Kalkınma İktisadı

Türkiye’nin Toplumsal Gerçeklerine Ekonomi Sosyolojisi Penceresinden Bakmak – 1

Society

Sosyal bilimlere özgü kavram ve teorileri başka toplumlardan alarak sistem kurmaya çalışan bizim gibi toplumlarda, toplum doğasına uygun olmayan ithal sistemler, ne doğru anlaşılabilmekte ne de toplumsal sorunların çözümünde tam anlamıyla yol gösterici olabilmektedir. Bu doğrultuda ekonomi biliminin kavram ve teorilerinin metodolojik olarak tümdengelimci, soyutlamacı, evrenselci niteliği de, gerçekte geçerli olup olmaması bakımından tartışılmakta; ekonomi biliminin, toplumların öznelliğini göz ardı ederek onları homojenleştirme eğilimi eleştirilmektedir.

Bireysel çıkarları önde tutan toplumlarda kurulmuş teoriler, sosyallik ilkesine dayalı toplumları anlama ve açıklamada etkin olmayabilmektedir. Sosyallik temelli toplumlarda ‘Homo Oeconomicus’ modeli yerine ‘Homo Sociologicus’ ya da ‘Homo Socio-oeconomicus’ modelleri bağlamında, toplumun bütünselliği içinde birey olmak anlam kazanmaktadır. Homo Sociologicus modelini ileri süren sosyolog Ralf Dahrendorf (1969) ve Homo Socio-oeconomicus modelini ileri süren sosyolog Siegwart Lindenberg’in (1990) Alman olması bu noktada ilgi çekicidir.… Yazının Devamını Oku

Ekonomi ve Cinsiyet 1: Makro Veriler

gender-gap-II-940x440

Geçtiğimiz aylarda internette dolaşan bir videoyu şaşkınlıkla izledik. BBC’nin hazırlamakta olduğu, Türkiye’yi anlatan bir belgeselde Ali Ağaoğlu cinsiyetçi söylemler konusunda hassas olmayan bünyeleri bile rahatsız edecek sözler sarfediyordu. Üstelik bunu bir dil sürçmesine yorulamayacak kadar açık ve kelimelerin üstüne basa basa yapıyordu. Bu sözleri tekrar yazmayı gereksiz buluyorum. Ancak neden bahsettiğimden haberi olmayanlar için videonun linkini ekliyorum.

Türkiye her ne kadar cinsiyet eşitliği endekslerinde dünyaya örnek olacak bir sırada değilse de cinsiyet ayrımcılığı sadece bu coğrafyaya yüklenecek kadar bölgesel bir sorun değil. Ağaoğlu’nunki gibi cinsiyetçi söylemleri günlük hayatta duymaya ister istemez alışkınız aslında. Bir gün içinde kaç tane cinsiyetçi küfür duyduğumuzu, kendimizi günde kaç defa içinde bu gibi söylemler geçen konuşmaların içinde bulduğumuzu düşünün. Buna izlediğimiz filmleri, müzik kliplerini, sosyal medyada takip ettiğiniz kişi ve grupları da ekleyin.… Yazının Devamını Oku

İşsizliğe mi Rahatlığa mı Giden Yol: Robotları Beklerken…

robot_serkan_13122017

“İşte makineleşmenin, serbest ticaretin ve
her türden ilerlemenin günbegün yok ettiği işgücü,
üretici işgücü değil, gereksiz hale gelen işgücüdür;
amaçsız ve ürünsüz olan işgücü fazlasıdır.”
Frederic Bastiat, ‘Ekonomik Safsatalar’, s316.

Ekonomi mantığından anlamayan insanlar için bu günler kötü zamanlar; çünkü onlar için dünyaya yaklaşıp çarpmakta olan büyük bir göktaşı var.

Bu göktaşı: ROBOTLAR. Eyvah! işsiz kalacağız naraları atıyorlar. Muhafazakârlar üzgün, siyasi ve ekonomik olarak ellerindeki bütün okus pokus araçları yitip tükenmekte ve insan üzerindeki bütün ahlaki nutukları anlamsızlaşmak üzere hani insan bu dünyanın halifesiydi. Sosyalistler umutlu kapitalizm artık çözüm üretemiyor ve işsizlik artık her yanı sarıp sarmalayacak. Artık bizim zamanımız geldi, diyorlar. Kapitalizm kendi mezarını kazıyor. Robotlarla savaşacağız onları kırıp dökeceğiz diyorlar. Gene sosyalistler yapıcı değil yıkıcı rolünde ve sadece geriye eski zamanlara ilkele dönüş diyorlar.… Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin Eğitim Sistemi Üzerine 2/4: Ne yaptık?

karikatür

Eğitim sistemimizi değerlendirdiğim yazı dizisinin ilk bölümünde malumu bir kere daha dile getirmiştim: Eğitim cephesinde işler yolunda gitmiyor. Peki, bu kötü gidişatın sebebi ne? Çocuklarımız diğer ülkelerdeki akranlarına kıyasla aynı soruların neden daha azını doğru cevaplayabiliyor? İşverenlerimiz eğitim sistemimizi neden pek de kaliteli bulmuyor? Aslında eğitim açısından kronik sorunlarımız var ve her derdin devası (?) ikinci nesil reformlarla gelişme sağlanması gereken alanlardan biri de eğitim. Bu nedenle bu başarısızlığın nedenlerini oldukça geriye gidip tartışmak yerine, ülkemizin bir başarı hikayesi olarak öne sürülen 2002 sonrası dönemde neler yapıldığını tartışacağım.

1. Hayaller Singapur, Gerçekler Trinidad ve Tobago
Çok basit bir ifadeyle çocuklarımızı öğretmenleriyle etkileşime geçip bilgi/beceri birikimlerini artırmaları ve toplumca uygun kabul edilen davranış kalıplarını edinmeleri maksadıyla okula gönderiyoruz. İkinci kısmının tartışmaya açık olduğunu düşündüğüm bu basit ifade bana Hababam Sınıfı Tatilde adlı filmde geçen “Okul her yerdir.… Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin Eğitim Sistemi Üzerine – 1/4: Ne durumdayız?

karikatür_1

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) 15 yaş grubundaki öğrencilerin bilgi ve beceri kazanımlarını değerlendirdiği araştırma projesi olan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) 2015 yılı sonuçlarını 6 Aralık 2016’da açıkladı. Türkiye’nin okuma, fen bilimleri ve matematik alanlarında 2012 sonuçlarına kıyasla hem ortalama puan hem de sıralama açısından gerilemesi ülkedeki eğitim sistemi sorunlarını bir anda gündeme taşıdı. Aslında PISA’daki başarısızlık, sistemden duyulan genel memnuniyetsizliğin dışavurumunu sağlayan bir tetikleyici olarak değerlendirilebilir. Çünkü PISA başarısızlığının temellerini oluşturan eğitim alanındaki zayıflıklarımız da son birkaç yıldır daha kısık sesle ve daha düşük frekansla dile getiriliyordu. Özellikle liselere geçiş sınavlarındaki alışkanlık haline geldiği düşünülebilecek değişim yapma eğilimi, üniversite mezunu işsiz oranının görece yüksek olması, lise türlerine ve illere göre LYS başarısı uçurumları gibi sorunlar, sayılabilecek onlarcası arasından benim ilk aklıma gelenler.… Yazının Devamını Oku

Sözleşmeli Okullar: Nedir, Ne Değildir?

fullscreen-capture-11212011-42450-pm-bmp

Sevgili iktisadiyat.com takipçileri; yeni bir yazıyla, genişlemiş iktisadiyat.com ailesiyle tekrar birlikteyiz. Laf aramızda, ailenin genişlemesinin beni mutlu etmesinin en büyük sebebi yazı sırasının daha nadiren geliyor olması, keh keh. Gelgelelim vazifeden kaçış yok, yol belli. Eğip başımızı usul usul yürüyeceğiz şimdi. İşin şakası bir yana, zaten nadiren bana gelen yazı sırasını aslına bakarsanız iple çekiyorum, zira bu yazılar bana da üzerine yazdığım hususlardaki düşüncelerimi düzene koyma şansı tanıyor. İşbu yazıyı da aynı maksatla kullanarak eğitim politikası üzerine birtakım kıtıpiyoz tespitlerde bulunmak niyetindeyim.

Tabii “eğitim politikası” dediğimiz fazlasıyla geniş bir kavram: PISA sonuçlarından tutun da “Finlandiya müfredat denen şeyi kaldırmış ağbi”ye kadar uzanan bir spektrumdan bahsediyoruz. Bense tabii bu spektrumun anca ufak bir kısmı hakkında ahkâm kesecek cesareti kendimde bulacağım. O da bilhassa Amerika Birleşik Devletleri’nde son yıllarda sıkça tartışılan bir eğitim inovasyonu olan “Sözleşmeli Okul” denen naneler hakkında olacak.* Bu konuya eğilmek istememin bir numaralı sebebi ise, söz konusu tartışmanın aslında sadece Amerika Birleşik Devletleri’nin değil, dünyadaki pek çok ülkenin eğitim politikası hususundaki endişelerini ortaya döken bir tartışma zemini sahibi olduğunu düşünmem.… Yazının Devamını Oku

Maruziyetin İktisadi ve Coğrafi Dağılımı: Kim Daha Kırılgan?

gorsel_2

Afetler her gün dünyanın kapsını farklı farklı coğrafyalarda çalmaya devam ediyor.

En güncel örnek, İtalya Deprem(ler)i…
En sonuncusu 31 Ekim 2016 Pazar günü yaşandı. Büyüklüğü önce 6,1 açıklanan ve sonrasında 6,5 olarak revize edilen Deprem, Avrupa’yı tedirgin etmeye devam ediyor. Güney İtalya’nın, turist yoğunluğu çok yüksek olan Roma, Floransa gibi şehirlerde de hissedilen ve paniğe sebep olan depremde ölen olduğu bilgisi gelmedi. Geçtiğimiz yaz (24 Ağustos’ta) yaşanan 6 büyüklüğündeki deprem 300 kişinin hayatını kaybetmesine sebep olmuştu. Bu süre sonrasında, bölgede yaşanan depremlerin bu depremle ilişkili olduğu düşünülüyor.

6.2 magnitude earthquake hits central Italy - at least 21 dead

Merkez İtalya Depremi-Ağustos-2016 Kaynak: NY Times

gorsel_1_1

 

 

 

 

 

 

 

Öte yandan dünyanın çeşitli yerlerinde de sel, kuraklık vb. doğal afetler yaşanmaya devam ediyor. Bunlara insan kaynaklı afetler eşlik ediyor. İklim değişikliği sebebiyle tetiklenen afetler her geçen gün hem toplumsal yaşamı hem de iktisadi kalkınmayı tehdit etmeye, iktisadi faaliyetleri aksatmaya devam ediyor.… Yazının Devamını Oku

Afetlerle Kalkınma: Tecrübeler, Politikalar ve Beklentiler

KAPAK_2

Afetlerle Kalkınma: Tecrübeler, Politikalar ve Beklentiler” uzun erimli bir çalışmanın keyifli bir ürünü olarak Nisan-2016’da, Efil Yayınevi etiketi ile Sağlam KOBİ’nin destekleri ile raflarda yerini aldı. Türkçe literatüre önemli bir katkı niteliğinde olan bu çalışmanın ortaya çıkmasında çok değerli 19 yazarın emeği ve desteği var*.

Kitabın en önemli ayırdedici özelliği Türkçe’de bu konuda henüz çok yeni olan literatüre önemli bir katkı ve farklı bir perspektif katıyor olması. Çeşitli bakış açıları ile çok önemli ve bir o kadar da orijinal katkılar veren yazarlarımız sayesinde ortaya önemli bir çalışma çıkmış oldu. İkisi Japon olmak üzere 19 yazar tarafından kaleme alınan bu ortak çalışma umarız ki ikinci derleme kitap ile tamamlanarak ilgili alanda çalışanlar için bir kaynak oluşturur.

Bu kitabı, editörü olarak benim için özel kılan, akademik değeri ve anlamının çok ötesinde “duygusal” bir anlamı da var.… Yazının Devamını Oku

Karşınızda Mutluluk, Rakamlarla…

görsel1

Daha önce biraz sorguladığımız mutluluk kavramına bu kez rakamlarla, iktisadi ölçütlerle bakalım. ‘’World Happiness Report- Dünya Mutluluk Raporu’’ 20 Mart mutluluk günü öncesinde yayınlandı. Gelin, kısa bir değerlendirme yapalım.
Öncelikle raporu ilgilenen arkadaşlar, http://worldhappiness.report/ bu uzantıdan edinebilirler. 2012’den bu yana kişisel çabalarla hazırlanan bu rapor, 2017 raporu hazırlığı sırasında bu kez bir güncelleme ile 2016 ‘da hazırlanmış. Yıllardır binlerce kişi çalışmaya katılmakta. Katılımcılara ‘’Cantril Merdiveni’’ sorusu şöyle yönlendiriliyor; 0’dan 10’a kadar yükselen bir merdiven hayal ediniz. Yaşamınızı merdivenin hangi basamağında konumlandırırsınız/ hangi basamakta olduğunuzu hissediyorsunuz? Mutluluk seviyesinin kazananı 2013’te de birinci olan fakat 2015’te üçüncülüğe gerileyen Danimarka. 7.52 ile birinciliği yeniden alan Danimarka’yı, 7.50 ile İsviçre takip ediyor. İkisi hariç ilk onu sırasıyla, İzlanda, Norveç(en yüksek k.b.d.g. ile), Finlandiya, Kanada, Hollanda, Yeni Zelanda, Avustralya ve İsveç oluşturuyor.… Yazının Devamını Oku

Nereye Yapacağız?

ali-sabanci

Hello World

Merhabalar iktisadiyat.com, tanışacağımıza memnum oluyorum. Severek okuduğum bu oluşumun parçası olmak benim için önemli bir gurur. Umarım var olan dergi kültürünü ve yazı kalitesini bir miktar tutturabilirim. Bir dostum, yarı akademik makalelerin amacı kafa karıştırmak ve insanları okumaya teşvik etmek olduğunu söylemişti. Sanırım benim bu platformdaki yazılarımdaki ana gayem de bu olacak. Her iktisatçı gibi çok kalın harflerle yazılan büyük büyük soruları alıp, öyle de olur böyle de olur cevabını çokça vereceğimi düşünüyorum, bakalım. Umarım okuyanların hayatından sonuç itibariyle 10 dakika çalmış olmam.

Geçen gün (Yazıyı yazmakta geciktiğim için geçen gün geçen ay oldu^) bir internet sitesinde gördüğüm “Ali Sabancı’nın ‘ek gelir’ hayalleri: Uçakta tuvalet paralı olabilir” haberi beni şu genel soruyu sormaya itti: “Bir ürünü parçalara ayırıp ayrı fiyatlama ‘unbundling’ tüketiciye zarar verir mi?”.… Yazının Devamını Oku