Konuk Yazarlar

İktisadiyat’a Kısa Bir Bakış

munch.scream

İktisadiyat eli yüzü düzgün bilim (merkezde iktisat olmak üzere), felsefe ve toplum yazıları okumak isteyenler için değerli bir mecra. Bağımsız yazarların iktisadi kaygı gütmeden (yaygın ve yanlış kulla-nım bu, aslında kâr dürtüsünden söz ediyoruz, nihayetinde yazan da okuyan da bu işten haz/fayda aldığı müddetçe iktisadi kaygı vardır) sağladığı katkılarla büyüyen ve okuyucusunu doyuran, popüler-lik tuzağına düşmemeyi başaran bir atölye olarak görülebilir İktisadiyat. Biraz ileri giderek, çatısı, bordrosu, bürokrasisi olmayan bir düşünce kuruluşu (think tank) olarak görmek de mümkün.

İktisadiyat ekibi zaman içinde kâh daralarak kâh genişleyerek bugüne geldi. Bu yazıda İktisadiyat’ın geçmişine yönelik bir sayma egzersizi yapıyoruz. İktisadiyat’ın Blogspot’taki yayınından WordPress desteği ile kendi alan adı altında yayına geçtiği Kasım 2008’den 20 Mayıs 2016’ya kadar yayımladığı tüm yazılar alınıyor, biraz kes-yapıştır ile bu yazılara ait metaveriye şekil veriliyor; başlık, yazar, yayın tarihi, anahtar kelime verisi bir çalışma tablosuna giriliyor.… Yazının Devamını Oku

Bu Üretim Yapısı ve İhracatla Ancak Bu Kadar

şekil 1

2023’e 9 kala Türkiye, 25000 ABD Doları kişi başına milli gelir hedefinin hala çok uzağında. Hedefe ulaşabilmemiz için kişi başına milli gelirin 2014-2023 döneminde yıllık ortalama %10,3 hızla büyümesi gerekiyor. 2001-2008 dönemine baktığımızda 7 yılda  kişi başına milli gelirini 3,4 katına (yıllık bileşik %19,9 büyüme) çıkarabilen, 2008-2014 dönemine baktığımızda ise 6 yılda 10283 ABD Doları’ndan 10482 ABD Doları seviyesine çıkabilmiş bir ülke ile karşılaşıyoruz. İçinde küresel krizi de barındıran bu son 6 yıllık performans, “2023 hedefleri iyi, hoş ama orta gelir tuzağına mı takıldık acaba” sorusunu akla getiriyor.

Orta gelir tuzağı literatürü, tuzağın nedenleri ve çözüm yolları açısından temelde üç gruba ayrılabilir: 1) eğitim ve doğru kurumlar 2) ihracatın sektörel yapısının değiştirilmesi ve 3) proaktif devlet aracılığıyla sanayinin iyileştirilmesi. (Kanchoochat ve Intarakumnerd, 2014[1]) Bu kısa notta ikinci grubun tezine odaklanılarak, ihracatın sektörel dağılımındaki değişimlerin Türkiye’nin kişi başına milli gelirinin büyüme potansiyeline etkisi ölçülmektedir.… Yazının Devamını Oku

İletişim ve Bireyler

Ana akım iktisadın genellikle dile getirdiği konulardan biri de bütün iktisat teorilerinin tek tek bireylerin neleri tercih ettikleri üzerine kurulu olması gerektiğidir. Bu temelleri ana akım iktisatçılar mikro temeller olarak adlandırırlar. Bu fikrin temelinde şu düşünce vardır: Ana akım iktisatçılara göre bütün iktisadi meselelerin (işsizlik, büyüme oranları, finansal dalgalanmalar vs.) temelinde toplumsal kararlar vardır. Bu toplumsal kararlar bireylerin aldıkları kararların toplamından oluşur. Bu durumda herhangi bir iktisat teorisi bireylerin hangi kararları neden aldığını açıklamalı, bu kararların toplamının nasıl toplumsal karara dönüştüğünü göstermeli ve bu toplumsal kararın nasıl bir iktisadi sonuç yarattığını ifade etmelidir.

Ana akım iktisadinin temelinde yatan bu görüş bence yarı yarıya doğrudur. Evet, tüm iktisadi meselelerin temelinde kesinlikle bireylerin tek tek verdikleri kararlar yatar. Ancak bu fikrin ikinci bölümü, yani teorilerin tamamen tek tek insanların verdiği kararların üzerine kurulu olması gerektiği düşüncesi bence yanlıştır.Yazının Devamını Oku

Yapısal Dönüşüm ve İktisadi Kalkınma veya Jonathan Swift’ten Zenon’a, Zenon’dan Dani Rodrik’e

Konuk Yazar: Eray Yücel, TCMB

22 Aralık 2010, Çarşamba günü 14:00-19:00 arasında Türkiye Ekonomi Politikaları AraştırmaVakfı – TEPAV önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı: Merih Celasun’a Saygı Günü. Türkiye’de iktisat disiplininin –halihazırda– yedisinden yetmişine pek çok üyesini doğrudan veya dolaylı yetiştiren değerli hocam Profesör Merih Celasun’u andık. Hocanın öğrencileri, öğrencilerinin öğrencileri, öğrencilerinin öğrencilerinin henüz hoca olamamış asistanları ve asistanların öğrencileri. Bu müteakip kuşaklar aslında bundan önce de sayısız kere aynı salonda toplanmışlardı, belki farkında olmadan. Bu kuşakların her biri Merih Hoca’dan belli dönemlerde ders aldılar, Hocanın belli tespitlerini bire bir aynı şekilde duydular, notlar tuttular. Hoca’ya ödevler hazırladılar, makaleler, bazan beğenilmeyeceğini bile bile ama beğenilmese de saygı göreceğini bilerek. Bu açıdan bakınca bazı tanıdıklarıma –klişe pahasına– Hoca burada olsaydı da görseydi demekten kendimi alamadım.… Yazının Devamını Oku