Teknoloji ve Yenilik İktisadı

AR-GE’nin Yolu Konuya Odaklanmaktan Geçiyor

resim1 (argeinovasyon.org)

“Eğer müşterilerime ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı bir at derlerdi.”
Henry Ford

Daha hızlı bir at yerine motorlu bir araç tasarlayarak otomobili icat eden Henry Ford ya da çağdaşlarından bambaşka bir düşünce yapısı ile bir garajda 2014 itibarıyla 1 milyar ürüne ulaşan bir markayı ortaya çıkaran Steve Jobs gibi günümüzde de artık birçok insan inovasyonun öneminin farkında. İş dünyası gün geçmiyor ki daha yenilikçi bir anlayış ile ürünlerini yeniden tasarlamasın ya da yeni yatırımlara yelken açmasın. Yenilikçiliğin geliştirilmesi için gereken en önemli hususlardan biri ise sizin de malumunuz araştırma ve geliştirme çalışmalarına gösterilen önem. Peki, ülke yönetimleri yeniliğe, yenilikçiliğe yönelik harcamalara nasıl yaklaşıyor?
OECD’den elde edilen en güncel verilere göre 2013 yılı itibarıyla ülkelerin AR-GE harcamalarının GSYH içerisindeki paylarına bakıldığında İsrail’in %4,21 ile ilk sırada olduğu görülmekte.… Yazının Devamını Oku

Bu Gelişmiş Ülkeler de, Ha Bire Başımıza İcat Çıkartıyorlar!

patented

Aslında bu yazı, ileri teknolojinin hayatımızı nasıl değiştirebileceğine dair, Jetgiller kıvamında ve eğlenceli bir değerlendirme olacaktı. Ancak yazıya başladıktan sonra fark ettim ki, böyle bir değerlendirme küresel inovasyon ortamına dair bir değerlendirme olmaksızın pek çok okuyucu için havada kalacak. Eğlenceli fütürizm başka yazıya kalsın, bugün rakamlarla konuşalım.
“Yenilikçiliğin ve teknolojik gelişimin kaynağı ABD ve kalkınmış ülkeler” diye boşuna söylenmiyor. Açıkçası, icat çıkartmakta üstlerine yok. 2013 ve öncesinde, ABD Patent ve Marka Ofisi’nden alınan toplamı 5,5 milyon teknoloji patentinin %56’sını ABD’li şirketler almış. Geriye kalan %44’ün dağılımı da, yenilikçiliğin ve icat çıkarma meselesinin bir kaç ülkenin tekelinde olduğuna işaret ediyor. Japonya, ABD’deki patentlerin %17’sini, Almanya %7’sini almış. Yani, üç ülke, alınan her beş patentten dördünün sahibi (Şekil 1).… Yazının Devamını Oku

Yenilikçilik ya da popüler ifadesiyle ‘İnovasyon’ denildiğinde aklımıza gelmeyenler…

innovation

Bu yenilikçi (ya da inovatif) olma durumu, hatta zorunluluğu hayatımıza öyle bir girdi ki, her yanımız yenilikçi insanlarla ve ürünlerle doldu taştı. Yenilikçiliğin ya da popüler ifadesiyle inovasyonun ne olduğunu bilmeden peşinden koşar hale geldi firmalar da…

Yazının bundan sonrasında kendimi popüler kültürün şefkatli kollarına (!) bırakarak ‘inovasyon‘ kelimesini kullanacağım…

Artık devletler bile inovatif-girişimci devletler. Mariana Mazzucato bu konuda yazmaya ve anlatmaya devam ediyor. Tartışmanın temeli inovasyon çağında “devletin rolü, önemsiz bir oyuncu görülerek bir şekilde göz ardı mı ediliyor?” sorusuna odaklanıyor…

Bu tartışma bu yazının konusunu oluşturmuyor, bu yazının konusunu ‘inovasyon’ denildiğinde aklımıza gelmeyen bir inovasyon türü oluşturuyor: Sosyal İnovasyon!

İnovasyonun da suyu çıktı, sosyalin de inovasyonu mu olur muymuş demeyin!

Hele bir dinleyin-okuyun.… Yazının Devamını Oku

Penguenler Devrim Mi Yapıyor?: Açık-kaynak üretim modeli üzerine

Kaynak: Warner Independent Films

25 Ağustos 1991

Herkese merhaba,

(…) (bedava) bir işletim sistemi yapıyorum (sadece bir hobi, gnu gibi büyük ve profesyonel olmayacak.) (…) Çoğu kişinin ne özellikler istediğini bilmek isterim. Tüm önerilere açığım ancak bunları uygulamak için söz vermiyorum :)”

Finlandiyalı bir bilgisayar bilimleri öğrencisi olan Linus Torvalds, henüz 21 yaşındayken, bir internet e-posta grubuna[1] yukarıdaki satırları gönderdiğinde, nasıl bir değişim başlatacağının farkında bile değildi. Küçük bir yazılımcı grubunun önerileriyle, yazdıkları kodlarla ve temizledikleri “bug”larla gelişen bu proje, günümüzde milyonlarca insanın kişisel bilgisayarlarında,günümüzde cep telefonlarından internet sunucularına sıklıkla kullanılan Linux işletim sisteminin temelini atmıştı. Projenin maskotu penguen Tux, tüm dünyada linux kullanıcılarının ve özgür yazılım destekçilerinin sembolü oldu.

Geçen yirmi yıldan fazla zaman, bize şu soruyu defalarca sordurdu: “Kendi kendine organize olup hiçbir ücret almadan -sadece bir hobi olarak- katkı sağlayan, dahası birbirlerini hiç tanımayan bir grup insanın, milyarlarca dolarlık dev yazılım şirketlerinin hiyerarşik organizasyonları içinde tam-zamanlı çalışan üst düzey yazılımcıların geliştirdiği Windows, iOS gibi işletim sistemleri ile rekabet edebilmesi[2], nasıl mümkün olabilirdi?… Yazının Devamını Oku

Teknoloji Edinimi: Kaynaklar

Teknoloji edinimi Araştırma ve Geliştirme (Ar&Ge) ve Teknoloji Transferi gibi iki temel belirleyiciye bağlı olarak gerçekleştirilmektedir. Bunları ilki içsel ikincisi dışsal kaynaklar olmak üzere sınıflandırmak mümkün. Ancak bu iki kaynak da aslında birbirini belirliyor ve besliyor.

Ar&Ge faaliyetleri teknoloji üretmenin esasını oluşturmaktadır. Ancak özellikle gelişmekte olan ülkeler için bu (içsel) kaynağın kullanımı çok kolay değildir.  Zira Ar&Ge yapabilmenin ön koşullarını sağlamak sözkonusu ülkeler için zahmetli ve maliyetli bir süreçtir. Bilgi üretilmesi, bu bilginin araştırma projeleri ile ticarileştirilmesi, araştırmalarının yapılması ve dahi bu süreçte çalışacak yetişmiş Ar&Ge personelinin temini, beşeri sermaye birikimi, finansman gibi konular gelişmekte olan ülkelerin önünde ayrı ayrı ve olabildiğince büyük engeller, çıkmazlar oluşturmaktadır. Bu süreçlerin tamamı özünde ‘insan’a ve ‘insan eylemi’ne dayanmaktadır.

Öte yandan teknoloji transferi kolay bir yol gibi gözükmekle birlikte maliyetsiz ya da Ar&Ge faaliyetlerine göre daha az maliyetli değildir.… Yazının Devamını Oku

Teknolojik Gelişme ve Toplumsal Zekâ

Gerçekten toplumların zekâ düzeyi ile teknolojik gelişmişlik seviyeleri arasında bir ilişki var mı?

Türk Dil Kurumu zekâyı “insanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı” olarak tanımlamakta. Teknolojik gelişmenin kaynağını oluşturan belirleyici faktörün “bilgi” olduğu gerçeğinden hareketle insanın düşünme, akıl yürütme ve sonuç çıkartarak bilgiye ulaşma süreci teknolojik gelişmenin ilk adımını oluşturmaktadır.

Bu tanımlardan yola çıkıldığında, zekâyı tanımlayan düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yetenekleri; bir diğer ifade ile insanın zihinsel faaliyetlerinin tamamı teknoloji ve yenilik üretimi (ve dolayısıyla gelişme)  için başlangıç gereklilikleri.

Peki ya sonrası…Sonrası şu sorunun cevabında saklı;

“ Teknolojik gelişmeye dünya üzerinde öncülük eden İngiltere, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkeler ve bunlara ilave olarak geç sanayileşmeyi sağlayan Japonya ve Kore gibi ülkelerin insanları çok mu zeki?Yazının Devamını Oku

Schumpeter, Yenilik ve Yaratıcı Yıkım

Schumpeter-gro_DF00_

Joseph A. Schumpeter  1883-1950 yılları arasında yaşamış Avusturyalı, iktisat profesörüdür. Sosyolog ve tarihçi yönünün iktisadi düşüncelerine derinlik ve enginlik kattığı pek çok düşünür tarafından kabul edilen Schumpeter’in temel ilgi alanı kapitalist endüstriyel toplumun gelişme sorunudur.

Schumpeter, bu gelişme sorununu ele alırken, kendi kendini yenileyen statik bir akım tablosu yerine dinamik bir gelişme modeline yoğunlaşmıştır. Gelişmeyi denge çizgisinin aşılması ve yeni bir denge çizgisine yönelmek olarak tanımlayan Schumpeter’ göre, bunu başarabilecek olan tek faktör vardır ki o da girişimcidir. Schumpeter’in yaklaşımları ile ayrı bir önem kazanan girişimci, üretim faktörlerinin içeriğinde yenilik (inovasyon) yaparak (statik ve atıl) girişimcileri de harekete geçirmektedir. Diğer bir ifadeyle, yeniliklere öncülük edenler dinamik girişimcilerdir. Üretim tekniğine ve içeriğine hemen uygulanabilecek olan yenilikler, üretim faktörlerinin bileşimine değişiklik getiren ve bu sayede girişimci kârını arttıran faaliyetler olarak tamamlanmaktadır.… Yazının Devamını Oku

Emeksiz Teknoloji… Emeksiz Yenilik vs…

Geleneksel İktisat Teorisi, üretim faktörlerini dört başlık altında ele almaktaydı: Emek, Sermaye, Doğal Kaynaklar ve Müteşebbis… Ve sonrasında 1980’li yıllarda İçsel büyüme teorileri ile literatürde yer almaya başlayan teknoloji, beşeri sermaye, araştırma-geliştirme faaliyetleri gibi faktörler geleneksel üretim faktörlerinden önemli-öncelikli hale geldi. Ancak burada göz ardı edilmemesi gereken en önemli unsur bu -yeni- faktörlerin “emeğin” türevi” olmasıdır.

Zira emeğin niteliklerini ifade eden beşeri sermaye ve beşeri sermayenin ürünü olan araştırma geliştirme faaliyetleri ve teknolojik yenilikler “emek” olmaksızın var olamayacak üretim faktörleridir. Diğer bir ifade ile içsel büyüme teorilerinin ortaya koyduğu yeni faktörler emeğin türevi iken geleneksel üretim faktörleri de emeğe bağlı olarak etkinlik kazanabilmektedir. Doğal kaynakları kullanarak üretken kılacak, sermaye birikimini sağlayacak unsurları biraraya getirecek ve teknolojinin üretimini sağlayacak olan tek faktör, özü itibariyle insanı ifade eden emek faktörüdür.… Yazının Devamını Oku