İktisatçılar

Rothbard’tan Hayek’e: “Fuck You!!”

hayek-and-rothbard-1976-smaller

Bir süre önce, dosyaları karıştırırken elime Friedrich Hayek’in “Two Types of Mind” adlı makalesinin fotokopisi geçti. Fotokopiyi zamanında Mises Enstitüsü’ndeyken çekmiştim. Mises Enstitüsü, Avusturya iktisatçısı Ludwig von Mises’in adını taşıyan ve Alabama’da bulunan liberal bir düşünce kuruluşu. Fotokopiyi çekmemin nedeni, makalenin üzerinde Murray Rothbard’ın notlarının olmasıydı. Bir iktisatçının başka bir iktisatçı hakkındaki düşüncelerini onun makalelerinden ya da kitaplarından okuyarak öğrenebilirsiniz. Ama özel notlarını, hem de hayli açık olanlarını bulup okumak ender gerçekleşen bir şeydir.

Notları bulmam tesadüfen oldu. O esnada ilgilendiğim bir şey için Hayek’in makalesi lazım olunca kütüphaneye gittim. Makalenin olduğu kitabı raftan aldığımda, kitabın Rothbard’a ait olduğunu gördüm. Ön kapağın arkasında kitabın Rothbard koleksiyonuna ait olduğunu gösteren bir çıkartma vardı. Tesadüf eseri Rothbard da benim aradığım makaleyi okumuş ve üzerine notlar almıştı.… Yazının Devamını Oku

Adam Smith’in Ahlaki Duyguların Kuramı Adlı Eserinde Doğa ve Ahlak İlişkisi Üzerine [*]

I. Adam Smith’in Ahlaki Duyguların Kuramı[1] adlı eseri nasıl okunmalıdır?

Ahlak bazen tehlikeli olabilir. Evrensel, ideal, nesnel ahlak kurallarının peşinde koşarken, farklı yaşam seçeneklerini, kültürleri ve çeşit çeşit insani deneyimi göz ardı edebiliriz. Ahlak kurallarını evrensel bir zemine oturtmanın zorluğu da farklı kültürler ve yaşam tarzları hakkında bilgimiz/görgümüz arttıkça karşımıza çıkar. Fakat gelin görün ki sanki doğa “sabit” gibidir. İşte tam bu noktada ahlak kurallarına evrensellik iddiası katmaya çalışan bazı filozoflar doğaya göndermelerde bulunmaya ve bu sayede ahlak anlayışlarının haklılığını göstermeye meyyaldirler. İşte bu temayüle Adam Smith iyi bir örnek olarak durmaktadır.

Ahlaki Duyguların Kuramı adlı kitaba baktığımızda, Smith’in bazı duyguların ahlaki olduğunu varsaydığını ve kitabın amacının da bu duyguları derli toplu ifade edecek bir kuramın oluşturulması olduğunu görürüz. Lakin kitabın başlığı “kuram” dese de, kitap aslında ahlaki davranışlarla ilgili “gözlemler”den oluşmaktadır.… Yazının Devamını Oku

Ekonomi Biliminin Hegemonyası

Homo Oeconomicus 2

İktisatçılar, insanların ekonomik davranışlarını araştırırken, kurdukları önermelerin saf bilimsel olması kaygısını taşıyan uzmanlardır. Burada bilimsellik, tekrarlanabilen olgu ve olaylar için, ölçülebilirliği ve sınanabilirliği içeren, zaman ve mekan ayrımı gözetmeksizin geçerli davranış ilkelerini ve yasaları belirleme anlamına gelmektedir. İktisatçılar (ya da ekonomi bilimi) bu evrensel (!) ilke ve yasalara ilişkin önermeleri kurarken, bir anlamda araştırma nesnesi olan insanın irrasyonel (ruhsal, kültürel, politik vs.) yönlerini ‘ceteris paribus’ kalıbının içinde tutmaktadır. Bu doğrultuda ekonomi bilimi doğa bilimleriyle benzeşme çabasını içermektedir; ancak, bir yandan da insana özgü olan duygular, değerler ve anlayışların araştırıldığı diğer sosyal bilimlerin varlığı söz konusudur.… Yazının Devamını Oku

Bentham ve Eşcinsellik

Jeremy_Bentham_by_Henry_William_Pickersgill_EKLE

LGBTİ bu hafta 23. Onur Haftası’nı kutluyor. Bu pazar günü de Taksim’de 13. Onur Yürüyüşü yapılacak. Ancak bunlar olmadan önce, Yeni Şafak gazetesi yazarı Hayrettin Karaman bu etkinlikler vesilesiyle İbadet Açık, Kabahat Gizli Olacaktır başlıklı bir yazı yazdı. Bireysel özgürlükler açısından bakıldığında Karaman’ın düşüncelerini hayli dehşet verici buldum. Yazısında Karaman eşcinsellerin kendi cinsiyetlerini özgürce yaşamalarını toplumun ahlâkına karşı açılmış bir savaş olarak görüyor ve bu savaşta eşcinsellere gösterilecek tepkileri meşru sayıyor. Burada Karaman özgürlük isteğini “savaş” kelimesiyle ilişkilendiriyor. Üstelik eşcinsellere yasal haklar tanınmasına karşı çıkıyor ve hükümetlerin toplumdaki bazı kesimleri bireysel özgürlüklerden mahrum bırakmasını meşru ve gerekli görüyor.… Yazının Devamını Oku

Das Adam Smith Problem – Adam Smith Problemi

görsel 1

İktisadın eski ve çözülmek istenmeyen bir problemi daha var; o da Adam Smith problemi. ‘’Nereden çıktı?’’ diyecek birçok iktisat öğrencisi olabilir, malum ana akım iktisat öğrenimi içinde ben de ancak lisansüstü eğitimimde keşfettim. Hepimizin bildiği gibi Adam Smith, iktisadın babası ve önemli eseri ‘’Ulusların Zenginliği’’ eğer şansınız varsa bir eserinin daha olduğunu – ki bu eser ‘’Theory of Moral Sentiment –Ahlaki Duygular Teorisi’’- ve zaten Adam Smith’in bir ahlak filozofu olduğunu duymuş olabilirsiniz. İşte tam da hikayemiz, Ulusların Zenginliği’ nden yaklaşık 20 yıl önce yayınladığı Ahlaki Duygular Teorisi (ADT) ile Ulusların Zenginliği (UZ) arasındaki birey motivasyonları ile başlar. ADT’de Adam Smith, kişinin başkalarına karşı hislerini devreye sokar, yani birey, sadece kendi çıkarını düşünmemekte diğerlerinin mutluluğu için fedakârlık yapabilecek ve hatta kendini karşısındaki insanın yerine koyup onu anlayabilecektir yani Adam Smith, ‘’sempati’’ kavramını ortaya koymuştur.… Yazının Devamını Oku

Marshall ve Karatahta İktisadı

Kaynak: http://www.joh.cam.ac.uk/

Geçmişe az biraz meraklı olanlar günümüzde okutulan iktisada giriş kitaplarının atası olarak Paul Samuelson’ın 1948’de yayınladığı ve Keynesyen iktisadı neo-klasik iktisatla birleştirdiği Economics kitabını bilirler. Samuelson’ın sağlığında 19 baskısı yapılan kitabın ilk baskısının tıpkıbasımı bugün Amazon’da 60 küsur dolara satılıyor. Oysa Samuelson’dan çok önce, John Stuart Mill’in 1848’de yayınladığı Principles of Political Economy 1900’lerin başlarına değin İngilizce konuşulan ülkelerde ders kitabı olarak okutuluyordu. Bu tarihten sonra yavaş yavaş Alfred Marshall’ın 1890’da yayınlanan Principles of Economics kitabı Mill’in yerini almaya başladı.

Marshall’ın Principles’ını karıştırırken kitap sonundaki eklerden birinde Mill’den yapılan bir alıntıya denk geldim. Alıntının başında Mill “Sadece iktisatçıdan ibaret olan biri, iyi bir iktisatçı değildir,” diyor (Marshall, 1920, s. 771). Marshall kaynak olarak Mill’in On Comte adlı kitabını gösteriyor.… Yazının Devamını Oku

Engin Ardıç ve Friedrich von Hayek

4303825588_b65646b915_o

Kütüphaneyi karıştırırken Nazım Güvenç’in bir hayli vakit önce aldığım Hayekizm adlı ufak kitabını buldum. 1999’da yayınlanan kitap bildiğim kadarıyla Turan Yay’ın Hayek’te İktisadi Düşünce kitabından sonra Türkçe yazılmış ve Hayek’in fikirlerine giriş niteliğini taşıyan ilk kitap. Bir diğer kitap da ilk baskısı 1996’da yapılan Eamonn Butler’ın Hayek adlı kitabı. Ama Türkçe yerine Osmanlıcaya çevrildiği ve içinde yer yer İngilizceden bozma kelimeler olduğu için Butler’ın kitabı okuyana sıkıntı verebilir. Bu nedenle kitabın İngilizcesini okumak daha faydalı olabilir. Güvenç kitabında konuları Butler’dan daha farklı bir sıralamayla ele alıyor ve bazı hususlarda onun kadar ayrıntıya girmiyor. Bu açıdan kitabın Butler’ın kitabına kıyasla daha genel nitelikte olduğu söylenebilir.… Yazının Devamını Oku

MICHAEL SHERMER, ATİLLA YAYLA VE ANARKO-KAPİTALİST İKTİSAT-2

Cesur-Adam-300x201

“Orman kanuna geri götüren şey kesinlikle devletçiliktir –çatışmaya, uyumsuzluğa, sınıf mücadelesine, fetih ve herkesin herkese karşı savaşına ve genel yoksulluğa geri gidiş. Karşılıklı hizmetler içinde barışçıl rekabet mücadelesinin(Mübadelesinin) yerine, devletçilik; hesaplama kaosları ve politik imtiyaza ve asgari geçime dayalı Sosyal-Darwinist rekabetin ölümcül mücadelesini ikame eder. ”(MURRAY ROTHBARD, İnsan, İktisat ve Devlet, s.1127-1128)

Çoğunlukla insanlar kötü deneyimlere göre hareket ederler. Başlarından geçen kısmetsizlikler ve kötümser ilişkiler, doğa için normal karşılansa da insanların mantıklarında negatif çağrışımlar olarak algılanırlar. Duygusal kırgınlıklar bazen insanın gözünü ve muhakemesini kör eder. İyisi ve daha varken hemen baştan reddederler. Düşünceyi sonuna kadar düşünemezler. Bir yerlere takılıp kalırlar. Ve hatta çoğunlukla oldukları yerde patinaj çekmeye başlarlar. Pasifleşirler, ilgisiz kalırlar. Daha kötüsü artık onları bazı entelektüel şeyler heyecanlandırmaz. Tıkanırlar, tükenirler, olayları anlayamaz ve kavrayamazlar.… Yazının Devamını Oku

Ludwig Von Mises'in Metodolojisi: Dün, Bugün ve Daima

“Dar kafalı insanlar sürekli olarak kendileri gibi
düşünmeyenlerle aralarındaki farklara kafayı takarlar.”
İnsan Eylemi, Mises, Liberte Yayınları, s.7.

Modern İktisatçıların, Mises’in çalışmalarını anlamak için kılı kırk yarmak bir kenara, onun iktisattan ne anladığına dair en ufak bir bilgileri bile yoktur. Bütün suçlu herhalde Mises’in garip metodolojisi veya onu takip eden bir avuç tuhaf delirmiş kişiler olmayacağı gibi, iktisatçıların Mises’i anlamak istememeleri veya onu görünmeyecek bir köşeye saklamak istemeleri de olamaz. Nedir öyle ise Mises’i pas geçmek? Bu sorunun tek bir cevabı yok. En basit anlatımla şöyle: Mises çağının ruhunu değil, sadece gerçeğin ve doğrunun ruhunun peşinde koşmuştur. Mevkii, para ve şöhretin değil, hümanist entelektüel bilgi aşkı ve bunun yayılmasının arzusundaydı. Böylelikle Mises yaşadığı çağın nimetlerinden bilinçli bir şekilde yararlanamamıştır. Ve onun peşinden giden çırakları ve öğrencileri de birçok kürsüden, sosyeteden, ödüllerden ve sürekli gelirlerden mahrum bırakılmıştır.… Yazının Devamını Oku

Fazıl Say, J. S. Mill ve Mediokrasi

fazil-say-a-mahkeme-yolu_haber_226080

Fazıl Say “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçundan 10 ay hapis cezası aldı. Güya Say twitter hesabında şunları yazmış:

“Irmaklarindan saraplar akacak diyorsun, cenneti ala meyhane midir? her muminine 2 huri verecegim diyosun, cenneti ala kerhane midir?”

“bilmem farkettiniz mi ama nerde yavşak adi magazinci hırsız şaklaban varsa hepsi allahçı, bu bir paradoks mu?”Yazının Devamını Oku