İktisat Teorisi

Cambridge Sermaye Tartışmalarına Tanıklık Etmek – 4

Tartışma devam ederken
Luigi L. Pasinetti kâr kavramına dair anlatıda bir tutarsızlık bulur ve bu anlamda Neo-Ricardocu ögretiye büyük katkı yapar.

9 Luigi L. Pasinetti (1930)

Teorik açıklamaların biraz detayına girdiğimizde teorinin temsil ettiği sosyo-ekonomik koşulların da detayına girmiş oluruz. Yeldan (2011, s. 175)’in ifade ettiği gibi, kârlar işçilerin tasarrufları kadar azalcaktır çünkü yatırım talebindeki değişmelere daha duyarlı olacaktır. Fakat, asıl hesaba katılmayan konu işçilerin tasarruf yapmaları taktirde sermaye getirisinden pay almalarıdır. Pasinetti şöyle yazar : “Bütün kârları kapitalistlere atfederek (model) yanlışlıkla ama ister istemez işçilerin tasarruflarının bir hediye olarak her zaman kapitalistlere transfer edildiğini ima etti […] Eğer işçiler tasarruf ettilerse toplam kârın bir kısmını da elde edeceklerdir. Bu nedenle toplam kârların iki kategoriye bölünmesi gerekmektedir: kapitalistlerin payına düşen karlar ve işçilerin payına düşen kârlar” (Yeldan, 2011, s.… Yazının Devamını Oku

Ekonofiziğin Tarihsel Gelişimi ve Kuantum Mekaniksel Formalizmin Getirileri

gorsel1

Klasik Fiziğin Temellerinden Ekonofiziğe
Geniş anlamıyla ekonofizik, fizik dalında geliştirilmiş olan kuram ve yöntemlerin ekonomiye uygulanmasını içeren bir araştırma alanı olarak nitelendirilir. Özellikle fiziksel sistemlerin modellenmesinde sıkça karşılaşılan stokastik (rastlantısal), doğrusal olmayan ve istatistik fiziksel yöntemler bu disiplinde önemli yer tutar [1].

Ekonofizikçiler, 1995’de H. Eugene Stanley’in “ekonofizik” adlandırmasını kullanmasından bu yana ekonomistler cephesinden gelen skeptik ve kimi zaman sert eleştirilere maruz kaldı. Ancak, finansal ağın ürettiği devasa boyutta verinin ve karmaşıklığın karanlığında, fizik disiplininden gelen bütüncül ve sistematik bakışın, ekonomideki teorik ve ampirik boşlukları doldurma potansiyelini göz ardı etmek haksızlık olacaktır. Bununla birlikte ekonofizik, geleneksel ekonomi kuramlarında kısıtlı bilgi veren homojen ajan – denge durumlarının ötesinde, heterojen ajan – denge dışı durum formülasyonuyla, daha gerçekçi bir modelleme gereksinimine yanıt olma iddiasında.… Yazının Devamını Oku

Akılcı İktisat ve Homo Agent

humans_evolve

“Bir iktisat teoreminin doğruluğu ve yanlışlığının nihai ölçü aracı
tecrübeden yardım almayan akıldır.”
Ludwig von Mises, İnsan Eylemi, s.811

Akılcı iktisat’ın model insanı; bugün anladığımız anlamda Homo Economicus değildir. Homo Economicus kavramı akılcı iktisatçıların kavramı değil, onun karşısındaki ekollerin yaftasının bir neticesidir. Akılcı iktisat insanı Homo Agent tür olarak görür. Yani “amaçlarına ulaşmak için nasıl hareket etmesini tercih eden insan türü” olarak…

Akılcı iktisat, insan türünü sadece bir açıdan eylemini mükemmel bir biçimde anlamlandırabilir: “Daha değerli olanı daha az olana tercih etmek”… Fakat görüldüğü gibi akılcı iktisat; değerli olanın ne olduğu hakkında tek bir ipucuna sahip olmadığı gibi daha az olanın ne olduğu hakkında da bilgi sahibi değildir. Bu bilgi eksikliği insanın biricikliğinden dolayıdır, cahil olduğumuzdan değil. Çünkü bireysel olan ne varsa biriciktir.… Yazının Devamını Oku

Nereye Yapacağız?

ali-sabanci

Hello World

Merhabalar iktisadiyat.com, tanışacağımıza memnum oluyorum. Severek okuduğum bu oluşumun parçası olmak benim için önemli bir gurur. Umarım var olan dergi kültürünü ve yazı kalitesini bir miktar tutturabilirim. Bir dostum, yarı akademik makalelerin amacı kafa karıştırmak ve insanları okumaya teşvik etmek olduğunu söylemişti. Sanırım benim bu platformdaki yazılarımdaki ana gayem de bu olacak. Her iktisatçı gibi çok kalın harflerle yazılan büyük büyük soruları alıp, öyle de olur böyle de olur cevabını çokça vereceğimi düşünüyorum, bakalım. Umarım okuyanların hayatından sonuç itibariyle 10 dakika çalmış olmam.

Geçen gün (Yazıyı yazmakta geciktiğim için geçen gün geçen ay oldu^) bir internet sitesinde gördüğüm “Ali Sabancı’nın ‘ek gelir’ hayalleri: Uçakta tuvalet paralı olabilir” haberi beni şu genel soruyu sormaya itti: “Bir ürünü parçalara ayırıp ayrı fiyatlama ‘unbundling’ tüketiciye zarar verir mi?”.… Yazının Devamını Oku

İki Modelin Hikâyesi: Yapısal Biçim, İndirgenmiş Biçime Karşı

Economics-Teacher-From-Ferris-Bueller-Day-Off

Başlamadan not: Başlıkta yapmak istediğim şey, geçtiğimiz günlerde sosyal medyada bir arkadaşımın yönlendirmesi sayesinde farkına vardığım hüzünlü bir gerçeğe dikkat çekmek. Bir nevi “kamu spotu” olarak da değerlendirebilirsiniz bunu. Google scholar’da başlığında “A Tale of Two” geçen makaleleri aratınca karşınıza 2 milyon 210 bin [1] sonuç çıktığını biliyor muydunuz? Tamam bilimsel metoddur şudur budur; sonuca atlamadan dikkatli olmak, daha fazla araştırma yapmak lazım. “A Tale of Two”yu tırnak içine alıyorum, yine de 306 bin [2] sonuç çıkıyor arkadaş! Hadi cömert bir çıkarımla bunların 26 bininin gerçekten Charles Dickens’ın ölümsüz eserini* inceleyen akademik çalışmalar olduğunu varsayalım. Aynı tornadan çıkmış 280 bin başlık eder! Ahali, bu hususta gerçekten sesimizi çıkarmamız lazım. Hadi bunların bir kısmı gerçekten başlığına layık; mesela Balinski & Sönmez’in “A Tale of Two Mechanisms” makalesi var, şimdi haklarını yemeyelim, başlığının hakkını veriyor.Yazının Devamını Oku

“İktisatta Davranışsal Yaklaşımlar”*

Web

İktisatta Davranışsal Yaklaşımlar bir buçuk senelik bir çalışmanın ardından Kasım 2015’te piyasaya çıktı. İmge Kitabevi tarafından basılan kitap, ilk ayında yayınevinin en çok satılan kitabı olmuş, ilk baskının da yarısından çoğu tükenmiş bile. Bunda Türkiye’de davranışsal iktisada olan ilginin artmasına rağmen basılı Türkçe kaynakların birkaç akademik makale ve bazı çeviri kitaplarla sınırlı olmasının etkisinin olduğunu düşünüyoruz. Bu rakamların yanısıra Mağfi Eğilmez, Uğur Gürses gibi Türkiye’nin saygın ekonomistlerinin çalışmamız hakkında söylediği güzel sözler de bizi mutlu ediyor. Dileriz bu kitap, ülkemizde davranışsal iktisada olan ilginin artmasına yardımcı olur. Kitabımız hakkında biraz bilgi vereyim:… Yazının Devamını Oku

Pizza: Rasyonellik ve Firmalar

pizza-stock

Sınırlı rasyonalite modelleri genel olarak firmaların rasyonel, müşterilerin ise sınırlı rasyonel olduğu varsayımına dayanır.

Öte yandan, firmalar, özellikle küçük ölçekli firmalar hem pazar tecrübesi sınırlı, hem de gerekli datayı rasyonel bir şekilde işleyecek kapasitelerden yoksun olabilir. Bu firmaların ölçüsü küçük olsa da, sayı itibariyle özellikle bazı sektörlerde veya kapital birikimi yoğunlaşmamış pazarlarda önemli bir kalemi oluşturabilirler.

Bu tür pazarlarda, hem firmalar hem de tüketiciler sınırlı rasyonalite kurbanı olabilir.… Yazının Devamını Oku

The Behavioral Economics Guide 2015

levent_blog

London School of Economics’ten Alain Samson’un editörlüğünde hazırlanmış “The Behavioral Economics Guide 2015” (Davranışsal İktisat Rehberi 2015) geçtiğimiz haftalarda internette yayınlandı. Davranışsal iktisada biraz da olsa ilgisi olan herkesin yakından tanıdığı Dan Ariely’nin giriş bölümünü yazdığı bu rehber davranışsal iktisadı ana hatlarıyla tanıtırken sıkça kullanılan kavram ve terimleri de alfabetik bir liste içerisinde açıklıyor. Rehber bir TED sunumları seçkisi ve konu üzerine yayın yapan akademik dergilerin de bir listesini içeriyor. Türkiye’de deneysel ve davranışsal iltisatla ilgilenen üniversite öğrencilerinden sıkça duyduğumuz “Hangi ülkede, hangi üniversitede yüksek lisans/ doktora yapabiliriz?” sorusuna da bir nebze yanıt olacak bir üniversite listesi de mevcut. Davranışsal iktisadın uygulama alanları, örnekler ve daha fazlası bu rehberde kısaca ve sade bir dille anlatılmış. İktisadiyat ailesi olarak deneysel ve davranışsal iktisada ilgi duyan okurlarımıza şiddetle tavsiye ederiz

Görsel: http://www.luxoft.com/… Yazının Devamını Oku

Ekonomi Biliminin Hegemonyası

Homo Oeconomicus 2

İktisatçılar, insanların ekonomik davranışlarını araştırırken, kurdukları önermelerin saf bilimsel olması kaygısını taşıyan uzmanlardır. Burada bilimsellik, tekrarlanabilen olgu ve olaylar için, ölçülebilirliği ve sınanabilirliği içeren, zaman ve mekan ayrımı gözetmeksizin geçerli davranış ilkelerini ve yasaları belirleme anlamına gelmektedir. İktisatçılar (ya da ekonomi bilimi) bu evrensel (!) ilke ve yasalara ilişkin önermeleri kurarken, bir anlamda araştırma nesnesi olan insanın irrasyonel (ruhsal, kültürel, politik vs.) yönlerini ‘ceteris paribus’ kalıbının içinde tutmaktadır. Bu doğrultuda ekonomi bilimi doğa bilimleriyle benzeşme çabasını içermektedir; ancak, bir yandan da insana özgü olan duygular, değerler ve anlayışların araştırıldığı diğer sosyal bilimlerin varlığı söz konusudur.… Yazının Devamını Oku

Küçük Örneklem Muhakemesi

GORSEL1

Neoklasik oyun teorisinde, enformasyon kısıtlamaları (maliyetli arama modelleri, maliyetli fiyat bildirimi modelleri gibi) haricinde genellikle tüketicilerin fiyatları tam olarak gözlemledikleri ve dahası beklenti sarmallarının tutarlı olduğu farz edilir.
Diğer yandan, tüketicilerin bilgiyi işleme tavırları farz edilen şekilde olmayabilir. Bu yazıda Spiegler’in Competition over Agents with Boundedly Rational Expectations makalesinde özetlenen, küçük örneklem muhakemesi güden alıcıların bulunduğu pazarların dengesi üzerine düşüneceğiz. Yazı genellikle bu çalışmayı takip etmektedir. [1]

Diyelim ki ortamda N tane birbirinin aynı firmamız var. Bu firmalar birbirinin aynı olan birer ürünü maliyetsiz üretiyorlar. Bu firmalar aynı anda birer fiyat dağılımına karar veriyor ve buna bağlı kalıyorlar. Yani bu firmaların strateji kümelerinin elemanları bir fiyat değil fiyatlar üzerine dağılımlar.

Öte yandan tüketicimiz ise iki aşamalı bir muhakeme güdüyor. Tüketici firmaların fiyat dağılımlarından birer gözlem yapıyor.… Yazının Devamını Oku