şeyler söyleyemeyeceğim.

Son zamanlarda Avusturya Okulu’yla uğraştığım için kitabı elime alır almaz Avusturya İktisadı’yla ilgili kısımlara bakayım dedim. Baktığım yerler kitapta toplam 2.5 sayfa tutuyor. Ama bu kadar az yerde bile kötü çevirilere rastladım. Aslına sadık özenli bir baskıda böylesine çeviri hataları bir hayli hayal kırıcı olmuş.… Yazının Devamını Oku

Zenginliğin Kaynağı

Marx hakkında yapılan yanlışlardan biri, onun emeği zenginliğin ya da servetin tek kaynağı olarak kabul ettiğidir. Bu yanlış, özellikle sosyalizm ile ilgili tartışmalarda, Marx’ı ve sosyalizmi eleştirenler tarafından (ve tabii liberaller tarafından da) sürekli olarak ileri sürülür. Aynı yanlışa sosyalistlerde de rastlanır. Oysa Marx bu konuda hiç de böyle düşünmez. İki yerden yapacağımız alıntılarla bunu kanıtlayalım:

İlk olarak Kapital’in ilk cildinden:

Kullanım-değerleri, ceket, keten bezi, vb., yani metaların madde olarak varlıkları, iki öğenin birleşmesinden meydana gelir: madde ve emek. Bunlar üzerinde harcanan yararlı emeği kaldırırsak, geriye, insanın yardımı olmaksızın doğa tarafından konmuş olan maddî tortu kalır. İnsan, ancak tıpkı doğanın yaptığı gibi iş görür, yani maddenin biçimini değiştirir. Ne var ki, bu biçim değiştirme işinde doğal güçler kendisine durmadan yardım eder.Yazının Devamını Oku

AVUSTURYA OKULU’NUN DOĞUŞU: CARL MENGER

1871 yılının ilkbahar ayında Albert Schäffle Viyana Üniversitesi’ndeki profesörlük işini bırakarak Kont Hohenwart kabinesinde maliye bakanlığı görevini üstlendi. Schäffle’in kariyeri açısından bu pek uygun bir karar sayılmazdı, zira üzerinden bir sene geçmeden kabine düştü ve kendisi işsiz kaldı. Schäffle hayatının geri kalanı boyunca bir daha ne akademik görevde ne de devlet görevinde bulundu. Yine de kabinede geçirdiği birkaç ay kendisine ömür boyu sürecek bir emekli aylığı bağlanmasına yetmişti.

Ancak Schäffle’in bu kararı o dönem 31 yaşındaki genç bir ekonomi muhabiri olan Carl Menger’in ileride işine yarayacaktı. 1840 yılında doğan Menger üniversitede hukuk ve siyaset bilimi okumuş, 1867’de hukuk doktorası almıştı. Bunun takip eden dört sene boyunca Viyana’nın önce gelen gazetelerinden biri olan Wiener Zeitung’da ekonomi muhabirliği yapmış, ardından başbakanlık ofisinin basın bürosunda muhabir olarak çalışmaya başlamıştı.… Yazının Devamını Oku

İktisada Viyana’dan Bakmak

hohermarkt

Hem öznesi, hem de nesnesi olarak her an içinde bulunduğumuz iktisadi hayatı, hayatımızı, matematiksel formüllere indirgeyip, ekonomistlere bir istihdam alanı yaratmaktan öte kendi malzemesi insana elle tutulur bir şey veremediği Keynes sonrası çağda iktisadın idealist bir öğrencisi olmak iki ayrı yön sunuyor insanın hayatına. İlki Barış Urhan’ın da sık sık belirttiği inandığımız şeye neden inandığımızı sorgulamadan, konjoktürün çizdiği pop ekonominin yolunda akademik geleceğini oluşturmak diğeri ise iktisadı olağandışı bir bilim olarak algılayıp, önce insanı, sonra metadolojiyi daha sonra da iktisadı çalışmaya başlamaktı.

Genel dengeden, kapital teorisinden başlayıp, değerle, marjinaliteyte devam eden; tüm iktisadı üzerinde taşıyan yapı taşlarına karşın kuşkum daha önceki yazılarımda da paylaştığım üzere gün geçtikçe artmaktayken 130 yılı aşkın tarihi, methadolojosindeki heterodoksi ile kendine has terimleri ve bir o kadar da farklı ekonomik çıkarımlardan bulunmuş öğrencileriyle Avusturya İktisat Okulu, iktisada inancımı yenileyen bir bakış açısı olarak hayatıma doğdu.… Yazının Devamını Oku

AVUSTURYA OKULU: Menger’den öncesi

Ekonomi’ye Viyana’dan bakabilmek için; Mises Enstitüsü’nden yayınlanan pek çok makale, e-kitap, yanısıra Avusturya Ekolü’ne ait iktisatçıların eserleri incelendiğinde Alman Tarihçi Okulu’ndan veya Cantillon’dan çok daha gerilerden, iktisadın baş harflerinden başlamak gerektiğini görürüz.

Viyana Ekolü’nün ismini alması, Carl Menger ile daha sonraki yazılarımda değineceğim Schmoller’in zamanında başını çektiği Alman Tarihçi Okulu arasındaki ‘Methodenstreit’ (metodoloji tartışması) ile sadece iktisatçıların değil tüm sosyal bilimler ile meşgul insanların hayatına doğan ‘Metadolojik Bireyselcilik’ kavramıyla başlamaktaydı fakat Avrupa’nın ortasında, skolastik düşünce geleneği ve Thomas Aquinas ardından aydınlanma çağının baş aktörleri, bilimsel yöntem feylesofları Bacon ve Descates ışığında aykırı rahip Franz Brentano’nun Viyana Üniversitesi’nde felsefe profesörlüğü zamanında Carl Menger ile yakın dostluğunun, Ekonomi’ye büyük ışık saçan bu Okul’un üzerindeki etkisi hiç de gözardı edilemeyecek kadar büyüktü. Ve ‘yöntemsel bireycilik’in (methadolojical individualizm) ve ‘özselcilik’in (subjectivism) asıl köklerini araştırmak isteyen biri belki ileriki zamanlarda daha ayrıntılı çalışmalar yapmak için benim de uygulamaya çalışacağım gibi, Richard Cantillon ve Adam Smith öncesi iktisadi düşüncede aramakla başlamalıydı işe.… Yazının Devamını Oku