Eğitim İktisadı

Türkiye’nin Eğitim Sistemi Üzerine 2/4: Ne yaptık?

karikatür

Eğitim sistemimizi değerlendirdiğim yazı dizisinin ilk bölümünde malumu bir kere daha dile getirmiştim: Eğitim cephesinde işler yolunda gitmiyor. Peki, bu kötü gidişatın sebebi ne? Çocuklarımız diğer ülkelerdeki akranlarına kıyasla aynı soruların neden daha azını doğru cevaplayabiliyor? İşverenlerimiz eğitim sistemimizi neden pek de kaliteli bulmuyor? Aslında eğitim açısından kronik sorunlarımız var ve her derdin devası (?) ikinci nesil reformlarla gelişme sağlanması gereken alanlardan biri de eğitim. Bu nedenle bu başarısızlığın nedenlerini oldukça geriye gidip tartışmak yerine, ülkemizin bir başarı hikayesi olarak öne sürülen 2002 sonrası dönemde neler yapıldığını tartışacağım.

1. Hayaller Singapur, Gerçekler Trinidad ve Tobago
Çok basit bir ifadeyle çocuklarımızı öğretmenleriyle etkileşime geçip bilgi/beceri birikimlerini artırmaları ve toplumca uygun kabul edilen davranış kalıplarını edinmeleri maksadıyla okula gönderiyoruz. İkinci kısmının tartışmaya açık olduğunu düşündüğüm bu basit ifade bana Hababam Sınıfı Tatilde adlı filmde geçen “Okul her yerdir.… Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin Eğitim Sistemi Üzerine – 1/4: Ne durumdayız?

karikatür_1

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) 15 yaş grubundaki öğrencilerin bilgi ve beceri kazanımlarını değerlendirdiği araştırma projesi olan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) 2015 yılı sonuçlarını 6 Aralık 2016’da açıkladı. Türkiye’nin okuma, fen bilimleri ve matematik alanlarında 2012 sonuçlarına kıyasla hem ortalama puan hem de sıralama açısından gerilemesi ülkedeki eğitim sistemi sorunlarını bir anda gündeme taşıdı. Aslında PISA’daki başarısızlık, sistemden duyulan genel memnuniyetsizliğin dışavurumunu sağlayan bir tetikleyici olarak değerlendirilebilir. Çünkü PISA başarısızlığının temellerini oluşturan eğitim alanındaki zayıflıklarımız da son birkaç yıldır daha kısık sesle ve daha düşük frekansla dile getiriliyordu. Özellikle liselere geçiş sınavlarındaki alışkanlık haline geldiği düşünülebilecek değişim yapma eğilimi, üniversite mezunu işsiz oranının görece yüksek olması, lise türlerine ve illere göre LYS başarısı uçurumları gibi sorunlar, sayılabilecek onlarcası arasından benim ilk aklıma gelenler.… Yazının Devamını Oku

Sözleşmeli Okullar: Nedir, Ne Değildir?

fullscreen-capture-11212011-42450-pm-bmp

Sevgili iktisadiyat.com takipçileri; yeni bir yazıyla, genişlemiş iktisadiyat.com ailesiyle tekrar birlikteyiz. Laf aramızda, ailenin genişlemesinin beni mutlu etmesinin en büyük sebebi yazı sırasının daha nadiren geliyor olması, keh keh. Gelgelelim vazifeden kaçış yok, yol belli. Eğip başımızı usul usul yürüyeceğiz şimdi. İşin şakası bir yana, zaten nadiren bana gelen yazı sırasını aslına bakarsanız iple çekiyorum, zira bu yazılar bana da üzerine yazdığım hususlardaki düşüncelerimi düzene koyma şansı tanıyor. İşbu yazıyı da aynı maksatla kullanarak eğitim politikası üzerine birtakım kıtıpiyoz tespitlerde bulunmak niyetindeyim.

Tabii “eğitim politikası” dediğimiz fazlasıyla geniş bir kavram: PISA sonuçlarından tutun da “Finlandiya müfredat denen şeyi kaldırmış ağbi”ye kadar uzanan bir spektrumdan bahsediyoruz. Bense tabii bu spektrumun anca ufak bir kısmı hakkında ahkâm kesecek cesareti kendimde bulacağım. O da bilhassa Amerika Birleşik Devletleri’nde son yıllarda sıkça tartışılan bir eğitim inovasyonu olan “Sözleşmeli Okul” denen naneler hakkında olacak.* Bu konuya eğilmek istememin bir numaralı sebebi ise, söz konusu tartışmanın aslında sadece Amerika Birleşik Devletleri’nin değil, dünyadaki pek çok ülkenin eğitim politikası hususundaki endişelerini ortaya döken bir tartışma zemini sahibi olduğunu düşünmem.… Yazının Devamını Oku