Kategorisiz

Pür Mutluluğun İmkansızlığı Üzerine

pure happiness

Anlam veremediğin bir rahatsızlık kaplar tüm vücudunu. Fırtına öncesi sessizliktir bu, ama farkında değilsindir, itibar etmezsin. Sonra gözlerin bulanmaya başlar. Bu, bir şeylerin ters gittiğini anlamana yarayacak ilk alamettir. Biraz oturayım, belki geçer dersin. “Salak! Harekete geçsene, bir önlem alsana!” diye haykırıyordur beynin, ama beynini duyacak durumda değilsindir. Beynin son kozunu kullanacaktır artık: Kalp. Birbirlerine muhtaç olup, birbirlerinden nefret eden iki aza… Madem benim dediklerime kulak asmıyorsun, kalbini dinlersin belki der beynin. Kalp ile beyin bir olur ve kalp atışların hızlanmaya başlar. Beni dinle diyor sana el ele vermiş iki organın: Haydi bizi ölümden kurtaracak adımı at artık!… Yazının Devamını Oku

İstanbul Semalarında Žižek … Bir ben kaldım yazmayan…

zizek (2)Evet, birkaç haftadır bir çok insan yazdı çizdi, yerden yere vurdu, bir ben kaldım yazmayan… Fakat eleştirilerimi ön plana çıkarmak yerine tuttuğum notları ve kayda dayalı detayları paylaşacağım diğer yazarlardan farklı olarak. Ne yazık ki kimileri, hangi koşullarda ve sırada neyi söylediğini atladığından, başka noktalara çekmişler konuşulanları. Üstelik Zizek, konuşmalarında, kendi ülkesinden bakarak durumu değerlendirdiği gibi birtakım açıklamaları eklese de, duymak istemeyen çok olmuş anlaşılan.

Beklentileri bir hayli kırmış Zizek anladığım kadarıyla; fakat, madem biliyordu yazarlar neden tekrar edilmesini istediler Žižek’ten onu da hiç anlamadım Gayet pozitif ve eğlenceli bir edayla Žižek, hoş bir seda olup ülkesine döndü bence, eee geriye çok da anlamsız şeyler kalmadı doğrusu. Ben kısa bir özetini geçip, takip edemediyseniz, bilginiz olsun diye bir aktarımda bulunacağım.… Yazının Devamını Oku

Pazarlamadan Nöropazarlamaya

Pazarlama, Philip Kotler tarafından genel kabul gören tanımıyla “Firmaların, hangi malların veya hizmetlerin müşterilerinin ilgisini çekeceğini tayin etmeleri ve satışlar, iletişim ve işletme idaresi geliştirmeleri için stratejileri belirlemeleri sürecidir”. (Wikipedi’de de aynı tanım üzerinden yola çıkılmıştır, bakınız pazarlama başlığı). Pazarlama yoluyla şirketler müşterileriyle aralarında bir değer alış-verişi yaratabilmektedir; bu değer çok yerde para olarak karşımıza çıkmakta. İki dünya savaşı sonrasında silah üretiminden farklı yollar arayan “büyük güç”lerin başvurduğu bir yoldu. Amaç yapılacak yatırımlar karşılığında iyi paralar kazanabilmekti. Bu çerçeveden bakıldığında üç unsur ön plana çıkmakta değer transferi yapılacak kitlenin tanımlanması, tutulması ve bu kitlenin tatmin edilmesi. Üretim, ürün ve satıcılık temaları üzerine kurulan önceki yönelimler dikkate alındığında 1970’lerden itibaren önem kazanan pazarlama odak noktasını müşteri ve müşteri ilişkileri olarak değiştirmiştir. Daha başarılı iş stratejileri oluşturabilmek için müşterileri (ve potansiyel müşterileri) daha iyi anlayabilmenin ve buna göre üretim yapmanın, hizmet vermenin önemi çok daha iyi anlaşılmıştır.… Yazının Devamını Oku

NPYD-11: NÖROPAZARLAMA ve KÜLTÜREL FARKLILIKLAR

Son yazımda nöropazarlama konusunda yazmaya bir süre ara vereceğimi belirtmiştim. Ancak bu sözümü yerine getiremeyeceğimi fark ettim. Yakın zamanda yapılan ve yayımlanan oldukça ilginç araştırmalar var bahsetmeden geçemeyeceğim. Bunlardan ilki Vecchiato ve arkadaşları tarafından yapılan hem farklı metotların karşılaştırmasını içeren hem de kültürel farklılıkların etkisini inceleyen  bir derleme (review) çalışmasıdır. İnceledikleri metotlar EEG ve MEGdir; fMRIın zamana bağlı çözünürlük sorunundan dolayı incelemeyi tercih etmemişler. Pazarlamayla ilgili uyaranları iki eksende değerlendirmişlerdir: (1) hatırlama, (2) beğeni. Diğer çalışmaların sonuçlarından yola çıkarak beyin sinyallerinin bilişsel (cognitive) ve emosyonel (emotional) süreçleri saptamakta oldukça yararlı olabileceğini vurgulamışlar. Bu değişkenleri geleneksel pazarlama yöntemleri aracılığıyla saptamak mümkün değildir. Uygulanabilecek tek yöntem katılımcıya bu durumları sormaktır; bu da yapılan çalışmalarla gösterildiği gibi gayet yanıltıcı olabilmektedir. Çalışmanın son kısmında EEG yönteminin kültürel farklılıkları saptamak/ortaya koymak açısından nasıl kullanılabileceği üzerinde durmuşlardır.… Yazının Devamını Oku