İktisat Teorisi

The Behavioral Economics Guide 2015

levent_blog

London School of Economics’ten Alain Samson’un editörlüğünde hazırlanmış “The Behavioral Economics Guide 2015” (Davranışsal İktisat Rehberi 2015) geçtiğimiz haftalarda internette yayınlandı. Davranışsal iktisada biraz da olsa ilgisi olan herkesin yakından tanıdığı Dan Ariely’nin giriş bölümünü yazdığı bu rehber davranışsal iktisadı ana hatlarıyla tanıtırken sıkça kullanılan kavram ve terimleri de alfabetik bir liste içerisinde açıklıyor. Rehber bir TED sunumları seçkisi ve konu üzerine yayın yapan akademik dergilerin de bir listesini içeriyor. Türkiye’de deneysel ve davranışsal iltisatla ilgilenen üniversite öğrencilerinden sıkça duyduğumuz “Hangi ülkede, hangi üniversitede yüksek lisans/ doktora yapabiliriz?” sorusuna da bir nebze yanıt olacak bir üniversite listesi de mevcut. Davranışsal iktisadın uygulama alanları, örnekler ve daha fazlası bu rehberde kısaca ve sade bir dille anlatılmış. İktisadiyat ailesi olarak deneysel ve davranışsal iktisada ilgi duyan okurlarımıza şiddetle tavsiye ederiz

Görsel: http://www.luxoft.com/… Yazının Devamını Oku

Ekonomi Biliminin Hegemonyası

Homo Oeconomicus 2

İktisatçılar, insanların ekonomik davranışlarını araştırırken, kurdukları önermelerin saf bilimsel olması kaygısını taşıyan uzmanlardır. Burada bilimsellik, tekrarlanabilen olgu ve olaylar için, ölçülebilirliği ve sınanabilirliği içeren, zaman ve mekan ayrımı gözetmeksizin geçerli davranış ilkelerini ve yasaları belirleme anlamına gelmektedir. İktisatçılar (ya da ekonomi bilimi) bu evrensel (!) ilke ve yasalara ilişkin önermeleri kurarken, bir anlamda araştırma nesnesi olan insanın irrasyonel (ruhsal, kültürel, politik vs.) yönlerini ‘ceteris paribus’ kalıbının içinde tutmaktadır. Bu doğrultuda ekonomi bilimi doğa bilimleriyle benzeşme çabasını içermektedir; ancak, bir yandan da insana özgü olan duygular, değerler ve anlayışların araştırıldığı diğer sosyal bilimlerin varlığı söz konusudur.… Yazının Devamını Oku

Küçük Örneklem Muhakemesi

GORSEL1

Neoklasik oyun teorisinde, enformasyon kısıtlamaları (maliyetli arama modelleri, maliyetli fiyat bildirimi modelleri gibi) haricinde genellikle tüketicilerin fiyatları tam olarak gözlemledikleri ve dahası beklenti sarmallarının tutarlı olduğu farz edilir.
Diğer yandan, tüketicilerin bilgiyi işleme tavırları farz edilen şekilde olmayabilir. Bu yazıda Spiegler’in Competition over Agents with Boundedly Rational Expectations makalesinde özetlenen, küçük örneklem muhakemesi güden alıcıların bulunduğu pazarların dengesi üzerine düşüneceğiz. Yazı genellikle bu çalışmayı takip etmektedir. [1]

Diyelim ki ortamda N tane birbirinin aynı firmamız var. Bu firmalar birbirinin aynı olan birer ürünü maliyetsiz üretiyorlar. Bu firmalar aynı anda birer fiyat dağılımına karar veriyor ve buna bağlı kalıyorlar. Yani bu firmaların strateji kümelerinin elemanları bir fiyat değil fiyatlar üzerine dağılımlar.

Öte yandan tüketicimiz ise iki aşamalı bir muhakeme güdüyor. Tüketici firmaların fiyat dağılımlarından birer gözlem yapıyor.… Yazının Devamını Oku

ICCM’2015 Konferansı Sonrasında

iccmBrain300

Bu satırları yazarken bu sene Hollanda’da yapılan ICCM’2015’i sıcağı sıcağına bitirmiş ve dönüş yolundayım. Her doyurucu konferans sonrasında olduğu gibi kafamda çok sayıda proje fikri, araştırma soruları ve heyecan var… Tabii bunun yanında tanıştığım yeni araştırmacılar da bir o kadar tatmin ve heyecan veriyor. Bu seneki ICCM konferansı birçok farklı açıdan değerlendirilebilir ve ön plana çıkartılabilir. Fakat kanımca damgasını vuran en önemli konu beyin ve beyinsel süreçler oldu. Daha basit bir ifadeyle ele almamız gerekirse beyinde gerçekleşen süreçler bize insanı ve davranışlarını daha iyi anlamamız konusunda ipucu verebilir. Zaten nöropazarlama, nöroiktisat, nöroetik ve benzeri birçok alanın iddiası da tam olarak bu. Son dönemde bunun tekrar tekrar altının çizildiğini görmüşken ICCM’2015’teki varlığını aktarmak istedim.

En basit örnekten yola çıkacak olursak; bir müşteri adayı mağaza içinde dolaşır, eline bir ürünü alır, inceler; ürün dikkatini çekmiştir.… Yazının Devamını Oku

Penguenler Devrim Mi Yapıyor?: Açık-kaynak üretim modeli üzerine I

Kaynak: Warner Independent Films

25 Ağustos 1991

Herkese merhaba,

(…) (bedava) bir işletim sistemi yapıyorum (sadece bir hobi, gnu gibi büyük ve profesyonel olmayacak.) (…) Çoğu kişinin ne özellikler istediğini bilmek isterim. Tüm önerilere açığım ancak bunları uygulamak için söz vermiyorum :)”

Finlandiyalı bir bilgisayar bilimleri öğrencisi olan Linus Torvalds, henüz 21 yaşında, bir internet e-posta grubuna[1] yukarıdaki satırları gönderdiğinde, nasıl bir değişim başlatacağının farkında bile değildi. Küçük bir yazılımcı grubunun önerileriyle, yazdıkları kodlarla ve temizledikleri “bug”larla gelişen bu proje, topluluğun çığ gibi büyümesiyle, günümüzde milyonlarca insanın kişisel bilgisayarlarında, cep telefonlarında ve internet sunucularında sıklıkla kullanılan Linux işletim sisteminin temelini atmıştı. Projenin maskotu penguen Tux, tüm dünyada linux kullanıcılarının ve özgür yazılım destekçilerinin sembolü oldu.

Geçen yirmi yıldan fazla zaman, bize şu soruyu defalarca sordurdu: “Kendi kendine organize olup hiçbir ücret almadan -sadece bir hobi olarak- katkı sağlayan, dahası birbirlerini hiç tanımayan bir grup insanın, milyarlarca dolarlık dev yazılım şirketlerinin hiyerarşik organizasyonları içinde tam-zamanlı çalışan üst düzey yazılımcıların geliştirdiği Windows, iOS gibi işletim sistemleri ile rekabet edebilmesi[2], nasıl mümkün olabilirdi?… Yazının Devamını Oku

İktisatta Deneysel Yöntemler Üzerine

gorsel1

Bu haftaya öncelikle güzel haberlerle başlayalım. Sonbaharda yayımlanması planlanan iki adet davranışsal ve deneysel iktisat kitabının hazırlıkları son hızıyla sürmekte. Bu iki yayın da Türkiye ve yurtdışında bu alanda çalışmalarını yürüten akademisyenlerin yazdığı makalelerden oluşmakta ama sade dilleriyle de geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmayı amaçlıyorlar.

Kitaplardan ilki N. Emrah Aydınonat ve Ü. Barış Urhan’ın derlediği, iktisat terimlerinden olabildiğince uzak, bir nevi sohbet diliyle Dan Ariely’nin Predictably Irrational’ı (Akıldışı ama Öngörülebilir-Optimist Yayınları) tadında olacak. İkinci kitap ise İmge Yayınevi’nden çıkacak olan, Devrim Dumludağ, Özge Gökdemir ve Ester Ruben ile derlediğimiz “İktisatta Davranışsal Yaklaşımlar”. Bu da aynı şekilde anlaşılır bir dille yazılan, genel okuyucu kitlesine hitap edecek ve bilhassa iktisat lisans öğrencilerine davranışsal iktisada giriş niteliğinde bir kaynak olmayı hedefleyen bir kitap. İktisadiyat ailesinden Barış, Tuna, Çınla, ben ve Ali Seyhun da bu kitapların yazarları arasındayız.… Yazının Devamını Oku

Marshall ve Karatahta İktisadı

Kaynak: http://www.joh.cam.ac.uk/

Geçmişe az biraz meraklı olanlar günümüzde okutulan iktisada giriş kitaplarının atası olarak Paul Samuelson’ın 1948’de yayınladığı ve Keynesyen iktisadı neo-klasik iktisatla birleştirdiği Economics kitabını bilirler. Samuelson’ın sağlığında 19 baskısı yapılan kitabın ilk baskısının tıpkıbasımı bugün Amazon’da 60 küsur dolara satılıyor. Oysa Samuelson’dan çok önce, John Stuart Mill’in 1848’de yayınladığı Principles of Political Economy 1900’lerin başlarına değin İngilizce konuşulan ülkelerde ders kitabı olarak okutuluyordu. Bu tarihten sonra yavaş yavaş Alfred Marshall’ın 1890’da yayınlanan Principles of Economics kitabı Mill’in yerini almaya başladı.

Marshall’ın Principles’ını karıştırırken kitap sonundaki eklerden birinde Mill’den yapılan bir alıntıya denk geldim. Alıntının başında Mill “Sadece iktisatçıdan ibaret olan biri, iyi bir iktisatçı değildir,” diyor (Marshall, 1920, s. 771). Marshall kaynak olarak Mill’in On Comte adlı kitabını gösteriyor.… Yazının Devamını Oku

Continental Divide Oyunu – Öğrenme ve Tarihin Önemi

Kaynak: www.fhwa.dot.gov

Çocuk, hatta bebek yaşta yaşadığımız bazı şeylerin bizi hayatımız boyunca etkilediği bilinen bir gerçek. Defalarca görmüşsünüzdür; “adam psikiyatra gider, çocukluğuna dönülür, problemin kökeni orada aranır…” şeklinde sahneleri. Gerçi şu anda pek de popular bir uygulama olmasa da hala bunu uygulayan doktorlar var.

Peki, stratejik interaksiyonlarda da böyle bir şey var mı? Başka bir deyişle, bir oyunun ilk dönemdeki strateji profili son dönemdeki strateji profilini etkiliyor mu?

Bu soru aslında bir soru daha getiriyor. Eğer etkiliyorsa, oyunun uzun dönemdeki dengesi Nash diye bildiğimiz dengeye mi ulaşıyor yoksa insanların durağan olarak kalmakta ısrar ettiği başka bir sonuca tıkalı mı kalıyor.… Yazının Devamını Oku

MICHAEL SHERMER, ATİLLA YAYLA VE ANARKO-KAPİTALİST İKTİSAT-2

Cesur-Adam-300x201

“Orman kanuna geri götüren şey kesinlikle devletçiliktir –çatışmaya, uyumsuzluğa, sınıf mücadelesine, fetih ve herkesin herkese karşı savaşına ve genel yoksulluğa geri gidiş. Karşılıklı hizmetler içinde barışçıl rekabet mücadelesinin(Mübadelesinin) yerine, devletçilik; hesaplama kaosları ve politik imtiyaza ve asgari geçime dayalı Sosyal-Darwinist rekabetin ölümcül mücadelesini ikame eder. ”(MURRAY ROTHBARD, İnsan, İktisat ve Devlet, s.1127-1128)

Çoğunlukla insanlar kötü deneyimlere göre hareket ederler. Başlarından geçen kısmetsizlikler ve kötümser ilişkiler, doğa için normal karşılansa da insanların mantıklarında negatif çağrışımlar olarak algılanırlar. Duygusal kırgınlıklar bazen insanın gözünü ve muhakemesini kör eder. İyisi ve daha varken hemen baştan reddederler. Düşünceyi sonuna kadar düşünemezler. Bir yerlere takılıp kalırlar. Ve hatta çoğunlukla oldukları yerde patinaj çekmeye başlarlar. Pasifleşirler, ilgisiz kalırlar. Daha kötüsü artık onları bazı entelektüel şeyler heyecanlandırmaz. Tıkanırlar, tükenirler, olayları anlayamaz ve kavrayamazlar.… Yazının Devamını Oku

Ludwig Von Mises'in Metodolojisi: Dün, Bugün ve Daima

“Dar kafalı insanlar sürekli olarak kendileri gibi
düşünmeyenlerle aralarındaki farklara kafayı takarlar.”
İnsan Eylemi, Mises, Liberte Yayınları, s.7.

Modern İktisatçıların, Mises’in çalışmalarını anlamak için kılı kırk yarmak bir kenara, onun iktisattan ne anladığına dair en ufak bir bilgileri bile yoktur. Bütün suçlu herhalde Mises’in garip metodolojisi veya onu takip eden bir avuç tuhaf delirmiş kişiler olmayacağı gibi, iktisatçıların Mises’i anlamak istememeleri veya onu görünmeyecek bir köşeye saklamak istemeleri de olamaz. Nedir öyle ise Mises’i pas geçmek? Bu sorunun tek bir cevabı yok. En basit anlatımla şöyle: Mises çağının ruhunu değil, sadece gerçeğin ve doğrunun ruhunun peşinde koşmuştur. Mevkii, para ve şöhretin değil, hümanist entelektüel bilgi aşkı ve bunun yayılmasının arzusundaydı. Böylelikle Mises yaşadığı çağın nimetlerinden bilinçli bir şekilde yararlanamamıştır. Ve onun peşinden giden çırakları ve öğrencileri de birçok kürsüden, sosyeteden, ödüllerden ve sürekli gelirlerden mahrum bırakılmıştır.… Yazının Devamını Oku