İktisat Teorisi

Status Quo Bias: Cep telefonu operatörlerinin tarife savaşları

rusdu_statusquo-yaziFiyat, kalite veya üretim miktarı rekabetinden sonra yeni bir boyut: Cep telefonu operatörlerinin tarife savaşları.

Geçen gün bir iktisat danışmanlığı firmasının Vice President’ı ile iş görüşmesi yapıyorduk. İşi aldım mı almadım mı henüz bilmiyorum, ama çok güzel bir sohbet yaptık.
Kendisini tanıttıktan sonra al sana soru dedi. Tahtaya bir cep operatörü firmasının tarifeleriyle alakalı iki türlü grafik çizdi. Bu grafiklere bakarak anlıyorsunuz ki eskisinden daha ucuz bir tarife geldiğinde bir kısım insanlar pahalı olan tarifeden ucuz olana hücum ederken bir başka kısmı aynı tarifede kalmayı tercih ediyor.… Yazının Devamını Oku

Deli Ol!

deli ol

İnsanı hayvandan ayıran en büyük özelliği aynı anda hem deli hem de akıllı olmasıdır. O halde insan, delilik uzayı ile akıllılık uzayının kesişiminde yaşayan bir yaratıktır. “Bazen gezegenimiz acaba evrenin tımarhanesi mi diye düşünmeden edemiyorum” diyen Goethe kadar sert değilim insana karşı. “İnsan tabiatında akıllılıktan ziyade delilik vardır” sözüyle Bacon’ı daha sempatik bulmuşumdur. İnsan deli doğar, yaşadıkça maruz kalır akıllılık dalgalarına. O halde, aslında akıllılık sonradan oluşmuş bir kurumdur diyebilir miyiz? Bu ciddi tartışmaya başlamadan evvel “Delilik nedir?” sorusuna cevap vermek lazım. Bu cevap, cevaplayanın delilik-akıllılık uzayındaki pozisyonuna göre değişecektir. Maymunlar Cehennemi filminde en yakışıklısından bir insan evladına sen ne kadar çirkinsin demişti ya maymun ablamız, yaşadığım tanım sıkıntısı buna benziyor işte. Maymuna göre mi yoksa insana göre mi tanımlıyoruz yakışıklılığı?… Yazının Devamını Oku

Pür Mutluluğun İmkansızlığı Üzerine

pure happiness

Anlam veremediğin bir rahatsızlık kaplar tüm vücudunu. Fırtına öncesi sessizliktir bu, ama farkında değilsindir, itibar etmezsin. Sonra gözlerin bulanmaya başlar. Bu, bir şeylerin ters gittiğini anlamana yarayacak ilk alamettir. Biraz oturayım, belki geçer dersin. “Salak! Harekete geçsene, bir önlem alsana!” diye haykırıyordur beynin, ama beynini duyacak durumda değilsindir. Beynin son kozunu kullanacaktır artık: Kalp. Birbirlerine muhtaç olup, birbirlerinden nefret eden iki aza… Madem benim dediklerime kulak asmıyorsun, kalbini dinlersin belki der beynin. Kalp ile beyin bir olur ve kalp atışların hızlanmaya başlar. Beni dinle diyor sana el ele vermiş iki organın: Haydi bizi ölümden kurtaracak adımı at artık!… Yazının Devamını Oku

Manevi Malların Değeri ve İktisat

Laissez faire “Bırakalım ruhsuz mekanik güçler işlesin” demek değildir. Şu demektir: Bırakalım her birey emeğin toplumsal işbölümünde nasıl işbirliği yapacağını kendi seçsin; bırakalım girişimcilerin ne üreteceklerine tüketiciler karar versin demektir.

Ludwig Mises, İnsan Eylemi,  s. 684

Serbest piyasa liberalizminin rakipleri arasında çeşitli iktisadi ekoller olduğu kadar dinler de yer alır. Bir müslümanın kurban bayramında keseceği ineğin bir Hindu’ya göre kutsal sayılması büyük bir sorundur. Devlet bunu şöyle çözmeye çalışmıştır: Kanun koyucu ya birini tutmuş ve diğerini politik azınlık konumuna alarak yok saymıştır ya da bu iki dini birbirinden ayırmıştır. Bu anlamda Pakistan ve Hindistan gibi ülkeler bu çatışmanın mutlak çözümü gibi gözüküyor. Bir diğer yol olarak, kanun koyucu iki farklı dinin yerine o ülkedeki çoğunluğun dinini koymuştur. Bu anlamda öteki her zaman ötekidir, azınlıktır, bu sonuç değişmez.Yazının Devamını Oku

YÜZ İFADESİ KODLAMA

Nöropazarlama araştırmalarında kullanılan tekniklerden biri de yüz okuma (facial coding) tekniğidir. Bu teknik yüz hareketlerini ölçerek kişinin o anki duygusal tepkileri konusunda sağlıklı bilgi verebilmektedir. Önde gelen duygusal tepkiler arasında kızgınlık, mutluluk, endişe yer almaktadır. Bir filmi izlerken kişinin hangi anlarda ne kadar etkilendiğini saptamak bu metot sayesinde mümkün olabilmektedir. Bu sistemin temel dayanağı insanların evrimsel süreçte çok benzer yüz ifadelerini geliştirmiş olmaları ve duygusal tepkileri için doğal olarak kullanmalarıdır. Bu yaklaşıma göre kültürel farklılıkların etkisi ihmal edilecek kadar azdır. Ve evrensel olarak kabul edebileceğimiz bu ifadelerden yola çıkarak çeşitli pazarlama araştırmalarında daha sağlıklı analiz yapmak mümkün olabilmektedir. Bu yazıda yüz ifadesi kodlama tekniğinden, kullanım alanlarından bahsedeceğim.… Yazının Devamını Oku

İKTİSADIN DEĞİŞEN YÜZÜ-3 ; BİLİŞSEL YANLILIK ve 'ADAPTIVE TOOLBOX'

adaptiveBir gün bu başlığı daha köklü bir değişimle iktisadın kabuk değiştirmesi olarak yazmak niyetiyle başlıyorum.Bence iktisadın böyle bir değişime ihtiyacı var ve daha çok disiplinin bir araya geldiği etkin açıklamaları getirmeye de ihtiyacı var. Atomistik olmayı aşmak yolunda, emin adımlarla ilerliyoruz şimdilik…Ve çok daha yeni bir araştırma konusu ve kavramı olan ‘adaptive toolbox’ ı da ekliyoruz, doğrudan Türkçe çevirisine yer vermediğim ve orijinal halini kullanmayı tercih ettiğim bu kavramı, nacizane araştırmalarım neticesinde ‘bilişsel paket’ olarak adlandıracağım. Burada tabi ”Biliş nedir, iktisatta yeri nedir? ” gibi sorulara da cevap vererek, konuyu daha da aydınlatacağım.… Yazının Devamını Oku

Eğitimli İşsizlik

Bir ülkedeki ortalama eğitim seviyesiyle genel ekonomik durum arasında, literatürde sıkça incelenen önemli bir ilişki vardır. Ekonomistlerin eğitim düzeyi ve eğitimin niteliği ile ilgilenmesinin temel iki nedeni vardır. Bunlardan ilki eğitim düzeyi ile ekonomik büyüme arasındaki pozitif korelasyondur. İkincisi ise eğitimin işsizlik riskini düşürerek, ekonominin geneline yaptığı olumlu katkıdır.

Ekonomik büyüme ile eğitim seviyesi arasındaki ilişki hem mikro hem de makro perspektiften incelenebilir. Eğitimin kişilerin kazançları üzerindeki etkisi, mikro yaklaşıma iyi bir örnektir. Krueger ve Lindahl 2001 yılında yayınladıklar makalede [1] 42 ülke için ülkedeki ortalama eğitim süresi ile kişilerin kazançları arasındaki ilişkiyi incelemişler ve iki değişken arasındaki pozitif ilişkiyi göstermişlerdir.

Yazının Devamını Oku

Üreticiler Soruyor: Âdil Fiyat Nedir ve Tüketiciler Neden Mağdur Rolü Oynar?

Üreticileri Koruma Derneği’nin Bildirisi: “Serkan Kiremit geçenlerde bir fotoğrafçıya tabetmesi için fotoğraflarını vermiştir. Daha sonra fotoğraflarını almak için gittiğinde, kendisinin hesap ettiği miktardan yaklaşık 10-20 kat aşağıda fiyat vermiş olan fotoğrafçıyı, aklından geçenleri söylemeyerek ve tabettiği fotoğraflara âdil fiyattan daha aşağıda ödeme yaparak kandırmıştır. Serkan Kiremit’in aklından geçen fiyat 15 ile 5 bin lira arasındayken, fotoğrafçıya onun talep ettiği 500 lirayı ödemiştir. Bu hem haksızlıktır hem de hilekârlıktır. Çünkü aklından geçen fiyatı fotoğrafçıya söylemeyerek, onun tam bilgi ve tam rekabet piyasasından uzaklaşmasına neden olmuştur. Serkan Kiremit böyle davranmakla rasyonellikten uzaklaşmış ve ekonominin dengesini altüst etmiştir. Tüm piyasa aktörlerinin bilgisine.”Yazının Devamını Oku

İktisat ve İktisatçı

crss-crtn

 Aslında gücü elinde bulunduranların kibirlerine karşı bir meydan okuma olan iktisat gerçeğine dikkat edilmezse, iktisadi düşünceler tarihini anlamak mümkün değildir. Bir iktisatçı asla demagogların ve otokratların favorisi olamaz. Onlara göre iktisatçı daima sorun çıkarandır. Ve içten içe iktisatçıların itirazlarının tutarlı olduğuna ne kadar çok inanırlarsa, ondan o kadar çok nefret ederler.

 Mises, İnsan Eylemi, s.67

İktisat bilgisi aydınlanma döneminin bir disiplinidir. İktisat, insan aklı ile insan eylemlerinin birbirini sürekli desteklediği, içerisinde birçok evrensel kuralın olduğu bir bilimdir. Bu bilim fen bilimlerindeki gibi deneye ve matematiğe ihtiyaç duymadan, sadece her insanda mevcut olan “insan davranışları ile mantığın” iç içe geçtiği bir sosyal bilimdir. Fen bilimleri cansız varlıkların veya aklın dışlandığı ama içgüdülerin yönettiği hayvan ve bitkiler dünyasını inceler. Oysa sosyal bilimler insan davranışlarının mantık çerçevesinde incelendiği, içinde “insan varoluşu” olan bir bilim türüdür.Yazının Devamını Oku

Markalar ve İnsan Beyni

Markalar her tarafımızı sarmış durumda. Beğendiğimiz ve beğenmediğimiz birçok marka günlük hayatımızın bir yandan vazgeçilmez bir yandan da kaçınılmaz parçası. Birçok durumda adeta markalar üzerinden düşünür durumdayız. İzlediğimiz (izlemek zorunda kaldığımızı) yüz binlerce reklam filmini, gördüğümüz logo ve markaları düşününce aslında normal karşılanabilir. Ama cidden bu markaların üzerimizde bir etkisi var mı? Ne kadar bir etkisi var? Varsa beyinde spesifik olarak hangi bölge ve sistemleri etkiliyor? Bu yazımda markaların insan beyni üzerindeki etkilerinden bahsedeceğim. Daha özelde deneysel olarak yapılmış iki çalışmadan bahsedeceğim. Sonuçlar, tam da beklendiği gibi: tercih edilen, daha fazla beğenilen markaların veya ürünlerin insan beyni üzerinde -beyin ödül sistemi üzerinde- daha fazla etki yarattığı yönünde. Diğer bir deyişle, duyduğumuz zevk ve markalar arasında bir ilişki olduğunu iddia edebiliriz literatürdeki çalışmalardan yola çıkarak.… Yazının Devamını Oku