Mutluluk ve Refah İktisadı

Karşınızda Mutluluk, Rakamlarla…

görsel1

Daha önce biraz sorguladığımız mutluluk kavramına bu kez rakamlarla, iktisadi ölçütlerle bakalım. ‘’World Happiness Report- Dünya Mutluluk Raporu’’ 20 Mart mutluluk günü öncesinde yayınlandı. Gelin, kısa bir değerlendirme yapalım.
Öncelikle raporu ilgilenen arkadaşlar, http://worldhappiness.report/ bu uzantıdan edinebilirler. 2012’den bu yana kişisel çabalarla hazırlanan bu rapor, 2017 raporu hazırlığı sırasında bu kez bir güncelleme ile 2016 ‘da hazırlanmış. Yıllardır binlerce kişi çalışmaya katılmakta. Katılımcılara ‘’Cantril Merdiveni’’ sorusu şöyle yönlendiriliyor; 0’dan 10’a kadar yükselen bir merdiven hayal ediniz. Yaşamınızı merdivenin hangi basamağında konumlandırırsınız/ hangi basamakta olduğunuzu hissediyorsunuz? Mutluluk seviyesinin kazananı 2013’te de birinci olan fakat 2015’te üçüncülüğe gerileyen Danimarka. 7.52 ile birinciliği yeniden alan Danimarka’yı, 7.50 ile İsviçre takip ediyor. İkisi hariç ilk onu sırasıyla, İzlanda, Norveç(en yüksek k.b.d.g. ile), Finlandiya, Kanada, Hollanda, Yeni Zelanda, Avustralya ve İsveç oluşturuyor.… Yazının Devamını Oku

“İktisatta Davranışsal Yaklaşımlar”*

Web

İktisatta Davranışsal Yaklaşımlar bir buçuk senelik bir çalışmanın ardından Kasım 2015’te piyasaya çıktı. İmge Kitabevi tarafından basılan kitap, ilk ayında yayınevinin en çok satılan kitabı olmuş, ilk baskının da yarısından çoğu tükenmiş bile. Bunda Türkiye’de davranışsal iktisada olan ilginin artmasına rağmen basılı Türkçe kaynakların birkaç akademik makale ve bazı çeviri kitaplarla sınırlı olmasının etkisinin olduğunu düşünüyoruz. Bu rakamların yanısıra Mağfi Eğilmez, Uğur Gürses gibi Türkiye’nin saygın ekonomistlerinin çalışmamız hakkında söylediği güzel sözler de bizi mutlu ediyor. Dileriz bu kitap, ülkemizde davranışsal iktisada olan ilginin artmasına yardımcı olur. Kitabımız hakkında biraz bilgi vereyim:… Yazının Devamını Oku

Konumuz: Mutluluk

foto_1-zeliha

Sen mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?
Nazım Hikmet Ran

Gündemin ve son zamanlardaki iktisadi yazıların arasına bir mola olarak giriyor ve kafaları karıştırmaya birçok soru sormaya geliyorum. İktisadiyatta da üzerine az eğilmediğimiz bir konudur malumunuz mutluluk, tıpkı tüm dünyanın ve zamanların merak konusu olduğu gibi. Özellikle son yıllarda, çokça sorulan sorular; Nasıl mutlu olacağız? Mutluluğumuzu nasıl sürdüreceğiz? Ya da en temelde asırlardır değişmeyen soru; ‘’Mutluluk nedir’’ sorusunu bize sorduran ne? Yoksa hepimiz sonsuza kadar yaşamayı araştırırken, bir de sonsuza kadar mutlu yaşamanın mı peşindeyiz? Her şeyden haz almak zorunda mıyız? Mutsuzluk bir başarısızlık kaynağı mı? Yoksa vicdanını yitirmiş dünyanın vicdansız ama mutlu gözüken hallerine ortak olmak ve her ânı mutluymuş gibi herkese sunulan bir gösteri olarak konumlandırmak derdinde miyiz? Her geçen gün, sadece ülkemizde değil dünyanın pek çok yerinde artan anti-depresan kullanımı ve depresyon teşhisi ile sorumluluğun sadece bireyin kendisine, kendi başarısızlığına atıldığı; bu yüzden bireyin bu başarısızlığı gerekli çabayı yani tüketimi sağlayarak, reklamlardan öğrendiği hazır mutluluğa erişmesi ile telafi etmesi gerektiği günümüz dünyası… Sonsuza kadar haz dolu, acıdan uzak, mutluluk uyuşukluğuyla yaşamayı isteyen modern dünya… Nerede o Aristo’nun kutsal erdeminde aradığı mutluluk… Sahip olmanın hep daha fazlasına, arzu etmeninse hep daha fazla arzu etmeye vardığı ve bu yüzden hedonizmin yarattığı mutluluğun gelip geçici olduğunun farkında değil mi kimse?… Yazının Devamını Oku

Kentte Yaşayan Kira, Kırda Yaşayan Gıda Derdinde

onecikangorsel (hakimiyet.com)

Üzerinden 72 yıl geçmiş, Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşi’sini bizimle tanıştırmasının üzerinden. Malumunuz, bir piramit şeklinde resmedilen hiyerarşinin tabanını fizyolojik gereksinimler oluştururken yukarı doğru çıkıldıkça sırasıyla güvenlik gereksinimi, ait olma, sevgi ve sevecenlik gereksinimi, saygınlık gereksinimi ve kendini gerçekleştirme gereksinimi yer almakta [1]. Peki her aybaşında elimize geçen gelirimizin ne kadarını bu ihtiyaçlarımızın tamamını etkin bir şekilde giderebilmek için harcayabiliyoruz? Bu sorunun cevabını TÜİK’in açıkladığı Tüketim Harcama İstatistikleri’nde [2] aramaya çalışacağız hemen aşağıda.
En güncel veri olan 2013 istatistiklerine göre Türkiye genelinde ortalama bir hanehalkı aybaşında eline geçen gelirinin dörtte birini konut ve kira giderlerine ayırıyor. Barınma giderlerini %20’lik pay ile gıda ve içecek giderleri izliyor. Buraya kadar ihtiyaçlar hiyerarşimizde bir sıkıntı yok gibi. Gelirimizin neredeyse yarısını barınmaya ve beslenmeye ayırıyoruz. Ülkemizde ortalama bir hayata sahip Ahmet Amca kazandığı 100 liranın yarısını barınma ve beslenme ihtiyaçlarına harcarken 17 lirasını ise bir yerden bir yere gitmek için yani ulaştırma hizmetlerinde harcıyor.… Yazının Devamını Oku

Yandım Televizyonun Elinden

giris_ fotog_rafı

“Gidip posta’nın, ipsos’un, hapsos’un anketlerine bakmayın, gelin size ben babamların mahalleyi anlatayım”. Ipsos’un “Türkiye’yi Anlama Kılavuzu” adlı çalışmasının 2014 yılı sonuçları için yazılmış tweetlerden sadece biri bu. Aslında Ipsos 2005’ten beri her iki yılda bir bu araştırmayı yayımlıyor. Ancak araştırmanın bu sene gündeme bomba gibi düşmesinin nedeni Türkiye’nin tirajı en yüksek ikinci gazetesi olan Posta’nın araştırma sonuçlarını manşete taşıması

Bence asıl bomba ise hem Posta’nın ilk sayfasında yer alan hem de insanların hararetli şekilde tartıştığı araştırma sonuçlarının aslında 2012 yılına, yani Ipsos’un bir önceki çalışmasına ait olması.

Haberde aktarılan verilerin hangi yıla ait olduğu bir yana, Posta gazetesinin 3 Ocak 2015 tarihli “İşte Yurdum İnsanı” manşetli haberi sosyal medyada artık alışık olduğumuz üzere hızlı bir kutuplaşmaya yol açtı. Habere ve özellikle haberin başlığına gelen ilk tepkiler “Posta’dan halkı aşağılayan manşet” cümlesi ile özetlenebilecek kıvamdaydı.… Yazının Devamını Oku

Demokrasi, Eğitim ve Sosyal Hareket

Gezi Parký nöbeti

Mısır’da durmak bilmeyen bir sosyal hareket var. Tam olaylar bitti, seçim yapıldı ve Mısır kendi liderini seçti derken ikinci dalgası başladı hareketin. Türkiye’de de bir sosyal hareket olduğunu söyleyebiliriz. Mısır’daki kadar ciddi olmasa da Türkiye’nin yönetimden memnun olmayan kesimi kendi geliştirdikleri protesto yöntemleriyle memnuniyetsizliğini gözler önüne seriyor. Bir park meselesi neticesinde başlamış olsa da Türkiye’deki hareketin daha derin, ciddi sebepleri olduğu en başında biliniyordu. Mısır ve Türkiye’deki hareketlerin farklı karakteristikleri olduğu aşikar. Ancak bu yazıda her iki sosyal hareketi demokrasi ve eğitim ekseninde, birlikte değerlendirmek istiyorum.… Yazının Devamını Oku

Pür Mutluluğun İmkansızlığı Üzerine

pure happiness

Anlam veremediğin bir rahatsızlık kaplar tüm vücudunu. Fırtına öncesi sessizliktir bu, ama farkında değilsindir, itibar etmezsin. Sonra gözlerin bulanmaya başlar. Bu, bir şeylerin ters gittiğini anlamana yarayacak ilk alamettir. Biraz oturayım, belki geçer dersin. “Salak! Harekete geçsene, bir önlem alsana!” diye haykırıyordur beynin, ama beynini duyacak durumda değilsindir. Beynin son kozunu kullanacaktır artık: Kalp. Birbirlerine muhtaç olup, birbirlerinden nefret eden iki aza… Madem benim dediklerime kulak asmıyorsun, kalbini dinlersin belki der beynin. Kalp ile beyin bir olur ve kalp atışların hızlanmaya başlar. Beni dinle diyor sana el ele vermiş iki organın: Haydi bizi ölümden kurtaracak adımı at artık!… Yazının Devamını Oku

Türkiye'de Antidepresan Kullanımı Artıyor Mu?

iletisim: barisurhan[at]gmail[dot]com

Bu soruya “evet” ya da “hayır” gibi kestirme bir cevap vermektense isterseniz işi biraz daha heyecanlı hale getirelim ve şu soruyu soralım “Türkiye’de insanlar yaşadığı hayattan memnun mu?”. Bu sorunun cevabını sevgili TÜİK’ten istediğimizde karşımıza şöyle bir grafik çıkıyor:

Görünüşe göre işler yolunda gibi, ne dersiniz? Nüfusun Yaklaşık %60’ı hayatından memnun. %15’lik kısmı pek memnun değil… Geriye kalan %25’lik kısım ise ne öyle, ne böyle… “Eh işte”ciler! Grafiğin önemli bir diğer noktası ise yıllar itibariyle mutlu olanların öyle çok da ciddi bir hareketlilik yaşamadığını yani %54 -%64 bandında gezdiklerini göstermesi! Grafiğe baktığınızda “Hükümet insanı mutsuz eder” de diyebilirsiniz, “Hükümet, siz tam mutsuz olduğunuzu sanarken mutlu eder” de! Biz ise bunların hiçbirini söylemeyeceğiz. Gelin bakalım bu mutlu olduğunu söyleyen insanlar, aynı dönemde başka göstergeler ışığında ne haldelermiş?… Yazının Devamını Oku

Mutluluğun İktisadı: Para Saadet Getirir mi? -1-

happiness-graph

 

Mutluluğun bir inceleme konusu olarak iktisadın gündeminde tekrar yer edinmesi oldukça sevindirici bir gelişme. Farklı eğitim geçmişlerine sahip birçok profesör, iktisat ve diğer sosyal bilimlerin merkezinde mutluluk nosyonunun yer edinmesi gerektiğini düşünüyor. En doğru şekliyle 1700lerin ikinci yarısında iktisadın odağında yer alan mutluluk, iki buçuk asır sonra tekrar tartışılmaya başlandı. Bu yazıdaki amacım evvela günümüzdeki mutluluk iktisadı çalışmalarına dair oldukça yüzeysel bir çerçeve çizdikten sonra, mutluluğun ve diğer birçok insani değerin iktisattan uzaklaştırılması suretiyle iktisadın ahlaksız bir disiplin haline gelmesini anlatmaktır.… Yazının Devamını Oku