İktisat Teorisi

İki Eleştiri

Tez için okuma yaparken bana ilginç gelen iki pasajla karşılaştım. Bunlardan biri sosyalizm, diğeri de liberal iktisat eleştirisi sayılabilir.

(1) Sosyalizm eleştirisi Alfred Marshall’dan geliyor:

Sosyalizme eğilimim vardı; bu eğilim daha sonraları Mill’in Fortnightly Review’de yayınlanan denemeleriyle daha da güçlendi. Böylece, on yıldan fazla bir süre boyunca, “sosyalizm” kelimesiyle ilişkili olarak öne sürülen önerilerin, tüm dünya için olmasa bile, en azından benim için en önemli araştırma konularını oluşturdukları inancını taşıdım. Fakat sosyalistlerin yazıları beni cezbettiği kadar itti de; çünkü bunlar gerçeklerle ilişkili olmaktan çok uzaktılar ve, kısmen bu nedenle, üzerinde daha fazla düşününceye değin bu meseleler hakkında fazla bir şey söylememeye karar verdim.

Şimdi, ilerlemiş yaşım düşünmek ve konuşmak için zamanımın neredeyse sona erdiğini gösterirken, işçi-sınıfı kesiminin tüm yönlerde olağanüstü gelişmeler kaydettiğini ve, kısmen bunun sonucu olarak, sosyalizm projeleri için Mill’in yazdığı döneme kıyasla daha geniş ve sağlam temellerin mevcut olduğunu görüyorum.Yazının Devamını Oku

İktisat ve Matematik

Öncelikle, İktisadiyat.com okuyucularına merhaba. Site için ilk yazımı, doğrudan spesifik bir iktisadi konuya ayırmak istemedim. Bu şekildeki yazıları daha sonrası için saklamak isterim. Bu ilk yazıda, kısa bir şekilde, iktisat teorisinde süregelen bir tartışmadan hareketle, metodolojik bir perspektif çizmek istiyorum.

Metodolojik tartışmanın konusu, iktisatta matematiğin artan sıklıkta kullanımı.

Sadece 1-2 ders iktisat dersi almış olan lisans öğrencileri dahi iktisadın araçlarını giderek daha sık kullandığı bilimlerden birinin de matematik olduğunu bilirler. Öyle ki, günümüzde, önde gelen akademik bir iktisat dergisinde yayımlanan bir makaleyi anlayabilmek için lisans düzeyinde matematik bilgisi yeterli olmayabilmektedir. Lisans programlarında sık sık alıştırması yapılan, türev ya da integral almanın çok ötesinde, gerçel analiz, topoloji, fonksiyonel analiz, olasılık ve ölçüm teorisi gibi dersler çerçevesinde, doktora düzeyinde matematik birikimine sahip olmak, ana-akım (ya da teknik ifadeyle ortodoks) bir makro ya da mikro iktisatçı için olmazsa olmazlardandır.… Yazının Devamını Oku

Marx'ta Toplumsal Sermayenin Birikimi: Yeniden-Üretim Modelleri (I)

Bir süre önce bir vesileyle Marx’ın yeniden-üretim modellerinden bahsetmek nasip oldu. Yüksek lisans tezimden bu yana Kapital’in ikinci cildinin en önemli bölümü olan yeniden-üretim modellerine bakmamıştım. Eski word dosyalarını karıştırınca o dönem yazdıklarımı yeniden buldum ve buraya koyayım dedim. Yazının dili biraz kuru ve sıkıcı olabilir, ne de olsa matematik içerikli bir yazı. Ancak kullanılan matematik, amiyane tabiriyle söylersem, basit dört işlemden başkası değil. Dolayısıyla dikkatli bir şekilde okuyup not tutulursa anlaşılmayan bir şey olmayacağını düşünüyorum. İktisada giriş derslerinde anlatılan Walras’ın üretim döngüsüne bir de Marx’ın gözüyle bakın.

Kapitalist üretim sisteminde toplumsal üretim uyumlu bir bütün oluşturmaz. Bu üretim, kapitalistlerin özel mülkiyetinde bulunan bireysel işletmeler tarafından gerçekleştirilir. Bu sistemde kapitalistler tek tek ya da firma olarak istediklerini belirli sınırlar dahilinde yapmakta serbesttirler.… Yazının Devamını Oku

Kaleci Olmanın Dayanılmaz Hafifliği



Eskiden, futboldan hiç anlamadığım kadar eskiden yani, babam futbol izlerken 90 dakika boyunca penaltı beklerdim. Çünkü sadece onu anlıyordum. Koyarsın topu beyaz noktaya, ne olacağı belli; denk gelirse büyük ihtimalle gol. Sonra da kaleci hayattan nefret eder pozisyonda hareketler yapardı, anlardık ki çok üzülmüş.

Yıllarca, kalecinin bütün o yaptığı hareketler beni topun gittiği yeri bilerek atladığına inandıramadı. Çünkü bir kere o beyaz nokta o kadar yakındı ki karşı takımın oyuncusu topa vurduğu anda kalecinin atlaması gerekiyordu; bu da ancak oyuncunun postüründen tahmin edilebilecek olasılık bilgisi dahilinde yapılan atlamalarla sonuç bulabiliyordu.

Yani kalecinin tahminen topun gittiği yöne atladığını düşünüyordum, ta ki bir blogda Journal of Economic Psychology’de çıkmış bir makalenin yorumunu okuyana dek. Bu yazı şuna dikkat çekiyor.

İstatiksel olarak top en çok merkeze atılırken, yani kaleciler için merkezde topu beklemek en avantajlı duruş olmasına rağmen, sağa-sola atlamayı tercih ediyorlar.… Yazının Devamını Oku

Zenginliğin Kaynağı

Marx hakkında yapılan yanlışlardan biri, onun emeği zenginliğin ya da servetin tek kaynağı olarak kabul ettiğidir. Bu yanlış, özellikle sosyalizm ile ilgili tartışmalarda, Marx’ı ve sosyalizmi eleştirenler tarafından (ve tabii liberaller tarafından da) sürekli olarak ileri sürülür. Aynı yanlışa sosyalistlerde de rastlanır. Oysa Marx bu konuda hiç de böyle düşünmez. İki yerden yapacağımız alıntılarla bunu kanıtlayalım:

İlk olarak Kapital’in ilk cildinden:

Kullanım-değerleri, ceket, keten bezi, vb., yani metaların madde olarak varlıkları, iki öğenin birleşmesinden meydana gelir: madde ve emek. Bunlar üzerinde harcanan yararlı emeği kaldırırsak, geriye, insanın yardımı olmaksızın doğa tarafından konmuş olan maddî tortu kalır. İnsan, ancak tıpkı doğanın yaptığı gibi iş görür, yani maddenin biçimini değiştirir. Ne var ki, bu biçim değiştirme işinde doğal güçler kendisine durmadan yardım eder.Yazının Devamını Oku

Bir Cevap

Öncelikle, cevap veren altı kişinin arasından soruya doğru şekilde yaklaşan “tek” kişinin Ferit Yüzer olduğunu söyleyeyim. Gerçekten de Ferit çok basit bir biçimde benim ne kastettiğimi açıklamış.[1] Dikkatli bir şekilde bakan kişinin aklına bir şaşırtmaca ihtimali hemen gelirdi. Soruya genel itibariyle talebin değişeceği yönünde cevap verildi. Oysa soruyu şu iki şekilde de sorabiliriz:

(a) Bir malın fiyatı değiştiğinde malın talebine ne olur?
(b) Bir malın fiyatı değiştiğinde malın talep miktarına ne olur?

Tahmin ettiğim üzere, verilen cevaplarda talep ve talep miktarı kavramları birbirine karıştırılmıştı. Bu da talep edilen miktar ile talep eğrisi (ya da fonksiyonu) arasındaki basit ilişkiyi görememekten kaynaklanıyor. Bu ilişki bilinseydi talep eğrisi üzerinde hareket ile talep eğrisinin kayması arasındaki fark ya da bunlara neden olan faktörler bilinirdi. İşin doğrusunu açıklayalım:

Talep eğrisi, talep edilen miktar ile fiyat arasındaki ilişkiyi verir.… Yazının Devamını Oku

Bir Soru

Chicago ve Princeton üniversitelerinde bulunmuş, Dünya Bankası’nda çalışmış ve oradan emekli olmuş, Türkiye’ye döndükten sonra İş Bankası Yönetim Kurulu üyeliğinde, ardından da Koç Üniversitesi Mütevelli Heyeti’nde bir süre yer almış iktisatçı Oktay Yenal’ın otobiyografisinden bir bölüm aktaracağım. Yenal, 50’li yıllarda İstanbul Üniversitesi iktisat fakültesinde ders verirken, kendi deyişiyle “geometrik eğrileri ve matematiksel formülleri ezberlemiş öğrencilerle” aşağıdaki şekilde tartışıyormuş:

–    Bir mal üzerine satış vergisi konulunca, bu işlem o malın fiyatını nasıl etkiler?
–    Fiyatı yükselir.
–    Fiyatı yükselen malın talebine ne olur?
–    Düşer.
–    Mala talep düşerse fiyatı değişir mi?
–    Fiyatı düşer.
–    Öyleyse “bir malın fiyatını düşürmenin yolu, o mal üzerine satış vergisi koymaktır” diyebilir miyiz? [*]

Sizce bu akıl yürütmede yanlış olan ya da gözden kaçırılan şey nedir?… Yazının Devamını Oku

Online Konferanslar, Dersler: Deneysel-Davranissal Iktisat ve Dahasi…

Daha once Drazen Prelec’in Noroekonomi konulu konferansinin duyurusuylu bir giris yapmistik. Zaman icerisinde elime gecen ve ilginizi cekebilecegini dusundugum konferanslari, sunumlari ve roportajlari asagiya listeliyorum. Iyi eglenceler…

1. Behavioural and Experimental Economics ( Ernst Fehr / University of Zurich): Alan hakkinda izlenebilecek en iyi (zaten kac tane var ki?) sunum. Ernst Fehr icin alanin yasayan en iyi 5 uzmanindan birisidir dersek herhalde mubalaga etmis olmayiz.

2. Responsibility and Fairness (Alexander Cappelen and Bertil Tungodden / Norwegian School of Economics): Son yillarda bu konudaki calismalari ile deneysel iktisatcilar arasinda taninmaya baslandilar. 

3. Topics in Experimental and Behavioral Economics ( Arno M. Riedl / University of Maastricht): Maastricht Universitesi’nde deneysel iktisat uzerine calisan grubun basinda bulunuyor. Gecen sene baslattigi noroekonomi programiyla da ilgileri uzerine cekmisti. … Yazının Devamını Oku

Hirsizlik, Nöroekonomi ve Vestel

Tuhaf degil mi? Bu uc kelimenin birlestigi ortak nokta ne olabilir ki? Izin verin aciklayayim:

Nöroekonomi konusundaki Turkce yazin ne yazik ki pek gelismemis durumda. Bunun yaninda internette temel birkac kaynak bulmaniz da mumkun. Google uzerinden yapilabilecek kisa bir arama sizi hemen 24 Aralik 2008 gunu Radikal’de yayinlanan Metin Ercan’in –kendisi Bogazici Universitesi’nde Isletme Bolumu’nde docenttir- ”Beyinlerin Ekonomisi” isimli yazisina ulastiracaktir. Google’in bu ilk sonuc gosterme sayfasinda takiben ulasilabilecek diger kaynaklar ise Dunya Gazetesi’nde Dr. Ali Guven’in bir yazisi ve Vestel’in VS isimli dergisinde cikan makaledir.

Simdilik her sey normal; gelin devam edelim:

Vestel’in bu dergisi Indeks Icerik-Iletisim-Danismanlik isimli bir sirket tarafindan hazirlanmaktadir ve su ana kadar tam 29 dergi cikarilmistir. Ilk 28 tanesine derginin kendi sayfasindan ve 29.… Yazının Devamını Oku

Hayek ve Bilgi

İngiltere’de Muhafazakâr Parti’nin bir toplantısı esnasında, partinin aşırı sağ ve sol uygulamalardan kaçınmasını isteyen üyelerinden biri, pragmatist bir politika olarak “orta yol”un takip edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu esnada partinin yeni genel başkanı çantasına doğru uzanır ve içinden bir kitap çıkarır. Pragmatist üyenin sözünü keserek kitabı herkesin görebileceği bir şekilde havaya kaldırır ve şöyle der: “İşte, biz buna inanıyoruz.” Ardından kitabı masaya çarpar. Margaret Thatcher adındaki genel başkanın elinde tuttuğu kitap Friedrich August von Hayek’in 1960 yılında yayınlanan The Constitution of Liberty adlı kitabıdır.

Bundan çok önce, 1945’deki genel seçimlerde Winston Churchill, sosyalist bir iktisat politikasını savunan rakibi Clement Attlee’nin seçilmesinin bir Gestapo yönetimine yol açacağını ileri sürerken yine Hayek’in bir kitabını, yeni yayınlanmış olan The Road to Serfdom’ı kullanıyordu.… Yazının Devamını Oku