İktisat Teorisi

Düzeni Sıfırlarken… (II)

can_one cikan gorsel

Şimdi meseleyi biraz somutlaştıralım. Yazının birinci bölümünde sosyalistleri eleştiren Mises’ten bahsetmiştik. Mises’e (1935, s. 89) göre “Sosyalizmde tüm üretim araçları toplumun mülkiyetindedir.” Dolayısıyla sosyalizm “üretim araçları piyasasının ve bu araçların fiyatlarının olmaması” demektir (Mises, 1998, s. 260). Dahası, özel mülkiyetin olmadığı bir sistemde ne kaynakların etkin kullanımı için bir teşvik mekanizması, ne de bunun temelini oluşturan kâr-zarar güdüsü vardır. Bu da kaynakların israf edilmesi anlamına gelecektir. Bu nedenle Mises’e göre sosyalizm “akılcı bir ekonominin ortadan kaldırılması” demektir. Ama aynı Mises şunları da yazıyor:

“Üretim araçlarının özel mülkiyetine dayanan bir toplumda, bu araçların bir kısmının kamuya ait olması ve kamu tarafından işletilmesi – yani bunların devlete ya da devlet kurumlarından birine ait olması ve onun tarafından işletilmesi – sosyalizmin ve kapitalizmin birleştirildiği karma bir sistem anlamına gelmez.Yazının Devamını Oku

Düzeni Sıfırlarken… (I)

ilk_görsel

2015’teki genel seçimden hemen önceydi, yolda giderken Komünist Parti’nin standına denk geldim. Büyük ihtimalle üniversiteli olan, parti önlükleri giymiş gençler bildiri dağıtıyorlardı. Bana da bir tane verdiler. “Bu Düzeni Sıfırla!” başlıklı bildiride Komünist Parti’nin hedeflediği Türkiye on maddede özetleniyordu. Maddelere göz gezdirince, işsizlik ve sömürü gibi şeylerin olmadığı, hemen hemen düşsel bir Türkiye gördüm. Yirmili yaşlarının başındaki bir genç için bunlar gerçekleştirilebilir görünebilir belki. Ama yaş ilerledikçe, özellikle de bu meseleler hakkındaki eleştirileri biraz okuduysanız, bunlara biraz gülümsemeyle bakıyorsunuz. Bunu istihza anlamında söylemiyorum.

Görsele tıklayarak büyütebilir ve içeriğini okuyabilirsiniz.

Görsele tıklayarak büyütebilir ve içeriğini okuyabilirsiniz.

Bununla birlikte bu bildiriye tamamıyla düşsel demek doğru olmaz, zira bazı maddeler gerçekte olmayacak şeyler değil. Örneğin İmam Hatiplerin kapatılması, zorunlu din derslerinin kaldırılması veya toplumda çeşitli ayrımcılıkların yasaklanması, gerekli siyasi irade olduktan sonra pekâlâ gerçekleştirilebilir.… Yazının Devamını Oku

Paranın Doğal Kıtlık Teorisi

collage_prinzip_stadt

“The desire of gold is not for gold.
It is for the means of freedom and benefit…”
Ralph Waldo Emerson

İnsan eylemlerinin zamanlar üstü genel tavrı takastır. Para nedir? Sorusunun cevabı her daim olarak praksiyoloji (Genel İnsan eylemleri bilimi) içinde manasını bulur. Para müşterek kullanılan ve her daim her toplumda genel kabul görmüş mübadele aracıdır.

Para yansız, etkisiz ve dolaysız değildir. Para miktarındaki değişimler makro olarak toplumu total olarak etkilemez. Piyasadaki paraya toplam talep, ticaret hacmi, paranın dolaşım hızı veya toplam miktar gibi kavramlar saçmadır. Bu açıdan m.v=p.t gibi Marshall-Keynes’in para formülleri saçma ve geçersizdir. Çünkü para miktarına bireyler tek tek olarak farklı eylemlerle karşılık verirler.

Bu açıdan para teorisi; matematiksel ve masa başı deneyci iktisatçıların umduğu gibi toplam bütüncül miktarlar ile formüle edilemez.… Yazının Devamını Oku

İşsizliğe mi Rahatlığa mı Giden Yol: Robotları Beklerken…

robot_serkan_13122017

“İşte makineleşmenin, serbest ticaretin ve
her türden ilerlemenin günbegün yok ettiği işgücü,
üretici işgücü değil, gereksiz hale gelen işgücüdür;
amaçsız ve ürünsüz olan işgücü fazlasıdır.”
Frederic Bastiat, ‘Ekonomik Safsatalar’, s316.

Ekonomi mantığından anlamayan insanlar için bu günler kötü zamanlar; çünkü onlar için dünyaya yaklaşıp çarpmakta olan büyük bir göktaşı var.

Bu göktaşı: ROBOTLAR. Eyvah! işsiz kalacağız naraları atıyorlar. Muhafazakârlar üzgün, siyasi ve ekonomik olarak ellerindeki bütün okus pokus araçları yitip tükenmekte ve insan üzerindeki bütün ahlaki nutukları anlamsızlaşmak üzere hani insan bu dünyanın halifesiydi. Sosyalistler umutlu kapitalizm artık çözüm üretemiyor ve işsizlik artık her yanı sarıp sarmalayacak. Artık bizim zamanımız geldi, diyorlar. Kapitalizm kendi mezarını kazıyor. Robotlarla savaşacağız onları kırıp dökeceğiz diyorlar. Gene sosyalistler yapıcı değil yıkıcı rolünde ve sadece geriye eski zamanlara ilkele dönüş diyorlar.… Yazının Devamını Oku

Homo Agent Tür, Praksiyoloji, Bolluk ve Kıtlık Dünyası

serkan_kiremit_yazi_19nisan2017

“Kapitalizm, ölüm fermanı ceplerinde olan
hâkimlerin önünde yargılanır. Hâkimler, çok iyi savunma yapmış
kapitalizmin galibiyetini karara bağlamak yerine,
Hakimler, tekrar savunmada kalarak başka iddianamelerle
karşısına çıkarak kapitalizmi idama götürüyorlardı.”
Josh Scumpeter, ‘Capitalism,Socialism and Democracy’, s.144.

SSCB kurulduğunda komünist teorisyenler amaçlarını gerçekleştirirken sözde ufak ama pratikte büyük bir problemle karşılaştılar. Soruları üç örnekliydi. Birincisi eşit işe eşit maaş iken eşit olmayan işlere nasıl aynı maaşı vereceğiz. İkincisi çöpleri kim toplayacak? Ve sonuncusu bayramlarda bazı kişiler tatil yaparken bazı kişiler nasıl çalışacak? (Yani onlara garsonluk kim yapacak gibi…) Bütün problemler komünist toplumun vaadi olarak “mutlak sosyal ve iktisadi eşitliğin” psikolojik ve ekonomik bozukluğunu ifade ediyordu.

Özetle SSCB genelde sosyalist toplumlar en büyük vaatleri olan eşitliği gerçekleştiremediler. 20 yıl sonra amaçlarını pratik olarak genel refah üzerine kaydırdılar.… Yazının Devamını Oku

Tüketimci Tüketici (Consumerist Consumer)

consumerist-consumer-1

Zor zamanların hiç bitmediği bir toplumda dingin bir ruhla okumak ve yazmak da çok zor. Fakat özellikle ekonomik zorluklardaki büyümeye karşın işlemeye devam eden bir alan var. Niceliksel ve niteliksel boyutlarıyla çoğu zaman bilinçsizce deneyimimizden geçirdiğimiz bu alan, tüketim dünyası…

Gündelik yaşamdaki alışveriş pratiklerimize ilişkin olarak medyadaki tüketim haberleri, birer işlenmemiş bilgi (information) niteliğindedir. Ayrıca kapitalizm ya da piyasa sistemi karşıtlığı bağlamında ortaya çıkan, tüketicilerin sömürüldüğü söylemi de söz konusudur ve bilimsellik bağlantısı olsa da, bu söylem bireylerin ya da sosyal grupların daha çok gündelik yaşam pratikleri düzeyinde kalmaktadır. Kavram ve kuramların geliştirildiği akademik çalışmalar ise tüketim dünyasına ilişkin daha iyi yol gösterici olarak bize işlenmiş bilgi (knowledge) sunmaktadır. Bu noktada kavram ve kuramlar gündelik yaşamın tüketim boyutunu anlamada etkin bir kılavuzluk sağlamaktadır.… Yazının Devamını Oku

Bu Kez ’’Kapsayıcı’’ Kapitalizm

gorsel-1-one-cikan

İktisadın geçerliliğini ispatlama ihtiyacını en çok duyduğu dönemlerden birinde yaşayan bizlere serbest piyasa ekonomisi ve iktisadi insan verili olarak sunuldu ve yeterli refah seviyesine ulaşmış, daha fazlasına ulaşma kapasitesine de sahip azınlıklar için su götürmez bir gerçek haline geldi. Öte yandan, yine bizlerin bildiği gerçek, belki arka mahallemizde, belki alt sokakta belki diğer muhitte belki de sitemizin az ötesinde farklı iktisadi/yaşamsal gerçekliklerin yaşandığı. Hal böyleyken, kalkıp piyasa ekonomisini savunmak bence çok da mümkün değil. Hele hele kapitalizmin kapsayıcılığından söz etmek…

Piyasacı iktisadın öne eğilen başını gerçek dünya ile tanıştırma gayretindeki davranışsal iktisat, bize farklı ufukların kapısını aralayabilmekte. Sadece bireylerin kar güdüsü ve faydasını maksimize eden ekonomik ajanlar olmadığını, aksine yanılan, yanlış hesaplayan, itibarını göz önünde bulunduran, karşılık bekleyen ve nihayetinde diğerlerini düşünen aktörler olduğunu ortaya koymakta.… Yazının Devamını Oku

Cambridge Sermaye Tartışmalarına Tanıklık Etmek – 4/4

photo 1

Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Bu soruyu ben değil, 2003 yılında Journal of Economic Perspectives adlı akademik dergide yayımlanan makalelerinde A. J. Cohen ve G. C. Harcourt birlikte soruyorlar. Sahiden de, Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Şimdi de ben soruyorum. Cohen ve Harcourt’a göre, tartışmalara katılan birçok kişi artık hayatta olmadığından bu sorular geçmișin tozlu, karanlık, ıșıksız odalarının unutulmuş, örümcek ağlarıyla kaplanmış kitap raflarında kaldı. Aslında tam olarak böyle söylemiyorlar, ben biraz dramatikleștirdim. Onların açıklamalarından anlașılan tartıșmaların durduğu. Oysa bana sanki bu tartıșmalar hala devam ediyormuș gibi geldi. Bu yazıda, neden Cohen ve Harcourt ile aynı fikirde olmadığımı anlatmaya çalıșacağım. Bunu yapabilmek için birçok konuya değinmem gerekti. O yüzden de yazı uzadıkça uzadı. Sanal dünyanın alan genișliğinin hissettirdiği sanal özgürlük duygusuyla, kimi zaman konu dıșına çıkmayı da göze alarak, yazdıkça yazdım.… Yazının Devamını Oku

Cambridge Sermaye Tartışmalarına Tanıklık Etmek – 3/4

photo 1

Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Bu soruyu ben değil, 2003 yılında Journal of Economic Perspectives adlı akademik dergide yayımlanan makalelerinde A. J. Cohen ve G. C. Harcourt birlikte soruyorlar. Sahiden de, Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Şimdi de ben soruyorum. Cohen ve Harcourt’a göre, tartışmalara katılan birçok kişi artık hayatta olmadığından bu sorular geçmișin tozlu, karanlık, ıșıksız odalarının unutulmuş, örümcek ağlarıyla kaplanmış kitap raflarında kaldı. Aslında tam olarak böyle söylemiyorlar, ben biraz dramatikleștirdim. Onların açıklamalarından anlașılan tartıșmaların durduğu. Oysa bana sanki bu tartıșmalar hala devam ediyormuș gibi geldi. Bu yazıda, neden Cohen ve Harcourt ile aynı fikirde olmadığımı anlatmaya çalıșacağım. Bunu yapabilmek için birçok konuya değinmem gerekti. O yüzden de yazı uzadıkça uzadı. Sanal dünyanın alan genișliğinin hissettirdiği sanal özgürlük duygusuyla, kimi zaman konu dıșına çıkmayı da göze alarak, yazdıkça yazdım.… Yazının Devamını Oku

Cambridge Sermaye Tartışmalarına Tanıklık Etmek – 1/4

photo 1

Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Bu soruyu ben değil, 2003 yılında Journal of Economic Perspectives adlı akademik dergide yayımlanan makalelerinde A. J. Cohen ve G. C. Harcourt birlikte soruyorlar. Sahiden de, Cambridge sermaye tartışmalarına ne oldu? Şimdi de ben soruyorum. Cohen ve Harcourt’a göre, tartışmalara katılan birçok kişi artık hayatta olmadığından bu sorular geçmișin tozlu, karanlık, ıșıksız odalarının unutulmuş, örümcek ağlarıyla kaplanmış kitap raflarında kaldı. Aslında tam olarak böyle söylemiyorlar, ben biraz dramatikleștirdim. Onların açıklamalarından anlașılan tartıșmaların durduğu. Oysa bana sanki bu tartıșmalar hala devam ediyormuș gibi geldi. Bu yazıda, neden Cohen ve Harcourt ile aynı fikirde olmadığımı anlatmaya çalıșacağım. Bunu yapabilmek için birçok konuya değinmem gerekti. O yüzden de yazı uzadıkça uzadı. Sanal dünyanın alan genișliğinin hissettirdiği sanal özgürlük duygusuyla, kimi zaman konu dıșına çıkmayı da göze alarak, yazdıkça yazdım.… Yazının Devamını Oku