Kalkınma İktisadı

Demokrasi, Eğitim ve Sosyal Hareket

Gezi Parký nöbeti

Mısır’da durmak bilmeyen bir sosyal hareket var. Tam olaylar bitti, seçim yapıldı ve Mısır kendi liderini seçti derken ikinci dalgası başladı hareketin. Türkiye’de de bir sosyal hareket olduğunu söyleyebiliriz. Mısır’daki kadar ciddi olmasa da Türkiye’nin yönetimden memnun olmayan kesimi kendi geliştirdikleri protesto yöntemleriyle memnuniyetsizliğini gözler önüne seriyor. Bir park meselesi neticesinde başlamış olsa da Türkiye’deki hareketin daha derin, ciddi sebepleri olduğu en başında biliniyordu. Mısır ve Türkiye’deki hareketlerin farklı karakteristikleri olduğu aşikar. Ancak bu yazıda her iki sosyal hareketi demokrasi ve eğitim ekseninde, birlikte değerlendirmek istiyorum.… Yazının Devamını Oku

"Su"dan Savaş Olur mu?

Dünyanın artan nüfusuna paralel olarak ülkelerin su kullanımlarının gittikçe artmasının yakın gelecekte savaşlara yol açma ihtimali son dönemde sıklıkla tartışılıyor. ABD Ulusal İstihbarat Konseyi’nin Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın isteği üzerine hazırladığı ve 22 Mart 2012 tarihinde kamuoyu ile paylaşılan “Küresel Su Güvenliği (Global Water Security)” isimli rapor, bu konunun küresel politika yapıcıların gündeminde de önemli yer tuttuğunu gösteriyor. Sorunun çözümüne yönelik olarak önerilenler arasında su kullanımının kurumlar vasıtasıyla düzenlenmesi ve suyun serbest piyasa koşulları altında ticaretinin yapılması fikirleri de bulunuyor.

Yazının Devamını Oku

Pür Mutluluğun İmkansızlığı Üzerine

pure happiness

Anlam veremediğin bir rahatsızlık kaplar tüm vücudunu. Fırtına öncesi sessizliktir bu, ama farkında değilsindir, itibar etmezsin. Sonra gözlerin bulanmaya başlar. Bu, bir şeylerin ters gittiğini anlamana yarayacak ilk alamettir. Biraz oturayım, belki geçer dersin. “Salak! Harekete geçsene, bir önlem alsana!” diye haykırıyordur beynin, ama beynini duyacak durumda değilsindir. Beynin son kozunu kullanacaktır artık: Kalp. Birbirlerine muhtaç olup, birbirlerinden nefret eden iki aza… Madem benim dediklerime kulak asmıyorsun, kalbini dinlersin belki der beynin. Kalp ile beyin bir olur ve kalp atışların hızlanmaya başlar. Beni dinle diyor sana el ele vermiş iki organın: Haydi bizi ölümden kurtaracak adımı at artık!… Yazının Devamını Oku

Eğitimli İşsizlik

Bir ülkedeki ortalama eğitim seviyesiyle genel ekonomik durum arasında, literatürde sıkça incelenen önemli bir ilişki vardır. Ekonomistlerin eğitim düzeyi ve eğitimin niteliği ile ilgilenmesinin temel iki nedeni vardır. Bunlardan ilki eğitim düzeyi ile ekonomik büyüme arasındaki pozitif korelasyondur. İkincisi ise eğitimin işsizlik riskini düşürerek, ekonominin geneline yaptığı olumlu katkıdır.

Ekonomik büyüme ile eğitim seviyesi arasındaki ilişki hem mikro hem de makro perspektiften incelenebilir. Eğitimin kişilerin kazançları üzerindeki etkisi, mikro yaklaşıma iyi bir örnektir. Krueger ve Lindahl 2001 yılında yayınladıklar makalede [1] 42 ülke için ülkedeki ortalama eğitim süresi ile kişilerin kazançları arasındaki ilişkiyi incelemişler ve iki değişken arasındaki pozitif ilişkiyi göstermişlerdir.

Yazının Devamını Oku

Aman Petrol -2

Walking-with-destiny

Dinlemek için:  http://soundcloud.com/hasmetasilkan/petrol-2

İndirmek için:  http://soundcloud.com/hasmetasilkan/petrol-2/download

Yazının 1. bölümünü okumayanlar için: http://iktisadiyat.com/2012/03/16/aman-petrol-1/
Bir Zamanlar SSCB’de

Tüm bunlar olup biterken, soğuk savaş mimarı, sabır taşı, strateji dehası diye nitelendirebileceğimiz Stalin sahneye çıkmaya hazırlanır. 1901-1902 yıllarında Batum’da işçileri örgütlemesiyle ve Rotschild’lerin işyerlerinde uzun zamandır devam eden grevlerde başı çekmesiyle nam salmıştır. Bu grev sonrasında tutuklanır. Daha sonra yedi kez daha tutuklanacak ve sürgüne gönderilecektir. 1903’te Bakü’deki grevler tüm SSCB’ye yayılmaya başlamıştır. O sıralar çarlık rejimi sallantıdadır ve bir değişikliğe ihtiyacı vardır. Her otokrat rejim gibi bu değişikliği savaşla sağlamaya çalışır ve Japonya’ya savaş açar. Savaşı Japonya kazanır ve Stalin tarafından kaleme alınan bir bildiri yayınlanır: “Kafkasya işçileri, intikam saati geldi.” Çarlarına dilekçe vermek için kış bahçesine yürüyüşe geçen işçi grubuna polis ateş açar ve bu Kanlı Pazar 1905 İhtilali’nin başlangıcı olur.… Yazının Devamını Oku

Temel eğitim ve mesleki eğitim ilişkisi

 

Geçen hafta, Balkanlar’dan gelen bir çok mesleki eğitim uzmanı ve mesleki eğitim kurumu müdürü ile birlikte Arnavutluk’taydık. Tartışılan konular mesleki eğitimin niteliği ve sosyal içermeye olası katkılarıydı. Açıkçası, Türkiye söz konusu ülkelere göre bu konuda fersah fersah ileride. Ancak, kontrol grubundaki ülkelerin kötü olması, Türkiye’nin her sorununu çözdüğü anlamına da gelmiyor elbette.

Türkiye’de işgücü piyasasında hala ciddi sorunlar var. Örneğin, nitelikli elemanların maaşlarında yeterli veri olmadığı için teyit etmekte zorlandığımız ancak herkesin bildiği bir uyumsuzluk (işyeri sahiplerinin ödemek istediği ücretlerle, çalışanların talep ettiği ücretler arasındaki farklılık) bulunuyor. Bir diğer önemli sorun da kişilerin değişen iş tercihleri ile ilgili. İş hayatına yeni atılacak gençler ve işsizler, sanayiden ziyade hizmetler sektöründe çalışmak istiyorlar. Her ne kadar ekonomiler geliştikçe sanayinin payı azalıp hizmetlerin payı artsa da, sanayi hala Türk ekonomisinin lokomotifi durumunda.… Yazının Devamını Oku

Aman Petrol -1

Dinlemek için : http://soundcloud.com/hasmetasilkan/petrol-1

Ses dosyasını indirmek için: http://soundcloud.com/hasmetasilkan/petrol-1/download

 

Bir damla petrolün bir damla kandan daha değerli olduğunu, petrol buradaysa Amerika’nın fazla uzakta olamayacağını, paranın her şey olduğunu ve tüm ideolojilerin sonunu hazırlayacağını bize petrol öğretti. Bu yazı hayatın bu gerçeklerini henüz öğrenmemişler içindir. Yararlandığım kaynakları yazı dizisi sonuna ekleyeceğim tabii ki ama ilgimi bu konuya bu denli çeken, fazlaca alıntıladığım ve döne döne okuduğum Daniel Yergin’in “Petrol – Para ve Güç Çatışmasının Epik Öyküsü ” kitabının ismini yazımın en başında zikretmek isterim.

 Yazının Devamını Oku

Türkiye'de Antidepresan Kullanımı Artıyor Mu?

iletisim: barisurhan[at]gmail[dot]com

Bu soruya “evet” ya da “hayır” gibi kestirme bir cevap vermektense isterseniz işi biraz daha heyecanlı hale getirelim ve şu soruyu soralım “Türkiye’de insanlar yaşadığı hayattan memnun mu?”. Bu sorunun cevabını sevgili TÜİK’ten istediğimizde karşımıza şöyle bir grafik çıkıyor:

Görünüşe göre işler yolunda gibi, ne dersiniz? Nüfusun Yaklaşık %60’ı hayatından memnun. %15’lik kısmı pek memnun değil… Geriye kalan %25’lik kısım ise ne öyle, ne böyle… “Eh işte”ciler! Grafiğin önemli bir diğer noktası ise yıllar itibariyle mutlu olanların öyle çok da ciddi bir hareketlilik yaşamadığını yani %54 -%64 bandında gezdiklerini göstermesi! Grafiğe baktığınızda “Hükümet insanı mutsuz eder” de diyebilirsiniz, “Hükümet, siz tam mutsuz olduğunuzu sanarken mutlu eder” de! Biz ise bunların hiçbirini söylemeyeceğiz. Gelin bakalım bu mutlu olduğunu söyleyen insanlar, aynı dönemde başka göstergeler ışığında ne haldelermiş?… Yazının Devamını Oku

Aç Kalmanın TÜİK'çesi!

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba değerli okurlar! Siz varsanız bizler de varız! vb. vb. vb.

Sevdiğim bir dostum geçenlerde  TÜİK’le mücadele ederken ekranını da benimle paylaştı. Ekrandaki rakamların tepesinde “açlık sınırı” diye bir şeyle karşılaştım. Merak edip rakamlara baktığımda şöyle bir şeyler gördüm:

TÜİK’in konuyla ilgili olarak metaveriye koyduğu açıklama ise şöyle:

Yazının Devamını Oku

Ekonominin “Hokus Pokus”u: Enflasyon

Kaç televizyon programı eskittik: “Şimdi kameralarımızı semt pazarına uzatıyoruz. Bakalım halkın enflasyonu ne alemde?” diye başlayan ve mikrofonu kapanın “Vallahi evladım biz bu işten bir şey anlamadık; halimiz harap. Bak, yarım kilo kıyma bile alamıyorum” diyerek yakındığı. Oysa Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) enflasyon rakamlarını açıkladığında uzmanlar “enflasyon rakamları düşük” demiyor mu? Ya da hükümet üyeleri her fırsatta üç haneli rakamların sınırlarını zorlayan enflasyon rakamlarından tek hanelere gelmenin ne büyük başarı olduğundan bahsetmiyor mu? Peki ya karikatürler? Yıllar var ki Salih Memecan’ın elinden enflasyon canavarının vatandaşı kovaladığı bir karikatür çıkmamış. E peki kardeşim; bu insanların zoru ne? Ne diye sürekli “fiyatlar yine çok arttı; yandık, bittik” diyor?… Yazının Devamını Oku